Google+

BRUGGE: DAHA FAZLA TURİST HAK EDEN ŞEHİR

1221910 May 2011Gezi Notu
TUĞÇE YILMAZTUĞÇE YILMAZEditör10 May 2011122190 Yorum

İçerisinde barındırdığı sanat eserleri nedeniyle şehrin, hatta ülkenin en önemli kilisesi olarak gösterilen “Our Lady's Church”ün en önemli özelliği şehrin en yüksek kulesine sahip olması. 13. yy’da yapımına başlanıp, 15. yy’da gotik tarzda tamamlanıyor. Bitirildiği dönemde kulesinin yüksekliği 122 metre. Burası Belçika’nın 2. En yüksek kuleye sahip kilisesi. Birincilik 123 metre ile Antwerp’teki katedrale ait. En önemli olması dini vasfından dolayı değil, bu unvan St Salvator kilisesine ait. Kilisenin sağ kanadındaki şapelde Michelangelo’nun 20’li yaşlarında yaptığı Madonna (Meryem Ana) heykeli bulunmakta. Mermerden yapılan bu eser, İtalya’daki Sienna’da bulunan kilse için yapılmış olsa da 1506 senesinde Jan ve Alexander Moscroen tarafından buraya getiriliyor. Bunun yanında yine burada sergilenen 15 kadar mermer heykel var. Bu kiliseyi en önemli kılan konu işte bu! Yani Mona Lisa Paris için ne ifade ediyorsa Michelangelo’nun Madonna’sı da Brugge için onu ifade ediyor.

Hemen bu kilisenin arka tarafında kanal kıyısında yer alan Memling Müzesi var. Eskiden burası bir hastaneymiş. 1188 senesinde yapılan bu hastane 1978 senesinden sonra müzeye çevrilmiş. Şu an içerisinde o döneme ait eserler sergilenmekte.

Brugge’da 2 tane önemli meydan var; birincisi Markt place diğer adı ile Town Hall Meydanı, ikincisi ise Burg Meydanı. Birinci meydan daha çok ticari amaçlar için, ikinci meydan ise yönetim ve dini objeleri barındıran meydanmış.

Brugge

Town Hall meydanındaki en önemli yapı Cloth Hall ve Belfry kulesi. Kesinlikle görülmeye değer. Buranın ilk yapılış tarihi 1280 senesi ama 1287deki yangından zarar görüyor ve 1482-86da tekrar inşa ediliyor. 1493’te zarar görüyor ve 1741’de yeniden yapılıyor. Burası Brugge’un en eski ticaret merkezi. Belçika’da üretilen Flaman’lara ait ürünler buradan tüm dünyaya gönderiliyormuş. Şu an içinde 364 adet minik mağaza bulunduğu söyleniyor.

Brugge şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Holiday Home Charmes De Bruges Brugge, Holiday Home Kruitenberg, Holiday Home 't Visspoantje. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz B&B Domus Brugensis, Holiday Home Den Druivelaar Brugge gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Charming House on the canal, Vacation Home Casa Fratelli, Apartment St-Anna tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Brugge aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Belfry kulesinin yüksekliği 83 metre ve yukarıya çıkmak için 366 basamak tırmanmanız gerekiyor. Değiyor mu derseniz? Kesinlikle evet! 17.yy döneminde yapılan din savaşları döneminde burayı zarar görmekten Flamanlar korumuş. Ancak savaşlar nedeniyle değil doğal koşullarından dolayı katedralin kulesi yaklaşık olarak 1,5 metre civarında yana doğru kaymış. Ancak bunu gözle pek fark edemiyorsunuz. Tabii ilerde Kuzey’in Venedik’i yanına bir de Kuzey’in Pisa’sı ünvanını ekler mi bilinmez.

Buradan Burg meydanına geçiyoruz. Eskiden bu meydanı Vikingler ve Normanların saldırısına karşı korumak için çevresini surlar ile çevirmişle ama şu an bu surlardan pek eser kalmamış. Bu meydanda en fazla dikkati çeken yapı 1376 senesinde inşa edilmiş olan Town Hall. 1895 senesinde neo-gotik tarzda yenileniyor. Brugge tarihinde önemli bir yere sahip.

Burg meydanı farklı tarzdaki mimari eserler ev sahipliği yapıyor. Hemen town Hall’un yanında 1883’ten beri Adalet sarayı olarak kullanılan neo klasik tarzdaki diğer bir önemli bina yer almakta. Ancak günümüzde turist bürosuna çevrilmiş.

Meydanın sol kısmında ise 1662 senesinde barok tarzda yapılmış Deanery denen St. Donatius kilisesinde çalışan rahip ve rahibelere ev sahipliği yapmış olan bina var. Ama sonradan sarayı bir bölümü olarak hizmet vermiş.

Meydanın diğer köşesinde ise Flamanlar tarafından yapılmış olan Basilicus kilisesi bulunuyor. Hemen yanında ise en çok turist çeken noktalardan biri olan Holy Blood Şapeli var. Buranın özelliği ise içeride kutsal kan olduğuna inanılıyor. 12. Yy’da isa’nın kanı bir silindir içerisinde buraya getirilmiş. Günün belli saatlerinde (14:00-15:00 arası genellikle) bu silindiri korunduğu yerden çıkartıp bir yastık üzerine koyuyorlarmış. Katolikler bunun kana hareket kazandıracağına inanıyorlar. Buradaki yıllık kutlama ise Mayıs’ın 2. Haftası yapılıyormuş.

