Google+

Arama formu

Mardin Gezilecek Yerler

Mardin Gezilecek Yerler
 

Medeniyetler ve kültürler beşiği Mardin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en gözde şehirlerinden biridir. Kültür turlarının vazgeçilmez adreslerinden biri olan Mardin camileri, kiliseleri, manastırları, türbeleri ve kendine has mimarisi ile Türkiye’de görülmesi gereken yerler arasında ilk sıralarda yer alır. Mardin geziniz sırasında geçmiş dönemlere doğru yolculuğa çıkarak içinde bulunduğunuz tarihî atmosferin tadını çıkartabilirsiniz. Misafirperver insanları ile hoşgörü şehri Mardin gezinize en az 3 - 4 gün ayırarak hem merkezi hem de çevre ilçeleri doyasıya gezebilirsiniz.

Mardin’de Gezilecek Yerler

Mardin farklı dinlerin ve kültürlerin şehri olduğu için ziyaret edilmesi gereken çok sayıda cami, kilise ve manastır bulunmaktadır. Siz de iyi bir planlama yaparak şehri üç günde keşfedebilirsiniz. Mardin gezinize birçok medeniyete ev sahipliği yapan Mardin Kalesi ile başlamanızı öneririz. Günümüzde hala aktif olarak Süryaniler tarafından kullanılan Deyrulzafaran Manastırı görmeden dönmemeniz gereken yerler arasındadır. Zinciriye Medresesi, Kasımiye Medresesi ile Ulu Cami görülmeye değer dini yapılar arasında yer alırken Kırklar Kilisesi, Deyrulumur Manastırı, Meryemana Kilisesi ve Patrikhanesi gezilecek yerler listenize eklemeniz gereken tarihî yapılardır. Mardin’in köklü geçmişine dair bilgileri bulabileceğiniz Mardin Müzesi, Sabancı Mardin Kent Müzesi ile birlikte Dara Antik Kenti’ni de ziyaret etmenizi öneriyoruz. Geleneksel Mardin evleri ise geziniz sırasında sıkça karşınıza çıkacak. Listede adı geçen yerlerle ilgili bilgiler aşağıda mevcuttur.

Mardin Kalesi

Mardin Kalesi

Mardin’in “Kartal Yuvası” olarak bilinen Mardin Kalesi 1.600 yıllık tarihi ile birçok medeniyete tanıklık etmiştir. Yapıldığı tarih kesin olarak bilinmese de Hamdaniler tarafından yeniden inşa edilen kalenin tarihinin 10. yüzyıla dayandığı düşünülmektedir. Mardin’e hâkim konumda olan kale doğal kaya üzerine eklentiler yapılmasıyla eşsiz bir güzelliğe sahiptir. Mardin Kalesi bulunduğu konum itibariyle muhteşem Mezopotamya Ovası manzarasına da ev sahipliği yapmaktadır. Sümerlerden Perslilere, Romalılardan Bizanslılara, Selçuklulardan Osmanlılara kadar birçok döneme tanıklık eden Mardin Kalesi günümüzde ziyarete kapalı olsa da turizme kazandırma çalışmaları devam etmektedir.

Kaleyi yakından görmek için kalenin hemen altında bulunan Zinciriye Medresesi’ne gidebilir buradan hem kaleye hem de Mardin’in o muhteşem atmosferine keyifle bakabilirsiniz. Rivayete göre ateşe tapan kral olarak bilinen Şad Buhari hastalandığında buraya yerleşmiş ve hızla iyileşince kendine 12 yıl boyunca yaşadığı bir kasır yaptırmıştır. Şad Buhari Pers ve Babil’den getirttiği asker ve sivil halkı buraya yerleştirmiştir ancak kaledeki tüm halk veba salgını sebebiyle ölmüştür. Mardin Kalesi ilk günkü gibi sağlam olmasa da eklentilerle hala ayaktadır. Mardin Kalesi gerek tarihiyle gerekse sahip olduğu ihtişamla Mardin’de görülmesi gereken yerlerin başında gelmektedir.

