İstanbul'da 3. Köprüden Önce Son Çıkış: Garipçe, Rumeli Kavağı ve Rumeli Feneri

3. köprü yapılmadan önce İstanbul'un el değmemiş köylerini görme fırsatı olan kişilerden biri olduğum için mutluyum. Hayat farklı ihtiyaçlar doğursa da eskinin güzelliği her zaman heyecanlandırır.

Garipçe

Üçüncü köprünün yapım çalışmalarından önce aldığım kısa notlar:

Hafta sonu, Ekim ayının sonlarında olmamıza rağmen  havanın da güzel olmasıyla en sonunda Garipçe’ye gitmeye karar verdim. Gezi yazılarına göz attığımda Rumeli Feneri ve Rumeli Kavağı’nın da yakın olduğunu fark ettim. Böylece sadece Garipçe’ ye bağlı kalmadan değişik bir gün yaşayacağıma emindim. Doğruyu söylemek gerekirse Anadolu yakasında oturan biri olarak Sarıyer’e de çok fazla gitmemiştim. Garipçe’nin Sarıyer’e bağlı 8 köyden biri olduğunu bilmeme rağmen harita üzerinde bulamadım. Karadeniz’e doğru arama yaptığımı gördüm. Fakat 3. köprünün yapılması planlanan yer Sarıyer olduğu için Marmara Denizi’ne bakmam lazımdı!

Sarıyer’e vardığımda aklıma eski Türkiye Ligleri geldi. Bir zamanlar Sercan ve Feridun gibi isimlerle fırtına gibi esen takımın sesi bugünlerde çıkmıyor. Şu anda ligde olsalar güzel bir deplasman olurdu. 2014 yılında Beşiktaş Türkiye kupasında Sarıyer ile eşleştiğinde çok sevinmiştik. Çalıştığım için gidemedim. Ama giden arkadaşlarım Sarıyer'in güzelliğini mutluluk anlattı. Bakırköy, Zeytinburnu da bir zamanlar birinci ligdeydi. Şu anda kulağa garip gelen bu durum bir bakıma Beşiktaş’ın da semt takımı olarak başardıklarının göstergesidir.

Köylere geçmek için Sarıyer’e uğramalısınız. Koç Üniversitesi’ne giden yoldan devam ettiğinizde kampüsten sonra yolun sağında Rumeli Kavağı tabelasını görürsünüz. Sapmayıp devam ettiğinizde Garipçe ve çok az daha ilerisinde Rumeli Feneri tabelası var. Sıralama size ait. Hatta hava güzelse Kilyos’a da devam etmek mantıklı olabilir.

Garipçe açık büfe köy kahvaltısı ve balıkçılarıyla meşhur. Koyda tekneler ve köylü denize açılmaya hazır. Denizde Marmara-Karadeniz trafiği yoğun. Restoranlar denize sıfır. Koyun bir tarafında patika yer alır. Buradan köy tüm güzelliğiyle gözükür. Patikanın zirvesinden gökdelenleriyle İstanbul silueti belirir. Koyun diğer tarafındaysa kale yer alır. Buradan da diğer köyler gözükür. Köyün meydanında cami ve semt pazarı var. Turşu, acıka gibi ev yapımı ürünler var. Biz bal-kaymak ve mıhlama ile kahvaltımızı yaparak Rumeli Feneri’ne devam ettik. Köyde birkaç restoran var.

Garipçe’den 5 dakikalık yoldan sonra Rumeli Feneri’ne vardık. Burada da bir kale var. Zaten surlarıyla bu bölge İstanbul’a giriş çıkışı denetleyebileceğiniz yer. İstanbul'un fethi 1453 yılındadır. Fakat bu eski sınırlar kısacası tarihi yarımadadır. Bu bölgeler fetihten önce yavaş yavaş Osmanlı’nın hakimiyetine girmiştir. Hisarda mangal yapanlar, fotoğraçılar ve uçurtma uçuran çocuklarla karşılaştım. Buradan tekrar Sarıyer’e doğru yönelerek Rumeli Kavağı’na geçtim. Sarıyer’den Garipçe’ye giden yol ormanlık. Arada durup fotoğraf çekilecek harika manzaralar var.

Rumeli Kavağı daha çok kasaba gibi. Daha kalabalık ve daha çok restoran var. Askeriyenin olduğu bölgede park ve kayıklar yer alır. Restoran seçeneği çok. Çok ucuz değiller. İstanbul’da yaşayan biri için deniz ürünleri  tüketmek normal bir durum olsa da biz fast food yemeğe alışkınız maalesef. Fakat Rumeli Kavağı’na gelirseniz mutlaka balık yemelisiniz. Daha doğrusu balık yemek için Rumeli Kavağı’na gitmelisiniz.

Üç köyü de gezdikten sonra "vay be" demeyeceksiniz. Arkadaşım Garipçe neden bu kadar popüler diye sorduğunda cevap çok açıktı. Çünkü orası köy ve İstanbul'da. Nişantaşı’nda Taksim’de mangal yapan insanlar uçurtma uçuran çocuklar göremezsiniz. Her zaman İngiltere’deki köylerde yaşamak istedim. Çünkü hem Londra’ya yakın hem de köylerde olanaklar çok fazlaydı. Buralarda da buna benzer bir durum var. İstanbul’a çok yakın. Belki olanaklar çok fazla değil ama hala bir köy olma özelliğini koruması İstanbul için paha biçilmez. Tabi ki 3. köprü yapılarak kapitalizme boyun eğmezse…

Tatiliyet: Garipçe, Rumeli Feneri, Rumeli Kavağı Foto Galeri

Etiketler