Google+

Arama formu

​ÖLÜMSÜZ MISIR: KAHİRE

Bu yazı Gezimanya üyesi Ali Yeniay tarafından yazılmıştır. Yazılarınızı sitemizde yayınlamak isterseniz üye olabilirsiniz.

Bilgi düzeyinin artması ile merak katsayısı arasında doğru yönlü ve kuvvetli bir korelasyon olduğunu düşünürüm hep. O açıdan merak ettiğim yerler hakkında daha fazla bilgi edinirim ve bilgi edindikçe daha da merak ederim.  İşte o merak içinde olduğum günlerden birisi ve Mısır’ın başkenti Kahire’deki ikinci günüm…

Kahire

Kahire-1

Sabah 6:00’da uyanıp gezi yazılarımı ve fotoğrafları 1 saat boyunca düzenledim. Otelimin ucuz olması sebebiyle odam çok küçüktü ve bu benim için hiç sorun olmadı.

Banyo ve tuvaletin koridorda ortak olması ise biraz sorun. Aynı zamanda duş sabit ve tam klozetin hizasına akıyor suyu açtığınızda. Belli ki yerin dar olması böyle bir çözüme itmiş. Duş alabilmek için çeşitli akrobatik hareketler yapmanız gerekiyor içeride. Sabah duşumu alıp, o sevimsiz kahvaltıdan sonra taksimetre açtırmayı başardığım bir taksiye atlayıp Eski Kahire’ye (İslami Kahire) sürmesini istedim.

Kahire-2

Kahire-3

Kahire şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Otel yerine ev kiralamak isterseniz Single Room (Females Only), The Pyramid Lofts, Green Area Homestay güzel bir seçim olacaktır. Bunlardan en iyileri new porto cairo ( for families only ) new cairo, Sphinx palace, Aisling. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz El-Adel hostel, شقه فندقيه في مدينه نصر, غرفة فى منزل gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Kings Palace Hostel, Grand Safari Hotel, Safary Hostel tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Kahire aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Taksimetreyi açtırmayı başaramıyorsanız taksiye binmemenizi öneriyorum bu ülkede de... Çünkü gideceğiniz yerin 20 katı fiyattan kapıyı açıyorlar. Dün gezdiğim Yeni Kahire’ye nazaran Eski Kahire’yi görünce sanırım esas Mısır’ı tanımış olacağım. Çünkü Yeni Kahire birçok yönü ile İstanbul’a benziyor. Eski Kahire ise gerçekte görmem gereken.
 
Eski Kahire’de ilk durağım Hanü’l Halili Civarı. Kitabım o kadar güzel ki krokiler ve gezilmesi gereken yerler tek tek tarif edilmiş. Hatta tavsiye edilen rota  dahi kırmızı kesik çizgilerle belirtilmiş. Hal böyle olunca yerli halktan daha iyi bulabiliyorum gideceğim yeri.

Kahire-4

Kahire-5

Burası aynı zamanda ticaret merkezi sayılan ve eski çarşının olduğu bölge. Baharatçılardan hediyelik eşya satan her türlü şey var burda. Hatta bir eskici dükkanının yanında geçerken eski bir Atatürk heykeli gözüme ilişti. Kafasına fes geçirilmiş bir Atatürk heykeli. Dükkana yaklaştığımda sahibinin olmadığını gördüm. Bir süre bekledim sahibinin gelmesini. Ona bu heykelin kime ait olduğunu ve kafasına neden fes taktıklarını soracaktım. Yaklaşık 15 dakika bekledim ancak kimse gelmedi. Ben de Atatürk’ün kafasındaki fesi alıp yana koydum ve yoluma devam ettim.

Kahire-6

Kahire-7

Daha sonra El-Ezher Camisi, Seyyid El-Hüseyin Camisi, Ebu Dehab Camisi ve El-Eşref Barsbey Camisi’ni gezdim. El-Ezher Camisi'nde yaş ortalaması oldukça düşük iken Seyyid El-Hüzeyin Camisi’nde yaş ortalaması oldukça yüksekti. İlgi çekici olan bir durum var ki cemaat genelde yatmak için de kullanıyor camileri. Seyyid El-Hüseyin Camisi’nde Hz. Hüseyin’in kesik başı olduğu söyleniyor. Bu camiyi gezerken cami imamı olduğunu sandığım bir kişi beni yanına çağırdı. Yönetim odası gibi bir oda gösterdi. Sonra ikinci kata çıkabileceğimi ve arka bahçeyi görebileceğimi söyledi.

