Google+

Arama formu

BU KEZ UZAKLARA DEĞİL, DERİNLERE DALDIM: HURGHADA

Sabahları kurduğunuz saate beş dakika kala gözleriniz kendiliğinden açılıyorsa, ya tedirgin uyumuşsunuzdur ya da unutamayacağınız bir gün geçirecek olmanın heyecanıdır bunun sebebi. Mısır’daki son günümde Mısır’ın Antalya’sında yani Hurghada’dayım. Bugünkü etkinliğim heyecanla beklediğim Kızıldeniz Dalışı. Dalış etkinliğini kaldığım otelden dünden satın almıştım. Bu etkinliğin maliyeti 50 dolar civarında.

Hurgada

Hurgada-1

Gün boyu mavi yolculuk, öğle yemeği ve dünyanın nadir dalış merkezlerinde yapılacak dalışları kapsıyor. Bu dalış tüplü değil şnorkelle yapılacak bir dalış. Çünkü buraya tüplü dalış etkinliği için gelecekseniz bir haftanızı buraya ayırmanız, önce bunun eğitimini alıp sonra da hevesiniz kursağınızda kalmayacak  düzeyde dalış yapmanız gerekiyor.

Hurgada bölgesine uygun ulaşım yollarından biri de havayolu. En uygun fiyatlı uçak biletlerini görmek için tıklayın

Hurgada-2

Hurgada-3

Hurgada-4

Hurgada şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Otel yerine ev kiralamak isterseniz Bob Marley Inn güzel bir seçim olacaktır. Bunlardan en iyileri Abu Tig Marina Apartment, Apartments 3 near the sea RedSeaLine, One bedroom Apartment 1551 in British Resort. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Al Dora Residence Appartement, hurghada comfort, bebo's home gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Apt in Sahl hashih, Ferienwohnung, Sea Waves Hostel tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Hurgada aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Sekiz saatlik bir etkinlikten sonra gece uçağım olmasından dolayı odamdan erkenden çıkışımı yaptım ve sırt çantamı lobiye bıraktım. Buradaki beş yıldızlı otellerde çeşit bol ancak yiyecek bir şey bulamıyorsunuz. Garip ama gerçek. Bir de şunu fark ettim ki, her şey açık büfe ancak peynirleri ince dilimler halinde adamın biri kesip veriyor, yani peynir kapalı büfe. Sanırım buralarda peynir önemli bir şey. Aynı zamanda bizim Türkiye’deki beş yıldızlı oteller gibi, akşamdan kalan artıklarla sabaha bir şeyler üretme konusunda oldukça başarılı olduklarını zannediyorlar. Hatta burası olayı biraz daha abartmış. Çünkü kahvaltılık kadar sıcak yemek var tezgahların üzerinde.

Hurgada-5

Hurgada-6

Hurgada-7
 
Etkinlik otelin iskelesinden güzel bir yat ile başlıyor. Kızıldeniz’e açıldığımız yatta çoğunluğun Ruslardan oluştuğu 30 kişilik bir grup vardı. Tekneye girişte terliklerimizi bir sandığın içine doldurdular ve çıplak ayakla ve sıcak bir karşılama ile bizi tekneye aldılar. Kızıldeniz’in o güzel maviliğine açıldığımız ilk yarım saat bize bugünkü etkinlikle ilgili bilgiler verildi. İlk anonsların Rusça ikinci anonsların İngilizce yapılıyordu. Ayrıca tek Türk benim olduğumu da söylemem gerekiyor. Rusça bilsem Rus bayanlara artık şu kâkülden vazgeçmeleri gerektiğini söyleyecektim ancak yine içimde kaldı. Anlıyorum ki Mısır ile Rusya arasında turizm konusunda ciddi turizm bağları var çünkü Rus turistler doldurmuş buraları.

