Google+

Arama formu

BİR SIRT ÇANTALININ GALAPAGOS GEZİSİ

Bu yazı Gezimanya üyesi Armagan Kuscu tarafından yazılmıştır. Yazılarınızı sitemizde yayınlamak isterseniz üye olabilirsiniz.

Hadi amigo son durak! Muavinin bu sözleriyle uyandım, Cuenca’dan başlayan 4 saatlik yolculuğum bitmiş, Guayaquil’deyim. Hangi ülkede miyim? Ekvador. Neden mi Ekvador’un en büyük şehri Guayaquil’deyim? Çünkü çook uzun zamandır hayalini kurduğum Galapagos Adaları’na olan uçağım buradan kalkacak.

Saat gece 2.00, uçağımın kalkmasına daha 9 saat var! Bir gecelik yatak parasından yırtmak için böyle alakasız bir saatte buradayım, ne yaparsın sırt çantalı gezgin halleri. Garlar kışlamız, sırt çantamız süngümüz. Hah şurası güzel gözüküyor kıvrılayım bari. Oleyy yarım saat sınırı da olsa internet de var, büfeden de bi kahve ohh mis. Kitap okumak sarmadı biraz blog yazayım bari. Yarım saattir ne güzel yazıyordum ama yanıma oturan biri yaşlı, biri orta yaşlı, biri genç 3 adam ve minik sarışın bir kız çocuğu dikkatimi dağıtıyor. Bu birbirinden alakasız gözüken, değişik tarzlardaki 3 adam ve en fazla 3 yaşındaki minik kız çocuğu, Guayaquil Otobüs Terminali’nde, saat sabah 4.00 itibariyle ne yapıyor acaba? Adeta bir filmin içindeyim sanki ve ben de figuranım yanlarında. Baba olduğu belli olan, vücudunun çoğunda harika dövmeler bulunan, saçları mohak ortancayla muhabbete başlamamız ikimizin aynı anda tütün sarmaya başlayıp, sarma sigara üzerine güzellemeler vesilesiyle oluyor. Tayfa Litvanyalı imiş. Tanıştığım eleman Vilnius’un hatrı sayılır dövme artislerinden. Yılın bir kısmı Vilnius’ta, geri kalan kısmında ise diğer dükkanının bulunduğu Ekvador’un en popüler sörf beldelerinden Montanite’da yaşıyor. Havalı gözüken en genç eleman kardeşiymiş, ihtiyar ise çeşitli spiritüel güçleri olan, beraber iş yaptıkları arkadaşı. Vilnius’taki işleri bitirip Ekvador’a gelmişler saat 5.00’teki otobüslerini bekliyorlar.

Bu tayfayla keyifli muhabbetten sonra uyumaya çalışıyorum ama nafile. Havaalanına gitmeden önce ucuza gelsin diye pilav, yumurta ve etten oluşan kahvaltımı yapıyorum. Benim için pek şaşırtıcı olmayan bir kahvaltı menüsü. 20 aydır süren dünya seyahatimde o kadar değişik kahvaltı kültürleriyle karşılaştım ki herhangi bir kahvaltı standardım yok artık. İstediğin şeyi istediğin zaman bulmak da genelde pek mümkün olmuyor zaten, elde ne varsa onu yemece.

Arkamda büyüğü, önümde küçüğü sırtçantalarımla havaalanını sora sora 20 dakikalık bir yürüyüşten sonra buluyorum, otobüs garıyla havaalanının bu kadar yakın olması ne kadar harika değil mi? Havaalanına girer girmez medeniyet değişiyor kokulu, gürültülü terminal ortamından sonra. Ha bu arada Ekvador’un hakkını yemeyeyim. Bu ülkede şu ana kadar bulunduğum otobüs terminalleri çevredeki bölge ülkelerin kesinlikle en temizlerinden, en düzenlilerinden.

Havaalanının kapısından girer girmez yetkili olduğu her halinden belli bir hanım soruyor, Galapagos mu? Büyük bir heyecan, coşku yükseliyor içimden. Sanki evlilik yemini edercesine abartılı bir şekilde, ağzım kulaklarımda evet diyorum. O da çok güzel bir enerjiyle beni sadece Galapagos Adaları’na gideceklere özel bir bölümde çanta kontrolüne götürüyor. Bunu duymuştum çantalarda organik bir şeyler, yiyecek, bitki vs. var mı diye bakıyorlar. Bir de 10 dolarlık bir vergi veriyorum devlete. Adalara girerken para vereceğimi biliyorum tüm adalar milli park kapsamında olduğu için de bunu pek çözemedim, neyse. Sorunsuz bir check-in, son güvenlik kontrolleri, son çağrı, son bir şey derken uçak havalanıyor, heyecan dorukta!

1. Gün

Gözümü bile kırpmadığım iki saat sonunda ana karaya 1000 km uzaklıktaki San Cristobal’e inmiş bulunuyoruz. Yine çanta kontrolü ve 100 dolarlık giriş parasını verdikten sonra şansıma Kolombiya’da beraber futbol maçına gittiğimiz Kanadalı çiftle karşılaşıyorum. Adaya adımımızı beraberce atıyoruz. Oldukça sıcak, kuru bir hava, çölü andiran bir bitki örtüsü. En fazla 10 dakika süren bir yürüyüşten sonra yönümüzü sahile çeviriyoruz ve dünya tamamen değişiyor. Deniz aslanları ortalıkta cirit atıyor, bebeler bağırmalarıyla ortalığı birbirine katıyor.

