Edirne Gezilecek Yerler

thumbs_b_c_6268d9d25a036885b49c535fe8b07339.jpg?itok=oBUsf3LH

Asırlar boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Edirne Türkiye’de görülmesi gereken şehirler listenin en başlarında yer almaktadır. Uzun yıllar Osmanlı Devleti’nin başkentliğini yapmış olan Edirne’de Osmanlı İmparatorluğu’nun eşsiz eserlerini ziyaret edebileceğiniz gibi Enez, Keşan ve Erikli sahillerinde deniz, kum ve güneşin keyfini doyasıya çıkartabilirsiniz. Osmanlı İmparatorluğu’ndan miras kalan eserler bakımından İstanbul ve Bursa’nın ardından üçüncü sırada yer alan Edirne her yıl temmuz ayında düzenlenen Geleneksek Kırkpınar Yağlı Güreşleri ile sadece ülkemizden değil dünyadan da sayısız misafir ağırlamaktadır. Nefis yemekleri ile ilgi odağı olan ve hem kış hem de yaz turizmine katkı sağlayan Edirne’ye en az üç gününüzü ayırarak doyasıya gezmenizi tavsiye ediyoruz.

Edirne Gezilecek Yerler

Ülkemizin Avrupa’ya açılan kapısı olarak bilinen Edirne köklü geçmişi ile bir gelenin bir kez daha ziyaret etmek isteyeceği güzellikte bir şehirdir. 88 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış olan Edirne’de Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerini bir arada görebilir ve geçmişe doğru unutulmaz bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Mimar Sinan’ın muhteşem eseri Selimiye Camii Edirne’de görülmesi gereken ilk dini yapıdır. Üç Şerefli Camii, Muradiye Camii ve Eski Camii Edirne’de Osmanlı’dan miras kalan önemli camiler arasındadır. Rüstempaşa Kervansarayı Mimar Sinan’ın Edirne’ye bir diğer armağanıyken Saray içi her sene geleneksel Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ne ev sahipliği yapmaktadır. EdirneTürk İslam Eserleri Müzesi’nde birbirinden değerli eserleri bir arada görebilir, Uzunköprü’yü ziyaret ederek dünyanın en uzun taş köprüsünden geçme şansı bulabilirsiniz. Meriç Nehri’nde doğa ile iç içe bir gün geçirebilir, Gala Gölü’nde nesli tükenmekte olan kuş türlerini yakından inceleyebilir, Saros Körfezi’nde sualtı macerasına adım atabilirsiniz. Adı geçen tüm bu yerlerle ilgili bilgiler aşağıda mevcuttur.

Selimiye Vakıf Müzesi: Müze, Daru’ül Kurra Medresesi binası içinde bulunuyor. Zamanında Kuran sınıfı olarak kullanılan odada geçmişin eğitim düzeni, eski eserler eşliğinde mankenli anlatımlar, önemli ahşap, maden ve hat eserleri yer alıyor. Müzenin diğer bölümleri ise maden eserleri odası, çini eserleri odası, saatler odası, hat eserleri odası ve ahşap eserler odasıdır.

Adres:  Müze Meydan Mahallesi Taş Odalar Sokak No: 2 Selimiye Külliyesi İçi-Dar’ül Kurra Medresesi.

Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi: Müzede teşhir edilen eserler Paleolitik Çağ’dan günümüze kadar geliyor. Müzede Edirne ve yakın çevresinde bulunan 3. Zaman sonuna ait fil, gergedan ve at türünden hayvanların defans, çene kemiği, diş ve omurlarına ait parçalara rastlayabilirsiniz. Teşhir edilen ürünlerin çoğu 1970’li yıllardan günümüze kadar devam eden Enez kazısından çıkarılan parçalardır. Etnografya bölümünde ise 12. asırda dünyanın 4. büyük kenti olan Edirne’nin özgün kültürel mirası sergilenir. Müzenin bu bölümünde Edirne evleri keten sıva örnekleri, çeşitli işleme ve kıyafetler ile takılar, oyalar ve Topkapı Sarayı Müzesi tarafından hediye edilen tombak ibrikler, buhurdanlıklar, güllebdanlar ve yöresel kıyafetleri görebilirsiniz.

Adres: Meydan Mahallesi, Kadir Paşa Mektep Sk., Merkez/Edirne

Rüstempaşa Kervansarayı

rustempasa1.jpg

Klasik Osmanlı mimarisinin en başarılı örneklerinden biri olan Rüstempaşa Kervansarayı Edirne’nin merkezinde yer almaktadır. Kanuni Sultan Süleyman’ın damadı Rüstempaşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan eserde dikdörtgen avluların çevresine iki katlı odalar yerleştirilmiştir. Tuğla ve taş sıralarıyla oldukça ilginç bir tasarımla inşa edilen Rüstempaşa Kervansarayı 1972 yılında restore edilmiş ve otel olarak hizmet vermeye başlamıştır. 1980 yılında Ağa Han Mimarlık Ödülü’nü alan Kervansaray’a şehir merkezinden yürüyerek kolayca ulaşabileceğiniz gibi araçla gelmek isterseniz yanında yer alan otoparka aracınızı park ettikten sonra Kervansaray’ı gezebilirsiniz.

Üç Şerefeli Camii

Edirne’de ziyaret edebileceğiniz Osmanlı mirası bir diğer camii Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan Üç Şerefeli Camii’dir. 1443 - 1447 yılları arasında Sultan II. Murat tarafından yaptırılan cami Selçuklu mimarisinden Osmanlı mimarisine geçişin ilk örneklerinden biridir. Her bir minaresi farklı yükseklikte ve tasarımda dört minaresi bulunan cami İslamiyet’in ilk üç şerefeli minaresine sahip olduğu için bu adı almıştır. Her şerefeye ayrı bir merdiven ile çıkılan cami yapıldığı dönemin en görkemli camilerinden biri olma özelliğine sahiptir. Çok kubbeli camiden tek kubbeli camiye geçişin ilk örneklerinden biri olan dini yapı Osmanlı mimari tarihinin ilk büyük revaklı avlu denemesinin de güzel bir örneğidir. Üç Şerefeli Camii’nin kapısı da görülmeye değerdir. Camiyi gezdikten sonra avlusunda yer alan çay bahçesinde soluklanabilir ve bir şeyler içmek için kısa bir mola verebilirsiniz.

Muradiye Camii

muradiye-3071356_960_720.jpg

1436 tarihinde inşa edilen Muradiye Camii çinileri ve ahşap işçiliği ile öne çıkan Edirne camilerinden bir diğeridir. Caminin mimari kesin olarak bilinmemekle birlikte Mimar Şehabeddin tarafından yapıldığı öngörülmektedir. II. Murat tarafından yaptırılan caminin çinileri ve süslemeleri Bursa Yeşil Camii’den sonra yapılmış en güzel örneklerden biridir. Küçükpazar semtinde Saray içine hâkim bir tepede bulunan Muradiye Camii şehir merkezine yürüme mesafesindedir. Selimiye Camii’ni gezdikten sonra 10 dakikalık bir yürüyüş sonrası Muradiye Camii’ne ulaşabilirsiniz.

