Selimiye Camii

 

Edirne ilinde yer alan Selimiye Cami, II. Selim’in emriyle Mimar Sinan tarafından Kıbrıs’ın fethinden elde edilen ganimetlerle Edirne’nin en yüksek noktası olan eski sarayın baltacılar koğuşunun bulunduğu yere yapılmıştır. 1568 yılında yapımına başlanan cami, 1574 yılında tamamlanmış ve Osmanlı – Türk mimarisinin en büyük eseri olmuştur.
Üçer şerefeli dört adet minaresi vardır. Açık havalarda Rodop Dağları’ndan ve Uzunköprü’nün Süleymaniye Köyü’nden görülebilen bu yapı için Mimar Sinan “ustalığımın eseri” demiştir. Bugün ise bu büyük eser ziyaretçi akınına uğramaktadır.

Selimiye Camii’nin Tarihi

1568 ile 1575 yılları arasında yapımı gerçekleşmiş olan Selimiye Camii, Mimar Sinan’ın 80 yaşındayken inşa ettiği ve kendisinin ustalık eseri olarak nitelediği bir mimari şaheserdir. Osmanlı-Türk sanatının başyapıtlarından biri olarak günümüze gelmiş olan Selimiye Camii, II. Selim’in emriyle yapılmıştır.
Selimiye Camii’nin yapımı için neden Edirne’nin tercih edildiği net olarak bilinmemektedir. Bu konuda yürütülen tahminlere göre, artık İstanbul’da bir camiye ihtiyaç duyulmaması ve Edirne’nin Rumeli’deki Osmanlı varlığının merkezi niteliğinde olması buranın tercih edilme sebebidir. Ayrıca Selim’in gençlik yıllarından beri bu şehre karşı ayrı bir sevgi beslediği bilinmektedir.

Selimiye Camii’nin Özellikleri

Selimiye Camii, İstanbul’dan önce Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış olan Edirne’nin sembolü niteliğinde bir yapıdır. Gelmiş geçmiş en iyi ve dâhi mimarlardan olan Mimar Sinan’ın ustalık eseri olan yapı, Osmanlı İmparatorluğu’nun gücünün zirvesinde olduğu dönemde, imparatorluğun kudretini yansıtacak derecede muazzam özelliklere sahip bir şekilde inşa edilmiştir. Selimiye Cami tam anlamıyla bir mimarlık harikasıdır. Yapıldığı dönemdeki en büyük kubbe Ayasofya’ya aitken Mimar Sinan bunu bir metre daha genişletmiş ve kubbesi 31.5 metre olan Selimiye’yi yapmıştır. Cami gevşek bir zemin üzerine inşa edildiği halde aradan geçen yüzyıllara rağmen bir çatlak dahi oluşmamıştır. Bunun sebebi ise minarelerin çok daha gelişmiş bir raylı sistem mekanizması üzerine oturtulmuş olması ve her yöne beş derecelik açıyla yatabilmesidir.
Caminin en büyük özelliği ise Edirne’nin her tarafından görünüyor olması. Caminin dört köşesinde her biri üç şerefeli 380 santimetre çapındaki minareler 70.89 metre yüksekliğindedir. Minarelerin alem dahil yükseklikleri bazı kaynaklara göre yaklaşık 84.5 metredir.Osmanlı mimarisinin zirvesi sayılabilecek Selimiye Camii, 2011 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilerek, yapının dünya çapındaki kültürel önemi kendisine teslim edilmiştir.
Yapımı 7 yıl süren Selimiye Camii’nin inşasında 15.000 kişi çalışmıştır. Çok uzak noktalardan da kendini gösterebilen Selimiye Camii’nin büyüleyici dış görüntüsü, iç mekândaki muazzam atmosferle bütünlük sağlamaktadır.
Camii’nin kubbesi, Mimar Sinan’ın meslekî olarak vardığı zirveyi temsil eder niteliktedir. Yerden 43,28 metre yüksekliğe ve 31,30 metre genişliğe sahip olan devasa kubbe, ayaklar tarafında desteklenmemektedir. Böylece sütunların iç mekânı bölmesinin önüne geçilmiştir. Camii’nin iç mekânı 1.620 metrekare, tümüyle kapladığı alan ise 2.475 metrekaredir. Bu oranlar, mimarlık tarihine geçmiş en geniş mekân ölçüleridir. Külliye ile birlikte kaplanan yer ise 22,202 metrekaredir. Tarihî kayıtlardan öğrenildiğine göre; Osmanlı ordusu Avrupa seferine çıktığında, Edirne’de mola vermiştir ve 6.000 civarında kişinin rahatça ibadet edebileceği Selimiye Camii’nde ordu namaz kılmıştır.