Galapagos Adaları

Biraz ilerledikçe iguanalar boy gösteriyor. Denizden kayalıklara bakınca ise tür tür koca yengeçler kayaları kaplıyor. Galapagos’ta şenlikli, harika bir başlangıç!

Galapagos Adaları-1

Yüzümde kocaman bir gülümsemeyle daha önce tavsiyesini duyduğum hostele giriyorum, arkadaşlar da arkadan.  Hostelin sahibi süper çılgın teyze bana odayı gösteriyor, bende ne uykusuzluk ne de yorgunluk hissi var. Çantaları odaya atar atmaz dışarı çıkıyorum ve arkadaşlarımın önerisiyle ilk olarak La Loberia Plajı’na doğru yola çıkıyoruz. Güneşin altında yakıcı bir yürüyüşten sonra sahile attığımız ilk adımlarla beraber etrafımızı saran deniz aslanlarıyla nerdeyse kucaklaşmamız bir oluyor.

Galapagos Adaları-2

Sadece bu adalara özgü hem yüzebilen, hem de karada yaşayan iguanalar da deniz ayılarından rol kapma peşinde.

Galapagos Adaları-3

Gözlükleri takıp denize atlamaca, off su buz. Fakat deniz altının rengarenkliği ve deniz ayılarının bizle adeta şakalaşması suyun soğukluğunu unutturuyor. Karada oldukça miskin ve tembel olan bu hayvanları bir de suyun altında gör, öyle bir kıvraklık, öyle bir hız! Sahildeki harika saatlerin ardından güneş batmadan tekrar merkezdeyiz. Gün batımını soğuk bir bira eşliğinde yapıp, yarın için pek meşhur Leon Dormido (Kickers Rock) dalışına yerimi ayırtıyorum.

2. Gün

Dalış teknemiz sabah 8.00’de kalkıyor. Yol üstündeki Lobos Adası’nda yine sadece buraya özgü mavi ayaklı sümsük kuşlarına selam verip kocaman ve etkileyici Leon Dormido yani Uyuyan Aslan Kayası’na varıyoruz.

Galapagos Adaları-4

Suya atlar atlamaz şenlik başlıyor. Devasa kaplumbağalar mı dersin, kanatlarını büyük bir estetikle çırpan vatozlar mı dersin, üstüne üstüne gelen köpekbalıkları mı dersin, ortam National Geographic adeta, hem de gerçek çözünürlükte ve keskinlikte.

Galapagos Adaları-5

Galapagos Adaları-6

Herkesin mest olduğu ilk dalışın ardından 2. dalışımızda kendimizi onbinlerce balığın içinde buluyoruz.

Galapagos Adaları-7

Galapagos Adaları-8

Sonlara doğru gördüğümüz çekiç baş köpekbalıkları ise muhteşem bir final oluyor. Dalışların ardından bembeyaz bir sahile yanaşıp, sahile her hangi bir yiyecek çıkartmak yasak olduğundan, yemeğimizi teknede yiyip akşama doğru adaya dönüyoruz.

Galapagos Adaları-9

Bu harika günün batımını sahilde deniz aslanlarıyla beraber yapıyorum.

Galapagos Adaları-10

Bugün erkenden yatağa girmeli, hem çok yorgunum hem de beni Santa Cruz Adası’na götürecek tekne sabahın 7sinde. Ama o kadar erken yatamıyorum çünkü odamda sürpriz bir misafirim var. Yer yokmuş, teyze de benim samimiyetime güvenip bana sordu odadaki diğer yatakta arkadaş yatsa olur mu diye dedim neden olmasın. Ekvadorlu abimiz Santa Cruz Adası’nda yaşıyor, hayatını ise ahçılık yaparak idame ettiriyormuş. San Cristobal’e balık almaya gelmiş, aslında Quitolu olup, 20 senedir Santa Cruz Adası’nda yaşıyormuş. Abiyle ilgili bunun gibi genel bilgiler dışında buralı olmayan bir Ekvadorlu’nun Galapagos Adaları’nda yaşamak için devleti ikna etmesi gerekiyormuş bilgisini edindim. Anlattığına göre adeta başka bir ülkeye göçmenlik başvurusu yapmak gibi bir prosedürü varmış, enteresan.

Yazının diğer bölümleri için:

gezimanya.com/GeziNotlari/bir-sirtcantalinin-galapagos-rehberi-santa-cruz-adasi
gezimanya.com/GeziNotlari/bir-sirtcantalinin-galapagos-rehberi-isabela-adasi
gezimanya.com/GeziNotlari/bir-sirtcantalinin-galapagos-rehberi-san-cristobal-adasi

serdarakyel@yahoo.com kullanıcısının resmi
serdarakyel@yah...
Pzt, 04/01/2019 - 06:36
Güzel paylaşımınız için teşekkürler, bizde 6 günlüğüne gitmeyi düşünüyoruz. Hangi adada kalmamızı tavsiye edersiniz ve hangi adaları bu 6 gün içinde ziyaret etmeliyiz. Anladığı kadarı ile adalar arasında 2 saatlik botlar ile gidip geliyoruz. Bir adada hep konaklayıp, bot ile mi diğer adaları ziyaret etmeliyiz. Şimdiden teşekkürler,

Armagan Kuscu kullanıcısının resmi
Yazar Hakkında

Armagan Kuscu