Türkiye'nin En Kuzey Ucu, Sinop

Türkiye’nin en kuzey ucunda, denizin içine uzanan yarımada üzerine kurulmuş olan Sinop aynı zamanda doğal bir liman. Şehrin adını bir zamanlar konuk ettiği Amazonların kraliçesi Sinope’den aldığına inanılıyor. Bir başka inanışa göre ise Sinope, ırmak tanrısı Asopos’un güzeller güzeli kızıdır. Güzelliği ile Zeus’un gönlünü çalan Sinope, Zeus tarafından dünyanın en güzel yerlerinden biri olduğu için Sinop’a yerleştirilir ve kente adını verir.

6000 yıllık tarihiyle farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmış kent, geçmişinin izlerini bugün de taşımakta.  Kültürel zenginliği, doğal limanı, Karadeniz’in hırçınlığına göğüs geren sakinliği ile görülmeye değer bir güzelliği var.

Şehir İçi Ulaşım? Şehir içi ulaşımda genelde minibüs ve taksiler kullanılıyor. Sinop Otogarı kent merkezine 6 kilometre uzakta. Şehrin en ilginç yanlarından biri de şehir içinde trafik ışıklarının olmaması. 1998 yılında İl Trafik Komisyonu tarafından ulaşımda aksamalara neden olduğu için trafik ışıklarının kaldırılması, Sinoplular tarafından benimsenen bir durum olmuş.

Nerede Kalınır?
Sinop’ta konaklamak için pek çok pansiyon ve otel seçeneği var. Kent merkezine yakın olmak isterseniz özellikle liman ve çevresindeki otellerden Sinopark ya da Otel 57’yi tercih edebilirsiniz. Deniz-güneş tatili yapmak istiyorsanız Karakum yolundaki Zinos butik oteli ya da Gelincik bölgesindeki Antik Otel’i tercih edebilirsiniz. Orman ve denizle çevrili bu bölgede sakin ve rahat bir konaklama geçireceğiniz garanti.

Gece Hayatı
Sinop’un gece hayatı da yazın gelmesi ile birlikte hareketleniyor. Kalenin hemen yanı başında yer alan ve akşam saatlerinde canlı müzik yapılan Elika Cafe oldukça keyifli bir mekan. Yelken Kulubü’nün yanında yer alan Sky Garden Cafe ise manzaraya karşı günün yorgunluğunu atmak hafif müzik eşliğinde  sohbet edebilmek için ideal bir mekan.

Ne Yenir?
Karadeniz mutfağının en güzel örneklerini görebileceğiniz Sinop’ta özellikle hamsi, Sinop mantısı, mayalı hamurla yapılan bir çeşit poğaça olan nokul (Kıymalı ya da cevizli ve üzümlü), kuyu kebabını deneyebilirsiniz.
Mantı için Aşıklar caddesi’ndeki “Teyze’nin Yeri” ve tersanedeki “Marina Mantı” en doğru adresler. Sinopluların kulak adını verdikleri bu mantı, yoğurtlu ya da cevizli olarak servis edilir. Ayva ve kestane Sinop mutfağında sıklıkla kullanılır. Kaşık çıkartması (mamalika), keşkek, hamsi dolması, ıslama, mısır çorbası, mısır tarhanası yöreye ait diğer yemekler.
Yat limanına karşı pizza yemek isterseniz Barınak Cafe, taze deniz ürünleri içinse Okyanus Balık’ı tercih edebilirsiniz.
Tatlı olarak Sinop’a özgü prensesin tadına mutlaka bakın. Halley görünümündeki çikolatalı tatlıyı 1925 yılından beri hizmet veren Şen Pastanesi’nde yiyebilirsiniz. Revanisi de oldukça iddialı.
Yemek yemek için Okyanus Balık Evi, Şakir’in Yeri ya da Barınak Kafe, biraz eğlence için Tini Mini ya da Kale Bar’ı tercih edebilirsiniz.
Liman bölgesinde bulunan Tarihi Yalı Kahvesi ise sabahtan akşama kadar huzurlu vakit geçirebileceğiniz bir nokta. Siz de çoğu Sinoplu gibi sabah simidinizi, nokulunuzu alıp buraya gelebilir çayınızı yudumlarken martıları izleyebilirsiniz.

Diyojen’in Vatanı
Diyojen, mutluluğun en basit biçimde bile elde edilebileceğini savunmuş ve yaşamını bir fıçıda geçirmiş bir filozoftur. Halk bu görüşten etkilenmiş olsa gerek Sinop, 2013’te Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yapılan yaşam memnuniyeti araştırmasında Türkiye’nin en mutlu ili olmuştur.
Şehrin girişinde fıçı üzerinde elinde feneri ve yanında köpeğiyle figüre edilmiş olan Diyojen heykeli, Sinop’a gelenleri karşılıyor.
“Gölge etme başka ihsan istemem”
Diyojen’i ziyaret eden Büyük İskender, diğer insanlar gibi kendisinden korkmayan Diyojen’e “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” der. Diyojen “Sen benim kölemin kölesisin çünkü dünya benim kölemdir, sen de dünyanın kölesisin” der. Diyojen’in bu yanıtından memnun olan İskender, Diyojen’e kendisinden ne istediğini sorar. Diyojen ise “Gölge etme başka ihsan istemem” diye yanıtlar.

Etnografya Müzesi
Günümüzde müze olarak hizmet veren, aslen 19. yüzyıl başlarında inşa edilmiş olan konak, Sinop’taki Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden bir tanesi. Bina, kesme taştan zemin kat üzerine ahşap karkas ve tuğla karışımı olan üç katlı bir yapı. İlk katı etnografya müzesi olarak ikinci katı konak biçiminde planlanarak ziyarete açık.

Sinop Tarihi Cezaevi
Üç tarafı denizle çevrili olan ve tarihi kale duvarlarının içinde kalan cezaevi yaklaşık 4 bin yıl önce bölgenin hakimi Gaskalılar tarafından yapılmış. Osmanlılar döneminde bir süre tersane olarak kullanılan ve dönemin en güçlü savaş gemilerinin inşa edildiği iç kalesi, 1887’de cezaevine dönüştürülmüş.
Refik Halit Karay, Mustafa Suphi gibi birçok ünlünün kaldığı, şiirlere, şarkılara konu olan cezaevi 1999 yılında ise kapatılarak müzeye dönüştürüldü.

Sinop Kalesi
Sinop Kalesi, M.Ö. 7. yüzyılda şehri korumak amacıyla kurulmuştur. Roma, Bizans ve Selçuklular döneminde onarılarak kullanılmıştır. Günümüzde kentin tarihi simgelerinden biri olarak hâlâ ayaktadır.

Balatlar Kilisesi
Tarakçı Sokak ile Kaynak Sokak’ın kesiştiği noktaya yakın konumlanan kilisenin 7. yüzyılda Roma Dönemi’ne ait bir hamam üzerine kurulduğu düşünüüyor. Bizans zamanında ise kiliseye dönüştürülmüş. Günümüze sadece kuzey ve güney duvarlarının bir kısmı kalmış. Kilise duvarlarında Hz. İsa, Meryem ve azizlerin freskoları Bizans Dönemi’ne ışık tutan, görülmeye değer eserler bulunuyor.  

Şehitlik
Sinop Müzesi bahçesindeki şehitlik, 1853 Osmanlı-Rus Savaşı’nda şehit olan denizciler için yaptırılmıştır.

Alaaddin Camii ve Pervane Medresesi
Sinop’un fethinden sonra Selçuklu Dönemi’nde inşa edilmiş olan cami, Sinop’un en büyük camisidir. 5 kubbeli, etrafı yüksek duvarlarla çevrili olan caminin avlusunda bir şadırvan ve İsfendiyaroğulları’nın türbeleri yer alıyor.
Alaaddin Cami’nin hemen yakınında yer alan Pervane Medresesi kentin düşmandan kurtulmasını kutlamak amacıyla inşa edilmiş. Eskiden eğitimin verildiği odalarda günümüzde yerel el işleri üretimi ve satışı yapılıyor.

Paşa Tabyası
Sinop’tan Karakum’a giden yolun ikinci kilometresinde yer alan, Osmanlı-Rus savaşları sırasında denizden gelebilecek saldırılara bir önlem olarak inşa edilmiş Paşa Tabyaları, 19. yüzyıl eseridir. Yarımay şeklinde konumlanmış tabyalar açık hava müzesi niteliğindedir.

İnaltı Mağarası
Ayancık ilçesine 30 kilometre uzaklıkta bulunan İnaltı Mağarası, doğa güzelliğiyle dikkat çeken bir yer. Yaklaşık 700 metre uzunluğundaki mağaranın ancak 300 metresine kadar gezebilirsiniz. Oldukça dikkat çekici ve görkemli olan bu mağarada sarkıtlar, traverten, dikim gibi oluşumlar mevcut. Mağara, son yıllarda yaptığı yürüyüş ve çevre düzenlemelerinden sonra Türkiye’de ilk 10 mağara arasına girmeyi başarmıştır.

Karakum
Yarımadanın ucunda yer alan Karakum’un volkanik ve simsiyah kumlarla kaplı plajına giderseniz çıplak ayakla yürürken dikkatli olmalısınız. Yaz aylarında kumlar kavurucu sıcaklıkta olabilir.

Hamsilos Fiyordu ve Akliman
Türkiye’nin en kuzey ucunda yer alan İnceburun’da bir koydur Hamsilos. Buzul aşındırması sonucu oluşmuş bu koyun şekli bir fiyordu andırır. Koydan içerilere girdikçe yemyeşil ağaçların içine düşersiniz. Hamsilos’a giden tek yol ise Akliman’dan geçer. 7 kilometre uzunluğundaki plajıyla pek çok turistin ilgisini çeken Akliman, İnceburun yolu üzerindedir.

İnceburun Feneri
Sinop seyahatinin en önemli noktalarından biri de ülkenin en kuzey noktasında bulunmak, yani İnceburun’da.  İnceburun, Sinop merkezine 19 kilometre uzaklıkta. Buruna gittiğinizde ise bir deniz feneri karşılıyor sizi. Bembeyaz görüntüsüyle ilk görüşte hayranlık uyandıran fenerde kendinizi manzaraya bırakmak, bu gezinin en unutulmaz anlarından olacak. Gitmişken buradaki aile işletmesinde ekşili ayran içmeyi unutmayın.  

Tatlıca Şelaleleri
Sinop’un Erfelek ilçesine bağlı Tatlıca Köyü’nde bulunan Tatlıca Şelaleleri irili ufaklı 28 ayrı şelaleden oluşuyor. Trekking severlerin kaçırmaması gereken bir rota. Olur da sabah saatlerinde giderseniz trekking öncesi enerji depolamak için mutlaka Öztürk restoran’a uğrayıp kahvaltısını deneyimleyin.

Kotracılık
Sinop’tan dönmeden önce sevdiklerinize götürmek üzere alınabilecek en güzel hediyelerden biri de kotra adı verilen maket teknelerdir. 1840’l yıllarda Sinop Cezaevi’nde başlayan bu el sanatı, zamanla cezaevinde zaman geçirmek için yapılan bir  uğraş olmaktan çıkıp tüm şehre yayıldı. Önceleri Sinop’a gelen yolcu vapurlarına hediyelik eşya olarak sunuldu. Sonraları şehir dışına da yayılmaya başlayan kotralar, yerini denize uygun yapılan tekne modelciliğine bıraksa da hâlâ detaylı işçiliği sayesinde birçok kişinin ilgisini çekiyor. Ayhan Kotra, Akmanoğlu ve Ülgen bu kotraların hem yapımını izleyebileceğiniz hem de hediye alabileceğiniz duraklar.

BıçakçılıkSinop’ta Özekes Ailesinin dört kuşaktır devam ettirdiği bıçak yapımı da Sinop’a giden herkesin görmesi gereken bir işçilik. Özekesler’de bıçakçılık ilk defa 1890 yılında dedelerinin hobisi olarak başlamış. Zamanla da Sinop’un simgelerinden birine dönüşmüş. Yüksek karbonlu çelikten üretilen bıçakların saplarında ise manda, geyik boynuzu, ve gül ağacı kökü kullanılıyor.

Son yıllarda iyileştirilen karayolları ve artan uçuş sayısının yanı sıra bunca güzelliğiyle Sinop, kuzeyin Bodrum’u olma yolunda ilerliyor. Karadeniz’in hırçınlığının aksine oldukça sakin ve huzurlu bir yaşam sürmesinin de bunda payı var tabii. Keyifli bir tatil için bir sonraki adres neden Sinop olmasın?