Roma'nın Meydan, Çeşme ve Sarayları

Aşk Çeşmesi'ndeki heykellerin anlamı nedir? Robert Langdon Melekler ve Şeytanlar filminde hangi çeşmeye atlamıştı? Campo de' Fiori'deki kocaman heykel kimin adına niye dikilmiş? Daha neler var neler, hepsini araştırdım yazdım umarım beğenirsiniz :)

Roma'da birçok meydan, bu meydanlarda çeşmeler ve sessizce durduğu halde aslında köklü bir geçmişi olan tarihi saraylar yer alıyor. Roma geziniz sırasında, "güzelmiş" diyerek fotoğrafını çektikten sonra yanından geçip gitmeniz muhtemel olan bazı önemli yerlerin hikayelerini bu yazımda anlatmaya çalışacağım. Roma'daki tüm gezilecek yerler için, rotalı halde sıralayarak yazdığım ROMA GEZİLECEK YERLER yazımı inceleyebilirsiniz.

Şehirdeki çeşmeler Roma İmparatorluğu'nun ilk dönemlerinde temelde Roma halkına su sağlayabilmek amacıyla inşa edilmişse de zamanla imparatorluğun güçlenmesiyle bir zenginlik göstergesi haline gelmişler. Rönesans döneminin ve Barok sanat akımının etkileriyle çeşmeler her geçen gün daha görkemli hale gelmiş ve başta mitolojideki tanrılar olmak üzere metaforlarla değişik anlamlar taşımaya başlamışlar. Çeşmelerde ve genel olarak şehrin masalsı havasında en çok emeği olanlardan biri kuşkusuz mimar Gian Lorenzo Bernini'dir. Dan Brown'un Roma'da geçen Melekler ve Şeytanlar kitabını okudu veya filmini izlediyseniz bu isimden ne kadar çok bahsedildiğini hatırlayacaksınız.

Başlamadan önce anlatım sırama göre işaretlediğim haritayı da paylaşayım konumlarına bakarsınız. Toplam rota 1,5 saat yürüme mesafesiymiş. Harita için tıklayın.

Fontana di Trevi (Aşk Çeşmesi): Dünyanın en ünlü çeşmelerinden biri olan Aşk Çeşmesi'nin Türkçe'deki tam karşılığı Üçyol Çeşmesi'dir. Heykellerle süslü bu çeşme, Roma'nın en ünlü ve en turistik yerlerinden biridir. Çeşmeye arkanızı dönüp, omzunuzun üstünden çeşmeye para atarak dilek dilemeniz lazım mutlaka, adet öyle :) Hatta iki kez atmak makbulmüş, birincisi dileğinizin kabul olması ve ikincisi Roma'ya tekrar gelmeniz için.

Aşk Çeşmesi'nin yapımına 1629'da başlanmış ve birçok kez ara verilerek 150 yıl kadar sonra tamamlanmış. Tam ortasındaki heykel, Yunan mitolojisinde Poseidon ve Roma mitolojisinde Neptün (Neptunus) olarak bilinen denizler tanrısına aittir. Neptün'ün yanındaki sütunların arasında solda duran bereket tanrıçası Ceres ve sağda duran hijyen ve temizlik tanrıçası Hygieia (hijyen kelimesi bu tanrıçadan gelir), çeşmenin ana teması ve Neptün'ün tanrısı olduğu su kavramıyla ilişkilendirilen öğeleri belirtiyorlar (su = bereket + temizlik). Aşağıda duran iki yandaki atlar ve heykeller konusunda ise farklı görüşler var; sağdaki yaşlı adam tarafından tutulan uysal at akılcı aşkı, soldaki genç adam tarafından tutulan asi hırçın at ise tutkulu aşkı simgeliyormuş. ( Duyduklarımın yalancısıyım :) )

Gitmeden önce romantik-komedi tadındaki When In Rome (Aşk Çeşmesi) filmini izlemenizi tavsiye ederim; Aşk Çeşmesi'nde aşk dileyen Beth'in başına gelenleri anlatan eğlenceli bir film. Ayrıca 1960 yapımı ve aynı yıl düzenlenen Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülü ve En İyi Kostüm dalında Oscar kazanan La Dolce Vita (Tatlı Hayat) filmi de Aşk Çeşmesi dahil Roma'nın çeşitli yerlerinde geçiyor. Federico Fellini yapımı filmde başrol oynayan ve çeşmenin içine giren Anita Ekberg, filmdeki Sylvia rolüyle tanınmış ve sonra bir seks sembolü haline gelmiş.

