Prag’da Görülecek 12 Yer

Masal kenti, altın şehir, yüz kuleli şehir... Adına ne derseniz deyin. Prag, herkesin kendisinden bir parça bulabileceği bir şehir. Benim için ise Prag, Franz Kafka'nın memleketi. Vltava'nın hayat verdiği bu şehir,  sanat ve mimari tutkunlarının ilk tercihleri arasında yer alıyor. Prag sokakları buram buram tarih kokuyor. Bu yazımda Prag'da gezip görmeniz gereken on iki yerden bahsedeceğim.

1 - Dans Eden Ev (Tančící Dům)

1996 yılında inşası tamamlanan ve aslen Hollandalı bir sigorta şirketine ait olan bina, o yıllarda şehrin tarihi dokusuna uymaması ve şehrin silüetinden uzak olması sebebiyle halk tarafından kabul görmüyor.  Daha sonra şehrin en turistik noktalarından birisi haline gelince halk da bu binayı bağrına basmak zorunda kalıyor.  Binanın en üst katında bir Fransız restoranı var.
 

2 - Lego Müzesi (Muzeum Lego)

Dans eden evden yaklaşık on beş dakika yürüme mesafesinde bulunan Lego müzesi de Prag'da görmeniz gereken yerler arasında yer alıyor. Yaratıcılığın sınırlarının ne kadar zorlandığını bu müzede göreceksiniz. Müzeye giriş yetişkinler için dokuz, öğrenciler için ise altı euro.

3 - Tarihi Şehir (Staré Město)

Prag-1 bölgesinde yer alan, Astronomik saat kulesi, Tyn Kilisesi ve St. Nicholas Kilisesi'nin de içinde bulunduğu, Prag'ın en çok turist çeken yeri Tarihi Şehir'e istemeseniz bile yolunuz mutlaka düşecektir.
Dünyanın en eski üçüncü astronomik saati olan Prag astronomik saati 1410 yılında kurulmuştur. Sadece saati değil, güneşin ve ayın konumunu da gösteriyor. Saat hakkında ilginç hikayeler de var. Bunlardan bir tanesi, saati tasarlayan kişinin bu saatten daha iyisini başka bir yerde yapacağının duyulması üzerinde kör edilmesi! Ne yazık ki benim orada bulunduğum süre boyunca astronomik saat bakımdaydı. Bu sebeple saati detaylı inceleme fırsatı bulamadım.

4 - Toz Kulesi (Prašná Brána)

Eski şehiri yeni şehirden ayıran bu gotik kule, orijinal şehir kapılarından birisidir. Kuleye çıkış yetişkinler için 90 CZK yaklaşık 22TL.

Kulenin çevresinde bulunan klasik araçlarla şehri gezme fırsatı da bulabilirsiniz.

5 - Karl Köprüsü (Karlův Most)

Prag'a geldiğinizde yapmanız gereken ilk işlerden birisi şüphesiz Karl Köprüsü'nü yürüyerek geçmek olmalı. Üzerinde otuzun üzerinde dini figür bulunan Karl Köprüsü, Prag'ın sembolleri arasında yer alıyor. Vltava Nehri'nin üzerine yapılmış olan köprü, Kral IV. Karl tarafından yaptırılmıştır.

Köprü üzerinde birçok sokak sanatçısı ve ressam bulunuyor. Eğer vaktiniz varsa bu sanatçıları izlemenizi, dinlemenizi tavsiye ederim.

Prag'da sokak sanatçılarını dinlemek çok keyifli. Karl Köprüsü üzerinde de birbirinden renkli, birbirinden yetenekli sokak sanatçıları var.

6 - Franz Kafka Müzesi (Muzeum Franze Kafky)

Benim için Prag'ın en heyecan verici tarafı kuşkusuz Kafka. Karl Köprüsü'nün diğer ucunda Prag-1 bölgesinde yer alan Franz Kafka müzesinde, Kafka'nın babasına yazdığı mektuplar, Kafka'nın el yazıları ve daha birçok eser var. Loş bir ambiansa sahip olan müze oldukça etkileyici. Müzeye giriş ücreti yetişkinler için 260 CZK yaklaşık 63 TL.

7 - John Lennon Duvarı (John Lennon Wall)

The Beatles grubunun üyelerinden John Lennon'un 1980 yılında öldürülmesinin ardından Çek gençler bir duvara polisin engellemelerine rağmen John Lennon'un resmini yapıyorlar, şarkı sözlerini yazmaya başlıyorlar. O günden bu yana duvar adeta özgürlüğün, savaş karşıtlığının çeşitli simgelerle anlatılmaya çalışıldığı bir yer haline geliyor.

John Lennon duvarının hemen karşısında Lennon Pub yer alıyor.

