Aralık Ayında Malta

Aralık ayı demek hemen hemen herkes için yeni yıla hazırlık demek… Özellikle yılbaşını görkemle kutlayan ülkeleri aralık ayında gezmek harika oluyor. Biz bu yıl aralık ayında kızımızı kucağımıza almamıza günler kaldığı için seyahat edemedik. İstanbul’dayız. Fakat merak etmeyin. :) Her ne kadar biz evde oturuyor olsak da bu yıl da yeni yıl öncesinde gezmek isteyenler için bir önerimiz olacak. :)

Bu yılın önerisi yakın geçmişten, yani geçen yıl Aralık ayında gittiğimiz Malta’dan. Malta’nın yılbaşı öncesi ne kadar güzel olduğunu bildiğimiz için geçen yıl Aralık ayının ilk haftasında Murat ile birlikte Malta’ya gittik.  Bizi uzun zamandır takip ediyorsanız Malta’ya ne kadar hayran olduğumuzu bilirsiniz. Bu yüzden ülkeye sıklıkla gidiyoruz.

 

1 0

 

Yeni yıl öncesi Malta’ya gitmenizi önermemizin nedenlerinden ilki; ülkenin aralık ayındaki serin ve eşsiz havası. Biz Malta’ya daha önce hep yaz mevsiminde gitmiştik. O zaman tabii deniz ve güneş nedeniyle yaz havası solumuş olsak da, Malta gerçekten aralıkta daha bir özeldi. Bunda ülkenin bu ayda daha az turist almasının etkili olduğunu düşünüyoruz. Sokaklar oldukça boş olduğu için Valletta, Sliema gibi normalde çok kalabalık olan şehirleri rahatça gezdik. Tenha olunca ülkenin tadını çıkardık yani.

Hemen hemen tanıştığımız herkese ısrarla Malta’ya seyahat etmesini önermemizin nedenlerinden bir diğeri de; Malta’nın ziyaretçilerine Ortaçağ’ı yeniden yaşatacak bir atmosfere sahip olması. Özellikle tarihe ilgi duyan kişiler eminiz ki bu “Adalar Ülkesi”nin sokaklarında gezinirken kendilerini geçmişteymiş gibi hissedecek. Aralık ayında sokakların daha boş olması da daha çok keşif imkanı verecek.

Şimdi de Malta’yı neden önerdiğimizden çok Malta seyahatimizde neler yaptığımızı anlatmak istiyoruz. Biz geçen Aralık’ta Malta’nın başkenti Valletta’da kaldık. Bu tercihimiz bizi çok memnun etti çünkü şehir Aralık ayında yılbaşı moduna çoktan girmişti. Geceleri otele dönerken ışıl ışıl sokaklardan geçmek harikaydı.

 

2

 

Photo: Darren Agius and Valletta Cultural Agency

Valletta, 16. yüzyılda Aziz John Şövalyeleri tarafından kurulmuş ve adını da birliğin başındaki kişinin soyadından almış bir kent. Şehrin tarihi yerleri 1980 yılından beri Unesco tarafından dünya mirası ilan edilmiş durumda. Biz Valletta’yı önceki seyahatlerimizde gezmiştik. Bu seyahatimizin ilk gününde boş Valletta sokaklarında uzun yürüyüşler yaparak yeni yılın büyüsüne iyice kapıldık.

 

3

 

Geçen yıl Valletta’nın feribot iskelelerinden Waterfront’ta bir Noel köyü kurulmuştu. Seyahatimizde her yaştan kişinin kendisine göre bir eğlence bulacağı bu köyü de ziyaret ettik. 35 metre uzunluğundaki çam ağacının altında ve ışıl ışıl bir ortamda koronun söylediği şarkılarla eğlenmek müthişti. Eğer aralık ayında Malta’ya gidecekseniz bu köyü mutlaka gezmelisiniz.