Resim alıntıdır

Bu kadar turistik bir şehrin bu kadar meşhur bir yeri olunca haliyle Aşk Çeşmesi'nin etrafı çok ama çok kalabalık. Çektiğiniz resimlerde daha az insan olmasını istiyorsanız sabah erken veya gece geç saatlerde gitmeyi deneyebilirsiniz. Akşam vakti ışıklandırılmış halini görmek de şart tabii ki, o yüzden gündüz ve akşam olmak üzere iki kez gidecek şekilde plan yapmalısınız :) Bu arada, içine girmek ve hatta elinizi sokmak bile yasak, İtalyan polisi anında yanı başınızda bitiverir.
Aşk Çeşmesi'nin bulunduğu meydanda dilim pizzacı ve dondurmacılar var. Acıkırsanız lezzetli dilim pizzalardan bir-iki tane yuvarlayabilirsiniz. En yakın metro durağı: Barberini.

Palazzo Chigi: Geçmişte Avusturya - Macaristan İmparatorluğu'nun konsolosluk binası olan bu sarayın girişinde İtalya ve Avrupa Birliği bayrakları dalgalanıyor. Günümüzde hükümet binası ve İtalyan başbakanının ikamet adresi olarak kullanılıyor. Biraz ilerisinde yükselen sütunun olduğu meydanın ismi Piazza Colonna ve Roma'daki heykel & çeşme bulunduran meydanlardan bir tanesi.

Palazzo Madama: Pantheon'dan Navona Meydanı'na giden yol üzerindeki bu saray, İtalyan parlamento binası.

Piazza Navona: Sokak sanatçıları, ressamlar, müzisyenler, falcılar ve kafelerle dolu çok hareketli, bir yandan da çeşme ve heykelleriyle masalsı görünümlü mutlaka uğranması gereken bir meydan. Hem gündüz hem akşam gidilmesi en güzeli, ama tek şansınız varsa bence akşamı tercih edin; daha ışıklı, daha hareketli ve müziklerin etkisiyle daha romantik olacaktır. Bulduğunuz bir yere oturup meydanın güzelliğini ve akıp giden insan trafiğini izleyebilir veya cafe-restoranlarda oturup bir şeyler yiyip içebilirsiniz. Buradaki mekanlar turist tarifesine uygun şekilde pahalı olduğu için bütçeniz kısıtlıysa oturduğunuz yerde sadece kahve veya şarapla yetinerek yemeği ara sokaklardan birinde yiyin :)

Navona Meydanı'nda üç çeşme bulunur. Büyük ve görkemli olanı ünlü çeşme Fontana dei Quattro Fiumi (Fountain of the Four Rivers - Dört Nehir Çeşmesi), İtalyan sanatçı ve mimar Bernini tarafından 17. yüzyılda tasarlanmış. Mecazlar ve metaforlar yüklü çeşmedeki heykellerden elinde kürek olan, Asya kıtasını temsil eden Ganj nehrinin tanrısıymış ve kürek ile bu nehrin deniz trafiğine uygunluğuna işaret edilmiş. Kafasına kumaş kaplanmış olan, Afrika'yı temsil eden Nil nehrinin tanrısıymış ve heykelin kafa kısmındaki bu gizlenmişlikle, Nil nehrinin kaynağının kimse tarafından net bilinmemesi (gizli kalmışlığı) ilişkilendirilmiş. Papa'nın armalarına dokunan heykel, Avrupa kıtasını temsil eden Tuna nehrinin tanrısıymış. Bu nehir Hrıstiyanlığın kalbine en yakın nehir olduğu için böyle tasvir edilmiş. Yılan gördüğü için korkmuş ifadesi olan ise Amerika kıtasını temsil eden Gümüş nehrinin (Rio de la Plata) tanrısıymış ve yüzündeki ifadeyle Amerika'daki zenginlerin paralarından çalınmasından korkmalarına atıfta bulunulmuş. Oldukça ilginç.


Solda yılandan korkan Amerika kıtasının nehir tanrısı, sol arkada başı kumaşla kapalı Afrika kıtasının nehir tanrısı ve sağda armalara dokunan Avrupa kıtasının nehir tanrısı görülüyor.

Melekler ve Şeytanlar filminde profesör Robert Langdon'un (Tom Hanks), kaçırılan son kardinali kurtarmak için içine atladığı çeşme bu çeşme ve Navona Meydanı'nda geçen bu sahne bence çok heyecan verici. Navona Meydanı'na 70, 82, 492 numaralı otobüslerden biriyle varılabilir.

Campo de' Fiori: Çiçek tarlası anlamına gelen bu meydanın gündüzü ile gecesi birbirinden farklıdır ve her ikisi de görülmeye değerdir. Pazar hariç her gün, gündüzleri öğlene kadar pazar kuruluyor ve bu pazarda meyve, sebze, et ürünleri, makarnalar gibi çeşitli ürünler satılıyor. Parmesan peyniri, balzamik sirke gibi İtalya kökenli malzemeleri öğlen 13.00'e kadar satın alabilirsiniz.

Pazar toplandıktan sonra Campo de' Fiori artık cafe, restoran gibi mekanlarıyla gençleri ve turistleri ağırlamaya başlıyor, gecenin geç saatlerine kadar eğlence devam ediyor. Burası şehrin buluşma noktası ve gece hayatının en hareketli olduğu yerlerden birisi.

Günümüzde oldukça şirin görünen Campo de' Fiori, ünlü filozof ve gökbilimci Giordano Bruno'nun 1600 yılında diri diri yakıldığı meydan olarak geçmişinde karanlık olaylar barındırıyor. Bruno, dini öğretileri reddederek, yaşadığı çağ için aykırı bir duruş sergilemiş ve Kopernik'in tezlerine inandığı için (evrenin dünya değil güneş merkezli olduğunu ve dünyadan başka gezegenler olduğunu savunan bu tezler Katolik kilisesi tarafından reddediliyordu) din sapkınlığı ile suçlanmış. Venedik'teki Piombi hapishanesinde yıllarca işkence görmüş. Roma Kalesi olarak bilinen ve mutlaka görmeye gideceğiniz (Roma Gezilecek Yerler yazımda bahsetmiştim) Castel San't Angelo'da 6 yıl hapis yatmış ve özür dilese affedileceği halde, tüm başına gelenlere rağmen görüşlerinden asla vazgeçmemiş. En son Campo de' Fiori'ye getirilerek daha fazla konuşmasın diye önce günahkar olan dili kesilmiş ve hemen arkasından kazığa bağlanarak yakılmış. Sonrasında bu idamın çok yerinde olmadığı düşünülmüş olacak ki öldürüldüğü yere heykeli dikilmiş. Meydandaki heykelin hikayesi işte budur.


Resim alıntıdır

Piazza Venezia: Roma'nın turistik meydanlarından biridir Venedik Meydanı. Şehir merkezindeki önemli caddelerden olan Via del Corso ile, bir ucu Colesseum'a çıkan Via dei Fori Imperiali'nin kesişim noktasında olmasıyla her daim çok kalabalıktır ve Roma'daki otobüslerin hemen hepsi buradan geçer; örnek olarak H, 30, 40, 60, 62, 63, 64, 70, 81, 85, 87, 95, 119, 160, 170, 175, 186, 271, 492, 571, 628, 630, 716, 810, 850 numaralı otobüsleri verebiliriz. Metroyla ulaşmak için B hattının Colosseo durağında inmeli ve tramvay kullanacaksanız 3 numaralı olanı tercih etmelisiniz.

Palazzo Venezia: Piazza Venezia'daki bu saray, İtalya'nın 1861 yılında birleşerek tek devlet haline gelmesine kadar Roma'daki Venedik büyükelçiliğiymiş (Roma ve Venedik ayrı o dönemde ayrı devletlermiş). Venedik Sarayı'nın tarihindeki belki de en önemli olay, faşist İtalyan lider Benito Mussolini'nin İkinci Dünya Savaşı'nda İngiltere ve Fransa'ya karşı Almanya'nın yanında savaşacaklarını halka bu saraydan ilan ettiği 1940 yılındaki "balkon konuşması"dır. Almanya ve İtalya için yenilgiyle sonuçlanan savaş nedeniyle bu konuşma, tarihte Mussolini'nin büyük hatası olarak hatırlanacaktı.
Günümüzde müze olarak kullanılıyor (Museo Nazionale del Palazzo di Venezia) ve girişi 5 Euro, Roma Pass Card'la ücretsiz.

Piazza della Repubblica: Roma'nın ünlü meydanlarından biri olan yarım daire şeklindeki Cumhuriyet Meydanı, şehrin ana tren garı Termini'nin yanında yer alıyor. Meydanın ortasındaki Fountain of the Naiads, Su Perileri Çeşmesi anlamına geliyor ve dört tane su perisinin heykelleri var. Kuğu tutan peri göllerin, bir canavarın üzerine uzanmış peri nehirlerin, denizi simgeleyen bir ata binen peri okyanusların ve ejderha üzerine eğilmiş peri yeraltı sularının perisiymiş.

Piazza Barberini: İtalya'nın 17. yüzyıldaki soylularından olan Barberini ailesi adına yapılmış bu meydan, Roma'da alışık olduğumuz cinsten meydan + çeşme + saray (piazza + fontana + palazzo) üçlemesinden oluşuyor.

Fontana del Tritone (Triton Fountain): Barberini Meydanı'ndaki bu çeşme de Bernini'nin eseridir. Heykelde, papalık tacını çevrelemiş dört adet yunus üzerinde deniz tanrısı kuvvetli Triton yer alıyor.


Resim alıntıdır

Palazzo Barberini: Barberini Meydanı'ndaki bu saray, İtalya'nın en önemli yağlıboya resim sergilerinden biri kabul edilen Galleria Nazionale d'Arte Antica (National Gallery of Ancient Art)'a ev sahipliği yapıyor. Girişi 9 Euro olan müzede Raphael'in ünlü tablosu La Fornarina (Portrait of a Young Woman) da yer alıyor. Metro'nun A hattındaki Barberini durağında inerek meydana ulaşabilirsiniz.

Piazza di Spagna: İspanya Konsolosluğu'nun bulunduğu yer olduğu için bu ismi aldığı söylenen İspanyol Meydanı, Roma'daki meydanlar içinde en meşhur ve kalabalık olanlardan biridir. Hemen yanında, Roma'nın en şık ve lüks caddelerinden biri olan, sıra sıra pahalı marka dükkanları barındıran Via Condotti başlar. Buradaki mağazalardan belki alışveriş yapamazsınız ama yine de yürüyüp kalabalığın içine karışmak keyifli olacaktır. Roma'da hırsızlık olaylarının en çok yaşandığı yerlerden biri burasıymış, değerli eşyalarınıza sahip çıkınız :)

Meydanın ortasındaki çeşme, tahmin edebileceğiniz üzere yine mimar Bernini tarafından yapılan Fontana della Barcaccia (Fountain of the Ugly Boat), yani Çirkin Tekne Çeşmesi :) Bernini'nin ilk eserlerinden olduğu için babasıyla birlikte yapmışlar bu sefer. Roma'dan geçen Tiber Nehri, yüzyıllar önce duvarları yokken sık sık taşarmış. Bir gün nehir yine taşmış ve meydanı neredeyse bir metre yüksekliğinde sular basmış. Sular çekildiğinde ise İspanyol Meydanı'nda bir tekne kalmış. Bernini de, ben bu hikayeden bir çeşme çıkarırım, meydanın ortasına kondururum demiş ve dediğini yapmış ( Son cümleyi ben uydurdum :) )

Piazza del Popolo (People's Square): Popolo Meydanı, halkın meydanı anlamına gelen ismine uygun şekilde insanlarla dolup taşan büyük bir meydan. Ortasındaki dikilitaş Mısır'dan getirilmiş. Meydandaki merdivenlere oturarak yorgunluk atabilir, civardaki cafeler ve müzeleri gezebilir, sokak sanatçılarının da uğrak adresi olduğu için keyifli vakit geçirebilirsiniz. Dan Brown'ın Melekler ve Şeytanlar romanında ilk cinayetin işlendiği Chigi Şapeli'nin yer aldığı Santa Maria del Popolo bazilikası da Popolo Meydanı'nda bulunuyor. Metronun A hattındaki Flaminio durağında inerek Popolo Meydanı'na ulaşabilirsiniz.

Tüm yazılarıma hayatveseyahat.com adresinden ulaşabilirsiniz.Yeni yazılarımdan haberdar olmak için facebook.com/hayatveseyahat sayfamı beğenebilirsiniz.

Fatma Olcucu

Yazar Hakkında

Fatma Olcucu

Gezgin olmanın ötesinde yazar olmak benim hayalim, hem de çocukluğumdan beri..