Deyrulzafaran Manastırı

Deyrulzafaran Manastırı

Mardin’e 5 kilometre uzaklıkta bulunan Deyrulzafaran Manastırı Süryaniler tarafından hala aktif bir şekilde dini merkez ve okul olarak kullanılmaktadır. Manastır, Süryani toplumlarını temsil eden en eski yapı olmasıyla Mardin için ayrı bir öneme sahiptir. Manastırın girişinde Süryani patriklerin heykelleri olduğu gibi manastırın içinde 52 Süryani patriğinin mezarı bulunmaktadır. Deyrulzafaran Manastırı Süryaniler tarafından güneş tapınağı olarak inşa edilmiştir. Rivayete göre manastırın olduğu bölgede safran çiçekleri açarmış ve Deyrulzafaran manastırı inşa edilirken harçlarda renk versin diye safran çiçekleri kullanılmıştır. Adını da buradan almıştır.

Süryanilerden tarafından güneş tapınağı olarak kullanılan manastır Romalılar tarafından kale olarak kullanılmış ve manastıra ek olarak Meryem Ana Kilisesi, Azizler Evi ve Kubbeli Kilise inşa edilmiştir. Birçok tarihe ev sahipliği yapan manastırın en dikkat çekici yeri tavanıdır. Tavanında kullanılan taşlar birleştirilirken herhangi bir harç kullanılmamış olup taşlar sıra ile dizilerek geometrik şekil verilmiştir. Tavanının yanı sıra muhteşem bir avluya da sahip olan manastır 3 kattan oluşmaktadır. Manastırda sergi alanı, kiliseler, revak ve teras alanı bulunmaktadır. Deyrulzafaran Manastırı’nı yazın 08.30 - 12.00 ve 13.00 - 17.30 saatleri arasında, kışın ise 08.30 - 12.00 ve 12.00 - 16.30 saatleri arasında ücretsiz ziyaret edebilirsiniz.

Zinciriye Medresesi

Zinciriye Medresesi

Mardin’in merkezinde bulunan Zinciriye Medresesi 1385 yılında Mardin’deki son Artuklu Sultanı Melik Necmettin İsa tarafından yaptırılmıştır. Medresenin asıl adı Sultan İsa Medresesi olsa da halk tarafından Zinciriye Medresesi olarak anılmaktadır. 14. yüzyıldan günümüze kadar gelmeyi başarmış olan medrese Mardin Kalesi’nin hemen altında Mezopotamya Ovası’na hâkim noktada iki kattan oluşmaktadır. İki kat üzerinde avlu, türbe ve cami bulunmaktadır. Dilimli kubbeleriyle ve konum itibariyle uzaklardan bile dikkat çeken Zinciriye Medresesi tarihî dokusuyla da oldukça ilgi görmektedir. Taş işlemeleriyle de dikkat çeken medrese zamanında rasathane olarak kullanılmıştır. Melik Necmeddin İsa Timur ile savaşından sonra bir süre bu medreseye hapsedilmiştir. Zinciriye Medresesi tarihî dokusuyla ve ihtişamıyla Mardin’de görülmesi gereken yerlerin başında gelmektedir. Toplu ulaşımın bulunmadığı medreseye araç kiralayarak veya taksi ile ulaşımınızı sağlayabilirsiniz.

