Google+

Arama formu

AYNI DÜNYANIN AYRI ZAMAN İNSANLARI: YENİ DELHİ

Bu yazı Gezimanya üyesi Ali Yeniay tarafından yazılmıştır. Yazılarınızı sitemizde yayınlamak isterseniz üye olabilirsiniz.

Kovboy filmlerinde sık olarak rastladığınız bir sahneyi aklınıza getirin. At yaralanıyor ve sahibi onu daha fazla acı çekmemesi için vuruyor. İzlerken çoğumuzun içini acıtsa da yapılan şeyi doğru bulan bir çelişki içinde izliyoruz o sahneyi. Yaman bir çelişkidir bu aslında. Çok seversiniz aslında o hayvanı ama acı çekmesine dayanamaz ve ölmesini istersiniz. Bu iç çelişkisini bir insan için düşündüğünüz oldu mu? Benim de bugün Eski Delhi’yi görene kadar olmamıştı.

Yeni Delhi

Gözümüzü iyi sayabileceğimiz otelimizde, Hindistan’ın başkenti Delhi’de açtık. Dün akşamdan anlaştığımız taksi şoförümüz bizi 08:00’de otelimizden aldı. Kendisi ile saati 50 Rupi’den (2 TL) anlaştık ve bizi gün boyu gezdirip akşam Agra’ya yolcu edecek.

Yeni Delhi-1

Yeni Delhi-2

Birinci durak Cumhurbaşkanlığı Sarayı olan Rastrapali Bhavan. 340 odalı olan bu ülkenin Sarayı dünyanın en büyük devlet başkanı saraylarından birisi. Bizim 300.000 metrekarelik “Saray”ımızdan çok az daha büyük. Ama neyse ki oda sayısı olarak biz öndeyiz. Hindistan federal bir cumhuriyet olduğu için 28 tane federe devlet ve 7 tane birlik bölgesinden oluşuyor. Nüfusu fazla ama fakir ülkeyi “her mevsimin adamı” olarak nitelendirilen ekonomi temelli eski siyaset adamı Pranab Mukherjee yönetiyor. Tabi biz bu sarayın sadece yanlarında fotoğraf çektirmekle yetindik ve bulunduğumuz yerden sabahın sisli havasında dün gittiğimiz Hindistan Kapısı’nı (İndia Gate) izledik. Eğer yolunuz düşerse, mutlaka parlamento binasından Hindistan Kapısı’na kadar olan yaklaşık 3 km’lik dümdüz o yolu yürüyün. Devlet Başkanlığı Sarayı’nın yanında da Hindistan parlamentosu binası var. 790 milletvekilinden oluşan bu meclis bizdekinden farklı olarak çift meclisli bir yapı. Bir de Anayasa Hukuku anlatan bir “Hoca” olarak şunu da eklemeliyim ki dünyanın en uzun anayasalarından biri Hindistan Anayasası, 395 madde ve yaklaşık 250 sayfalık bir metin.

Yeni Delhi-3

Yeni Delhi şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Otel yerine ev kiralamak isterseniz Nina Kochhar's Homestay, Aashianaa Gracious Living, Megha Home Stay güzel bir seçim olacaktır. Bunlardan en iyileri Treebo Trend Kastor International, Bungalow 99, Homestay Chateau 39. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz J's Inn, The Mystic Soul Hostel, Haveli Hauz Khas gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Amigos India, Vohra Hostel, Bunkin Hostel tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Yeni Delhi aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Yeni Delhi-4

