Google+

AMASYA ŞEHZADELER MÜZESİ

229626 Ara 2015Gezi Notu
Safiye Yaşar ErdigerSafiye Yaşar ErdigerGezgin26 Ara 201522950 Yorum

Amasya şehri, Osmanlı’nın veliahtlarının yetiştiği ikinci şehirdir. Birincisi: Manisa’dır. Haritada incelerseniz; doğunun kilit noktalarından biridir.
 
Amasya'da Şehzadeler Müzesi'nin ikinci katına ağır adımlarla çıkıyoruz. Kandil ışığı altında duvarlarda yazılı ayetleri, icazetname ve şiir tarzında belgeleri görüyorsunuz. Mesela bu çerçevede: “Kul mehabeti vel mihneti…” diye giden bir yazı var. Şehzadelerin okudukları kitaptan bir mesel olduğunu düşündüm. Osmanlıcam yok; bir gün onu da öğrenirim. Belgelerin altına ne olduğuna ait açıklayıcı bilgiler yazılsa iyi olur. Şiir mi, icazet mi, dua mı?
 
Kandil ışığında, tarihin derinliğine adım atıyoruz. Sedef işli ayna; şehzadenin eğitime sadak ve oklarla başladığını anımsatıyor. Yan duvarında, gençlik yılların da kılıç kalkan ile dövüştüğünü izliyoruz. Sonuçta: Sultan olmak kolay değildir; kelle koltukta gezer. Yeniçeriyi de idare etmek zorundadır; düşmana karşı güçlü durmalıdır.

Amasya
Geçmişin Yansıması

Amasya-1
Kılıç Kalkan

Amasya-2
Sedef İşli Sandık

Sedef işli sandık, şehzadenin sevdiğine ait eşyaları zamanında taşımış. Bir de özel şifreli namelerin saklandığı bir kasa. İlerliyoruz…

Amasya şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Armin Hotel, Şehzade Hotel, Beyoglu Hotel. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Amasya Konuk Evi, Ilk Pension gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Amasya Tashan Hotel, Sehrizade Konagi, Amasya Helkıs Konağı tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Amasya aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Amasya-3
Çini Duvar Panosu

Duvarın güzelliği sizi şaşırtıyor. Büyük çini panolardan oluşmuş duvarda, Osmanlı’nın ana felsefesini hissediyorsunuz.  Şehzade’ye: Allah’tan geldiğini, bir lütuf olarak Osmanlı -Kayı boyundan- doğduğunu yine Allah’a döneceğini hatırlatmış. İlk pano, lale ile stilize olmuş, ortasında yaşam ağacı -kayın ağacı-, üçüncü pano da lale devam ediyor.

Büyük salonda; Amasya’da yaşayan şehzade ve sultanların birebir kopyaları ile selamlaşıyoruz. Kim bilir, aralarında ne sohbetler, atışmalar geçiyor? “Ey atam, zamanında keşke bunu böyle yapmasaydınız?” gibi. Aralarında, masum bir ifadeyle Şehzade Mustafa bir başına düşüncelerde…

Amasya-4

Sedef işli sehpada ki gümüş lokumluk fısıltıyla konuşuyor. Fatih Sultan Mehmet’e hediye edilmiş. Lokumluk: “Fatih Sultan Mehmet’i, şehzade zamanından bilirim. Sürekli okur, çalışır ve talim ederdi ki yemek yemeyi unuturdu. Lalası, enerjisi tükenip hasta olmasın diye, içime cevizli tatlı sucuklar, pestiller doldururdu. O zamandan belliydi, cihana hükmedeceği.” Sırma yastıklı sedirler kurumlu bir halde başköşeye geçmiş. “Hangisinin üzerinde hangi şehzade oturdu?” yarışması yapar.

Amasya-5
Sultan Bayezid

İkinci Bayezid, önünde Kur’an-ı Kerim’le baş başa kalmış. Kardeşi Cem için mi üzülüyor? Malum, Papa tarafından tutuluyor. Bir Osmanoğlu esir! Amasya’da külliye yaptırtan, Osmanlı’nın evliya diye tanımladığı padişahıdır. Döneminde kardeşi Cem yüzünden, fetihler durmuştur. Ta ki Şehzade Selim onu tahttan indirene kadar…

Tarih yolculuğunda, şunu fark ediyorum; iktidar, hümanistleri sevmiyor. İktidar; aşk gibi sancılı ve huzur vermiyor.
 
Koridorun sonunda, Yıldırım Bayezid ile karşılaşıyoruz. Amasya, onun döneminde; Osmanlı toprağına gönüllü katılmış. Omzunun üstünden ötelere bakmış. Osmanlı için ne hayalleri vardı!

Amasya Şehzadeler Müzesi’nde dikkatimi çeken nokta: Yükselme döneminin şehzade ve sultanlarının olduğudur. Şehzadeler, Amasya gibi merkezlerde çeşitli eğitimden geçti. 1595’de, sancağa gidecek bir şehzade kalmayınca; Osmanlı devlet yönetimi de yavaş yavaş zayıflar.

Kimi Yavuz Sultan Selim gibi tahta oturdu; kimi de babasına isyandan veya taht kavgasıyla kardeşinin kıyımına uğradı.
Onlar, bu dünyadan bir seda olup geçti. Osmanlı şehzadesi veya sultanı adı taşısalar da yaptıkları işlerle tarihte anıldı. Bizler de yazılanların şahitliğiyle onları tanıdık.

Kim olursanız olun; arkada yaptığınız işler kalıyor. Bu duyguyla müzeden ayrıldım. Biraz buruk, biraz düşünceli…

Müzeyi yaratan tüm usta, sanatçı ve uzmanlara kendi adıma teşekkür ederim.

Müzeden çıktığımda, Amasya’nın diğer tarihi yerlerini gezmeye devam ettim.

Sevgiyle kalın...

Not: Fotoğraflar bana aittir.

http://bahceperim.blogspot.com

-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar