Aydın'da Sessizce Ziyaretçilerini Bekleyen Antik Kent: Magnesia

Her mayıs ayı olduğu gibi Bodrum’a doğru yoldayım. Güneydeki güzel beldelerimize karayolundan gittiyseniz bilirsiniz, İzmir - Aydın otoyolu üzerinde, yapıldığı 2000 yılında Türkiye’nin en uzun tüneli olan 75. Yıl Selatin Tüneli'nden geçersiniz (3,048 metre uzunluğunda. Günümüzde ise Bolu ve Ordu-Hapan tünelinden sonra üçüncü sırada). Tüneli geçtikten sonra Söke-Bodrum çıkışına geldiğimde evime biraz daha yaklaştığım için heyecanlanıyorum.

Ancak gişelerden sonra Söke yerine Germencik yoluna girip Ortaklar Belediyesi, Tekin köy sınırları içinde bulunan Magnesia Antik Kenti’ne uğruyoruz. (Ortaklar-Bodrum yönünde 4 km mesafede; İzmir'e 100 km, Söke'ye 16 km.) Adı çok duyulmamış olsa da oldukça önemli bir antik kentimiz. Ülkemizin tarihi eserlerini bilmemiz gerekir diye düşünüyoruz. Sayısız eserlerden birini daha görmek, yolculuğumuzu daha da keyifli ve anlamlı kılıyor.

Magnesia Antik Kenti, Gümüşdağ’ın (Thorax) eteğinde, Menderes Nehri'nin kolu olan Gümüşçay’ın (Lethaios) kenarında, MÖ 4. yüzyılın başında kurulmuş. Yaklaşık 1,5 kilometre çapındaki kent surlarla çevrili. Sonraki yıllarda da imar görmüş surların az bir kısmı halen görülebilmekte. Kent bana daha önce gördüğüm bazı antik şehirler gibi biraz sessiz, yalnız ve ilgisiz görünse de görevlilerden T.C. Kültür Bakanlığı adına Ankara Üniversitesi tarafından kazıların 1984 yılında yeniden başladığı ve halen de yürütülmekte olduğunu öğrendiğimde memnun oldum. Magnesia’da bulunan eserlerin bazıları Paris, Berlin ve İstanbul müzelerinde sergilenmekteymiş.

Izgara planlı cadde ve sokak sistemine sahip kent, Efes, Priene ve Tralleis üçgeninde ticari ve stratejik açıdan önemli bir konuma sahip olmuş. Mimarı Hermogenes, tasarım ve uygulamalarıyla ünlü ve baş eseri de Magnesia’daki Leukophryne Tapınağı; ki bu tapınak Anadolu Helenistik dönemdeki dördüncü büyük tapınak. Kentteki bazı bölümler fazla tahribata uğramamış, surların bir bölümü ayakta kalmayı başarmış olsa da bir bölümdeki üst üste duran kolonlar, kolon başlıkları gibi parçalar ise yerini bulmamış.

 

İlgi duyanlar için antik kentte bulunan yapılardan önemli olanlar:

Agora: Önemli yapılarından biri, mil altında kalarak ortadan kaybolmuş. Artemis kutsal alanına giriş kutsal bir kapıdan.

Propylon: Anıtsal giriş 

Çarşı Bazilikası: Bizans dönemine ait olduğu sanılan bir yapı.

Theatron: Dini amaçlı törenlerde kullanılmak üzere yapılmakta iken heyelan nedeniyle yarım kalmış önemli yapılardan biri.

Hamam: Bugün kısmen görülebilen yapı Milet’teki Faustina Hamamı'nın bir kopyası. 

Genel Tuvalet (Latrine): M.S. 4-6 yüzyıl tarihli. Kentteki belki de en iyi durumda ve önemli yapıları arasında. Havuzlu ön odasından girilen tuvalet bölümü iki çeşmesi, temizlenmek için temiz akarsu kanalları, tuvalet için oturma sıraları ve altlarında atıkların yapı dışına ulaşmasını sağlayan eğimli kanallaır ve duvardaki mozaikleriyle çok ilginç bir yapı. 20-25 kişinin birlikte kullanabileceği genel tuvalet olan yapının kazısı 1993-1994 yıllarında tamamlanmış, 1995 yılında ise kısmen restore edilmiş.

Görmekte zorlanılan diğer binalar ise Odeon, Stadion, spor ağırlıklı bir eğitim merkezi olan Gymnasion, Roma Tapınağı, Bizans Suru ve Çerkez Musa Camii.
 Tarihine ilgi duyanlar için ise kısaca bilgi:

Kent bir efsaneye göre Thessalia’dan gelen Magnetler tarafından kurulmuş. Apollon’un kehaneti ve yol göstermesi üzerine Anadolu’ya gelen Magnetlerin kurdukları ilk Magnesia’nın yeri bilinmemekte. Diodor, Menderes Nehri'nin sürekli yatak değiştirip taşması sonucu meydana gelen salgın hastalıklar ve Pers tehlikesine karşı Atinalı Thibron’un kenti M.Ö. 400-399 taşıdığını yazmakta. Büyük bir olasılıkla Thibron, Magnesia kenti sakinlerini bugünkü Magnesia’nın eteklerinde Thorax (Gümüş) Dağı’nın eteklerinde Leukophyr’e getirmiş ve orada korumuş olmalı. Bu nedenle bugünkü Magnesia’yı da daha sonraki bir dönemde kurulmuş saymak doğru olacak.

nevinsalman

Yazar Hakkında

nevinsalman

Ankara da doğdum, TED Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık fakültesi mezunuyum. 6 sene Londra'da yaşadım, sonraki yıllarda İstanbul'a yerleştim ve serbest çalıştım.