Hurgada-8

Hurgada-9

Hurgada-10

İlk gittiğimiz noktada 1000’den fazla balık çeşidinin ve mercanların olduğu bir noktaya gidip daldık. Buradaki denizi ve dibini gördükten sonra Türkiye’nin güney kıyılarını listede ikinci sıraya kaydırdım. Sıcak denizlerde büyük taşlara yapışık olarak yaşayan renkli mercanlar insanı suyun altında heyecanlandırmaya yetiyor. Ayrıca soğuk ülke insanlarının birçoğu normal olarak dalmayı bilmiyor. Bu yüzden rehberle beraber tüpsüz 6-7 metrelik derinliklere yaptığımız dalışlarda Türkiye’yi iyi temsil ettiğimi düşünüyorum : ) Ayrıca ekipte bulunan fotoğrafçı ve kameraman bol bol beni çektiler, ben de elimdeki sualtı makinemle onları görüntüledim. Onlar beni çektiklerinde sanki bir belgesel çekiyormuşum hissine kapıldım ara ara.
 
Yurtdışında tatilde olmanın en güzel yönü her milletten insanla karşılaşıp gözlem yapabilmek. İnsan bazı genellemelere ulaşıyor böyle olunca da. Bir hafta kısa bir sürede “Mısır’lıların geneli şöyle, Ruslar böyle, Almanlar böyle” gibi doğruluğundan çok emin olmadığınız çıkarımlar oluşuyor kafanızda. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Avrupa insanı için Türk insanı çok güvenilir gibi durmuyor. Bunu turistlerin yaklaşımından gözlemlemek mümkün.

Hurgada-11
 
Birkaç yerde dalış yapıp Kızıldeniz’in maviliğinde kaybolmuşken Napolyon Adası’na gittik ki insan oradayken kendisini o kartpostallardaki yerde olduğunu anlıyor. Buraya gitmek aslında doğrudan yat ile olmadı. Bizleri küçük motorlu kayıklara doldurup adaya taşıdılar. Oradaki ortamı anlatmak o kadar zor ki... Çünkü bize verdikleri yaklaşık bir buçuk saatlik zaman o kadar kısa geldi ki anlatamam. Önce arkadaş olduğum gezi arkadaşları ile biraz dalış yaptık ve yine renk renk farklı balık türleri gördük. Buradaki balık çeşitliliğini görünce insan hiçbirisinin adını aklında tutmak istemiyor. Adada profesyonel fotoğrafçılar sürekli fotoğraf çekip para kazanma derdinde. Ayrıca kumdan yapılan timsah ve piramitler oldukça güzel bir görüntü veriyor sahile. Sahilde top model kızlardan peçeli kadınlara kadar oldukça ilginç bir popülasyon mevcut. Bu güzel adadaki bu güzelliği gözlemlerken sıcak kumun ayaklarımı yakması ile kendime geldim.

Hurgada-12

Hurgada-13
 
Adadan hareket edip balıkların yoğun olduğu bir bölgeye gittik ve yatta bulunan herkese misine verdiler. Balık tutmayı seven sevmeyen herkes şansını denedi tabiki. Balıklarla yüzmeyi çok seviyorum ama balık tutmayı sanırım hayatta bir türlü sevemeyeceğim. Bu arada verdikleri öğle yemeğinde tanıdığım bir tek pilav vardı. Onun haricindeki yediğim balıkların adlarını bilmiyordum. Tabağımda olan yengeci nasıl yiyeceğimi ilk önce bilemedim. Sonra bilen bir arkadaş bana yol gösterdi. Tam ortadan ikiye ayırıp içindeki lezzetli eti yemek gerekiyormuş. Yengeç gerçekten lezzetli bir deniz ürünüymüş, tavsiye edilir. Görüntüye kanmayın.
 
Akşama doğru otele geldiğimizde güzel bir gün geçirdiğimi yüzümün tebessümünden anladım. Etrafı sırıtarak izlediğim olur benim mutlu olduğum günlerde. Soğuk biramı alıp biraz da havuzda yüzdüm. Gece yarısı olan uçağımdan dolayı zamanımın bir bölümünü hediyelik eşya almaya bir bölümünü de otel dışını keşfe ve akşam yemeğine pay ettim.
 
Artık Türkiye’ye gitme zamanı…


Yazar Hakkında

Ali Yeniay

"Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?" sorusuna "Gezerek, okuyan ve hatta gezi yazılarını paylaşan" diye cevap veren bir seyyahım ben...