Oslo'dan Bergen'e Muhteşem Yolculuk

Oslo'dan Flam'e

Oslo’dan Bergen’e yapacağımız yolculuk sırasında hem tren, hem tekne hem de otobüs kullanacağız. Hepsini buraya gelmeden önce internetten ayarlamıştık. Ve biletlerimiz de önceden İstanbul’a postalanmıştı. Bu gezimizin en keyifli kısmı bu yolculuk olacak gibi bir his var içimde…

Oslo’dan trene binerek yolculuğumuza başlıyoruz. Tren yolculuğu 2 kademeli olmak üzere toplam 4,5 saat sürüyor.

Birinci etap Oslo - Myrdal arası çok keyifli bir tren yolculuğu. Manzara harika. Bu tren yolu 1894 - 1909 arasında yapılmış, yaklaşık 500 kilometre uzunluğunda. Tren rayları boyunca güldür güldür akan nehirler, yemyeşil bir doğa, dağlardan akan şelaleler yol arkadaşlığı ediyor bize. İzlemeye doyamadığımız manzara içine saklanmış yer yer tek veya 2 katlı, çok bakımlı dik çatılı rengârenk tipik Norveç evleri yer alıyor. Bu evlerin bulunduğu kasaba ve köylerden geçiyoruz. Tüm evlerin boyaları yeni, içlerinde bir tane bile bakımsız bir ev göremedik.

Finse

Norveç halkı doğa ve insana çok saygılı. İlk durağımız yolculuğun en yüksek noktası olan FinseFinse’nin denizden yüksekliği 1.222 metre. Burada trenden inip karşımızda duran 3 buzul kütlesinin fotoğraflarını çekiyoruz. Burada gördüğümüz Hardanger buzulları, Norveç’teki 6. büyük buzul kütlesi. Buzulların denizden yüksekliği 1.840 metre. Bu buzulları objektiflerimize kaydettikten sonra trenimize binip yolculuğa devam ediyoruz.

Finse kasabasına sahip olduğu muhteşem doğası nedeniyle doğa sporları ve dağcılık yapmak için pek çok turist akın ediyor.

Finse ile Myrdal ve Flam arasındaki tren yolculuğu dünyanın en keyifli tren yolcuğu olarak tabir ediliyor. Biz öncelikle Finse’den Mydral’a muhteşem manzaralar eşliğinde gidiyoruz.

Myrdal

Myrdal, denizden 862 metre yükseklikte yer alan bir yerleşim. Burada daha ufakça bir trene biniyoruz. 30 kilometrelik tren yolu ile denizden 2 metre yükseklikte yer alan Flam’a devamlı irtifa kaybederek ineceğiz. Burası dünyanın en eğimli tren yolu. Pek çok tünelden geçiyoruz. 30 kilometrelik tren yolunun yaklaşık 6 kilometresi tünel. Bu demiryolu ve tüneller 1940 – 1944 yılları arasında tamamen insan eli ile yapılmış.

Yol üzerindeki ilk durak yeri Vatnahalsen istasyonu. Burada 1896’ya tarihlenen bir otel var. Bu otel yürüyüş için gelen turistlere ev sahipliği yapıyormuş. 1954’ten sonra sanatoryum olarak hizmet vermeye başlamış. Yol boyunca muhteşem doğayı izleyerek inişe geçiyoruz. Pek çok irili ufaklı şelale zinciri bize eşlik ediyor.

Berekvan’da tren duruyor. 94 metre yüksekten dökülen Kjobgosten şelalesini görüyoruz. Trenden inip bu muhteşem şelaleyi seyrediyoruz.

O anda çok güzel bir müzik doğada yankılanıyor. Bu müzikle beraber kayaların arasından görünen dansçı bir kızın dans şovunu izliyoruz. Aynı beden ölçüleri ve saç rengi olan 2-3 kız aynı kıyafetleri giymişler. Kayaların arasında dans ederken aniden kaya arkasına düşüş izlenimi vererek kayboluyor. O anda şelale üzerinde bir başka dansçı bayan dansa devam ediyor. Bu kişi aniden şelaleye düşer izlenimini veriyor, bir başka kayanın üzerinde bir başka kız beliriyor ve dansa devam ediyor. Sanki tek dansçı, bir anda düşüp bir başka tarafta hemen dansa devam ediyor izlenimi yaratıyor. Müzik, dans ve manzara muhteşem. Sırf bunu seyretmek için bile bunca yola katlanmaya değer.

Norveç’e "Şelaleler ülkesi" deniliyor ve bu ismi tam manası ile hak ediyor. Yol boyunca 80 metreden, 100 metreden, 140 metreden dökülen bol debili sayısız şelale gördük.

Yemyeşil doğa, şelaleler, tren yoluna eşlik eden nehirler, bir ya da iki katlı rengarenk ve dik çatılı, çok bakımlı Norveç evleri… Ve tabii bu manzaranın sudaki aksi, hepsi tek karede. Mükemmel bir geziydi…Flam'da göl manzaralı bir konaklama için Flåmsbrygga Hotel ve Flåm Marina & Apartments otellerini tercih edebilirsiniz. 

