PALERMO - I / SİCİLYA DOSYASI

Sicilya gezimizde 3. ve 4. günümüzü geçireceğimiz, kültürel, ekonomik ve turistik başkent Palermo'dayız. Mafyanın doğduğu şehir olarak tanınıyor ama doğrusu bizi daha çok ilgilendiren, Palermo'nun 2018 Dünya Kültür Başkenti seçilmesi oluyor. Yaşadığımız 2 gün içerisinde mafyaya ait sadece tişört ve magnet görmüşken kültürel zenginliğine ise doyamadık. Palermo, adını büyük liman anlamına gelen "Panormus" tan alıyor. MÖ 734 yılında Fenikeliler tarafından kurulmuş. Palermo'da havalimanı bulunuyor ancak ülkemizden Sicilya'ya hava yolu ile ulaşımda özellikle Catania kullanılıyor ancak isterseniz İtalya'nın başka şehirlerinden aktarmalı olarak buraya ulaşmak mümkün. Havalimanından 30 dakikada bir kalkan otobüsler ile yaklaşık 45 dakikada şehre ulaşabilirsiniz.

Şehir içerisinde ise ana ulaşım aracı, çok yaygın bir ağa sahip olan otobüsler. Raylı sistemi ise turistik noktalardan geçmediği için kullanışlı değil. Otobüsler AMAT firmasına ait, biletleri tabacco büfelerden alabilirsiniz, otobüs içerisinde bilet satışı yok. Tek kullanımlık bilet (biglietto ordinaria) 1,40 € ve 90 dakika geçerli, günlük sınırsız bilet 3,50 €, 2 günlük sınırsız bilet 5,70 € ve 3 günlük sınırsız bilet 8 €. Biletinizi otobüs içerisinde makineye mutlaka okutun. Bir gün içerisinde 3 kez kontrole denk geldik, şaka yapmıyoruz. Bu arada ulaşımla ilgili tüm bilgilere www.amat.pa.itadresinden ulaşabilirsiniz.

Şehirdeki gezimize pratik bir bilgi ile başlayalım. Üç önemli cadde bulunuyor. Bunlardan biri, Porta Nuova adlı şehir kapısından başlayıp denize kadar giden Via Vittorio Emanuele, diğeri bu caddeyi kesen, Via Maqueda ile başlayan ve Via della Liberta ile devam eden cadde, üçüncüsü ise merkez istasyondan (Stazione Centrale) başlayıp Teatro Politeama'ya kadar uzanan Via Roma adlı cadde. Görülmesi gereken turistik noktalar bu üç cadde üzerinde veya civarında bulunmaktadır.

Biz gezimize Independenza Meydanı'ndan (Piazza Independenza) başladık ve şehir kapılarından biri olan Porta Nuova önünde bir süre durup kapıyı inceledik. Kapı girişinde ikisi sağda, ikisi solda bulunan heykeller ile 1571 yılındaki İnebahtı Savaşı'na gönderme yapılıyormuş. Kıbrıs'ın alınması ve İnebahtı'da donanmanın yenilmesi sonrasında Sokullu Mehmet Paşa'nın sakal-kol örnekleri ile söylediklerini meğerse onlarda tam tersini bizim için söylüyorlarmış, kesik kollu ve aman dileyen heykeller bunu temsil ediyormuş. Porta Nuova'dan girdikten sonra sağdaki görkemli uzun bina Kraliyet Sarayı (Palazzo Reale / Palazzo dei Normanni) ve içerisindeki muhteşem mozaikleriyle Cappela Palatina. Biraz ilerlerinde ise San Giovanni degli Eremiti Kilisesi yer alıyor.

Sarayın önündeki güzel park Villa Bonanno. Parkta, orijinali 1662 yılında Habsburg Philip IV onuruna yapılan, 1848'de yok edilmesinden sonra yeniden yapılan bir anıt ile Roma kalıntıları da bulunmaktadır.

Parktan çıktıktan sonra şehrin gururu Palermo Katedrali (Cathedrale di Palermo) karşımıza çıkıyor. Katedral, Avrupa'nın en büyük 3. kilisesi. Bizanslılar 7. yüzyılda inşa etmeye başlıyorlar ancak tamamlanması 18. yüzyılda oluyor. Bir dönem cami olarak da kullanılıyor, yani dönüşümler geçirerek günümüze ulaşıyor. Katedralin içi de dışı gibi çok güzel. Fotoğraflarımızı çekip dışarı çıktığımızda artık Via Vittorio Emanuele Caddesi üzerindeyiz. Trafiğe kapalı cadde üzerinde, deniz istikametinde yürümeye başlıyoruz.

Yol üzerinde tarihe yolculuk yapar gibiyiz. Sağımızda, kapısını çok beğendiğimiz Salvatore Kilisesi (Chiesa del Santissimo Salvatore), ilerliyoruz yine sağımızda Carlos V Heykeli (Statue of Carlos V) ve arkasında bir meydan. Meydandaki tarihî bir bina özellikle dikkat çekiyor, Palazzo Alliata Villafranca adlı bu saray müze olarak kullanılıyor. Bizce Palermo'nun en güzel binası. İçerisinde sayısız sanat eserine ve zaman zaman çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Heykelin karşısında yani caddenin sol kolunda bir başka saray var ve yine burası da müze olarak kullanılıyor, Sanat Müzesi (Palazzao Riso).

Yürümeye devam ediyoruz ve Quattro Canti'ye geliyoruz. Burası 4 yol ağzı ama daha önce hiç bir yerde görmediğimiz mimariye sahip. Epey zaman burada kalıp çeşmeleri (dört çeşme 4 mevsimi temsil ediyor), heykelleri ve bunların bulunduğu binaları inceleyip keyifleniyoruz. Sağa döndüğümüzde çıplak heykeller ile süslü dev çeşme (Fontana Pretoria) ve Pretoria Meydanı'nı (Piazza Pretoria) görüyoruz. Heykellerden dolayı buraya Utanç Meydanı da deniyor.

Çeşmenin arkasındaki güzel bina Santa Caterina Kilisesi (Chiesa di Santa Caterina). Kilisenin yan tarafına geçtiğimizde bir meydan bulunuyor. Burada o dönem cami olarak yapılmış, bugün Katolik kilisesi olan Church of San Cataldo ve onun da yanında Santa Maria dell'Ammiraglio Kilisesi bulunuyor.

Yarın diğer iki önemli caddede görüşmek üzere... 

haydigeziyoruz

Yazar Hakkında

haydigeziyoruz

Biz Dilek ve Bora Aydoğdu, gezmeyi seven iki gezginiz. Dilek emekli öğretmen, Bora emekli askeri öğretmendir.