Bu bölgeden ayrılıp Sih dinine mensup, uzun sakallı ve neşeli şoförümüzün Hint şarkıları eşliğinde kısa bir şehir turundan sonra bizi kendi ibadet yerleri olan Gurudwara Bangla Sahib’e (Sikh Tapınağı) getirdi. Bu ibadet yerinin mimarisi kadar kuralları ve temizliği de bizim hoşumuza gitti. Öncelikle Sihizm 15. yüzyılda ortaya çıkmış İslamiyet ve Hinduizm karışımı bir din. Ancak her din gibi kendi Guru’larının Tanrıdan vahiy aldığına inanıyor ve bu öğretiler çerçevesinde ibadetlerini yapıyorlar. Büyük dinler arasında sayılan bu dinin dünyada 25 milyona yakın inananı var. Bu din İslamiyete göre nispeten daha eşitlikçi olacak ki ibadet yerine girerken bizim de başımızı da bir bandana ile örttüler. Kadınların örtüsü ise saçlarının görülebileceği şekilde saçlarına attıkları serbest bir örtüden oluşuyor. İbadet yerine herkes akan sudan ayağını zorunlu olarak yıkayarak çıplak ayak girmek zorunda ve ayrıca ellerimizi sabunlamak da zorunlu. İslamiyetteki abdestin biraz daha farklı versiyonu. İçeride fotoğraf çekip çekemeyeceğimizi sorduğumuzda ibadet edenleri rahatsız etmemek koşulu ile bir poz çekebileceğimiz söylendi. İçeride müzikli bir ibadet vardı ve ibadet için gelenler namaz hareketlerine çok benzer şekilde ibadet ediyorlardı. Ayrıca bu ibadet yerinde gelen herkese ücretsiz yemek veriyorlar ki biz de mutfaklarını gezerken pişen ekmeklerin tadına baktık. İbadethaneden çıkışta ise herkes tek sıra halinde çıkıyor. Bunun sebebi ise çıkan kişilere irmik helvası dağıtılması. Ellerinde sıkıp verseler de bu yağlı helvayı bu sıcak ve sevecen Sihlere ısındığım için geri çeviremedim. Otopark, yemek, giriş ücreti gibi hiçbir ücret yoktu burada ve buranın değerini gezdikçe daha fazla anladık.

Yeni Delhi-5

Yeni Delhi-6

Elimizdeki Hindistan kitabından gezilecek yerlerin isimlerini takip ederek sıra ile gezmeye devam ediyoruz. Geldiğimiz yer ise Delhi’nin güneyindeki Hümayun Türbesi. Bu türbede Moğol hükümdarı Babür’ün oğlu olan Hümayun yatıyor. İran mimarisinin bir örneği olan bu yapıda mantar biçiminde kubbeler dikkat çekiyor ve bu güzel yapı Tac Mahal’in bir habercisi olarak addediliyor. Bahçede bulunan dar su yollarında bahçenin birçok yerini dolaşarak özellikle sıcak havalarda doğal klima etkisi yaratıyor. Dünya Kültür Mirası Listesi'nde bulunan bu yeri bizimle beraber ilkokul ve ortaokul öğrencileri geziyor. Biz de Hintli öğrencileri bulmuşken aralarına girerek fotoğraf çektiriyoruz. Hatta kadın öğretmenlerini Türkiye’ye götüreceğimi söylediğimde sadece onunla fotoğraf çektirmek ile yetineceğimi anlıyorum.

Yeni Delhi-7

Sonraki durak; Jantar Mantar. Burası 300 yıl önce rasathane olarak yaptırılmış bir yer. Burada bulunan dev boyutlardaki güneş saatinin saniyeleri bile saydırabilecek hassaslıkta olduğu bize söylense de bu durumu bir türlü gözlemlemeyi beceremedik. Güneş ve ay tutulmalarını hesaplayan, yıldızların yörüngelerini gösteren blok sütunlar mevcuttu burada.

Hindistan’a gelip buranın kurtarıcısı, özgürlük savaşçısı ve Hindistan Bağımsızlık Hareketi’nin öncüsü olan Mahatma Gandhi’nin müzesini gezmemek olmazdı. Kötülüğe karşı aktif bir direniş sergileyen Gandi’nin felsefesinde şiddet unsuru yoktur. Bundan dolayı dünyada 2 Ekim Gandi’nin doğum günüdür ve “Dünya Şiddete Hayır Günü” olarak kutlanır. Bu müzeyi bizimle beraber yüzlerce anaokulu öğrencisi geziyordu ve Hindistan’daki çocukların aktif bir şekilde müzelerde ve tarihi yerlerde olmaları takdir edilmesi gereken bir nokta.

Yeni Delhi-8

Daha önce söz ettiğim gibi Delhi iki parçadan oluşuyor. Birisi Yeni Delhi diğeri ise Eski Delhi. Bu iki parçayı birbirinden ayıran bir yol olmasına rağmen sanki burayı şeffaf bir cam ayırıyor ve "Eski" tarafta bulunanlar Yeni Delhi’ye geçemiyor. Bunu düşünmemize sebep ise bu iki aynı yerde yaşayan insanlar arasında uçurumdan büyük bir fark olması. Normal bir şehir olarak gördüğümüz Yeni Delhi’den bir anda Eski Delhi’ye geçince o hep unutmak istediğimiz yaşamları görmeye tekrardan başlıyoruz. Burada kast sistemi resmi olarak kalkmış olsa da insanların beyninde yüzlerce yıldır yer eden bu sistem içten içe halen yaşıyor. Rehberlerin de söylediği gibi soyadı bile kişinin hangi düzeyde bir yaşam süreceğinin göstergesi olabiliyormuş.