 

4

 

Seyahatimizin ikinci gününde birbirlerine yakın şehirler Sliema ve Mdina’yı gezdik. Sliema, ülkenin en turistik yerlerinden biri. Çünkü şehir büyük oteller ve alışveriş merkezleriyle dolu. Ülkeyi ziyaret edenler eğer alışveriş yapmak isterlerse mutlaka Sliema’ya uğruyor. Biz alışveriş yapmadık ama yine de Sliema’ya uğradık. Çünkü şehrin sahilinden enfes liman manzarasına bakmak istedik. Limana karşı birer fincan kahve içip peynirli ve milföy hamurlu “Malta Pastizzi” yi tattıktan sonra Mdina’ya geçtik.

 

5

 

Mdina, Malta’nın kuzeyinde bulunan ve ortaçağa kadar adaya başkentlik yapmış bir şehir. Şehirde Ortaçağ ve Barok mimarisinin birbirinden güzel örnekleri var. Serin havanın hakim olduğu güzel Aralık gününde Mdina sokaklarını gezdikten sonra daha önce de ziyaret ettiğimiz “Mdina Dungeons Müzesi”ne gittik. Müze, Malta’nın Ortaçağ döneminde yaşadığı birbirinden üzücü olayları zihinlerde tekrar canlandıracak bir içeriğe sahip. Müzenin içinde gezerken attığınız her adımda bölgede geçmişte uygulanan işkence yöntemlerinin örneklerini görebilirsiniz. Bu müzeyi yeniden gezmek ikimizi de bir kez daha derinden etkiledi. Buradaki gezintimiz bittikten sonra kendimizi yeniden sokaklarda bulduk ve Murat’ın kadrajıma ansızın verdiği poz da bizim için harika bir Mdina anısı oldu.

 

6

 

Mdina hakkında biraz daha bilgi verecek olursak; “Mdina” kelimesinin anlamı “duvarlarla çevrili”dir. Zaten şehre gidip devasa yükseklikteki duvar ve surları gördüğünüzde bu ismin oldukça yerinde olduğunu düşüneceksiniz. “Sessiz Şehir” (Mdina) hakkında konuşurken Mdina’nın sokaklarına da değinmezsek olmayacak. Mdina’da sokaklar gerçekten o kadar dar ki… Bunun sebebi ise yerlilerin eski zamanlarda korsanların şehri istilasını engellemek istemeleriymiş. Bu yüzden de şehrin sokaklarını dar planlayarak bir önlem almak istemişler.

 

7

 

Mdina turumuzun ardından otelimize döndük.

Seyahatimizin son gününe Birgu şehrini gezerek başladık. Vittoriosa olarak da bilinen Birgu; Cospicua (Bormla) ve Sengla (Isla) şehirleriyle birlikte “Üç Şehir” olarak adlandırılan bölgeyi oluşturmakta. Konumunu daha net tanımlayacak olursak Birgu, Aziz Angelo Kalesi’nin arkasında kurulmuş ve labirent gibi kıvrımlı sokaklarıyla giden herkesin başını döndüren bir şehir.

 

8

 

Özellikle şehrin liman bölgesi o kadar modern ve temiz ki, mutlaka görülmeli! Birgu Limanı’nı gezdikten sonra yürüyerek diğer iki şehri de gezdik. Eğer siz de Malta’ya gidecekseniz bu “Üç Şehir” bölgesini yürüyerek keşfedebilirsiniz. Bölgenin üç şehirden oluşması büyük bir yer olduğunu düşündürse de Üç Şehir Bölgesi aslında oldukça küçük bir yer kaplıyor. Bölgedeki mimari oldukça etkileyici.

