Urfa Hakkında Bilgiler ve Gezilecek Yerleri

1919 yılında, önce İngilizlerin, daha sonra Fransızların işgaline uğrayan Urfa, 1920'de Urfalı milisler tarafından işgalden kurtarılmış. Urfa milletvekili Osman Doğan ve 17 arkadaşının, Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği kahramanlıktan dolayı Urfa iline, TBMM tarafından 1984 tarihinde “Şanlı” unvanı verilerek adı “Şanlıurfa" olmuş. Ancak şehrin adı, yöre halkı hatta bizler tarafından bile halen Urfa olarak kullanılmakta.

Şanlıurfa, tarihi oldukça eskilere, 9.000 yıl öncesine, neolitik döneme uzanıyor. “Peygamberler Şehri” de denmesinin nedeni ise bu diyardan 9 peygamber geçmiş olması, en önemli neden ise Hz. İbrahim burada doğmuş, Hz. Eyyüb burada yaşamış, Hz. İsa tarafından da kutsanmış. Bu nedenle Urfa'ya Hristiyanlarca bugün hala “Kutsal Şehir” denilmekteymiş. Şanlıurfa'da ağırlıklı olarak Kürt, Türk, Arap, Zaza çok az olarak da Çerkez, Acem, Afgan ve Ermeni kökenli vatandaşlarımız yaşamakta.

Kent, bir çarşı etrafında gelişmiş. Geleneksel mimari doku yozlaşmış ama sokak aralarında bazı çarpıcı güzelliğe sahip eski yapılara da rastlayabilirsiniz. En güzel eski evlerden biri Şanlıurfa Kültür ve Araştırma Vakfı tarafından restore edilen Şurkav Kültür Evi
Ünlü Urfa evleri oldukça tipik bir mimari ile yapılmış, genellikle “harem” ve “oda” denilen selamlık kısmı olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Bazen bu iki bölüm, aralarından bir duvarla ayrılmış ve sokak tarafından ayrı birer kapıları olan müstakil iki ev görünümünü verirken, bazen de tek kapıyla girilen selamlık bölümünden sonra ikinci bir kapıyla harem bölümüne geçilen bir plan uygulanmış.
 

Yılın büyük bölümünün sıcak geçtiği Şanlıurfa'da, evlerde serin bir mekân olarak kullanılan yazlık “eyvanlar” (Mimarlıkta üç yanı kapalı, dördün­cü yanı açık ya da örtülü bir avluya bakan, üzeri genellikle tonozla örtülü mekân) çok önemli, bölgedeki Artuklu (Mardin, Hasankeyf ve Harput bölgelerinde 1102-1409 yılları arasında hüküm sürmüş bir Oğuz Türkmen Beyliği) geleneğini sürdüren şadırvanlar da eyvanları daha da serinletiyor.

BALIKLIGÖL
 
Urfa denince akla ilk gelen ve en çok ziyaretçi çeken yer Balıklı Göl ve bu gölün de elbette bir değil birçok hikâyesi var. Devrin zalim Babil hükümdarı Nemrut tarafından Hz. İbrahim’in ateşe atıldığında düştüğü ve gölün oluştuğu yer. Hikâyelerin hepsinin sonu da aynı bitiyor, Hz. İbrahim’in atıldığı ateş suya dönüşür ve odunlar da balık olur, bu nedenle de halk için bu göl ve göldeki balıklar kutsal sayılmakta, bu balıklara dokunanların ise öleceği ya da başına bela geleceğine inanılıyor. O günden beri bu göl Balıklı Göl olarak anılıyor, bir ismi de Allahın Dostu anlamına gelen “Halil-ür Rahman”.

İbrahim için ağlayan Nemrut’un kızı Zeliha’nın gözyaşları ile oluşan ve Balıklı Göl'ün hemen yanında bulunan küçük bir göl ise Zeliha’nın gözü anlamına gelen “Ayn – Zeliha” olarak alınıyor. Bu Allah tarafından gerçekleştirilen bir mucize olarak bilinmekte.
 
Gölün etrafı tarihi binalarla çevrelenmiş, göl balık kaynıyor, turistler tarafından çevrede bolca bulunan satıcılardan alınan yemlerle sürekli beslendiklerinden oldukça tombullar. O kadar kalabalıklar ki yem için fazla da mücadele edemediklerinden sadece kafalarını suyun üzerinde tutup ağızlarının açık tutarak atılan yemlerden nasiplerini alıyorlar.

Buradaki çocuklar hemen yanaşıp size gönüllü olarak rehberlik yapıyor ve gölün tarihçesini ve hikâyelerini anlatıyorlar, o denli hızlı anlatıyorlar ki biraz da şivenin kayması ile anlayabilene aşk olsun. Arada durdurup, tekrar “başla” derseniz de ezberlerini bozabilirsiniz : ) Çok sevimliler.