Camii’nin dört köşesinde üç şerefeli minareler bulunmaktadır. Alanında dünyanın en zarif örnekleri arasında yer alan minareler, 70 metre uzunluğuna rağmen oldukça ince bir yapıdadır.
Kesme taştan yapılmış olan Camii, olağanüstü mimarî özelliklerinin yanı sıra taş, mermer, çini, ahşap ve sedef gibi süsleme özellikleriyle de büyük bir öneme sahiptir. Minber ve mihrap, mermer işçiliğinin başyapıtlarındandır. Yapının çini süslemeleri ise Osmanlı ve dünya sanatında dikkat çekici bir yer edinmiştir. İznik’te yapılmış olan çiniler, 16. yüzyıl çini işçiliğinin en güzel örneklerinden biridir.
Selimiye Camii’nin taş duvarlar ile çevrili geniş avlusunda Darül-Sübyan, Darül-Kur'a ve Darül-Hadis yapıları bulunmaktadır. Bu yapıların bir kısmı ve medrese, Edirne Müzesi’nin bölümlerinden bazılarıdır.
Mimar Sinan, deha ve ustalığının yanı sıra mütevazılığı ile de ün salmış bir kişidir. Bu açıdan, yaptığı çalışmalardan bahsettiği Tezkiret-ül Bünyan adlı eserde Selimiye Camii’nin kubbesinin Ayasofya’yı aştığından ve minarelerinin eşsiz olduğundan bahsetmesi dikkate değerdir. Böyle bir kişiliğin bu yapıdan “ustalık eserim” olarak bahsetmesi Selimiye Camii’nin değerini ifade etmektedir.

Selimiye’de daha önceki hiç bir camide, Ayasofya ve Bizans eserinde ve Antik Çağ mabetlerinde görülmeyen bir teknik uygulanmıştır. Daha önceki kubbeli yapılarda, asıl kubbe kademeli yarım kubbelerin üzerinde yükselmesine rağmen, Selimiye Cami tek bir kubbeyle örtülmüştür. Bu şekilde örtüldüğü iç mekana verdiği genişlik ve ferahlıkla birlikte mekanın bir bakışta kolayca anlaşılmasını sağlar. Kubbe aynı zamanda caminin dış görünüşü de belirler. Minarelerin kubbeye yakın olması, camiyi göğe doğru uzanıyormuş hissi uyandırır. Selimiye’nin mermer, çini ve hat işçilikleri de bu kadar ünlü olmasında etkilidir. Caminin içi İznik çinileri ile bezelidir. Yapının, kuzeye, güneye ve avluya açılan üç kapısı bulunur. İç avlu, revaklar ve kubbelerle süslenmiştir. Avlunun ortasında mermerden bir şadırvan vardır. Dış avluda ise Sıbyan Mektebi, Darül Kurra, Darül Hadis, medrese ve imaret bulunur. Sıbyan Mektebi günümüzde çocuk kütüphanesi, medrese ise müze olarak kullanılmaktadır.

Selimiye Camii Hikayesi 

Mimar Sinan, caminin yapılacağı alanın üzerine bütün taş malzemeyi koyup yaklaşık iki sene temelin iyice oturmasını amaçlayarak beklemiş. Böylece iş bittikten sonra oluşacak olan çatlama ve kaymaların önüne geçilmiş. Daha sonra temel atıldığında da iş çok yavaş ilerlemiş. Rivayete göre Mimar Sinan temeli attıktan sonra bir gün ortadan yok olmuş. Tüm aramalara rağmen bulunamamış. Tam sekiz yıl geçtikten sonra geri dönerek inşaata devam edilmesini buyurmuş.