Birgu’dan sonra Paolo şehrine geçtik. Buraya gelirken asıl amacımız şehrin ünlü yeraltı yapısı Hypogeum’u gezmekti. Hal-Saflieni Hypogeum ismiyle de bilinen yer, Malta’nın M.Ö. 3300 ve 3000 yılları arasındaki durumunu gözler önüne seren bir yapı. Kireç taşından oyularak yapılan ve yerin altına doğru 11 metre derine kadar uzanan odalardan oluşan kompleks, aslında Neolitik Çağ’da yaşayan kişiler tarafından bir mezar alanı olarak inşa edilmiş. Yapıyı her gün 60 ya da 80 kişi gezebiliyor ve gezmek isteyenlerin önceden randevu alması gerekiyor. Biz bunu bildiğimiz için önceden randevumuzu alarak gittik. Günümüzde Tunç Çağı’nın tek yeraltı mezar örneği olan Hypogeum, ikimizin de çok ilgisini çekti.

 

9

 

Geldik Malta’daki son rotamıza. Hypogeum’dan çıktıktan sonra arabayla yaklaşık 15 dakikalık uzaklıktaki Hagar Qim’e geçtik.  M.Ö. 3800’li yıllarda inşa edilen Hagar Qim, insanlığın inşa ettiği en eski yapılardan biri. Prehistorik döneme ait tapınakları içeren kompleks, globigerina kalker malzemesinden yapılmış. Bu durum da tapınağın yıllar boyunca aşınmaya maruz kalmasını beraberinde getirmiş. Her yöne kapısının olmasıyla dikkat çeken Hagar Qim’in hemen yanında Mnajdra Tapınakları da bulunuyor. Bu tapınaklar da 5000 yıl öncesinde, hiçbir metal aletin yardımı olmadan inşa edilmiş.

 

10

 

Yapıları gezmeye gittiğimizde bize öncelikle bölgenin tarihini anlatan bir film izlettiler. Böylece henüz gezimize başlamadan bizi nelerin beklediğini dair fikirlerimiz oluştu. Sonrasında önce müze olarak adlandırılan odaları gezdik. Müze odalarında tapınakların her birinin maketi vardı. Bu tapınakların yanlarında birer düğme var. Eğer bu düğmeye basarsanız bir anda tapınaklara vuran güneş ışınlarının gelme açılarını görebiliyorsunuz. Aynı zamanda müzede tapınaktan çıkarılan bazı eserler de mevcut. Tarihle ilgili biriyseniz bu bölge,  Malta’daki favoriniz olabilir. :) Biz gezimizi bitirdikten sonra son kez otelimize döndük.

Biz geçen Aralık Malta’ya gittiğimizde Murat ile yazımda yer verdiğim mekanları gezdik. Dönüşte de sevdiklerimize hediye almayı unutmadık. Çünkü sizi bilmiyoruz ama biz Murat ile gittiğimiz yerlerden sevdiklerimize hediyeler almayı severiz. Seyahatimiz öncesinde ikimiz de ailemize yılbaşı için hediye almamıştık. Malta, bizi hediyeler konusunda da oldukça tatmin etti. Biz annelerimiz için buradan Malta’lı zanaatkarların gümüşü işleyerek yaptıkları çerçevelerden birer tane aldık. Eğer ki henüz sevdiklerinize yeni yıl için hediye almadıysanız Malta hediyelikleriyle size çok güzel alternatifler sunacaktır. Ülkede büyük alışveriş merkezlerinin yanı sıra bitpazarlarının da oldukça ünlü olduğunu hatta Birgu’daki Flea Market’i gezmenin oldukça keyifli olduğunu da belirtelim. Özellikle bitpazarlarında satılan tamamen el yapımı tablolar çok hoşunuza gidecek.

Sevdiklerimize hediye alırken kendimizi de ihmal etmedik. Malta’nın balıyla ünlü olduğunu bildiğimiz için ülkeden bol bol bal almayı da unutmadık. Hatta geçen yılki yeni yıl aile yemeğimizde Murat buradan aldığımız balla bize harika bir “Ballı Bonfile” pişirmişti. Tadı şu an bile damağımda. :) Bir de eğer Malta’yı ziyaret edecekseniz “Zeppi’s Bajtra Liqueu” isimli likörden de mutlaka almalısınız. O kadar lezzetli ki, kesinlikle öneriyoruz.

