Mutlaka Gidilip Gezilmeli, Gizli Tarih : Gazimağusa / KKTC

Kıbrıs denildiğinde sanırım hemen hepimizin ilk aklına gelenler; Kumarhaneler, gece kulüpleri, ucuz alkol, plajlar... Kısacası tamamen eğlence odaklı bir yaşam ve turistler için tatil :-) Tabi ki eğlence ve tatil anlayışı bunlar olan arkadaşlar için kötü sayılmaz, hatta fazlası ile güzel ama inanın bundan çok daha fazlasının olduğu ve tarihi-kültürel gezilerin,tatillerin yapılabileceği bir yer Kıbrıs Adası...
 
M.Ö 3üncü yüzyıla dayanan inanılmaz bir tarihi geçmiş, birbirinden farklı medeniyet ve kültürleri içerisinde barındırmış harika bir yer. Ada ve tarihi ile ilgili onlarca kitap mevcut, bu sebeple her zaman olduğu gibi tarihi geçmişi yeri geldiğinde yüzeysel olarak yazıp, gezi ve eğlence planı odaklı bir yazı yazmaya çalışacağım.
 
Sizlere bu yazımda yazmak istediğim yer ise KKTC'nin 3 şehrinden en küçüğü ama bence en güzel olanı ve adına türkü yazılmış olan Gazimağusa... Burayı farklı zamanlarda defalarca ziyaret ettiğim için haliyle birçok detaya hakim olduğumu düşünüyorum. Bundan dolayı sizlere faydalı olacağından eminim.
 
Yazımda öncelikli gezilecek yerleri, sonra da eğlence ve lezzet duraklarını yazacağım. Yazdığım hemen her yeri ziyaret ettim ancak yine de olabildiğince tarafsız yorumlar yazmaya çalışacağım, sonuçta herkesin eğlence anlayışı, damak tadı farklı:-)
 
Yazacağım güzergahta; Kapalı Maraş bölgesinden yola çıkıp Dipkarpaz'a doğru gidecek (Güney-Doğu'dan, Kuzey Doğu'ya doğru) ve Yeni Erenköy tarafından tekrar Magosa merkeze geri döneceğiz. Bunu gezi güzergahı olarak da kabul edebilir, ya da isterseniz kendiniz içlerinden seçeceğiniz yerleri de ziyaret edebilirsiniz. Ama aklınızda olsun bu güzergahı incelediğiniz taktirde size de mantıklı gelecek diye düşünüyorum. (İsmini yazdığım her yer/mekanları bu isimlerle Google Maps'e girdiğiniz taktirde sağlıklı bir şekilde ulaşım sağlayabilirsiniz.)

Ulaşım;

Ulaşım için kullanacağınız seçenekler 2 adet ve bunlar; havayolu ile deniz yolu. 
 
KKTC'de tek hava alanı mevcut ve o da Ercan Havalimanı (Magosa merkeze mesafe yaklaşık 50 km.), Türkiye'den ulaşım kısıtlaması mevcut değil ancak yurt dışından gelecekseniz sıkıntı var, çünkü bildiğiniz gibi KKTC çok az ülke tarafından tanınan bir ülke. Bu yüzden aktarmalı uçmak zorundasınız. 
 
Deniz yolu ulaşımı için ise yanlış bilmiyorsam Mersin'den direk Magosa Limana sefer yapan hızlı feribot, gemiler mevcut. Tabi bunu kullanmanız durumunda uzunca bir deniz yolculuğu yapmak zorunda kalabilirsiniz. (Bildiğim kadarı ile araç ile gelebiliyorsunuz ama detayları araştırmak lazım.)
 
KKTC'ye ziyaretleriniz için herhangi bir pasaport veya vizeye ihtiyacınız yok. Kimlik kartınızı ve ehliyetinizi yanınıza almanız yeterli.
 
Ulaşım ile ilgili öncelikli olarak tavsiyem araba kiralamanız. Magosa'da şehir merkezi her ne kadar küçük ve gezilecek yerler yürüme mesafesi gibi görünse de (genelde yürünmesini tavsiye ederler ama siz onları değil beni dinleyin:-))) yazı devam ettikçe anlayacaksınız ki aslında öyle değil ve araba şart. Hatta bulabilirseniz araba yanında bisiklette kiralamanız faydalı olacaktır. Araç kiralama işini hava limanından halledebileceğiniz gibi Magosa merkezde de halledebilirsiniz. Ancak benim tavsiyem hava limanında ki kurumsal şirketlerden bu işi halletmeniz, hatta mümkünse gelmeden önce kiralama işini bitirmeniz. 
 
Ada'nın genelinde toplu taşıma çok fazla yaygın değil, turist olarak geliyorsanız zaten toplu taşımayı kullanarak gezilecek yerlere ulaşmak çok mümkün olmayacak. Ayrıca şehirler arası toplu taşıma saatleri çok kısıtlı. Eskiden bir sabah bir de akşamdı:-)) Taksi tutmak araç kiralamaktan çok daha pahalıya gelecektir. Bu sebeple araç kiralamak bence elzem ve sizi çok rahatlatacak, tatilinizden daha fazla zevk almanızı sağlayacaktır. (Tabi otel tatili için geldiyseniz ve otelden dışarı çıkmayacaksanız haliyle araba kiralamanıza da gerek yok). 
 
Tabi burada farklı bir faktör devreye giriyor ki o da trafiğin sağdan işlemesi ve araçların da sağdan direksiyonlu olması:-)) Çok kolay görünmese de, biraz dikkat ile alışıyorsunuz. Bu sebeple kurumsal firmalardan araç kiralamanız faydalı olacaktır. 
 
Unutmadan bununla ilgili diğer bir önemli husus ise yaya olarak karşıdan karşıya geçerken çok dikkatli olmanız. Malum trafik tersten ama bizim refleksler Türkiye'ye alışık olduğu için, önce sola sonra sağa DEĞİL, önce sağa sonra sola bakarak karşıdan karşıya geçmekte fayda var. Eskiden araçlar yayalara çok dikkat ederdi ama o alışkanlık ne yazık ki kalmamış... Ulaşım ile ilgili ilk aklıma gelenler bunlar, artık yavaş yavaş keşfetmeye başlayabiliriz.

Keşfet; 

Yazıyı olabildiğince kısa tutmaya çalışacağım, malum uzun yazılar bir süre sonra ilgiyi dağıtıp okuma isteğini kaçırabiliyor. Bu sebeple çok dağılmasın diye yine maddelendirme yaparak ve kısa kısa bahsederek kaldığımız yerden devam etmek istiyorum.
 
1. Kapalı Maraş : 
 
Dünya genelinde Ghost City (Hayalet Şehir) olarak bilinen bu bölgeye girme şansınız ne yazık ki yok... (Çok özel tanıdıklarınız yok ise). 1960-70'li yıllara kadar dünyanın en popüler tatil bölgelerinde birisi olan Kapalı Maraş bölgesi bildiğiniz gibi 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrası kapalı bölge haline geliyor. Palm Beach denilen bölgeden o yıllara ait savaş kalıntılarını (bombalanmış/hasarlı binalar) görme imkanınız var. (Bir söylenti bu bölgeye ait fotoğraflar çekmek ve paylaşmanın yasak olduğu yönünde ama tam olarak bilemiyorum.)
 
Burayı iki şekilde kısıtlı da olsa görme şansınız var. Birincisi askeriyeden bir tanıdığınız olması ve onlarla birlikte Kapalı Maraş içerisindeki askeri tesislere gitmek. Girişten askeri tesislere kadar 5-6 km. lik bir mesafe var ve yol boyunca hayretler içerisinde birçok eski/harabe bina/otel/dükkan/ev görme şansınız var. Tabi içeride kesinlikle yürümek veya bisiklet ile ulaşım yasak. Sadece özel aracınız veya taksi ile askeri tesislere gidebiliyorsunuz. Sakın inip, yürümeye veya göstere göstere fotoğraf çekmeye kalkmayın, içeride sürekli gezen NATO askerleri var ve başınız belaya girebilir. 
 
Burayı görmek için ikinci bir şansınız ise yine içeri girmeden bisikletiniz ile - tamamı tel örgü ile çevrili ve kamera ile izlenen bölgenin sınırı boyunca - tur yaparak gezmeniz. Yaklaşık 1-1,5 saat süren bir bisiklet turu olacak ama inanın büyük bir keyif alacaksınız. Ama fotoğraf  çekme ve yayınlama ile ilgili yasağı siz yine de aklınızın bir köşesinde tutun. Bu arada bisiklet turu yaparken normal yaşam olan sokaklarda ki İngilizlerden kalma posta kutularını fotoğraflamayı unutmayın... Gerçekten ilginç şeyler ile karşılaşacağınızın garantisini veriyorum..
 
Tabi üzerinden 45 yıla yakın zaman geçmiş, haliyle içeride harap binalar dışında pek bir şey yok. Ben belgesellerden hatırlarım, masa üzerinde şarap kadehleri, garajlarda arabalar, dükkanlarda mallar hala duruyor diye gösterirlerdi ama bunların hiçbiri yok gibi görünüyor. Sadece zamanının üst seviye bir oteli ile ilgili aylık sayım yapıldığını duymuştum... 
 
Bu bölge ile ilgili son yazacağım ise eskiden gerçekten inanılmaz bir tatil yeri olduğu, şöyle ki 1950'lerde yapılmış oteller halen tadilat yapılmadan askeri sosyal tesis olarak kullanılıyor... Gerisini siz düşünün, nasıl evler, villalar, binalar, oteller olduğunu... Harabe haline bile gelmiş olsa resmen bir film seti tadında enteresan bir bölge... Adamlar bu bölgeyi niye geri istiyorlar çok iyi anlayabiliyorsunuz:-))
 
2. Palm Beach Bölgesi : 
 
Kapalı Maraş'tan sonra ki durağımız aynı zamanda Magosa'nın en çok tercih edilen plajı "Palm Beach". Güzel bir kumsal ve güzel bir deniz. Zaten şundan emin olabilirsiniz bu bölgedeki plajlar inanın dünyanın en meşhur ve bilinen plajları ile boy ölçüşecek kalitede ama malum siyasi olarak tanınmama durumundan dolayı birçok plaj doğal haliyle öylece duruyor...
 
Google Maps'te "Gazimağusa Yat Kulübü" yazdığınızda yerini görebileceğiniz ve küçük bir ada üzerinde (ana karaya bir tali yol ile bağlı) tarihi yapı var. İsmini bir türlü hatırlayamadığım için arama motorlarında onlarca arama yapmama rağmen yine de bilgisine ulaşamadım. Burası sanırım askeriyenin kontrolünde olduğu için aramalarda çıkmıyor ancak yine de uzaktan fotoğraflamak için harika bir yer. Duyduğum kadarı ile Ada İngilizlerin kontrolü altındayken resmi makamlarca kullanılan ve daha da öncesi olan bir konakmış. 
 
3. Sur İçi : 
Bu bölge benim gezmekten en keyif aldığım alan. Aslına bakarsanız çok büyük değil ama içerideki atmosfer çok etkileyici. Tipik bir eski medeniyet kuruluşu, liman ve onun hemen arkasında surlar içerisinde yerleşim alanları. Burası ile en ilginç durum ise küçük bir alan olmasına rağmen surlar içerisinde onlarca kilise olması (çoğunun sadece kalıntıları var) Bununla ilgili bir söylenti ise 365 günün her birine bir kilise inşa edildiği yönünde ve bu anlamda buranın meşhur olduğu ama doğru mudur pek bilmiyorum:-))
 
Sur içinin detaylarına çok girmeyeceğim ancak buraya ciddi bir zaman ayırarak sokak sokak gezmenizi şiddetle tavsiye ederim. Burada mutlaka girmeniz/görmeniz gereken yerleri kısaca aşağıda yazıyorum ve yazdığım yerlerin hemen yakınlarında birçok tarihi yer daha zaten göreceksiniz ;
 
Canbulat Müzesi : Eski bir Osmanlı Komutanı ve Magosa kuşatması ile ilgili de ilginç bir efsanesi var, başı koptuktan sonra savaşmaya devam ettiği yönünde. Müze küçük bir yer ve en fazla 15-20 dakikada gezebileceğiniz bir yer. Tam saatlerini bilmiyorum ama her zaman açık bulmak pek kolay değil. Malum Ada'nın mesai/çalışma saatleri bizden çok farklı. Öğleden sonra müze/devlet dairesi tarzında yerlerde işiniz olmasın mümkünse... 
 
Saint George Kilisesi : Canbulat Müzesi'nin çok yakınında ve bir sonraki durağımız olan bu yer diğer birçok kilise gibi harabe halinde ve herhangi bir koruma yok. 
 
Lala Mustafa Paşa Cami : Sur içinin hatta Magosa'nın en bilinen tarihi mekanı. Geçmişte kilise olarak kullanılan bu yer halen o özelliklerinin bir kısmını dış görünüşünde taşımaya devam ediyor. Halihazırda cami olarak hizmet veriyor ve aynı zamanda turistlere açık.
 
Namık Kemal'in Zindanı : Anladığım kadarı bir aile tarafından bakım ve tutumu yapılan aynı zamanda da çay bahçesi olarak kullanılan tarihi bir mekan. Buralar ilk aklıma gelenler ve aynı zamanda sur içindeki en çok gezilen yerler. Ama yazımın başında da dediğim gibi bu bölgeyi yayan veya bisiklet ile saatlerce gezebilirsiniz. 
 
Bu arada sur içine Canbulat tarafından giriş yapıp, Ravelin Kapısı'ndan çıkış yapacağız. Ayrıca bir giriş/çıkış kapısı da liman tarafında. 
 
4. Salamis Caddesi : Tarihi mekanlara ara verip, bu şirin şehrin en işlek caddesine uzanıyoruz. Magosa'da AVM kültürünün hemen hemen hiç olmadığını söylemekte fayda var. Bölgede tek bir AVM mevcut ve bu da 2017 veya 2018 yılında açıldı. Burada ağırlık bir milyoncular ve esnaflar var. Ayrıca iyi seviyede birçok süper market de mevcut. Bu cadde alış-veriş, kafe/restoran ağırlıklı ve öğrencilerin tercih ettiği bir yer. Devamında zaten Doğu Akdeniz Üniversitesi var. Şehrin ekonomik yükünü de zaten öğrenciler çekiyor desek yanlış olmaz. 
 
5. Salamis Harabeleri : Salamis Caddesi'ni takip ettiğimizde ise meşhur Salamis Harabeleri'ne ulaşıyoruz. Bu arada buraya gelmeden önce yol üzerinde birbirinden güzel plajlar olduğunu unutmayın. Salamis Harabeleri bizdeki Efes benzeri bir yer. Tarihi geçmişi M.Ö 11 YY'a kadar uzanıyor. Burası ile ilgili tavsiyem; yaz mevsiminde gelecekseniz kesinlikle öğle saatlerinde ziyaret etmeyin. 
 
6. Dip Karpaz : Bir sonraki durağımız olan Dip Karpaz KKTC'nin en kuzey doğu ucu. Aracınız olmadığı taktirde bu bölgeye ulaşımınız hemen hemen imkansız. Bu bölgenin ziyaret edilecek en güzel iki yeri; Golden Beach ismi verilen plaj ve Apostopolos Anderas isimli manastır. Golden Beach benim bugüne kadar gördüğüm en güzel manzaraya sahip yer. İnanın her zaman görebileceğiniz ve eşsiz bir gün batımı izleyebileceğiniz bu güzellikte yer sayısı çok ama çok azdır. Manastır ise Hristiyan inancında önemli bir yere sahip olan ayrıca görmeye alışık olduğumuz kiliselerden daha farklı, görülmesi gereken bir yer. Burada harika fotoğraflar çekeceğinize emin olabilirsiniz. 
 
Dip Karpaz demişken Ada'da yılın her mevsimi birbirinden güzel ve keyifli festivaller yapılıyor. Gelmeden önce festival etkinlikleri takvimini incelemekte fayda var. Denk gelen olursa mutlaka gidin. Buranın insanları hem çok eğlenceli. (Kırsalda yaşayan Kıbrıslı Türkler) hemde çok cana yakın. Ben Dip Karpaz'da yapılan bir festivale denk gelmiştim ve inanın çok keyifli vakit geçirmiştim. 
 
Sonlara gelirken Ada'da insanlar arası ilginç bir ayrım olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. İngiliz hayranı ve kendini orjinal Kıbrıslı kabul edenler, 1975-85 yılları arasında Türkiye'den göç eden Türkler ve yine 1990 sonrası göç edenler. Bu üç grup arasında enteresan bir ilişki var ama buna her şahit olduğumda akılıma gelen merhum Rauf Denktaş tarafından söylenen meşhur söz geliyor; Kıbrıs'ta duru kan Kıbrıslı arıyorsanız, vardır, bu da Kıbrıs eşekleridir..... 
 
Gezimiz ile ilgili son yer ise Kantara Kalesi.. Ancak buraya ulaşım için geldiğimiz yolu kullanmayacağız. Yeni Erenköy tarafından dönüşe geçtiğimiz taktirde buraya ulaşım daha kolay. Burada da sizi inanılmaz doğa manzaraları karşılayacak ve eminim hayran kalacaksınız. Buraya kadar olan yerler direk Magosa ile ilgili yada bağlantılı yerlerdi. Ama bildiğiniz gibi Girne ve Lefkoşa'da inanılmaz güzelliklere sahip iki şehir. Buralarda çok eski tarihten ziyade 1974 Kıbrıs Barış Harekatı öncesi ve sonrasına ait gezilmesi gereken harika ama bir o kadar da hüzünlü yerler var. Vakit bulabilirsem başka bir yazımda da buraları yazmaya çalışacağım.

Lezzet Durakları / Eğlence Mekanları;

Gelelim ilginizi çekebilecek diğer bir konu olan lezzet durakları ve eğlence mekanlarına;
 
Palm Beach bölgesinde tavsiye verebileceğim tek yer var, orası da The Palm House isimli restoran/kafe. Sahipleri hayatta mıdır bilmiyorum ama İngiliz bir teyze ve Kıbrıs Türkü kocasının işlettiği bir mekan. Bazı günler canlı müzik de oluyor ama müzikten ziyade lezzetleri için uğranması gereken bir yer diye düşünüyorum. Ayrıca ortamı, dekorasyonu ve lokasyonu harika bir yer. (Arkın Palm Beach Otel'in çok yakınında, ayrıca bu otel de konaklama maksatlı kullanılacak kalitede).
 
Sur içi denilen bölgeye geçmeden önce yine bu bölgede Kooperatif Süt Satış Noktası denilen yerde hem uygun fiyatlı hem de taze hellim peyniri alabilirsiniz, malum Kıbrıs denilince yine ilk akla gelen lezzetlerden birisi de hellim peyniri. Şehir merkezindeki birçok süper marketten de alabilirsiniz ama burası direkt fabrika satış mağazası ve bölgenin en kaliteli ürünlerinin üretilip satıldığı marka olduğu için hem daha uygun hem de daha taze. Tabi yanınızda ne kadar getirebileceğiniz ile ilgili olarak Gümrük mevzuatını incelemekte fayda var. 
 
Sur İçi en çok tavsiye edilen yerler ve benim tavsiyelerim; 
 
Dezdomana Kafe (Meyhane): Aileler tarafından tercih edilmiyor ama genelde kalabalık oluyor. Ancak ortamından dolayı tavsiye etmiyorum. (Tarihi yapı içerisinde) 
 
İnciraltı Restoran : Aileler tarafında tercih edilen ve kaliteli bir mekan. Özellikle çarşamba ve hafta sonları tıka basa dolu. Daha çok eller havaya yapılan, arada da oryantal eşliğinde eğlencelerin olduğu bir mekan. Tavsiye ederim. 
 
Monks Inn Bar : Magosa'nın en kaliteli mekanlarında birisi. Genelde orta yaş insanlar tercih etmekte ama hafta sonları öğrenci popülasyonu da yüksek. Tavsiye ederim. (Tarihi yapı içerisinde) 
 
Petek Pastanesi : Magosa'nın en çok bilinen ve aynı zamanda işlek mekanı. Özellikle turistlerin tercih ettiği bir yer. Menüler vasat ama dondurma ve tatlılar üst seviyede. Tavsiye ederim. 
 
Castello Restoran ve Rouge21 : Yan yana iki mekan ve lüks/kaliteli iki işletme. Castello daha çok tercih edilse de her iki mekanın da menüleri ve dekorasyonu çok başarılı. Daha çok aile ve grupların tercih ettiği iki mekan. Tavsiye ederim. 
 
Aspava Restoran : Bizdeki ocakbaşı mekanların denkliğinde ve çok tercih edilen bir işletme. Tavsiye ederim. 
 
De Molay Bar :  Burası da en çok tercih edilen barlardan biri, tarihi yapı içerisinde bir mekan. Ağırlık gençlerin tercih ettiği bir yer ama ben pek tavsiye etmiyorum. (Çok bilinen bir yer olması nedeni ile yazdım.) 
 
Meyhane-i Kültür : Aileler tarafından tercih edilen güzel bir işletme. Tavsiye ederim. 
 
Fa Kebap: Salaş ama etleri lezzetli bir meyhane. Görüntüye takılmam diyorsanız tavsiye ederim. 
 
Pek tabi ki bu yazdığım yerlerden çok daha fazla mekanı içinde barındıran bir yer Sur İçi. Ama en çok bilinen ve tercih edilenler olduğunu düşündüğüm mekanları yazdım ve artık Salamis Caddesi'ne geçiyorum. 
 
Salamis Caddesi'nde anlatılacak çok fazla lezzet durağı yok. Çünkü buradaki mekanların neredeyse tamamı Türkiye'de var olan kafe/restoranlar. Aynı zamanda öğrencilerin tercih ettiği ve onlara hitap eden tarzda yerler. Benim burada tavsiye edeceğim sadece iki mekan var; birincisi David People Food & Coffee, diğeri ise Eziç Restoran,. Her ikisine de gönül rahatlığı ile gidebilirsiniz. Ama buraya gelmişken tercih edilecek çok daha güzel yerler olduğunu da unutmayın lütfen. 
 
Unutmadan Salamis Caddesi'ne giderken yolda ki Dumlupınar Meyhanesi de bu bölgenin en çok tercih edilen yerlerinden biri, yer bulmanın zor olduğu yerlerin başında geliyor. Ayrıca Dip Karpaz'a giden yol üzerinde bulunan İskele kazası sınırları içerisinde balık menüleri çok kuvvetli mekanlar da mevcut. (Deniz kenarında ve çoğu canlı müzik yapan aile restoranları/meyhaneleri) 
 
Bu yazdığım yerler benim aklımda kalan ve gittiğim mekanlar. Burada lezzet duraklarını tamamlayıp konuyu kapatıyorum:-)) Son olarak birkaç husustan daha bahsedeceğim ama:-)) 
 
Buradaki meze kültürünü Türkiye'deki mekanlarda bulma imkanınız yok gibi. Yemek yemenize gerek kalmıyor. O yüzden yemek söylerken iki kere düşünün ve mümkünse hafif bir şeyler söyleyin. Çünkü mezelerin sınırı yok. 
 
Çarşamba akşamları hafta arası ve cuma-cumartesi akşamlarının/gecelerinin kalabalığından, eğlencesinden hiçbir farkı yok. 
 
Meyhanelerde çok ilginç bir şekilde yerli halk alkollü içecek olarak viski tercih ediyor. Biz Türkler rakı açtırırken onlar viski açtırıyor. Sebebini hiç sormadım ama hep de merak ettim. Bilen varsa yazsın lütfen:-))

Tavsiyeler;

Gelelim tavsiyelere;
 
Çok alakasız gelebilir ama eğer denk gelirse mutlaka bir futbol maçı izlemeye gidin. Hem de mümkünse ailecek gidin. Garanti veriyorum 90 dk. inanılmaz bir keyif alacak ve kahkahalar ile stadyumdan ayrılacaksınız. (Bilet ücretleri çok komik) Kıbrıslılar maçlara ailecek geliyorlar bilginiz olsun.
 
Fotoğrafsever arkadaşlar yanlarına eğer varsa yedek batarya mutlaka alsınlar, gideceğiniz her yerde yüzlerce fotoğraf karesi çekeceğinize emin olabilirsiniz. Hatta varsa farklı tipte lensleriniz bunları da yanınızda mutlaka taşıyın.
 
Kalacak yerler ile ilgili farkındaysanız hemen hemen hiç tavsiye vermedim. Çok lüks ve çok para verilerek gidilen oteller var bu bölgede ancak çok para verince bu sefer insanın otelden çıkası gelmiyor:-)) Motel, pansiyon tarzı yerde çok var. Bu konuda öncesinde iyi bir araştırma yapmakta fayda var. Bu durumda öncelikle nasıl bir tatil istediğinize karar vermekte fayda var. Bu yazıdan sonra eminim her şey dahil tatilden vazgeçmişsinizdir:-))
 
Burası ailecek tatil yapabileceğiniz bir yer olduğu gibi, çocuklar olmadan da büyük keyif alabileceğiniz bir yer.
 
Mevsim olarak çok özel bir tavsiyem yok. Çok soğuk yapan bir iklimi yok. Kışın bile mevsimlik mont ile gezebiliyorsunuz. Ancak yağmur çok yağdığı için meteorolojiyi takip edip planlama yapmakta fayda var. Ayrıca ilkbahar aylarında da sıcak olduğunu unutmayın. 
 
Umarım hem faydalı hemde zevkle okuduğunuz bir yazı olmuştur. Keyifli haftalar dilerim:-)
 
(Çok az görsel olduğunun farkındayım ancak arşivim elde olmayan sebeplerle kayboldu, bu yüzden elimde ki birkaç fotoğrafı paylaşabildim.)

Yorumlar

Hayat40tansonra.... gerisini siz doldurun:-))
05 Ara 2020, Cumartesi - 04:40
Hayat40tansonra.... gerisini siz doldurun:-))

Yazar Hakkında

hayat40tansonra

Hayat40tansonra ....  diye yazıp gerisini size bırakıyorum. Gerek mesleğim gerekse bireysel olarak yurt içi ve dışında birçok şehir görme şansı yakaladım.