Biraz ileride ise dünyanın en dar sokağı yer alıyor. İki kişinin aynı anda geçemediği bu sokakta trafik ışıklarını takip etmek zorundasınız.

8 - Orta Çağ Restoranı Medieval Lavern Krale Brabantskeho

Şu zamana kadar gittiğim en ilginç yerler arasında şüphesiz bu ortaçağ restoranı yer alıyor. İçeriye adım attığınızda resmen zamanda yolculuk yapıyorsunuz ve  yüzyıllar öncesine gidiyorsunuz. Ateş dansları, müzikler, restorandaki figürler çok ince düşünülmüş. Beni bu restorana yerel bir arkadaşım götürmüştü. Masaya oturduktan bir süre sonra şövalyevari bir kişi masamıza yanında köpeğiyle birlikte sert bir şekilde geldi.
Masaya şöyle bir yumruk vurdu. Ben tam şöyle bir kalkıp "Sen kim oluyorsun da benim masama destursuz oturabiliyorsun?" diyecekken, yiyeceğim muhtemel dayağı düşünerek yerime tekrar oturdum. Sonradan bunların hepsinin profesyonelce kurgulanmış birer senaryo olduğunu öğrenince hayranlığım bir kat daha arttı. Her adımda orijinal fikirler ve büyük emekle karşılaşacağınız bu restoranın yemekleri de oldukça lezzetli.

Yemeğinizi yediniz ve kalkmak istiyorsunuz,tam her şey bitti diyorsunuz; ama bitmiyor. Burada hesap kuru kafanın gözüne sokulmuş bir şekilde geliyor.

9 - Prag Kalesi (Pražský Hrad)

Prag Kalesi yüzyıllar boyunca Bohemya ve Roma İmparatorluğu'na ev sahipliği yapmış.
Bizim alışık olduğumuz kale algısının biraz ötesinde burası. İçerisinde müze ve katedrallerin bulunduğu bu kale adeta bir yerleşke.

Prag Kalesi'nin içerisinde mutlaka ziyaret etmeniz gereken yerlerden birisi de Aziz Vitus Katedrali.

10 - Ulusal Teknik Müze (Národní Technické Muzeum)

Sırada beni Prag'da en çok etkileyen yerlerden birisi var. 1908 yılında açılan Prag Ulusal Teknik Müzesi, kimyadan astronomiye, madencilikten askeriyeye, arabalardan uçaklara kadar birçok sergiye ev sahipliği yapıyor. İçeride dolaşırken bu insanlar zamanında bu kadar bilim yaparken bizim atalarımız ne yapıyormuş, diye düşünmekten kendimi alamadım.

11 - Letna Park (Letenské Sady)

Küçük bir ormanı andıran bu park, en güzel panaromik Prag fotoğrafları alabileceğiniz yerlerden bir tanesi. Şehrin gürültüsünden uzak, doğayla iç içe vakit geçirebilirsiniz.

12- Yeni Yahudi Mezarlığı (Nový Zidovský Hřbitov)

Herkesin aksine ben eski değil, yeni yahudi mezarlığını ziyaret ettim. Sebebi ise malum; Franz Kafka.
 
Yeni Yahudi mezarlığını bulmak benim için hiç kolay olmadı. Tarihi Şehir’den otobüse atlayıp Zelivsheko durağında indim. Koskoca mezarlık ama girişini bulmak için on beş dakika çevresinde dolandım. Bu arada Çek insanların pek kibar olmadığını da belirtmekte fayda var. En azından bana denk gelenler böyle olabilir. Mezarlığın giriş kapısını sormak üzere yoldan geçen birisine yönelip “ sorry can...” henüz sözümü tamamlamadan aldığım cevap “No”. Şöyle üstüme başıma bakıyorum ve herhalde dilenci zannetti diye düşünüp yola devam ediyorum. Bir kişiye daha aynı şekilde yöneldiğimde karşılaştığım tavır yine aynı oldu.Size minnet edeceğime kendim bulurum diyorum ve zor da olsa giriş kapısını buluyorum. Mezarlığa girerken kimlikle birlikte neden geldiğinizi de soruyorlar. Bir de şeker ikram ediyorlar.

Eğer Prag gezimi özetlemem gerekirse, bu şehrin beni etkilediğini söyleyebilirim; fakat birçok yönden abartıldığını düşünüyorum. Her yer hediyelik eşya dükkanlarıyla dolu. Çekler tarihlerini satmayı çok iyi biliyorlar. Ayrıca bu şehir oldukça pahalı. Bununla birlikte Prag’ın sizi birçok noktada şaşırtacağını söyleyebilirim. Hatta uslu insanlar olursanız Prag'da Mahmut Hoca'yı bile görebilirsiniz.

Yorumlar

Profil Fotoğrafı
15 Ağu 2020, Cumartesi - 16:45