Eski Camii

eskicami_yv1.jpg

Edirne’ye yolunuz düştüğünde mutlaka görmeniz gereken Osmanlı Dönemi eserlerinden biri de Eski Camii’dir. 1403 yılında Sultan I. Süleyman tarafından yapımına başlanan camii 1414 yılında Çelebi Sultan Mehmet zamanında tamamlanmıştır. Caminin mimarı Konyalı Hacı Alaaddin olarak bilinmektedir. Üzeri dokuz kubbe ile örtülü olan cami, çok kubbeli camiler arasında yer almaktadır. Üç Şerefeli Camii’nin inşa edilmesi ile önemini yitirmeye başladığından Eski Camii diye adlandırılmıştır. III. Mustafa ve II. Ahmet bu camide kılıç kuşanmış, Hacı Bayram Veli Edirne ziyaretinde bu camide vaaz vermiştir. Osmanlılardan günümüze ulaşan en eski yapıt olma özelliğine sahip olan Eski Camii’yi ziyaret ederek huzur dolu anlar yaşayabilirsiniz.

Selimiye Camii

 

Edirne ilinde yer alan Selimiye Cami, II. Selim’in emriyle Mimar Sinan tarafından Kıbrıs’ın fethinden elde edilen ganimetlerle Edirne’nin en yüksek noktası olan eski sarayın baltacılar koğuşunun bulunduğu yere yapılmıştır. 1568 yılında yapımına başlanan cami, 1574 yılında tamamlanmış ve Osmanlı – Türk mimarisinin en büyük eseri olmuştur.
Üçer şerefeli dört adet minaresi vardır. Açık havalarda Rodop Dağları’ndan ve Uzunköprü’nün Süleymaniye Köyü’nden görülebilen bu yapı için Mimar Sinan “ustalığımın eseri” demiştir. Bugün ise bu büyük eser ziyaretçi akınına uğramaktadır.

Selimiye Camii’nin Tarihi

1568 ile 1575 yılları arasında yapımı gerçekleşmiş olan Selimiye Camii, Mimar Sinan’ın 80 yaşındayken inşa ettiği ve kendisinin ustalık eseri olarak nitelediği bir mimari şaheserdir. Osmanlı-Türk sanatının başyapıtlarından biri olarak günümüze gelmiş olan Selimiye Camii, II. Selim’in emriyle yapılmıştır.
Selimiye Camii’nin yapımı için neden Edirne’nin tercih edildiği net olarak bilinmemektedir. Bu konuda yürütülen tahminlere göre, artık İstanbul’da bir camiye ihtiyaç duyulmaması ve Edirne’nin Rumeli’deki Osmanlı varlığının merkezi niteliğinde olması buranın tercih edilme sebebidir. Ayrıca Selim’in gençlik yıllarından beri bu şehre karşı ayrı bir sevgi beslediği bilinmektedir.

Selimiye Camii’nin Özellikleri

Selimiye Camii, İstanbul’dan önce Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış olan Edirne’nin sembolü niteliğinde bir yapıdır. Gelmiş geçmiş en iyi ve dâhi mimarlardan olan Mimar Sinan’ın ustalık eseri olan yapı, Osmanlı İmparatorluğu’nun gücünün zirvesinde olduğu dönemde, imparatorluğun kudretini yansıtacak derecede muazzam özelliklere sahip bir şekilde inşa edilmiştir. Selimiye Cami tam anlamıyla bir mimarlık harikasıdır. Yapıldığı dönemdeki en büyük kubbe Ayasofya’ya aitken Mimar Sinan bunu bir metre daha genişletmiş ve kubbesi 31.5 metre olan Selimiye’yi yapmıştır. Cami gevşek bir zemin üzerine inşa edildiği halde aradan geçen yüzyıllara rağmen bir çatlak dahi oluşmamıştır. Bunun sebebi ise minarelerin çok daha gelişmiş bir raylı sistem mekanizması üzerine oturtulmuş olması ve her yöne beş derecelik açıyla yatabilmesidir.
Caminin en büyük özelliği ise Edirne’nin her tarafından görünüyor olması. Caminin dört köşesinde her biri üç şerefeli 380 santimetre çapındaki minareler 70.89 metre yüksekliğindedir. Minarelerin alem dahil yükseklikleri bazı kaynaklara göre yaklaşık 84.5 metredir.Osmanlı mimarisinin zirvesi sayılabilecek Selimiye Camii, 2011 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilerek, yapının dünya çapındaki kültürel önemi kendisine teslim edilmiştir.
Yapımı 7 yıl süren Selimiye Camii’nin inşasında 15.000 kişi çalışmıştır. Çok uzak noktalardan da kendini gösterebilen Selimiye Camii’nin büyüleyici dış görüntüsü, iç mekândaki muazzam atmosferle bütünlük sağlamaktadır.
Camii’nin kubbesi, Mimar Sinan’ın meslekî olarak vardığı zirveyi temsil eder niteliktedir. Yerden 43,28 metre yüksekliğe ve 31,30 metre genişliğe sahip olan devasa kubbe, ayaklar tarafında desteklenmemektedir. Böylece sütunların iç mekânı bölmesinin önüne geçilmiştir. Camii’nin iç mekânı 1.620 metrekare, tümüyle kapladığı alan ise 2.475 metrekaredir. Bu oranlar, mimarlık tarihine geçmiş en geniş mekân ölçüleridir. Külliye ile birlikte kaplanan yer ise 22,202 metrekaredir. Tarihî kayıtlardan öğrenildiğine göre; Osmanlı ordusu Avrupa seferine çıktığında, Edirne’de mola vermiştir ve 6.000 civarında kişinin rahatça ibadet edebileceği Selimiye Camii’nde ordu namaz kılmıştır.

Devamını Oku

Sarayiçi

84532,fatih-koprusu-ve-adalet-kasri.png

Edirne’de görülmesi gereken yerlerden bir diğeri Sarayiçidir. Edirne fethedildikten sonra şehre ilk saray I. Murat tarafından Muradiye Küçükpazar civarına yer alan Kavak Meydanı’na yaptırılmış ancak daha sonra II. Murat tarafından Tunca Nehri’nin batısında ikinci bir saray daha inşa edilmiştir. Saray-ı Cedid-i Amire olarak adlandırılan saray uzun yıllar padişahların ikamet ettikleri yer olmuştur. 93 Harbi sırasında Rusların Edirne’yi işgali sırasında sarayın mahzenlerine cephane depolanmaya başlanması nedeniyle Vali Cemil Paşa’nın talimatı ile saray ateşe verilmiştir. Bu nedenle saraydan günümüze ulaşan sadece birkaç kalıntı mevcuttur. Sarayiçi her yıl geleneksel olarak haziran ve temmuz aylarında düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreş Müsabakaları ile adından söz ettirmektedir. Osmanlılardan miras kalan ata sporlarımızdan biri olan yağlı güreş müsabakaları ile sadece Türkiye’den değil dünyadan da pek çok sporsever bu görsel şöleni izlemek için Edirne’ye gelmektedir. Eğer siz de yaz döneminde Edirne’ye gelmeyi planlıyorsanız gezinizi bu tarihlere denk getirerek Saray içinde düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ni izlemenizi tavsiye ederiz.

Edirne Türk İslam Eserleri Müzesi

84517,turk-islam-eserleri-muzesi.png

Edirne’de görülmeye değer yerlerden bir diğeri ise Türk İslam Eserleri Müzesi’dir. 1925 yılında Selimiye’nin Medrese bölümünden toplanan eserler Türk İslam Eserleri Müzesi olarak halka açılmış ancak 1971 senesinde yeniden bir düzenlemeye gidilmiştir. Eserler Selimiye Camii’nin avlusu içerisinde yer alan Dar-ül Tedris Medresesi’nde 14 ayrı odada sergilenmektedir. Saray içi Odası, Mutfak Eşyaları Odası, Tekke Eşyaları Odası, Çini ve Seramik Odası, Pehlivanlar Odası müzede birbirinden değerli eserleri görebileceğiniz odalar arasında yer almaktadır. Saray içi Odası’nda 1973 senesinde Saray içinde yapılan kazılar sonrası ortaya çıkartılan eserler sergilenirken Pehlivanlar Odası’nda Kırkpınar Güreşleri’nde başpehlivan olan güreşçilerin fotoğrafları yer almaktadır. 15 nisan – 2 ekim tarihleri arasında 09.00 - 17.30 saatleri arasında 14 nisan - 1 ekim tarihleri arasında 09.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edebileceğiniz müzeye giriş ücreti 5 TL’dir. Müzekart’ınız varsa müzeyi ücretsiz gezebilirsiniz.