Flam

Oslo’dan Bergen’e olan yolculuğumuzun tren ayağı daha baskın olan Oslo – Flam arasındaki ilk etabı tamamladıktan sonra Flam’a ulaştık. Flam’da yaklaşık 400 kişi yaşıyor. Ancak yıllık turist sayısı 300 bin civarında. Flam’a ilk turist 1886 senesinde gelmiş.

Flam'da göl manzaralı bir konaklama için Flåmsbrygga Hotel ve Flåm Marina & Apartments otellerini tercih edebilirsiniz. 

Bu ufak yerleşimi kısa da olsa gezme fırsatı buluyoruz. Kasabanın tamamı ufak tek ya da çift katlı pastel tonlarda boyanmış bakımlı evlerden oluşuyor. Bir de ufak bir kilise yer alıyor burada.

Tekneye bineceğimiz bölgede ise büyükçe bir restoran ve çok sayıda hediyelik eşya mağazası yer alıyor.

Flam-Bergen

Biraz etrafı dolaştıktan sonra Flam’dan tekneye biniyoruz. Fiyordları dolaşacağız. Bizim dolaşacağımız fiyord “Fiyordların Kralı” olarak geçen Sagne Fiyordu (Sognefyord). Bazı kaynaklara göre 250, bazı kaynaklara göre 204 kilometre uzunluğunda büyük bir fiyord burası. Sagne Fiyordu “Y” şeklinde, bir ucu Flam, diğer ucu ise Gudvangen. Biz Flam’dan binip Gudvangen’de ineceğiz.

Bu fiyord buzulların çözülmesi ile 2-3 milyon yıl önce, buz devrinden sonra oluşmuş. En derin yeri 1.300 metre. Hava güneşli olsa da fiyord’a dik uzanan yamaçlar nedeni ile çok ısıtmıyor, tekne hareket ettikçe ise rüzgar şiddetini arttırıyor. Ama manzara o kadar etkileyici ki üşüsek bile teknenin içine girmeyi hiç birimiz istemiyoruz.

Teknemiz fiyordun turkuaz renkli sularını yararak ilerlerken biz manzaranın tadını çıkartıyoruz. Yer yer yamaçlardan aşağıya akan şelaleler, yer yer sevimli ve ufak yerleşimler, yer yer bizimle birlikte gelen martılar, yolculuğumuzu daha da keyifli kılıyordu.

Aurland

Gudvangen’e ulaşmadan önce Aurland adlı bir kasabanın yanına ulaştık. Burada toplam 1.200 kişi yaşıyor. İlk belediye 1970’de kurulmuş. 13. yy.’dan kalma bir kilisesi de olan oldukça şirin bir yerleşim.

Fiyord içinde 50-100 adet 100 kg ağırlığında deniz ayısı bulunduğu söyleniyor. Şanslıysanız görebilirsiniz dediler ancak biz maalesef göremedik.

Teknemiz Gudvangen’e yanaşıyor ve iniyoruz.

Gudvangen

Gudvangen yalnızca 120 kişinin yaşadığı bir yerleşim. Önünde çok etkileyici Viking heykellerinin bulunduğu şık bir hediyelik eşya mağazası bulunuyor. Bu mağazanın önünde yine rezervasyonunu daha önceden yaptırmış olduğumuz otobüse biniyoruz. Sistem çok düzenli işliyor. Hiçbir yerde “acaba otobüs geldi mi? Tren gecikti mi?” telaşını yaşamıyoruz.

Voss

Otobüse binerek dağların arasından kıvrılan virajlı, bir o kadar da keyifli yollardan yaklaşık 1 saat süren yolculuk sonrası Voss’a ulaşıyoruz. Voss’ta 7.000 kişi yaşıyor. 2. Dünya Savaşı’nda bombalanmış, 70 gün kuşatma altında kalmış. Tüm binaların çatıları harap olmuş, bu nedenle de burada çatı yapımı önemli bir sektör haline gelmiş. Voss derin bir vadide bulunuyor. Bu vadide nehirden çıkan taşlar bembeyaz, zamanla hava ile temas edince siyahlaşıyormuş. Aynı zamanda nehirden çıkan bu taşlar diş macunu yapımında da kullanılıyormuş.

Voss’ta yaptığımız kısa bir gezinti sonrası tekrar trene binip Bergen’e doğru yola çıkmak üzere tren istasyonuna gidiyoruz. Voss tren istasyonunda ülke genelinde çok popüler olan Trol’lerin dev ebatta heykelleri de yer alıyor.

Ardından trene binip yine hoş manzaralar eşliğinde Bergen’e yol alıyoruz.

#Makedonyadan yazılar alanında göster
Kapalı
NURHAN YILMAZ

Yazar Hakkında

NURHAN YILMAZ

1951 İstanbul doğumluyum. Yıl içinde dönüşümlü olarak Sinop, Bodrum ve İstanbul’da yaşamaktayım.Küçük yaşlarda babamın mesleği gereği, Türkiye’nin pek çok farklı şehirlerinde yaşadım.