Mor Behnam (Kırklar) Kilisesi

Mor Behnam (Kırklar) Kilisesi

Mardin merkezde bulunan Mor Behnam Kilisesi, Kırklar Kilisesi olarak da bilinmektedir. Tarihi 6. yüzyıla kadar dayanan Kırklar Kilisesi; Mor Behnam ve kız kardeşi Saro adına yapılmıştır. Günümüzde Ortodoks ibadethanesi olarak hizmet eden Mor Behnam Kilisesi 1293’ten bu yana Süryani halkın dini merkezi olmuştur. 1799 yılında Kırklar Kilisesi’nde okul açılmış olup kilisedeki eğitim ve öğretim 1928 yılına kadar devam etmiştir. 3 giriş kapısına sahip olan kilisede bir avlu ve çan kulesi bulunmaktadır. Erken dönem Hristiyan eserlerinin en güzel örneklerinden biri olan Kırklar Kilisesi Mardin’de görülmesi gereken yerlerin başında gelmektedir. Kilise 1. Cadde’ye yürüme mesafesindedir.

Kasımiye Medresesi

Kasımiye Medresesi

Mardin’in en büyük yapılarından biri olan Kasımiye Medresesi Mardin merkezde bulunmaktadır. Artukluların hüküm sürdüğü 12. yüzyılda yapılmaya başlanan Kasımiye Medresesi Akkoyunlu Sultanı Cihangir’in oğlu Sultan Kasım tarafından 15. yüzyılda tamamlanmıştır. Oda kapılarının üstünde bulunan tıp ambleminden anlaşılacağı üzere Kasımiye Medresesi dini merkezi olmasının yanında tıp eğitimi verilmek için de kullanılmıştır. İç mimarisi kadar dış mimarisi de etkileyici güzelliğe sahip olan medrese dini ve fenni ilimlerin öğretildiği bir külliye olmuştur. Mardin’in en önemli tarihi yapılarından olan medrese iki katlı olmakla birlikte havuzlu bir avluya sahiptir. Medrese duvarları kesme taş ve tuğladan yapılmıştır. 800 yıldan fazla tarihiyle Kasımiye Medresesi Mardin’e yolu düşenlerin görmesi gereken en önemli yapılar arasındadır.

Mardin Ulu Camii

Mardin Ulu Camii

Mardin’in simgesi halinde olan Ulu Camii; Cami-i Kebir olarak da bilinmektedir. Mardin’in en eski camisi olan Ulu Cami’nin tarihi Artuklu dönemine kadar uzanır. Ulu Camii mimari özellikleriyle Artuklu dönemine ait en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Kubbesi ve minaresiyle göz kamaştıran caminin tarihi 1176’ya dayanmaktadır. Minaredeki kitabeye göre Ulu Camii 2. Kutbüddin İlgazi tarafından yapılmıştır. Kayıtlara göre yapıldığında iki minareye sahip olan caminin bugün ayakta olan minaresi 1888-1889 yılında yapılmıştır. Diğer minarenin yıkılması hakkında rivayetler olsa da kesin nedeni bilinmemektedir. Günümüze gelinceye kadar çeşitli onarımlardan geçen Ulu Cami en son 2010 yılında restore edilmiştir. Süryani yazarların söylemlerine ve yapılan araştırmalara göre Ulu Camii’nin yerinde eskiden bir kilise bulunmakta olup yapı kiliseden camiye çevrilmiştir. Dikdörtgen yapıya ve içerisinde küçük bir avlu ve şadırvana sahip camiinin duvarları Mardin’indeki birçok yapısı gibi sarı kesme taştan yapılmıştır.

Mardin Dara Antik Kenti (Dara Mezopotamya Harabeleri)

Mardin Dara Antik Kenti (Dara Mezopotamya Harabeleri)

Mardin’e 30 kilometre uzaklıktaki Oğuz köyünde bulunan Dara Antik Kenti Mezopotamya’nın en önemli yerleşim yerlerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Mezopotamya’nın Efes’i olarak bilinen Dara Antik Kenti 505 yılında doğu sınırını savunma amaçlı askeri üs olarak İmparator Anastasius tarafından kurulmuştur. Dara Antik Kenti’nin çevresi 4 kilometrelik surlarla çevrilmiş olup kentin içinde saray, kale, çarşı, kilise, tophane, su sarnıçları ve zindan kalıntıları bulunmaktadır. Kentin çevresinde ayrıca Roma dönemine ait mağara evler de yer alır. Dara Antik Kenti’nde yapılan kazılar sonucunda çıkarılan kalıntıların birçoğu Mardin Müzesi’nde sergilenmektedir. Mardin’in ve Anadolu’nun tarihini yansıtan Dara Antik Kenti’nin %30’u gün yüzüne çıkarılmıştır. Kentin hala %70’i toprak altına bulunmaktadır. Görkemli ihtişamı ve tarihi ile Dara Antik Kenti Mardin’de görülmesi gereken önemli noktalardandır.

Mardin Müzesi

Mardin Müzesi

1895 yılında Süryani Katolik Patrikhanesi olarak yapılan Mardin Müzesi dönemin Antakya Patriği İgnatios Behnam Banni tarafından inşa ettirilmiştir. Uzun sure dini merkez, askeri üs, sağlık ocağı ve karakol olarak kullanılan Süryani Katolik Patrikhanesi bir takım restorasyon çalışmalarından sonra 1995 yılında müze olarak hizmet vermeye başlamıştır. Mardin’in kültürel ve tarihî zenginliklerini yansıtan Mardin Müzesi etnografik ve arkeolojik koleksiyonlara ev sahipliği yapmaktadır. Müzede Perslerden Romalılara, Bizans’tan Osmanlı dönemine kadar birçok medeniyete ait tablet, silindir, altın, gümüş ve bakır sikke gibi arkeolojik eserler bulunurken kolye, bilezik, eski giysiler, hamam eşyaları ve kahve takımları gibi etnografik eserler de yer almaktadır. Pazartesi günleri kapalı olan Mardin Müzesi 15 nisandan 2 ekime kadar 09.00 - 19.00 saatleri arasında hizmet verirken, 3 ekimden 14 nisana kadar 08.00 - 17.00 saatleri arasında hizmet vermektedir. 18 yaş altındakiler ve 65 yaş üstü için ücretsiz olan Mardin Müzesi’nin giriş ücreti 5 TL’dir. Mardin Müzesi’nde Müzekart geçerlidir. Halk otobüsleri ile müzeye kolayca ulaşabileceğiniz Şar Mahallesi’nde yer alan müzeye yürüyerek de ulaşabilirsiniz.

Sabancı Mardin Kent Müzesi

Sabancı Mardin Kent Müzesi

Mardin merkezde bir zamanlar Süvari Kışlası ve sonrasında Vergi Dairesi Binası olarak hizmet veren bina Sabancı Vakfı tarafından 2007 yılında restore edilerek Sabancı Kent Müzesi adı ile 2009 yılında hizmete açılmıştır. Müzenin bulunduğu binanın ne zaman ve kim tarafından inşa edildiği kesin olarak bilinmemektedir. İki kattan oluşan binanın birinci katında Dilek Sabancı Sanat Galerisi bulunurken ikinci katında Sabancı Kent Müzesi bulunmaktadır. Dilek Sabancı Sanat Galerisi’nde resim, fotoğraf ve ebru gibi güncel sanatlara ait eserler sergilenirken Sabancı Kent Müzesi’nde Mardin’i anlatan fotoğraflar, yaşam alanları, kent tarihine ilişkin eşyalar ve Mardin hakkında bugüne kadar yazılan kitaplar sergilenmektedir. Pazartesi günleri hariç haftanın her günü 08.00 - 17.00 saatleri arasında açık olan Sabancı Kent Müzesi’ne giriş için tam bilet 2 TL iken öğrenci bileti 50 kuruştur.