Burg meydanındaki town hall binasının arasındaki daracık sokaktan geçerek kanalın yanına çıkıyoruz. Zaten burada bütün sokaklar daracık ve labirent gibi. Ama çok keyifli. Hangi köşeyi dönseniz bir sürpriz bekliyor sizi. Kanalın oradan şehri tekne turu ile de keşfetmek mümkün. Yaklaşık olarak için 35 dakika sürüyor. Kanalın üzerindeki köprüden geçince sol tarafta bir balık pazarı var. 1820’den beri Pazar günleri hariç her gün balık pazarı kuruluyor burada.

Brugge-1

Sağ tarafta ise birbirinden çeşitli kafeler ve hediyelik eşya satan mağazalar var. Eğer hediyelik eşya almayı düşünüyorsanız, bu taraftaki mağazaların fiyatları çok daha makul.

Kanallar Venedik’tekilere göre çok daha geniş. Kanala paralel uzanan kuleleri saran sarmaşıklar, kanallarda gezinen kuğular, yemyeşil ağaçlar, at arabalarının nal sesleri şehre ayrı bir romantizm katıyor.

Brugge-2

Bu çevrede yer alan Hotel Relais Bourgondisch Cruyce çok etkileyici. İki kanalın kesişimindi bulunan butik bir otel.

Brugge’de otel önerisi olarak, Beguinage’ye 10 dakikalık yürüme mesafesinde yer alan ve çevresinde birçok restoran bulunan Martin's Brugge oteli düşünülebilir. Otel konum olarak şehrin tam kalbinde yer alıyor. Bunun yanında Hotel Montovani’yi de tercih edebilirsiniz. Otel, şehrin tarihi kent merkezine oldukça yakın ve fiyatlarıda gayet uygun. Şehrin kültür ve alışveriş noktalarına yakın bir diğer otelde Hotel Ter Brughe ise Markt, Brugge Çan  Kulesi ve Augustijnen Köprüsü’ne yakın bir konumda bulunuyor. Brugge’da ki diğer oteller için isterseniz buradan booking.com’a girerek göz atabilirsinizde. 

Kısa bir yürüyüşün ardından Astrid Park'a geliyoruz. Bu park döneminin kraliçelerinden bir için yaptırılmış ama şimdi bir botanik bahçesine dönüştürülmüş. İçerisinde bir de Neptune’ün heykeli bulunuyor.

Şehirdeki yaşlı nüfusun çok oluşu dikkat çekiyor. Parkta bile birçok yaşlı çift el ele yürüyüşe çıkmış sanki aşk tazeliyorlar. O kadar hoş ve güzel bir görüntüydü ki, mutlaka gidip bunu yaşayın. Aşk dolu, çikolata kokusu dolu, nal sesleri ile akordeon sesleri dolu yemyeşil bir şehir… Eski şehrin dışına doğru diğer bir kanal boyunca dizilmiş 600 senelik yel değirmenlerini görüyoruz. Burada şu an sadece 37 tane yel değirmeni kalmış. Hafifçe yüksek bir tepenin üzerinde duruyorlar ve kanal boyunca sıralanmışlar. Vaktiniz olursa bir pazar sabahı buradaki Cafe de Windmolen’e giderek burada iskambil oynayan ve bira içen Belçikalılar ile tanışma fırsatı yakalayabilirsiniz.

Çikolata’nın şehrinde Çikolata müzesine gitmeden olmaz. Bu müzenin en dikkat çekici öğesi, girişte sizi karşılayacak olan gerçek boyutlarındaki çikolatadan yapılmış Obama heykeli. Aman dikkat! Altında da bir not var: Amerika Başkanı Obama’yı yememenizi rica ederiz. Diğeri ise Manken Pis’in çikolatadan heykelini yapmışlar ama burada işediği madde de çikolata. İlk şekilli çikolata kalıpları 1947 senesinde yapılmış. Tabii ki o nefis kokular ardından müzenin altındaki satış mağazasından elimiz boş çıkmadık.

Brugge-3

Ardından Patates Müzesine geliyoruz. Bu müze çikolata müzesi kadar etkileyici değildi. Daha çok Patates’in Avrupa’ya gelişini anlatmışlar. Patates ilk olarak Peru’da bulunuyor. Oradan Şili’ye gidiyor. 1550 senesinde Şili’den Kanarya Adalarına, 1600’de Kanarya adalarından İspanya’ya, İspanya’dan da Avrupa’ya yayılıyor. Avrupa’da Patatesle en geç 1780’lerde Kuzey Avrupa tanışıyor. Müze ziyaretlerimiz ardından ara sokakların havasını solumaya devam ediyor ve ana meydanda birer bira içerek soluklanıyoruz.

Brugge-4

Brugge gezimizi akşam Passage isimli yerel bir restoranda yediğimiz Midye ve Flaman tabağı ile sonlandırıyoruz.

Brugge-5

Brugge, 2009 senesinde Brugge’da çekilen Brugge isimli film en iyi senaryo ödülü aldıktan sonra daha fazla turist çekmeye başlamış, bana sorarsanız çok daha fazla turisti hak eden bir kent!

Brugge şehrini rahat ve hızlı gezmenin yolu yerel turlara ve turistik noktalarda önceden yerinizi ayırtmak. Bu şehir için önerdiğimiz deneyimler şöyle; Bruges: 1 Saatlik Rehberlik Turu Turu (50 €), Antwerp: Yerel Yürüyüş Turu (30 €), Ghent: İspanyolca Walking Tour Rehberli (10 €), Brüksel Kartı: 24, 48 veya 72 Saat + Hop-On Hop-Off Otobüs (36 €). Bu şehirdeki tüm turları görmek için tıklayın.
-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar