Marmara'dan Ege'ye Geçiş Noktası: Balıkesir

Bu kez Marmara’dan Ege’ye geçiş noktasında yer alan kentlerden birinde Balıkesir’deyim. Çok sayıda adayı da bünyesinde barındıran Balıkesir’in en önemli turistik bölgeleri Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Erdek, Manyas, Kaz dağları, Marmara adası ve Avşa adası. Ancak ben bu yazıda Balıkesir çevresini değil, merkezini anlatacağım.

Sabah saat 08:30 civarı Yenikapı’dan hızlı feribot ile Bandırma’ya geçiyorum. 2 saat süren yolculuk sonrası ilk durak Bandırma. Bandırma’da hiç kalmadan doğruca Susurluk üzerinden Balıkesir’e ulaşıyorum. Yaklaşık 100 kilometrelik yolu rahatlıkla 1,5 saatte gitmek mümkün.

Yıllar boyunca Marmara Ege rotasında defalarca kenarından, kıyısından geçtiğim kenti bu kez yakından görmek istedim. Çevre yerleşimleri ile birlikte yaklaşık 1,1 milyon civarında nüfusa sahip olan kentin merkez nüfusu 267.000 kişi. İlk ulaştığımda biraz daha hareketli bir görüntü bekliyordum. Ancak Balıkesir kent merkezi ilk etapta biraz hayal kırıklığı yarattı. Çünkü şehirleşme oldukça düzensiz ve yol tabelaları eksik. Yol bulmakta ciddi sıkıntılar yaşayabiliyorsunuz. Neyse ki her köşe başında bir kahvehane yer alıyor.  Burada vakit geçiren halk yardımcı olmaya hevesli olduğundan sora sora yol bulabiliyorsunuz.

Balıkesir’de ilk durak Atatürk Mahallesi’ndeki park alanı.

Oldukça geniş olan park alanı içerisinde çocukların oynayabileceği modern bir alan da yaratılmış.

Parkın bir köşesinde ise eski tarz bir uçak sergileniyor.

Uçağın sergilendiği alanın diğer tarafında ise yeni yapıldığını tahmin ettiğim oldukça modern bir anıt yer alıyor.

Balıkesir ve çevresinde pek çok höyük ve mağara yer alıyor. Bu bölgede yapılan araştırmalara göre, bölgedeki ilk yerleşimin MÖ 8.000 – 3.000 yılları arasında olduğu tahmin ediliyor.

Balıkesir ilk olarak Karesi Bey tarafından kurulmuş. Balıkesir ve çevresine gelen Karesi Bey, babası Kalem Şah ve yanlarındaki Türkmenler ile birlikte 1290’larda Bizans döneminden kalan eski kalıntılar üzerine günümüzdeki Balıkesir'i kurmuş ve buraya yerleşmişler.

Balıkesir ismi de bu zamanlara dayanmaktadır. Eskiden Türkmenlerce Balık Hisar veya Balak Hisar adı verilen kentin ismi zamanla Balıkesir’e dönüşmüş.

1345’te Karesioğulları Osmanlı Devleti’ne katılıyor ve eyalet olarak yönetiliyor. Balıkesir’in Osmanlılar’ın eline geçmesi ise 1361 senesine rastlıyor. Bu nedenle kentte azımsanamayacak sayıda Osmanlı eseri bulunuyor. Ancak 1897’de yaşanan büyük deprem ve 1950’de meydana gelen büyük yangın neticesinde pek çok eser büyük zarar görmüş.

Park sonrasında kentin ana meydanına doğru ilerliyorum. Yol üzerinde kentin ilk kurucusu olan Karesi Bey Türbesini görüyorum. Dış cephesi kadar, içi de oldukça sade ve gösterişsiz.

Kentteki bir diğer önemli yapı ise 1388 senesinde Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılan Külliye. Geniş bir avlu içerisinde yer alan cami, medrese ve imaretten oluşuyor.

Ana meydana yakın olan ve oldukça heybetli görünen Zağanos Paşa Camii ise Fatih Sultan’ın vezirlerinden Zağanos Paşa tarafından 1460’larda yaptırılmış.

Oradan sonra Salı Pazarı adı da verilen dükkanların yoğun olduğu bölgeye geliyorum. Ancak ben Pazar günü gittiğim için pek çok mağaza kapalı idi.

Cadde üzerinde açık olan yerler sadece marketler ve pastanelerdi. Balıkesir’e gelmişken Höşmerim yemeden olmaz. Ben de pastanelerden birine girip bu lezzeti tadıyorum.

Tabii ki Balıkesir denince akla gelen tek şey höşmerim değil, Balıkesir kaymaklısı da buraya has bir lezzet. Hediye olarak ise Balıkesir kolonyası alınabilecekler arasında.

Buradan sonra kentin ana meydanına çıkıyorum. Çok sayıda güvercinin uçuştuğu meydanın pek etkileyici olduğunu söyleyemem. Çevrede güvercinler için yem satan birkaç tezgah meydana hareket katıyor.

Bunun dışında 1829 senesinde inşa edilmiş olan saat kulesi ve hemen yanında yer alan tarihi Ziraat Bankası da görülmeye değer.Kentin içinden geçen Çay Deresi kaynağını Susurluk çayından alıyor. Ancak ben gittiğim dönemde çay çok cılız akıyordu.Kentte bir de vaktiniz olursa gezebileceğiniz Kuva-yı Milliye Müzesi var. Müzeye çevrilmeden önce eski Belediye binası olarak hizmet vermiş.

Kent halkından bahsetmek gerekirse, etnik köken Manavlar, Yörükler, Çepniler ve Muhacirler’den oluşmakta. Osmanlı’nın yıkılmasından sonra kent özellikle Balkanlar’dan da yoğun bir göç almış. Halk turiste pek alışkın değil, ancak oldukça güleryüzlü ve yardımcı.

Etiketler

TUĞÇE YILMAZ

Yazar Hakkında

TUĞÇE YILMAZ

 Yaklaşık 15 sene Medya satın alma ve Planlama sektöründe çok uluslu şirketler ile çalıştıktan sonra kendi tutkusu olan gezi ve seyahate yönelerek Gezimanya.com’u kurmuştur.1997 - 1999 İstanbul Üni