Mor Gabriel (Deyrulumur) Manastırı

Mor Gabriel (Deyrulumur) Manastırı

Mardin’in Midyat ilçesine 23 kilometre uzaklıktaki Güngören köyünde bulunan Mor Gabriel Manastırı tarihi ile Süryani Kadim Cemaati’nin en önemli yapılarından biridir. Deyrulumur Manastırı olarak da bilinmektedir. Meşe ağaçları ile çevrili tepede yapılan manastırın temelleri 397 yılında Şmuel ve Mor Şemun tarafından atılmış olsa da değişik zamanlarda manastıra barınma ve dua yerleri gibi eklemeler yapılmıştır. Özellikle Roma İmparatorluğu döneminde yapılan katkılarla manastır geliştirilmiştir. Midyat kesme taşlarından yapılan birkaç bölümden oluşmaktadır. Yapının en önemli bölümleri arasında ana kilise olarak kullanılan Büyük Kilise bulunmaktadır. Yapımında tuğla ve taş kullanılan Theodora Kubbesi de büyüleyici güzelliğiyle dikkat çeken bir başka yapıdır. Dini merkezin yanı sıra Süryanilerin en önemli merkezlerinden sayılan manastır Süryanice ile dua ve ibadetin öğretildiği merkezlerden biridir. Süryaniler için adeta “İkinci Kudüs” olarak kabul edilmektedir. Mor Gabriel Manastırı yazın 09.00 - 11.30 ve 13.00-16.30 saatleri arasında ziyarete açıkken kışın saat 16.00’ya kadar açıktır.

Surur Hanı

Surur Hanı

Mardin’in merkezinde bulunan Surur Hanı 17. ve 18. yüzyıllarda Osmanlılar tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir. Geçmişten günümüze durumunu kısmen koruyarak ayakta kalabilmiştir. Mardin’de yerli ve yabancı turistlerin sıklıkla ziyaret ettiği yerlerin başında gelen Surur Hanı iki katlı olup dikdörtgen yapıya sahiptir. Handa yakın zamanda restorasyon yapıldıktan sonra restoran, kafe ve hediyelik eşya satan dükkanlar hizmet vermektedir. Siz de Surur Hanı’nda yer alan kafelerde mola verebilir, bu otantik ortamda çayınızı yudumlayarak tarihi hissedebilirsiniz.

Meryemana Kilisesi ve Patrikhanesi

Meryemana Kilisesi ve Patrikhanesi

Mardin’de ziyaret edebileceğiniz bir diğer inanç merkezi Meryemana Kilisesi ve Patrikhanesi’dir. Burası Süryani Katolik Cemaati’nin en önemli yapılarından biridir. Meryemana Kilisesi ve Patrikhane farklı zamanlarda inşa ettirilmiştir. Meryamana Kilisesi 1986 yılında dönemin Antakya Patriği İgnatios Antuhan Semheri tarafından yaptırılmıştır. Patrikhane ise 1895 yılında yaptırılırken 1995 yılında restore edilerek müze olarak hizmet vermeye başlamıştır.

Mardin Evleri

Mardin Evleri

Mardin gezisinin olmazsa olmazı elbette Mardin evleridir. Şehrin tarihî dokusunu ve kültürünü en güzel şekilde yansıtan Mardin evleri yerli ve yabancı turistlerin de ilgi odağıdır. Mazı Dağı’nın güney yamaçlarına kurulan evler kente harika bir görünüm kazandırmaktadır. Kentte sarı kalker taşı çıkarılması ve aşırı sıcaklar nedeniyle inşa edilen Mardin evleri taş işçiliğinin de en güzel örneklerinden biridir. Mardin evleri kullanılan taşın özelliği nedeniyle yazları sıcaktan kışları soğuktan korur. Mardin - Midyat otobüslerine veya taksiye binerek ulaşabileceğiniz Mardin evlerini yürüyerek kolayca gezebilirsiniz. Bu otantik gezi sırasında fotoğraf makinenizi yanınıza almayı unutmayın.

Uyarı: Müzelerin giriş ücreti 2018 yılına aittir.