Google+

Arama formu

MADRİD PRADO MÜZESİ

Madrid benim için Prado Müzesi demekti. Bu yüzden koca bir yazı konusu olmayı hak ettiğinden Prado yazısıyla karşınızdayım. Gezi yazısından çok sanatsal esintiler taşıyan bir yazı olacak sanırım bu yazım.

1819 yılında kurulan Prado Müzesi, krallık koleksiyonlarının bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş. Müze, eski İspanyol Kraliyet koleksiyonuna dayalı dünyanın en güzel sanat koleksiyonlarını barındırıyor.

Madrid

Özellikle Goya, El Greco, Velazquez gibi ünlü İspanyol ressamların yapıtlarının görülebileceği bu müzede; Bernini heykelleri de yer alıyor.

Müze kolay gezilebilen bir müze. Müzede fotoğraf çekmek yasak. Bu yazımdaki fotoğrafların birçoğunu internetten aldım. Broşürde müzenin ünlü resimleri gösteriliyor. Prado Müzesi 18.00 ve 20.00 saatleri arasında ücretsiz.

Madrid şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Apartment Caceres Madrid, Gorgeous Apartment In Old Madrid, Estudiomad6. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz The Apartment Service Las Tablas, Chic Rentals Chueca- Calle Farmacia gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Habitat Apartments Latina Nature, Barbieri, Chic Rentals La Latina - Cava Alta tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Madrid aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Las Meninas

Madrid-1

Müzeye adımımızı attığımızda tüm haşmetiyle Valezquez'in "Las Meninas" (Nedimeler) tablosu bizi karşılıyor. "Las Meninas" (Nedimeler) tablosu üç boyutun ilk defa tuvale taşındığı eser olarak bilinir. Bu tabloda en önemli figür prenses Margarita'dır. Velázquez solda kendini bütünüyle resmetmiş. Kral ve Kraliçe (4. Felipe ve eşi Kraliçe Marianna) ise odanın arka bölümündeki aynada belli belirsiz görünmekte. Bu resim, sonraki dönemlerde Velazquez'in "ilk kübistlerden" olduğunun iddia edilmesine yol açmıştır. Bunun sebebi, tablonun ortasında ve arkada duran bir ayna. Figürlerin yerleşimi tabloya derinlik vermiştir.

Madrid-2

Velázquez'in Ardından

Yaşayan en ünlü ressamlardan Botero'da Velázquez'in yapıtlarıyla 1952'de karşılaşır ve ona da esin kaynağı olur. Velázquez, Infanta Margarita adlı eserinde; prensesin küçük yaşına rağmen prensesi soylu, etkileyici, kararlı bir kişi olarak gösterirken, Botero kendi özgün tarzını kullanarak, prensesi şişman bir beden ve ufak bir yüz yaparak değiştirir. Botero bu değişimi, sanatı bir dönüştürme süreci olarak, kendi yapıtını da bu yaklaşımın bir parçası olarak tanımlayarak açıklar. Tabloya da "Velázquez'in Ardından" adını verir. 

Madrid-3

Goya'nın 2 Mayıs 1808 Tablosu

Madrid-4

"Dos de Mayo Ayaklanması" isimli tablosu 3 Mayıs 1808’deki infazlardan önceki günü anlatır. Eser; İspanyollar'ın, Napolyon'un isyanı bastırması için gönderdiği Memlûklular'ı öldürmesini anlatıyor. Mayıs'ın İkisi ve Mayıs'ın Üçü tabloları büyük bir serinin iki parçası olarak kabul ediliyor.

Madrid-5

Judith at the Banguet of Holofernes

Sıradaki eserimiz Rembrandt'ın "Judith at the Banguet of Holofernes" tablosu... Ressamın ünlü resimlerinden biri. Portredeki yüz ifadesindeki ustalık, ışık gölgenin ustaca kullanımı, giysilerin zengin anlatımıyla bütünleşiyor.

Madrid-6

"Dünyevi Zevkler Bahçesi"

Hollandalı ressam Bosch'un son dönemlerine rastlar. Bu eserinde, dünyanın varoluşundan 3 gün sonrasını anlatıyor. 3 ayrı bölümlü olan tabloda; sağ bölüm cehennem, sol bölüm cennet, ortada bahçenin eğlencelerini tasvir ediyor. İlginç ve derinlikli bir eser. Ressam dünyanın eğlenceli şeylerini, zevklerin kötü sonuçlarını gösteriyor; sembolik resmetmiş.

Leonardo da Vinci'nin stüdyosunda ve onun bir öğrencisi tarafından aynı anda yapılan Mona Lisa tablosunun kopyasını da bu müzede görebiliyorsunuz.

Madrid-7

Goya'nın "Satürn Çocuğunu Yerken (Saturn Devouring his Child)" Tablosu

Goya'nın evinin iki katındaki duvar sıvasına, dekorasyon amacıyla yağlı boya ile çizdiği 14 tablodan oluşan ve "Kara Resimler" olarak adlandırılan duvar resmi serisine ait bir tablo. Tanrı Satürn'ün oğullarını, kendi yerine geçmesinden korkarak, yiyerek öldürmesini anlatıyor.

Prado bu kadarcık eserle sınırlı değil, bana kalırsa günlerce gezilmeli... Dediğim gibi bu yazı gezi yazısından öte sanatsal içerikli oldu. 

Sevgiler...