Yazıma son vermeden bir de Malta’nın mutfağına değinmek istiyorum. Ülkenin mutfağında İtalyan mutfağından esintiler görmek mümkün.

 

11

 

Fakat ülkeye özgü yemekler de yok değil. “Dul Kadın Çorbası” gibi hikayesi olan yemekler var.  Mutfakta özellikle tavşan ve balık önemli ürünler.  Biz de geçen Aralık ayında Malta’dayken sevdiğimiz lezzetleri yeniden tatmak için ülkenin ünlü restoranlarına gittik. Gittiğimiz restoranlardan ilk favorimiz Valletta’daki Fifty Nine Republic oldu.  Burada o kadar lezzetli “Beef Wellington” yapıyorlar ki. Mutlaka gitmeli ve lezzetli bir şarap eşliğinde bu lezzetli yemeği tatmalısınız. Bir diğer favorimiz de Mdina’daki de Mondion Restaurant’tı. Burada Malta’nın yetenekli şefleri tarafından incelikle yorumlanan deniz ürünlerini tadabilirsiniz. Ayrıca restoranın manzarasının yine enfes olduğunu da vurgulamak gerek.

Bu kısa yazıdan da anlaşılabileceği gibi seyahatimiz esnasında her şey o kadar keyifliydi ki; yeniden Malta’ya gitmek için sabırsızlanıyoruz.

Siz de eğer Aralık ayı için henüz bir program yapmadıysanız bizce Malta’ya bir şans vermelisiniz. Çünkü bu “Adalar Ülkesi” hem atmosferiyle, hem mutlaka görülmesi gereken mekan ve eserleriyle hem de kültürel mozaiğiyle gidenlerin bir daha asla unutamayacağı bir destinasyon.  Aralık ayında ise ülke daha da muhteşem. Etraf Noel süsleriyle dolu. Hatta ülkede çiçek satan dükkanlar yeni yıl öncesinde ışıklarla donatılarak yılbaşının geleceğini müjdelemeye başlıyor. Bu durum da Malta’yı aralık aylarında ışıklarla dolu rengarenk bir ülkeye dönüştürüyor. Ömür boyu hatırlanacak anılar için ülkeye kesinlikle bir şans vermelisiniz.

 

12

 

Photo: Darren Agius and Valletta Cultural Agency

Unutmadan eğer ki bizim gibi Aralık ayının başında değil de son günlerinde Malta’ya gidecekseniz ve yeni yıla Malta’dayken girecekseniz başkent Valletta’daki kutlamayı kaçırmamalısınız. Gökyüzünün söylenen şarkılarla inlediği ve katılanların yeni yıla çılgınlar gibi eğlenerek girdiği bu kutlama sayesinde 2020’ye neşe dolu bir başlangıç yapacaksınız. Ayrıca ülkedeki hemen hemen her otelin yılbaşı için hazırladığı özel programların da oldukça keyifli olduğunu öğrendik. Hafızanıza kazınacak bir gece yaşamak için otelinizdeki kutlamalara da katılabilirsiniz. Malta’nın yılbaşı etkinlikleri dikkatinize çektiyse harika bir yeni yıl kutlaması için https://www.visitmalta.com/ adresini ziyaret ederek ülkedeki kutlamalarla ilgili daha çok bilgi edinebilirsiniz.

TUĞÇE YILMAZ

Yazar Hakkında

TUĞÇE YILMAZ

 Yaklaşık 15 sene Medya satın alma ve Planlama sektöründe çok uluslu şirketler ile çalıştıktan sonra kendi tutkusu olan gezi ve seyahate yönelerek Gezimanya.com’u kurmuştur.1997 - 1999 İstanbul Üni