Yeni Delhi-9

Yeni Delhi-10

Hindistan’ın en büyük camisi Jama Masjid (Cuma Mescid) Eski Delhi bölgesinde. % 13 Müslüman nüfusu olan Hindistan’daki Müslümanların pek temiz olduğunu söylemek mümkün değil. Camiye girişte bizden para istediler. Ayakkabılarımızı çıkarmamız gerektiğini ve onların çalınmaması için de para vermemiz gerekliymiş. Ayrıca fotoğraf makineleri ve cep telefonlarını içeri almadılar, eğer fotoğraf çekeceksek bunun para karşılığında olacağını belirttiler. Zeminin inanılmaz derecede pis olmasının yanında benim şort ile içeri giremeyeceğimi söyleyip belime peştamal tarzı bir kumaş bağladılar bacaklarımın görünmemesi için. Onlar her ne kadar benim sütun gibi bacaklarımın içeride görünmesini engellediklerini zannetseler de bağladıkları kumaşın bir tarafının yırtmaç şeklinde yürürken açılması beni daha bir seksi hale getirdi ama bundan onların haberi yok. İçeride bir şeyler satmak için bize yapışan kişilere bir de dilenciler eklenince insan gezdiği yerden keyif alamıyor.

Yeni Delhi-11

Türkiye’de yere tüküren bir insan görürseniz bundan sonra hiç kızmayın bence. Hatta gidip öpün onları. Çünkü burada insanlar yere tükürmekle kalmıyor bir de her çeşit tuvaletini sokakta yapıyorlar. Pislikten geçilmeyen Eski Delhi sokaklarında bir süre üç tekerli bisiklet olan Rikşalarla gezdik ama her an bir şeylerimizi çaldıracakmışız hissi ile. Bu üç tekerli Rikşa bizi Red Fort’a (Kırmızı Kale) getirdi. Moğol İmparatorluğunun en güçlü döneminde inşa edilen bu kaleyi gezmek en az bir saatini alıyor insanın. Bugün girdiğimiz tarihi yerlerde ortalama kişi başı 750 Rupi (30 TL) civarında para verdik ki bu bize ağır gelmeye başladı. Çünkü buranın halkı girerken sadece 10 Rupi (40 Kuruş) veriyor. Turistlerden alınan bu bedel fazlasıyla turizm gelirine bel bağladıklarının bir göstergesi.

Yeni Delhi-12

Yeni Delhi-13

Bir de yazının sonuna kadar dayananlara, Bahai Dininin Lotus Tapınağı’ndan söz edeyim. Lotus Temple (Bahai Tapınağı) Lotus Çiçeği biçiminde ve yörenin kültürel özelliğini yansıtacak bir mimariyle yapılmıştır. Tamamı beyaz mermerden inşa edilen bu 70 metre yüksekliğindeki tapınağın çevresini saran 9 havuzdaki su, doğal bir klima etkisi yaratmaktadır. Şaşırtıcı bir mühendislik dehası olan bu yapıda Lotus çiçeğini oluşturmak için yapılmış olan 45 Lotus yaprağı var ve bunlar havada asılı duruyormuş hissi veriyor. Tapınağın içinde hiç ses çıkarmadan yürümeniz gerekiyor ve buraya girerken de ayaklar çıplak. Ama içerisi pırıl pırıl.

Hava kararmaya yakın anlaştığımız bir tur şirketi bize özel bir araba tahsis ediyor ve Delhi-Agra-Jaipur’dan oluşan “Altın Üçgen”in ikinci kenarını gezmeye gidiyoruz. Hava karardığında kara yolculuğumuz başladı ve karnımız iyice acıkmaya başladığında bir yemek molası verdik. Mola yerinde ne konuştuklarında ne de menülerinden en ufak bir şey anlamadık. Biz de “ooo piti piti” yaparak şansımıza bir şeyler söyledik ve yedik. Anladım ki bugün bizim şanslı günümüz. Dolu dolu geçen yorucu bir günün ardından geç vakitte Agra’ya ulaştık ve yarın gezimizin en önemli günlerinden birisine yani Tac Mahal’e uyanacağız.


Ali Yeniay kullanıcısının resmi
Yazar Hakkında

Ali Yeniay

"Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?" sorusuna "Gezerek, okuyan ve hatta gezi yazılarını paylaşan" diye cevap veren bir seyyahım ben...