Kahire-8

Kahire-9

Dediği yerlere gittim ve sonrasında çıkarken bana cebinden para çıkardı. Ben de sevindim ilk defa para isteyen değil bana hayrına para veren biri çıktı diye. Meğer bu da parayı göstermek amaçlı çıkarmış cebinden yani “bana bundan ver” manasında. Ben de veremeyeceğimi söyledim ve hızla kapıya yöneldim. Ama kapıda ayakkabımı almaya çalıştığımda önce “sadaka” dediler. Vermeyeceğimi söylediğimde onlar da ayakkabımı vermediler. Kahire’nin kalanını çıplak ayak gezmeyi göze alamadım ve verdim bir miktar “sadaka.”

Aslında hukuken tek taraflı bir hukuki durum olan sadakanın bu gibi ülkelerde bazen şantaj amaçlı kullanıldığı sık oluyor. Oldum olası “sadaka” kültüründen haz almamışımdır. Hedeflenen amaca hiçbir zaman hizmet etmediği ve sürekli sömürü amacı olduğu düşüncesindeyim. Günümün devamında girdiğim camileri de düşündüğümde hayatım boyu girmediğim kadar camiye bir günde girdim.

Gezdiğim müzenin birisinde El-Cezire televizyonu çekim yapıyordu. Beni görünce kadın yanıma gelip nereli olduğumu sordu. Sonrasında da röportaj yapmak istedi bir yabancı gözü ile Mısır hakkında. Ben de İngilizcemin yeterli olmayacağını, eğer Türkçe kabul ederlerse yapabileceğimi söyledim. Bunu da onlar kabul etmediler.

Kahire-10

Kahire-11

O kadar çarşı sokakları dar olmasına rağmen bir değil iki araç karşılıklı o yaya yolundan gitmeye çalışıyorlar. Ben de o dar sokaklardan yürüyerek kitabımda tavsiye edilen Fişavi’nin Kahvesi’ne gittim. Eğer İstanbul’a gidip Nevizade’de bir bira yudumladıysanız işte o sokağa fazlasıyla benziyor. Sanki 10 yıldır burada kahve içiyormuş gibi kolay buldum burasını. Bana ne içmek istediğimi sorduklarında “buranın en güzel kahvesini” dedim. Türk Kahvesi’ni seven ben bundan sonra Mısır Kahvesi’ni daha çok seviyorum. Bizimkine çok benzeyen ama daha lezzetli ve cam bardakta sunulan bir kahve.

Kahire-12

Kahve içerken sekiz tane takı satan kişi, dört tane ayakkabı boyacısı ve bir tane de oyuncak satıcısı gelip bir şeyler satmaya çalıştılar. Neyse ki her birine en az beş kez “la, min fadlak” (hayır teşekkürler) dediğimde almayacağımı anlayıp gidiyorlar.
 
Eski Kahire’yi tepeden görmek istiyorsanız El-Gavri Külliyesi’nin kırmızı ekoseli o güzel ve ilginç yapıdaki minaresine çıkmanız gerekiyormuş. Ben de bunu rastgele öğrendim. Külliyenin önce içini bir güzel gezdim. 1505’te yaptırılan bu külliyede Çarşamba ve Cumartesi günleri sema ayinleri yapılıyormuş. Günler Bursa’daki canlı müzik günleri ile aynı diye geçirdim içimden. Oradaki görevli bana minareye çıkmak isteyip istemediğimi sordu. Ben de mutlu olacağımı söyledim. Beni dar bir kapıdan yarı karanlık bir yere soktu. Sonra bir kat çıktıktan sonra başka bir bölmeye geçmem gerektiğini, sonra dar bir merdivenden tamamen ışıksız bir ortamda çıkacağımı ve sonra ışık sızan bir kat daha çıkacağımı söyledi. Ben de telefon ışığım olduğunu ve başarabileceğimi söyledim. Beni merdivenlere doğru yönlendirip kapıyı arkamdan kapattı ve geldiğimde vurmam gerektiğini söyledi. Aynı dediği şekilde önce bir geçit buldum. Sonra da karanlık ve tek kişinin geçebileceği merdivenlerden yukarı çıktım.

Kahire-13

Kahire-14

Çıktığımda anladım ki Kahire’yi bu külliyenin tepesinden izlemek gerekiyormuş. Seyyar satıcıların olduğu dar sokakları, çarşıyı, insan ve araç trafiğini tam anlamıyla gözlemlemek ve şehrin o kalabalık sesini dinlemek için birebir bu mekan. Kendi kendimi fotoğraflayabilmek için fotoğraf makinesinin zaman ayarı oldukça işime yaradı. Aşağı indiğimde görevli külliyeyi gezmek ücretsiz ama minareye çıkmak ücretliydi diyerekten benden para istedi. Ben de art niyetli olan bu kişiye elimdeki bozukluklardan verdim. Mısır’ı bir kez gören çevremdeki insanların “bir daha kesinlikle gitmem” demelerinin nedenini yavaş yavaş anlıyorum.

Kahire-15

Kahire-16

Kahire-17

Eski Kahire’yi anlamak için tarih kokan o köhne yerleri yürüyerek gezmek gerekiyordu, ben de öyle yaptım. Fatımiler Dönemi’ni adım adım yaşamak için de Beynü’l Kasrin civarını gezmek gerekiyor. Burada hoşuma giden şey öğrenci kartımın geçmesi ve sürekli biletleri yarı fiyatına alabilmem. Sultan Kalavun Medresesi ve Türbesi’ne geldiğimde 50 EP’a (15 TL) öğrenci bileti aldım ve bununla beş farklı yere girebileceğim söylendi. Sultan En-Nasır Muhammed Medresesi, Sultan Berkuk Medresesi, Abdül Kethuda, Kasdr Beştak denilen yaklaşık 1.000 yıllık yapıları gezdim. Ama medreselerden daha çok ilgimi çeken kimisi terk edilmiş kimisi ise müzeye dönüştürülmüş “vikala”lar ilgimi çekti. Bunlar eski gezgin tüccarların konakladığı hanlar. Bazılarının odaları farklı amaçlarla halen kullanılmakta.

Bu bölgeden sonraki yolculuk “Kale” bölgesiydi. Buraya yürüyerek gidemeyeceğimi anlayınca durakta minibüs beklemeye başladım. Binmeye hazırlanan bir amca elimdeki haritadan bakıp minibüsün gittiğini söyledi, beni öne oturttu ve gidiş yol paramı o verdi. Sonra da son durakta indik ve bana gideceğim yeri tarif etti. Para karşılığı olmaksızın yapılan ilk şeydi bu Mısır’da. Kısacası yapılan ilk iyilikti. Kale bölgesi büyük surlarla çevrili bir bölge. Kahire’yi panaromik olarak izleyebiliyorsunuz. Polis Müzesi, Askeri Müze, İbrahim Paşa Heykeli, En-Nasır Muhammed Camisi ve en önemli yeri de Mehmet Ali Camisi. Gerçekten 1800’lerin ortalarında Osmanlı üslubu ile yapılmış bu ihtişamlı yapı kubbesi ve iki zarif minaresi ile göz alıyor. İçinde bol bol fotoğraf çektim. Çıkışta o bölgede görevli bir polis elimden makineyi isteyip beni farklı açılardan fotoğraf çekti. Tabi ki sonunda hemen para istedi. Ben de polis olduğunu hatırlattım ve bu sebepten veremeyeceğimi söyledim.

El kitabımda her ne kadar gereksiz korna çalmanın yasaklandığı belirtilse de bu Eski Kahire için belli ki geçerli değil. Çünkü burada bazı sürücüler korna ile oryantal ritimleri bile tutuyorlar. Sanırım Türkiye’de olduğu gibi bazı kanunlar sadece yazılı olarak var ancak uygulaması yok.

Günümü oldukça ekonomik kullandım. Saat 16:30’da otelime geldim ve İskenderiye’ye gitmek üzere terminale gittim. Bu gün üç kez taksi bir kez minibüs kullandım. Sabahki taksicim normaldi. İkincisinin kolu sakattı, üçüncüsünün ise sağ gözü görmüyordu. Hatta bu nedenle taksinin sağ dikiz aynasını amca iptal etmiş. Neyse ki ben sağlam bir şekilde terminale geldim.

Kahire-18

Kahire-19

Başkent de olsa çok kötü bir terminali var. Aşağı karanlık bir kattan otobüsler kalkıyor. Otobüsler de zamanında kalkmıyor. Yarım saat gecikme ile hareket ettik. 3 saatlik yolculuktan sonra da Akdeniz’e kıyısı olan ve yönü Türkiye’ye bakan o şehre vardım. Kitabımdan gözüme kestirdiğim ucuz bir otele daha yerleştim. Ama muazzam bir manzarası var odamın… 

https://www.facebook.com/ali.yeniay.395


Ali Yeniay kullanıcısının resmi
Yazar Hakkında

Ali Yeniay

"Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?" sorusuna "Gezerek, okuyan ve hatta gezi yazılarını paylaşan" diye cevap veren bir seyyahım ben...