Her Yer Dans, Her Yer Müzik: Rengarenk Endülüs

İspanya’nın 17 özerk bölgesinden biri olan Endülüs, sahip olduğu güzellikler yanında, tarih dolu geçmişi ve masal kıvamındaki şehirleriyle her dönem ilgi çekici yerlerin başında geliyor. Endülüs şehirlerinin modern zamanlarında yaşayan şimdiki sakinleri, günlük yaşamlarını yüzlerce yıl öncesine göre değiştirmiş olsalar da, rengarenk simgelerle dolu gelenek ve göreneklerinden asla vazgeçmiyorlar.  
Endülüs’ün tüm şehirlerini gezmek için yılın en uygun dönemleri olarak gösterilen nisan ve mayıs aylarında, bölgenin kendine özgü olan renkleri, kültürü ve hayat tarzı, sokaklara taşan festivalleriyle onbinlerce ziyaretçi çekiyor.
 
İşte bu festivallerin en renkli ve eğlenceli olanlarından ikisi Endülüs kentlerinden Granada ve Sevilla’da düzenleniyor.
 
Sevilla’ya Bahar Geldi! - Nisan Fuarı
 
Bölgenin merkezi olan Sevilla kentinde bu yıl 12-17 Nisan tarihlerinde düzenlenecek olan ve “Feria de Abril” veya “Feria de Sevilla” olarak isimlendirilen festival ülkenin en önemli etkinliklerinden biri olarak kabul ediliyor.

 


 

Sevilla’nın enfes atmosferinde sanki bir film platosunun ortasında zaman yolculuğuna çıkacağınız Feria de Abril ilk olarak 1847 yılında Jose Maria de Ribarra ve Narcisso Bonaplata isminde iki işadamının girişimiyle gerçekleşmiş. Sevilla halkının sığır ve sürülerini başka şehirlere götürmektense bir fuar gerçekleştirerek ticari bir alan yaratmak isteyen Ribarra ve Bonaplata bugünkü Feria de Abril’in temelini atmışlar. Fuarın zamanla ticari amacından ayrılıp bir eğlence aktivitesine dönüşmesiyle bu olağanüstü renkli günler başlamış.


 

Feria de Abril, Los Remedios semtinde bulunan dev bir alanda gerçekleşiyor. Sayıları bine yaklaşan “casetas” adı verilen barakalar ve aralarında kalan yollar ile bildiğiniz bir kasaba kuruluyor. İşte galiba işin büyüsü de burada başlıyor.


 

Çünkü bütün bu organizasyon, kent konseyinin kararlaştırdığı şekilde kültürel objelerle süsleniyor. Barakalar sokakları süsleyen rengarenk fenerler ile ahenkli bir bütünlük yaratıyorlar. Bu çadır kabinlerin hepsi kurumlar, şirketler, organizasyonlar ve özel kişiler ile şehrin büyük, zengin veya soylu aileleri tarafından kiralanıyor. Yani anlayacağınız her biri özel bir parti/davet evine dönüşüyor. Kendi çalışanlarını, iş ortaklarını, üyelerini ve misafirlerini ağırlıyorlar. Ama merak etmeyin halka açık olan onlarca çadır da fuarın diğer misafirlerine açık bulunuyor.

 


 

Festivalin Kadınları ve Erkekleri
 
Sevilla Belediyesi ile organizasyondan da sorumlu olan kent konseyi bütün bunları yapıyor tamam da, aslında işin en önemli kısmı yine bu festivale sahip çıkan Sevilla halkına kalıyor. “Feria de Abril” öyle bir festival ki, tüm şehir işini gücünü bırakıp, kılık kıyafetlerini hatta ulaşım araçlarını da değiştirip soluğu burada alıyor.


 

Festivale katılan neredeyse herkesin giydiği geleneksel kıyafetler tam fotoğraflık. Kadınların üzerinde puantiyelerle süslü canlı renklerdeki flamenko kıyafetleri, her birinin kıyafetleriyle uyumlu renklerde saçlarına taktıkları çiçekleri, olmazsa olmaz şalları ve aksesuar olduğu kadar festival alanında gerçek amacında kullanmak için birçok sebep içeren o güzel yelpazeleri ile seyretmek enfes. “Trajes de Gitana” olarak anılan bu elbiselerin içinde sanki her biri bir kıyafet yarışmasında yarışıyor gibiler! Anlayacağınız tek kelimeyle muazzam!

 


 

Peki ya festivalin erkekleri? İşte bu rengarenk tablo onlarla tamamlanıyor. “Traje Corto” ismi verilen pastel tonlardaki dar kesimli kısa ceketleri, pantolon veya caprileri ve dairesel tasarlanmış şapkaları ile at arabalarında veya kendi sürdükleri atlarda ortama anlam katıyorlar.

 

 

Atların çektiği arabalarda dede, çocuk, torun sıralamasında neredeyse tüm kuşaklardan aile fertlerini taşıyan ve Sevilla çevresindeki yerleşim birimlerinden gelen katılımcılar da yine bu organizasyon için oluşturulan bu alana büyük bir hareket katıyor.


 

Bütün çadırlarda yiyecek ve içecek tüketimi öylesine yoğun ve öylesine iştah açıcı ki, her çadırın önünden geçerken bir tapas ikram eden veya bardak uzatıp almanızı isteyen İspanyolları geri çeviremiyorsunuz. Zaten oldukça rahat karakterleri olan ve gerçek anlamda eğlendiklerinde hiçbirşeyi umursamayan bu Akdenizliler, festival sırasında çadırlar her ne kadar özel bir mülk gibi sayılsa da birkaç küçük gülümseme ve sohbet sonrasında sizi kendi eğlencelerine ortak ediyorlar.


 

Sevilla’nın bu en özel haftası “La Portada” ismi verilen ve üzerinde onbinlerce lamba bulunan büyük kapının ışıklarının belediye başkanı tarafından yakılmasıyla başlıyor.

 

O Muhteşem Sevillanas!
 
“Feria de Abril” festivali boyunca her yerden yükselen melodiler, geleneksel kıyafetleriyle ortalıkta dolanan insanları bir kareografide birleştiriyor. Bu bir dans şekli. Flamenkonun bir formu olarak kabul edilse de bunun bir flamenko olmadığında herkes hemfikir. Dansa Sevillanas adı veriliyor. İsminden dolayı Sevilla şehrini hatırlatan Sevillanas aslında eski bir Castilla dansı.

 

 

Genellikle dört bölümden oluşan Sevillanas’ın bölümleri;  karşılaşma, tanışma, tartışma (kavga) ve birliktelik (evlilik) olarak tanımlanıyor. Hareketler her ne kadar kolay gibi gözükse de, uyum sağlayarak yapılması hiç de kolay olmayan bir dans. Ayakların, ellerin ve vücudun melodilerle birlikte gerçekleştirilen hareketlerine anlam katmak oldukça zor. Ama bu coşkulu dansı seyretmenin ve çalan şarkıları dinlemenin insanlara sadece mutluluğu anlattığını söyleyebilirim.
 
Granada’da Festival 3 Mayıs’ta
 
Geleneksel kıyafetlerle dolaşan halkın coşku ile Sevillanas yaptığı bir diğer yer de Granada kenti. Üstelik bu defa belirlenmiş bir festival alanında değil sokaklarda ve meydanlarda dans ve müzik renk veriyor kente.


 

“Dia de la Cruz” yani haç günü olarak isimlendirilen dini kökenli festival 3 Mayıs’ta gerçekleştiriliyor. Birçok ülkede Mayıs günü olarak gerçekleştirilen festivalin en ünlülerinden biri olan Granada’daki kutlamalar aynı zamanda İspanya’nın ve Endülüs bölgesinin de en önemli kültürel aktivitelerinden biri sayılıyor.

 


 

Meydanlar ve sokaklar kırmızı çiçeklerden yapılmış haçlarla süsleniyor ve en iyi süslenen yerler bir jüri tarafından değerlendirilip ödüllendiriliyor. Şehrin bir çok yerinde dans gösterileri, flamenko sanatçılarının dinletileri ve ünlü katedralin önünde de halka açık büyük bir klasik müzik konseri gerçekleştiriliyor. Haç Günü boyunca Granada’da “Bib Rambla” ve “Isabel la Catolica” meydanları başta olmak üzere neredeyse her boş alanda Sevillanas melodilerine ve danslarına rastlayabiliyorsunuz.


 

Granada’daki dans dolu sokaklarda küçük çocukların ve flamenko başta olmak üzere dans okullarının yaptığı gösteriler de festivale ayrı bir özellik katıyor.

 
 

Kış aylarının gelmesiyle baharı müjdeleyen Endülüs bölgesinin festivalleri, enfes melodileri coşkulu dansları ve rengarenk dünyasıyla olağanüstü zamanlar vaadediyor.