KAPALI ÇARŞI
 
Urfa’nın ünlü Kapalı Çarşı’sına da uğramadan dönmeyin. Oldukça uygun fiyata her renk ve dokumada kumaşlar, çeşitli giyim eşyaları, takılar, şallar, eşarplar gibi yöresel ürünler, kuruyemişler, isot ve baharatların her çeşidini alabileceğiniz, kahvenizi içebileceğiniz ‘kahve’leri ile renkli mi renkli bir yer çarşı. Ben bol bol şal ve poşu almıştım. Balıklı Göl’den beri bize gönüllü rehberlik yapan minik Urfalı bize burada veda ederken “Ablalar İstanbul’a gidince Urfalı çocukların iyi çocuklar olduğunu anlatın” diyen sesi hala kulaklarımda. Kim bilir belki de bu yazımı okur, mutlu olur.

URFA KALESİ VE ŞEHİR SURLARI
 
Halil-ür Rahman ve Ayn-ı Zeliha göllerinin güneyindeki Damlacık Dağı üzerinde bulunan kale üç taraftan kayadan oyma derin savunma hendeği ile çevrili, kuzey tarafı ise sarp kayalıklara sırtını vererek kendini korumaya almış. Eteklerinde ise anıtsal yapılar ve tarihi evler yer alıyor.

HARRAN

Şanlıurfa’ya 44 kilometre mesafede ve şehrinin güneydoğusundan başlayıp Suriye sınırına kadar uzanan, Harran, tarihi 4000 yıl öncesine dayanan, sudan ve yeşilden mahrum bir ovanın ortasında ayakta duran tarihi bir ilçe. Harran Ovası merkezinde kurulmuş bu alçak düzlük “Altınbaşak Ovası” adıyla da anılıyor.
 
Toprağının çok verimli olduğu söylense de ovada susuzluk nedeniyle yeterince tarımsal üretim yapılamıyormuş. Yine de ovada bitkisel ürünler buğday, arpa, merci­mek ve pamuk yetişmekte. Atatürk Barajı, Harran Ovası’nı sulayarak bölgeye bolluk ve bereket getirmiş.
 
Harran’ın geleneksel topraktan yapılma "arı-kovanı" dedikleri tuhaf evleri -ya da höyük mü demeliyim- bana çok değişik, oldukça ilginç ve hoş geldi, İtalya’nın Bari kenti yakınlarındaki “Alberobello”yu anımsattı bana. Burada dünyanın bilim merkezlerinden biri, ilk üniversitesi olduğunu öğrenince Harran benim için daha da büyüleyici oldu. Nasıl olmasın, dünyadaki üç büyük felsefe ekolünden birisi "Harran Ekolü".
 
Harran evleri ise tarihi, M.Ö. VI. bine kadar uzanan bindirme tekniğinde yapılmış külah biçimindeki konik kubbeli evler.   Evlerin kubbeleri kerpiç olsa da çoğunlukla tuğla kullanılmış, nedeni de elbette çöl olmasından dolayı ağaç malzemenin bulunmayışı ve Harran'da bol miktarda tuğla bulunması. Harran evleri bölge iklimine uyumlu olarak yazın serin kışın sıcak oluyormuş. Bu evlerin koruma altına alınmış olması da sevindirici elbette.
 
Sahi bir de “ben buranın en yakışıklı erkeğiyim” diye dolaşan, turistlerle fotoğraf çektiren bir delikanlıdan bahsetmeden de olmaz : )

Harran Üniversitesi
 
Abbasi hükümdarı Harun Reşit zamanında "Harran Üniversitesi" dünyaca büyük bir ün kazanan Harran Üniversitesi'nde dünyaca ünlü birçok bilgin yetişmiş. Harran’ın ‘yıldızının parladığı’ en önemli dönem M.S. VIII- X yüzyılları arası. Urfa ve Harran tarih boyu birbirlerine rakip olmuş iki şehir olmuş. Harran tarihsel ve dinsel olarak oldukça önemli, Harran’da yetişmiş veya Harran okuluna mensup olan düşünürler ve bilim adamları, Sabit İbni Kurra, Cabir ibni Hayyan, el- Battani gibi büyük matematikçi, kimyacı, gök bilginler kendilerine özgü, orijinal çalışmaları olan birinci sınıf bilim adamları olarak ünlenmişler.
 
Bugüne kadar Urfa gücünü hep korurken Harran M.S. XIII. yüzyıldaki Moğol istilasından sonra eski görkemini kaybetmiş. İlk çağdan beri varlığı bilinen meşhur Harran Üniversitesi'nin bugün sadece gözetleme kulesi ayakta. Şanlıurfa'da bulunan Harran Üniversitesi de adını bu ilçeden almış.

Diğer Gezilecek Yerler
 Anadolu’nun ilk anıtsal ve avlulu, şadırvanlı camilerinden olan biri olan Harran Ulu Cami. Harran Kalesi ve Surları, Han El Ba’rür Kervansarayı, Hayat El Harrani Türbesi, Cabir El Ensar Türbesi, İmam Bakır camii ve Türbesi, Şeyh Yahya Hayat El-Harrani (Hayat Bin Kays) Camisi…

Epey gezdik, artık Sıra Gecesi’ne gidebiliriz. Hiç katılmadıysanız severek okuyacaksınız.

nevinsalman

Yazar Hakkında

nevinsalman

Ankara da doğdum, TED Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık fakültesi mezunuyum. 6 sene Londra'da yaşadım, sonraki yıllarda İstanbul'a yerleştim ve serbest çalıştım.