Uzunköprü

Osmanlı İmparatorluğu’na tam 92 sene süresince başkentlik yapmış olan ve hemen her metrekaresine yayılmış zengin tarihî eserleriyle büyük bir tarihî mirası bizlerle paylaşan şehrimiz Edirne’nin bir ilçesidir Uzunköprü ilçemiz.40 bin nüfuslu Uzunköprü ilçesine adını veren 1393 metre uzunluğundaki tarihî taş Uzunköprü ayrıca bu güzel şehrin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne eklenen tarihî eserlerinden biridir ve dünyanın en uzun taş köprüsü olarak bilinmektedir.

Uzunköprü Tarihi

Uzunköprü tarihi Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentinin Edirne olduğu döneme dayanmaktadır. Eski adı Cisr-i Ergene’dir ancak zaman ile Ergene Nehri’nin üzerine inşa edilmiş olan eşsiz taş köprüsünden dolayı bu isim yerini, direk Uzunköprü ismine bırakmıştır. Zaman ile ilçenin Uzunköprü olarak oturan adı 1917 senesinde resmi olarak da Uzunköprü şeklinde değiştirilmiştir.

Devamını Oku

Meriç Nehri

Balkanların en büyük nehirlerinden biri olan Meriç Nehri; Edirne gezinizde ziyaret edebileceğiniz doğal güzelliklerden biridir. Bulgaristan’dan Edirne topraklarına uzanan Meriç Nehri buradan Ege Denizi’ne dökülür. 490 kilometre uzunluğunda olan Meriç Nehri özellikle bahar aylarında Edirnelilerin yoğun ilgi gösterdiği yerlerin başında gelmektedir. Siz de nehir kıyısında keyifli bir yürüyüş yaptıktan sonra civar restoranlarda nefis Trakya mutfağının lezzetlerini deneyebilir, akşamüstü gün batımını izleyebilirsiniz. Dilerseniz Meriç Nehri kıyısında yer alan mesire yerlerinde piknik yapabilir, doğa ile iç içe bir gün geçirebilirsiniz. Meriç Nehri üzerinde yer alan 1842 yılında Sultan Abdülmecit’in yaptırdığı Meriç Köprüsü nehir üzerinde yer alan önemli bir tarihi yapıdır. Edirne Karaağaç yolu üzerinde bulunan Meriç Köprüsü’nü görmenizi tavsiye ederiz.

Gala Gölü

57048-gala-golunun-gocmen-misafirleri-kayit-altinda-910x0.jpeg

Edirne’nin Enez ve İpsala ilçeleri arasında yer alan Gala Gölü eşsiz doğal güzelliklere şahit olabileceğiniz bir milli parktır. Trakya’nın kuş cenneti olarak bilinen Gala Gölü 44 binden fazla kuşa ev sahipliği yapmaktadır. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın da önemli kuş gözlem alanlarından biri olan Gala Gölü nesli tükenmeye başlayan kuş türlerinin barındığı bir bölge olması ile de öne çıkmaktadır. Doğa fotoğrafçılarının ve kuş gözlemcilerinin uğrak noktalarından biri olan Gala Gölü 2005 yılında Milli Park ilan edilmiştir. Göl ve çevresinde nilüfer, su sümbülü ve hasır sazı görebileceğiniz doğal güzelliklerden sadece birkaçıdır. Enez’e 10 kilometre, İpsala’ya 22 kilometre uzaklıkta bulunan Gala Gölü Edirne gezinizi unutulmaz kılmak için sizleri bekliyor.