Mimarın döndüğünü öğrenen II. Selim ise çok sinirlenip hemen yanına çağırtmış. Mimar Sinan’ın anlatmasını istediği sırada hazır olmasını buyurduğu celladın eli kılıcının kabzasında bekliyormuş. Mimar gayet soğukkanlı bir şekilde “Hesaplarıma göre sekiz yıl beklemek gerekiyordu” demiş. Selim bu cevabın üzerine söyleyecek söz bulamamış ve cellada dur emri vermiş.
Bir diğer hikaye de caminin yapımından sonra yayılmış. Mimar Sinan usta ekibiyle beraber caminin kontrollerini yapmaya gitmiş. O sırada oradan geçen küçük bir çocuk minarelere dikkatlice bakmış. Mimar, çocuğun yanına gidip caminin nasıl olduğunu sormuş. Çocuk bir minareyi gösterip “Bu biraz yamuk” demiş. Sinan da hemen bir ustayı çağırıp çocuğun gösterdiği minareye çıkıp bir ip bağlamasını ve ipi sonra aşağıya sarkıtmasını söylemiş. Usta sebebini anlayamasa da emri veren Mimar Sinan olduğu için hemen yerine getirmiş. Sarkıtılan ip diğer çalışanlar tarafından tüm güçleriyle çekilmiş. Çocuk “Şimdi düzeldi” dediği zaman ipi çekenler de durmuş. Çocuk yoluna devam ederken çalışanlar gelerek minarenin zaten düz olduğunu, iple çekerek düzelemeyeceğini söylemişler. Mimar Sinan da bunun üzerine “Minarenin düz olduğunu biliyorum. Ancak bir çocuğun bile camide yanlışlık olduğunu düşünmesini istemiyorum” demiş. Gelen cevaba ise herkes hayranlık duymuş.

SELÄ°MÄ°YE CAMÄ°

Selimiye Camii Ters Lale

Gidenler bilir; Selimiye Cami müezzin mahfilinin mermer ayaklarından birinin altında küçük ve ters bir lale motifi vardır. Bunun hikayesi ise şöyle:  Cami yapılacağı zaman burası bir lale bahçesiymiş. Bahçenin sahibi de arsasını satmak istememiş ve ikna etmek zaman almış. En sonunda yapılmasına izin vermiş ancak bir şartla: caminin yerinde eskiden lale bahçesi olduğunu belirtmesi için bir lale motifi olması. Bu da kabul edilmiş ve cami yapıldıktan sonra müezzin mahfilinin ayaklarından birinin iç kısmına küçük bir lale motifi işlenmiş. Ancak ters. Bunun sebebi ise bahçesini satmak istemeyen kişinin ters olduğuna gönderme yapmakmış.

SELİMİYE CAMİ

Selimiye Camii Sırları

Mimar Sinan tarafından yapılan Selimiye Camii sırları pek çok manevi sırrı sembolize ediyor. Caminin tek kubbesi Allah’ın tek oluşunu, pencerelerinin beş kademeli oluşu İslam’ın beş şartını, vaaz kürsülerinin dört tane oluşu dört mezhebi, pencerelerinin 99 tane oluşu Allah’ın 99 ismini, arka minarelerinde altı yolun olması imanın altı şartını, mabedin bütün külliyesinde 32 kapının oluşu İslam’ın otuz iki farzını ve caminin minarelerinde 12 şerefenin oluşu da yaptıran Osmanlı Devleti’nin 12. padişahını sembolize etmekteymiş.

Selimiye Camii İçi

Selimiye Cami içi dediğimizde çini, hat ve mermer işçilikleri akla geliyor. Yapının içi İznik Çinileri ile dolu. Büyük kubbenin tam altında bulunan hünkar mahfili, iki metre yüksekliktedir ve on iki sütunludur. Ancak çinilerin bir kısmı 1877-78 yılları arasındaki Osmanlı-Rus savaşında, Rus Generali olan Mihail Skobelev tarafından Moskova’ya götürülmüştür.

Selimiye Camii’ne Nasıl Gidilir?

Selimiye Camii, Türkiye’nin Marmara Bölgesi’nde Trakya kesiminde yer alan Edirne kentinin merkezinde Yeni Mahalle’de bulunmaktadır. Camii, Osmanlı zamanında Sarıbayır ve Kavak Meydanı denen yerde konumlanmaktadır. 
Edirne’ye en yakın havalimanı Tekirdağ Çorlu Havalimanı’dır. Ayrıca Edirne Türkiye’nin İzmir, Ankara, Bursa ve Çanakkale gibi birçok şehriyle karşılıklı otobüs seferi bağlantısına sahiptir.
İstanbul-Edirne arası 238 kilometredir ve yolculuk 2,5 saat civarında sürmektedir. D-100 veya TEM otoyoluyla İstanbul’dan Edirne’ye ulaşılabilmektedir.
Ege Bölgesi’nden ise D-550 karayoluyla Çanakkale üzerinden geçiş yapılabilir. Tekirdağ’dan Edirne’ye ise yaklaşık 1 saat 45 dakikada gidilebilmektedir.
Ankara-Edirne arası ise ortalama 688 kilometredir. Araç ile bu mesafe yaklaşık 6 saat 40 dakikada katedilmektedir.