İstanbul'da Şehirden Kaçış Yerleri: Heybeliada

Canınız gezmek mi istedi, şöyle temiz hava alıp, biraz da deniz diyorsanız doğru rotanız Adalar olsun...

Anadolu yakasında adalara gitmek için bir çok seçenek var, biz Kartal iskelesini tercih ediyoruz. Sıradaki feribotta, açık alana kuruluyoruz. Biraz deniz manzarası, rüzgarın sesi, martının sesi derken adalardan Heybeli'yi seçiyor ve iniyoruz.

İLK DURAĞIMIZ HEYBELİ ADA

  Adaya gelince gezilecek, görülecek yerler çok. Önce yol yorgunluğunu atalım, biraz da serinleyelim derseniz hemen soluğu Tadım dondurmacısında alın! Adanın en meşhur dondurmacısı Tadım'da damla sakızlı dondurmanın muhteşem tadının üstüne bir de ikram edilen çayın keyfiyle ada sokaklarını adımlamaya başlayın.

İlk istikamet Ruhban Okulu. Adaya hakim bir tepeye kurulu okula gitmeden önce ayrıntılı ada haritasını da edinmek gerek! Haritayı, Denizcilik Lisesi'nin yanında yer alan Deniz Kafe'den edinebilirsiniz. Haritayı alınca yollara koyulma vakti geliyor. Meydanda tek gazetecinin önünden yukarı kıvrılıp camiye doğru ilerliyoruz. Günlerden Çarşamba ve Heybeliada'nın meşhur pazarı kurulu. Yolda pazar çantalı ada sakinlerinin meraklı bakışlarıyla karşılaşıp, tatlı bir selamlaşmayla caminin yanından kıvrılan ağaçlı yoldan doğru okula ilerliyoruz. Ara sıra geçen faytonlar, yoldaki yabancılar yol arkadaşı bize. Tıslıya tıslıya kızgın güneşin dayanılmaz sıcaklığının altında, hafif ağaçların esintisiyle, buluşuyoruz eski terk edilmişliğe mahkum okulla!

Geniş bir arazinin tepesine kurulu okul eski yüksek camlı, kasvetli bir görünüme sahip. Her gün 9.00-17.00 saatleri arasında ziyaretçilere açık olan okulun içi, dışarıdan tamamen farklı hoş bir serinlik sunuyor. Gezilecek alanlar sadece giriş katıyla sınırlı, bina iki kattan oluşuyor. Sağ tarafta açılan büyük kapıdan girdiğimiz anda sırasıyla sağlı sollu yerleşik olan sınıflardan birine dalıyoruz. Bildiğiniz eski ahşap, yüksek sıralar, kitaplığı ve öğretmen kürsüsüyle yalnızlığını sunuyor. Koridorda ilerlerken kapılardaki minicik pencerelerden tek tek diğer sınıfların içine doğru göz gezdirip solda büyük kapıya yöneliyoruz. Açılan kapının ardında, koridora kurulmuş yağlı boya tablosunu keyifli dokunuşlarla renklendiren  ressamın dinlendirici müzik eşliğinde sergilediği sanatsal performansından sıyrılarak kapalı alandan dışarıya doğru yöneliyoruz.

Geniş bir bahçe ve ortasında şapeli, etrafta dolaşan kümes hayvanları, birkaç geçmiş tarihin izleri ve terastan zengin adalar panoramasıyla anlık fotoğraflara sahip oluyoruz. Okuldan çıkınca gelişten daha hızlı ara sıra da geride bıraktığımız manzaranın büyüsünü belleğimize kaydederek ilerliyoruz. Yol arkadaşlarımız aynı faytonlar ve yine yokuşu tırmanan yabancılar...

Okulun yerleştiği tepenin hemen karşısındaki tepeye kurulu ülkemizin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün evini ziyaret ediyoruz. Bakımlı pembe köşk üç kattan oluşuyor. Her katında aileden izlerin bulunduğu ve çoğunlukla İsmet İnönü'ye ait eşyaların sergilendiği müzede rahatlıkla dolaşıp, bol bol fotoğrafta çekebiliyoruz.

İsmet İnönü Müzesi'nden çıkınca hemen arka sokakta tepenin üst kısmına konmuş zengin bir ada manzarasına sahip eski bakımsız köşk ise ünlü yazarımız Hüseyin Rahmi Gürpınar'a ait. Müze ve kitaplık olarak kullanılmak üzere yazara ait eşya ve kitaplıklarla birlikte 1964 yılında mirasçılarından satın alınarak İstanbul İl Özel İdaresi Müdürlüğü'ne devredilmiş. Bürokrasi çarkının dişlilerine takılarak onarımı geciken  bu ulusal miras bir dönem malesef harap durumdaymış. 2000 yılında Kültür Bakanlığı, Adalar Vakfı, kamu ve sivil toplum örgütleri sayesinde onarılarak yeniden düzenlenen ev müze olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Bulunduğu tepede yalnızlığa terk edilen konaktan çıkınca, adanın güneyine doğru ıssız ormanlık yolda ilerliyoruz. Bu sefer görülecek yer Eski Sanatoryum.

Çam ağaçlarının arasında yürümeyi sevenler için inanılmaz keyifli. Tepeden iniş olduğu için çıkarken yaşanan zorluklar keyfe dönüşüyor. Sahile yaklaşınca minicik koyda konuşlanan plaj ve serinlemeyi tercih edenlerin sesine müziğin sesi de karışıyor. Birkaç tekne güzel bir görünüm oluşturuyor. Sanatoryum terk edilmiş, hüznünü yaşarken denizle paralel ana yolda adanın merkezine doğru ilerliyoruz. Biraz acıkmış, iştahlı yemeklerimizi yeyince ilk gelen vapurla diğer ada Burgaz'a doğru yola çıkıyoruz.

HEYBELİADA'YA AİT İZLENİMLER   Adanın evleri güzel, canlı bir yaşam var. Atlara yapılan işkencelerden dolayı asla faytona binmedik, tabana kuvvet yani. Adım adım adayı turlayınca ayaklarda biraz su topladı, olsun keyifliydi. Deniz kafede tanıştığımız rehberden edindiğimiz harita sayesinde adayı bir güzel karış karış dolaştık. Ruhban okulu bakımlı ve bir tepenin üzerine muhteşem bir edayla kurulmuştu. Yolunu kaybetmiş yabancılara yardım ettik. Tadım Dondurmacısı'nda yediğimiz damla sakızlı dondurmanın tadı hala damağımda. Bisiklet kiralamak güzel yalnız adada birkaç tepe ve üzerine kurulu bir yaşam olduğu için bisiklet sürmek zor gibi. Hüseyin Rahmi'nin evi biraz bakımsız ve girişte 5 lira ücret alıyorlar. Bahçede gelişi güzel eşyalar atılmış. Üzücüydü! İsmet İnönü'nün evi bakımlı ve düzenli olduğu gibi ücretsiz geziliyordu. Meydanda birçok kafe ve restoran var, fiyatlar biraz yüksek (ne de olsa ada!), menüye ve fiyatlara bakarak oturun derim. Keyif alarak gezdik!
serap selçuk

Yazar Hakkında

serap selçuk

Yazar Gezgin ve blogger 1968 yılında Niğde'de doğdu 1987-1991Ankara Üniversitesi Fizik Mühendisliği eğitimi gördü.