Meyistan: Terk Edilmiş İlginç Bir Alevi Köyü

“Meyistan mı? Hangi ülkede acaba?” demeyin, anlatayım size bu ilginç köyü.

10 Kasım’da Ata’mıza saygı duruşundan sonra düştük yollara. 

Hedefimizde…

Orda bir köy var uzakta.
Gitmesek de
Tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür…

Yoo burası Ahmet Kutsi Tecer’in şiirine konu olan Eğin, Apçağa köyü değil. Muğla Yatağan ilçesine bağlı Kapubağ Mahallesi'ndeki, Yatağan’ın Tahtacı Alevi köyü, “Meyistan”. Bir zamanlar muhteşem mimarisiyle dikkat çeken evler şimdi kaderine terk edilmiş yıkık, harap ama yine de o köy bizim köyümüz. 

Hayli kötü ve normal binek arabalarının geçemeyeceği yollardan ilerlerken bir göl çıktı karşımıza. Müthiş bir manzara. İçinizden koşup kendinizi inanılmaz güzellikteki müthiş bir mavi, turkuaz, yeşilimsi renklerdeki serin sularına atmak gelse de... Sakın! Parmağınızı dokunsanız yanarsınız. Bu göl termik santrale ait kül dağının göleti, termik santralin tüm külleri bu gölete yağdığı için radyasyon yüklü.

Sadece göl değil etraftaki değişik bitkilerle dolu manzaranın keyfini çıkararak ve bol bol fotoğraf çekerek köye doğru yolumuza devam ediyoruz.

Tahminen 100 seneden eski evlerin çökmüş çatıları, ikişer katlı ama yıkık dökük taş merdivenleriyle artık yaşanamaz halde ve dört duvar kalmış olsa da dikkatle bakarsanız, geleneksel Türk yapı sanatının özelliklerini gösteren mimarisiyle hala dikkat çekiyor. Kayrak taşından yapılmış bahçe duvarlarıyla Osmanlı döneminden kalma bir köy.

Evler yıkık dökük olsa da bazı bölümleri halen ayakta, sağlam birçok yapı da mevcut. Çatıları çoğunlukla çökmüş olan evlerin duvarları ile bahçe duvarları kayrak taşından yapılmış. Tek bir terliğin olmadığı, duvar süsü ya da lambaların unutulduğu, kutu gibi, oldukça küçük ve hemen hepsi ocak ya da şömineli odalar, bahçelerindeki kurumuş kuyular...

Bir de türbe bulunuyor köyde, çok yakın zamanda ethernet levha ile örtülmüş çatısı olan “Kayıp Sultan Türbesi” kimdir bilinmez. Artık sessiz, ıssız. Otların kapladığı yollar, canlı günlerin özlemiyle boynu bükük hüzünlü buruk. Etrafta canlı olarak sadece kaplumbağalar var.

Geçmişte çok da yakın olmayan Kapu köyündeki okula yürüyerek giden köy çocukları ile tahtacılık ve odunculukla geçimini sağlayan köy sakinleri hayvancılık ve zeytincilikle de hayatlarını sürdürürlerken, Yatağan’da yapılan Termik Santral, köyün yakınındaki gölü kül gölüne çevirip zehirler. Bir yandan da güneyinde yeni yapılacak barajın hafriyat toprağı arasında sıkışıp kalan köydeki gençler kentlere göç etmeye başlayınca 25 yıl önce köylüler de birer ikişer köyü terk etmeye başlar, Yatağan, Koru ya da Kapu köylerine yerleşirler. 18. yüzyılda Yatağan'ın tek Alevi köyü olarak kurulan, sonra da kaderine terk edilen köy, yaklaşık 160 yıllık geçmişinin ardından ne yazık ki artık ilgisizlik ve yalnızlıktan viraneye dönmüş, ıssız sessiz kaderine boyun eğmiş.

Bence Antik Karya yolu üzerindeki köy tamamen yok olmamalı… Yok olmadan Fethiye ilçemizdeki eski Rum köyü Kayaköy'ü andıran köy belki de Kayaköy gibi koruma altına alınarak bir müze haline getirilip turizme açılabilir mi? Tabii, arabanın geçemediği, sadece yüksek araçlarla zorlukla ilerlediğimiz yolun da düzgün hale getirilmesi gerek.

nevinsalman

Yazar Hakkında

nevinsalman

Ankara da doğdum, TED Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık fakültesi mezunuyum. 6 sene Londra'da yaşadım, sonraki yıllarda İstanbul'a yerleştim ve serbest çalıştım.