Saros Körfezi

Saros-18.jpg

Doğaseverlerin Edirne’de mutlaka ziyaret etmesi gereken yerlerden biri de Saros Körfezi’dir. Trakya’nın Ege kıyısında yer alan Saros Körfezi dalış meraklılarının da en çok tercih ettiği adresler arasındadır. Cam gibi suyu ile birçok deniz canlısına ev sahipliği yapan Saros Körfezi’nin sahil şeridinde Erikli, Enez ve Yayla sahilleri bulunmaktadır. İstanbul’a sadece iki buçuk saat uzaklıkta bulunması ile yaz aylarında binlerce tatilseverin akınına uğrayan körfez sahilleri tertemiz denizi ve uzun kumsalları ile görülmeye değerdir. Siz de yaz tatilinizi İstanbul civarında geçirmek isterseniz Saros Körfezi billur gibi denizi ve tertemiz havası ile beklentilerinizi fazlasıyla karşılayacaktır.

Erikli

Erikli, Edirne ilinin Keşan ilçesinde yer alan bir köydür. Doğa harikası bu köy, İbrice Limanı’nın yaklaşık 6 kilometre batısında yer alan doğal kumuyla ve de akvaryum gibi berrak olan deniziyle meşhurdur. Önce küçük bir mesire yeri, daha sonra köy ve sonraki zamanlarda da kasaba havasına bürünmüş ve günümüze ulaşmıştır. Yunanistan sınırına 58 kilometre mesafede bulunan Erikli, Keşan’a yalnızca 33 kilometre uzaklıktadır.
Trakya´nın Bodrum´u diye anılan doğal güzellik, bünyesinde Türkiye´nin en geniş plajlarından birini barındırır. Kolay ulaşımı sayesinde başta İstanbullular olmak üzere pek çok yazlıkçının tercih ettiği bir yerdir. Erikli bunun yanı sıra, Keşan’ın yaz sonunda kutladığı Turizm Kültür Festivali’nin sahil etkinliklerine de ev sahipliği yapar. Uzun kumsalları yaz aylarında dolar, deniz sporları ve eğlence hayatının gözde duraği halini alır. Yaz dönemlerindeki bu canlılık sebebiyle yeme-içme mekanları ve alışveriş imkanları da artmıştır.


Erikli Gezilecek Yerler 
Devamını Oku

Sultan II. Bayezid Han Külliyesi

Edirne’nin sınırları içerisinde, Tunca Nehri kenarında bulunan Sultan II. Bayezid Han Külliyesi Edirne’nin en önemli tarihî yapıtlarından birisidir. Külliye bünyesindeki cami, imaret, tıp medresesi, hamam, mutfak, kiler amaçlı depolar ve özellikle darüşşifa bölümleriyle oldukça geniş bir alana yayılmış bir komplekstir. Bu yapısı ile de Sultan II. Bayezid Han Külliyesi döneminin en önemli, sağlık, sosyal, eğitim ve dini kurumlarından biridir.
Özellikle belirtmek gerekir ki külliyenin Darüşşifa bölümünde bulunan Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi 2004 senesinde, dünyanın en önemli müzecilik ödüllerinden olan Avrupa Konseyi Avrupa Müze Ödülü’nü kazanmıştır.

Edirne Bayezid Külliyesi Mimari Özellikleri

Sultan II. Beyazıd’ın Mimar Hayreddin’e yaptırmış olduğu külliyenin inşaatına 1484 senesinde başlanıp, 1488 senesinde bitirilmiştir. Gerçekten etkileyici bir eser olan Sultan II. Beyazıd Han Külliyesi küçüklü büyüklü yüze yakın kubbeyle görenlerin hafızalarında yer etmektedir.

Devamını Oku