UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne Girmiş Kültür Varlıklarımız

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü ya da bizim bildiğimiz ismiyle UNESCO, özel bir kurum olarak kurulduğu 1946 yıllarından beri, dünyanın dört bir yanından kültürel ve doğal güzellikleri insanlarla tanıtmayı ve korumayı kendine görev edinmiştir. Uluslararası önemi olan varlıklara “Dünya Mirası” statüsü kazandırarak bu mirasa sahip çıkacak bilinci oluşturmayı, yok olmaya yüz tutmuş kültürel ve doğal değerleri yaşatmayı amaçlayan UNESCO’nun, 2019 yılı itibariyle Dünya Miras Listesi’ne kayıtlı 1121 kültürel ve doğal varlık yer almaktadır. Ülkemiz de bugün 18 varlığı ile bu önemli listede kendine yer bulmuştur.

Çin Seddi

UNESCO Kriterleri

Dünya bizi büyüleyen doğal güzelliklere ev sahipliği yapmasına rağmen, bunların pek azı Dünya Miras Listesi’ne girmeyi başarmış. Çünkü bir varlığın gerçekten insanlığın evrensel mirası olarak kabul edilebilmesi için, uzmanlar tarafından belirlenen kriterlerden en az birini yerine getiriyor olması gerekli. Peki nedir bu kriterler?

1- Mutlaka insani değerlerle arasında önemli bir alışveriş olmalı ve insanın yaratıcı dehasını simgelemeli;

2- Yaşayan veya yok olmaya yüz tutmuş bir kültüre veya uygarlığa dair istisnai bir tanıklığa sahip olmalı;

3- İster mimari, ister teknolojik, ister peyzaj olsun; insanlık tarihinde önemli bir aşamayı gösteriyor olmalı, bu alanda benzeri olmamalı;

4- Estetik öneme ve istisnai bir doğal güzelliğe sahip olmalı;

5- Jeolojik süreçler bakımından dünya tarihinin önemli aşamalarını temsil etmeli ve benzersiz olmalı;

6- Ekosistemlerin ve bitki/hayvan topluluklarının evrimsel süreçlerini temsil eden istisnai örneklere sahip olmalı;

7- Biyolojik çeşitliliğin korunacağı, özellikle de evrensel değerlere sahip ve tehdit altında olan türlerin yaşadığı doğal habitatlar olmaları.

Taj Mahal

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne Dahil Olunca Neler Oluyor?

Korunması istenen bir alanın listeye dahil edilmesi alan ile ilgili farkındalık yaratarak bilinirliği artırıyor, bu da bölgeyi ziyaret edenlerin sayısında günden güne artış demek.

Kente gelen turist sayısının artması, yerli halk tarafından da alanın daha fazla sahiplenilmesine ve korunmasına neden oluyor. Üstelik UNESCO, alanın korunması için finansal bir destek de sağlıyor.

Listeye dahil edilen varlıklar, ülkenin prestijinin yükselmesini sağlıyor.

Dünya Mirası Listesi sürekli güncellenen bir liste. Bu da, listeye girmiş bir varlığın yeterli derecede korunamaması durumunda listeden çıkarılabileceği anlamına geliyor. Bunun yaşanmaması için hem hükümet hem de yerli halk alanın korunması için daha özenli davranıyor.

Iguazi Milli Parkı

Türkiye’nin Evrensel Mirasları: UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne Girmiş Kültür Varlıklarımız

1- İstanbul’un Tarihi Alanları

Görkemli ve kadim bir geçmişe sahip olan Yeditepeli İstanbul’un belirlenen dört bölgesi, 1985 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmıştır. Haliç, İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi ile çevrelenmiş Tarihi Yarımada olarak bilinen bölgesinde Hipodrom, Ayasofya, Aya İrini ve Topkapı Sarayı’nı içeren Sultanahmet Kentsel Arkeolojik Sit Alanı, Süleymaniye Camii, Zeyrek Camii ve İstanbul Kara Surları Koruma Alanı listedeki tarihi miraslarımızdır.

Ayasofya Camii

2- Sivas Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası

İki kubbeli bir türbeden ve ona bitişik bir hastaneden oluşan, İslam mimarisinin başyapıtlarından kabul edilen Divriği Ulu Cami, geleneksel taş işçiliği örneklerinin zenginliğiyle de listede olmayı sonuna kadar hak eden varlıklarımızdan. Camii 1985 senesinde listeye dahil edilmiştir.

3- Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi

Padişah II. Selim tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan camii, yalnızca Mimar Sinan’ın değil, Osmanlı mimarisinin de en önemli yapıtlarından biri olarak kabul edilmektedir. Dört köşesinde yer alan üç şerefeli minarelerinin incelikli tasarımları ve camiinin anıtsal görünümü oldukça görkemlidir. İçine girildiğinde de görkeminden hiçbir şey kaybetmeyen, aksine insanı daha da büyüleyen asıl detay, döneminin muazzam bir örneği olan 42,30 metre yüksekliğindeki kubbesidir. Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi, 2011 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmıştır.

4- Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri

Türkülere konu olan Diyarbakır Surları, dünyanın en eski ve en sağlam yapılarından biri olarak kabul edilir. Burçlarının üzerinde yer alan kabartmalar ve farklı dillerde yazılmış kitabeleriyle de oldukça özgün bir kaledir ve yedi bin yıllık tarihiyle dünya için çok önemli bir evrensel mirastır.

Dicle Nehri’nin kıyısında, Diyarbakır Kalesi ile vadi arasında yer alan Hevsel Bahçeleri ise, birçok uygarlığın hüküm sürdüğü topraklarda sekiz bin yıldır bahçe olarak varlığını sürdürmeyi başaran özgün ve son derece eşsiz bir bölge. Adını Yaşar Kemal’in eserlerinden de hatırlayacağınız Hevsel Bahçeleri hala tarımsal açıdan oldukça verimli topraklara sahip. Listeye 2015 senesinde dahil edilmiştir.

5- Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı

Kale Dağı’ndaki Pergamon yerleşimi, Helenistik Dönem’e ait mimarinin ve şehir planlamasının en iyi örneklerindendir. Çok katmanlı adını, Helenistik, Roma, Doğu Roma ve Osmanlı Dönemi’ne ait tabakaları içermesi nedeniyle almıştır. Antik kentteki Athena Tapınağı, tiyatro, Zeus Sunağı ve Dionysoss Tapınağı, dönem mimarisinin en seçkin örneklerindendir. İzmir kentinde yer alan Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj alanı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 2014 senesinde girmiştir.

Bergama

6- Efes

Amazonların kenti Efes (Ephesus) dokuz bin yıllık tarihinde pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış çok önemli bir liman kenti, aynı zamanda kültürel ve ticari bir merkezdir. Şehir planlama ve mimari harikalarının yanı sıra, “Antik dönemin yedi harikası”ndan biri olarak kabul edilen Artemision, Meryem Kilisesi, Yahya İncili’nin yazıldığı yer olarak bazilika gibi Erken Hıristiyanlık dönemine ait eşsiz eserleri ve İslami yapıları ile Efes gerçekten benzersiz bir kenttir. İzmir Selçuk’ta yer alan Efes, uzun yıllar süren bekleyişin ardından nihayet 2015 senesinde listeye dahil edildi.

7- Hattuşa (Boğazköy)

Hitit İmparatorluğu’nun başkenti olan Hattuşa’nın yer aldığı Çorum, dört yüz yıldan uzun süre Anadolu’daki en önemli merkezlerden birine ev sahipliği yapmıştır. Kral IV. Tudhaliya dönemine ait tapınaklar, surlar ve konutların büyük çoğunluğu hala ayaktadır. Hattuşa listeye 1986 yılında dahil edilmiştir.

8- Xanthos-Letoon (Antalya-Muğla)

1988 yılında listeye alınan Xanthos, Likya’nın en büyük idari merkezi konumundaydı. Birçok uygarlığın egemenliğine girmiştir ve her birine ait izler taşımaktadır.

Xanthos ile aynı zamanda listeye alınan Letoon ise Likya Uygarlığı’nın dini merkeziydi. Leto, Apollon ve Artemis’e adanmış tapınakların yanı sıra, bir manastıra, bir çeşmeye ve bir Roma tiyatrosuna sahiptir.

9- Safranbolu

1994 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen Safranbolu şehri, Türk kentsel tarihinin bozulmamış bir örneği olması bakımından son derece önemlidir. Bütünüyle sit alanı ilan edilmiş ender kentlerden olan Safranbolu’da geleneksel şehir dokusu hala tüm güzelliğiyle izlenebilir durumdadır.

10- Troya Antik Kenti

Tarihi erken Tunç Çağı’na kadar uzanan bu önemli kent, barındırdığı kesintisiz katmanlaşma ile diğer arkeolojik alanlar için bir referans örneğidir. Çanakkale sınırları içerisinde yer alan Troya, tarihte her zaman diğer bölgelerle olan ticari ve kültürel bağların sürdürülmesi için çok önemli bir rol üstlenmiştir. Troya 1998 yılında listeye alınmıştır.

Truva Antik Kenti

11- Çatalhöyük

Konya ili sınırlarında yer alan ve Güney Anadolu Platosu’nda 14 ha.lık bir alanı kaplayan Çatalhöyük Neolitik Kenti, yerleşik hayata geçişle birlikte insanların geçirdiği önemli sosyal değişimlere ve gelişmelere tanıklık etmiştir. 2012 yılında UNESCO listesine alınması kararlaştırılan kent, duvar resimleri, rölyefleri ve heykelleriyle son derece görkemlidir.

12- Bursa ve Cumalıkızık

Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkenti olan Bursa’nın kentleşme modeli, kendisinden sonra kurulan diğer Osmanlı kentlerine de örnek olmuştur. 2014 senesinde koruma altına alınan kent, erken dönem Osmanlı’ya ait yaşam biçimini hala sergilemesi bakımından önemlidir.

13- Nemrut Dağı (Adıyaman)

Kommagene Kralı I. Antiochos tarafından tanrılara adanmış -anıtsal heykelleri, Helenistik Dönem’in en ihtişamlı kalıntılarından sayılmaktadır. Doğu, batı ve kuzey teraslarına yayılmış olan anıtsal heykeller dev kireçtaşı bloklarından yapılmıştır, yükseklikleri 8-10 metredir. Alan, 1987 senesinde koruma altına alınmıştır.

Nemrut Dağı

14- Ani Arkeolojik Alanı

Türkiye-Ermenistan sınırında yer alan Ani Arkeolojik Alanı, Erken Demir Çağı’ndan bu yana sürekli bir yerleşim alanı olarak kullanılmıştır. İçkale’deki yerleşim, 4. Yy’da kapalı kent modelinden açık kent modeline geçişin ilk örneği olarak kabul edilir. Mimari tasarımları ve teknikleri tamamen Ani’ye özgüdür ve diğer yerlere ilham kaynağı olmuştur.

15- Aphrodisias

Aydın ilinde yer alan Aphrodisias antik kenti, Geç Helenistik Dönem’den Bizans Dönemi’ne dek yerleşim alanı olarak kullanılmıştır. Büyük oranda mermerden inşa edilen yapıların ve yazıtların korunmuş olması açısından önemlidir. Ayrıca bölge, mermer heykel sanatı ve mimarisinin anlaşılmasında da önemli bir rol üstlenmiştir. Kentin 2-3 kilometre uzaklıkta bulunan antik mermer ocakları ile birlikte bölge, 2017 senesinde UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır.

16- Göreme Milli Parkı ve Kapadokya

1985 yılında listeye dahil edilen Kapadokya, Erciyes ve Hasan Dağı tüflerinin rüzgar ve su ile aşınması sonucu oluşan kaya oyma mekanları ile ünlüdür. Göreme ise özellikle 7 ve 13. Yüzyıllar arasında Hıristiyanların yerleşmesi ile Hıristiyanlar için önemli bir merkez haline gelmiştir. Göreme Milli Parkı, Derinkuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehirleri, Soğanlı Arkeolojik Alanı, Yeşilöz Theodoro Kilisesi, Karlık Kilisesi ve Karain Güvercinlikleri UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alır.

Kapadokya

 17- Hierapolis (Pamukkale)

1988 yılında koruma altına alınan bölge, görkemli travertenlerinin yanı sıra, antik çağlardan bugüne ulaşan en önemli arkeolojik kentlerden biri olması ile önemlidir. Hierapolis antik kenti içerisinde Geç Helenistik ve Erken Hıristiyanlık dönemlerine ait kalıntılar yer almaktadır.

18- Göbeklitepe Arkeolojik Alanı

Şanlıurfa’nın merkezine 18 kilometre uzaklıkta yer alan ören yerinde yapılan çalışmalar, bölgenin 12 bin yıl öncesine dayanan bir kült merkezi olduğu gerçeğini ortaya koymuştur. Göbeklitepe, neolitik döneme ait tarihlendirmelerin yeniden yapılmasını gerektiren bulgularıyla, konumuyla ve anıtsal yapılarıyla, Neolitik dönem için ünik bir kutsal alandır. “Tarihin sıfır noktası” olarak nitelendirilen bölge, 2018 yılında koruma altına alınarak, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne Türkiye’den dahil edilen son yer olmuştur.

 Ani Arkeolojik Alanı (Kars) [2016]

Afrodisias (Aydın) [2017]

Göbeklitepe Arkeolojik Alanı (Şanlıurfa) [2018]

kültürel olarak;

 Göreme Milli Parkı ve Kapadokya (Nevşehir) [1985]

Pamukkale-Hierapolis (Denizli) [1988]

hem kültürel, hem doğal miras olarak listeye alınmıştır.