Google+

Arama formu

ABERDEEN, GRANİT ŞEHİR

İskoçya’nın 3. Büyük şehri olan Aberdeen, Granit şehir olarak biliniyor. Önceleri burada granit yatakları olduğundan, granit çok kullanılmış. Ancak artık ekonomik olmadığı gerekçesi ile kullanılmıyormuş.

Önceleri balina avcılığı, balıkçılık ve gemi yapımcılığı ile uğraşıyorlarken, Kuzey denizinden çıkartılan petrol ve doğalgaz yataklarının işletmeye açılmasıyla farklı bir çehre kazanmaya başlamış. 1965’ten beri Aberdeen giderek zenginleşmekte ve nüfusu artmaktadır.

Şehrin yapılanması çok düzgün, çarpık yapılanma namına herhangi bir şey görmek mümkün değil. Bu şehirde caddeler ızgara sistemi gibi birbirine paralel uzanıp, birbirini kesiyor. Çok düzenli ve tertemiz.
Aberdeen

Biz Aberdeen’e Ağustos ayında gitmiştik. Dolayısı ile halen beyaz geceler devam ediyordu. Saat gece 23:00 ama hava ancak bu saatlerde kararmaya başlıyor. İşte tam bu saatlerde gökyüzü parlament mavisine dönüyor.

Aberdeen bölgesine uygun ulaşım yollarından biri de havayolu. En uygun fiyatlı uçak biletlerini görmek için tıklayın

Caddelerde askılı bluzlu, mini etekli, parmak arası terlikli bir çok genç kız var. Onlar bu iklime alışmışlar tabii ki, üşümüyorlar... Ama biz Üzerimizde montlar ve kaşkollarlayız.

Aberdeen şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Marks @ the Manor, Viewfield Gardens West End 4 Bedroom House, Mode Apartments. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Gales Guesthouse, Dazzling and Elegant Flat in Aberdeen City Centre, South Mount Apartments gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Soprano Hostel, Exec Central West - Claremont St, Citi Hostel Aberdeen tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Aberdeen aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Aberdeen’de gece hayatı da renkli. Sokaklar o bardan çıkıp, diğerine giren gençler ile dolu.
Ortaçağ şehir surlarının üzerine kurulmuş olan Belediye Meclis Binası da görülmeye değer yerlerden. Katolik kiliseleri, 8. Henry tarafından kullanılamaz hale getirilmiş. Daha sonra da bu kiliseler pub’lara dönüştürülmüş.

Ertesi sabah şehri gezmeye St. Nicolas Kilisesi’nden başlıyoruz. 4. Yy’da yaşamış olan St. Nicolas gemicilerin Aziziymiş. Burası hem kilise, hem de mezarlık. St. Nicolas, aynı zamanda gemicilere verilmek üzere katedralin bahçesine güzel de bir sebze bahçesi yaptırmış.

Katedral ziyaretimizin ardından şirin bir balıkçı kasabasında öğlen yemeğimizi yiyerek, Fraserburgh deniz fenerine gidiyoruz. Burası, Dünyada kale üzerine kurulan tek deniz feneri olma özelliğine sahip. Beyaz renkli sade bir yapı. Fotoğraflarımızı da çektikten sonra Inverness’e gitmek üzere tekrar otobüsümüze yerleşiyoruz.


Yazar Hakkında

NURHAN YILMAZ

1951 İstanbul doğumluyum. Yıl içinde dönüşümlü olarak Sinop, Bodrum ve İstanbul’da yaşamaktayım. Küçük yaşlarda babamın mesleği gereği, Türkiye’nin pek çok farklı şehirlerinde yaşadım. Her şehrin kendine has olan dokusu beni her zaman etkilemiştir. Eşimle birlikte kızlarımız daha çok küçükken Türkiye’nin neredeyse tamamını gezme fırsatımız...