Bir Öğrencinin Gözünden Eskişehir

Dünya tarihindeki birçok medeniyet gibi nehir kenarına kurulmuş ve son yirmi yılda oldukça gelişmiş bir Anadolu şehri Eskişehir. Tepebaşı ve Odunpazarı ilçelerini birbirinden ayırarak şehri ikiye bölen Porsuk Çayı, şehrin altyapı sorunlarının çözülmesiyle eski kirliliğinden kurtuldu. Ve Porsuk Çayı’nın etrafındaki birbirinden canlı kafelerde oturmak, hatta nehirde kayık ve bot gezintileri yapmak yeniden şehrin ziyaretçilerinin gözdesi oldu.

Eğer halihazırda Türkiye’deyseniz Eskişehir’e uğramak oldukça olay. Ankara’ya yakınlığı ve İstanbul’a olan hızlı tren sayesinde günübirlik ziyaretler bile yapmak mümkün. İzmir’den Eskişehir’e giden Mavi Tren ise 12 saate yakın süresi, yataklı kompartımanı ve yemekhane vagonuyla başlı başına ayrı bir macera. Tabii ki her zaman otobüs ile veya kendi arabanızla gelebilirsiniz. Ancak bir şehrin tam merkezine, üstelik de görmeye değer, 1892 yılında inşa edilmiş tarihi bir gar binasına inmekten daha güzel bir varış şekli olabilir mi? Tarihi yapılarını koruyarak modern bir şehre evrilen Eskişehir’de, her kafanızı çevirdiğinizde görebileceğiniz birçok heykel, eski havagazı fabrikalarının bacaları ve yeşil alan sizi bekliyor. Temizliği ve şehir planlamasıyla da ön plana çıkan Eskişehir, sizi eğitim uçuşu yapan jet uçaklarının sesleriyle de şaşırtacak. Sık sık kendinizi göklerde uçan uçakları ararken bulacaksınız.

2

Şehir merkezinde ilk gitmek isteyeceğiniz yer Porsuk Çayı’nın kıyısı olabilir. Küçük köprüler sayesinde nehrin iki kenarına da istediğiniz birçok yerden geçebiliyorsunuz. İki kenarı da kafelerle dolu olan Porsuk Çayı’na yakın kafelerden bahsetmek istediğim biri Adımlar Kitap & Kafe. Güzel bir manzarada rahatlamak ve lezzetli atıştırmalıklar yemek için oldukça makul bir yer. Ayrıca bir kitap dükkânı olduğu için, sadece acıktığınızda değil, her zaman içini gezmesi keyifli. Akşam üstleri alkollü bir mekân tercih edenler için de Travelers Cafe’yi önerebilirim. Bar yemekleri, kokteyller ve güzel klasik bira. Tek kişi veya kalabalık arkadaş gruplarıyla gidilebilir, zaten genellikle mekân öğrenciler tarafından bolca tercih ediliyor.

Buralara kadar gelmişken bir gondol gezisi yapmak da isteyebilirsiniz. Çift kişilik bir gondolla Porsuk Çayı’nda gezmek 50 lira. 10 dakikalık gezinti fazla uzun sürmese de aşk kuşları için güzel bir deneyim olabilir. Eskişehir’de Instagram story’lerinize ekleyebileceğiniz en güzel fotoğrafları bu gondol gezintisi sırasında yapacağınız kesin. Aşk kuşu olmayanlar ya da 50 lira vermek istemeyenlerse, 10 liralık bot turuna katılabiliyor. Ayrıca bu bot turu yaklaşık 1 saat sürüyor. Sadece Porsuk Nehri’yle kısıtlı bu ulaşımların dışında şehrin birçok yerine tramvay kullanarak ulaşabiliyorsunuz. Taksi de birçok diğer şehre göre uygun fiyatlı olsa da bir Eskart çıkartmanızı tavsiye ederim. HES kodunuzu eklemeniz gerektiğinden, tek bir kartla birden çok kişi gezemeyeceğinizi unutmayın.

Kartınızı çıkarttıktan sonra gitmek isteyeceğiniz yerlerden biri de Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi. Türk tarihi ve kültüründen birçok önemli kişinin bulunduğu bu müze, yabancı arkadaşlarına Türkiye’yi tanıtmanın harika bir yolu. Üniversite şehri olduğundan, içeride birçok Erasmus öğrencisine rastlıyorsunuz ancak hafta sonları kalabalık olabiliyor. İmkânınız varsa hafta içi gidin. Bilet fiyatları 20 lira ama eğer öğrenciyseniz indirimli bilet alıp bu müzeyi 10 liraya gezebiliyorsunuz.

Odunpazarı’ndaki müzeyi gezdikten sonra, mimarisiyle öne çıkan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulanan Odunpazarı Evleri’ni de gezmeyi unutmayın. Zaten mutlaka gözünüze takılacaktır. Buralarda gezerken uğramak isteyeceğiniz kafelerden biri de Café Rasta. Eskişehir’in en güzel kafelerinden biri, yemeğiyle iç dekorasyonuyla ve kibar çalışanlarıyla sizi büyüleyecek bir kafe Rasta. Eğer denk gelirseniz, bazı zamanlar canlı müzik bile yapıyorlar. Gezerken göreceğiniz çok sayıda hediyelik eşya dükkanlarından da Eskişehir hatıraları almayı unutmayın.

Eğer bu gezintiniz pazartesi günü değilse Odunpazarı Modern Müzesini de gezebilirsiniz. Pazartesi günü kapalı olan bu müze haftanın diğer her günü açık. Pandemi sürecindeki ziyaret koşullarını ve saatlerini öğrenmek için kendi sitesini ziyaret edebilirsiniz çünkü zaman zaman revize edilebiliyor. Bu modern sanat gezisi de yine tam bilet 20 lira, indirimli bilet 15 lira gibi gayet uygun fiyatlı bir aktivite ve sosyal medyanızı süsleyecek fotoğraf imkânı sunuyor. Odunpazarı Modern Müzesinden paylaştığınız hikayeleri Instagram profilinizde bir “OMM” başlığıyla öne çıkarabilirsiniz.

Eskişehir, müzeseverleri birçok müzesiyle etkileyen bir şehir. Balmumu ve Modern Müzenin yanı sıra kendi zevklerinize göre gezmek isteyebileceğiniz çeşitli müzeler de bulunuyor. Mesela Çağdaş Cam Sanatları Müzesi, küçük ama mutlaka görülmesi gerekenlerden biri. Ahşap Eserler Müzesi de zanaat ve sanatın buluştuğu harika yerlerden. Sadece Eskişehir’de çıkan lületaşından yapılan eserlerin sergilendiği Lületaşı Müzesi özellikle pipo içmeyi sevenler için görülmesi gereken bir yer. Ve eğer bu gezilerinizde tepenizden geçen jet uçaklarının seslerine rağmen onları havada yakalayamadıysanız, karada bulabileceğiniz yer de Eskişehir Havacılık Müzesi.

Odunpazarı’nın arkasında şehrin tepesinden güzel bir şehir manzarası izlemek için Şelale Park’a gidebilirsiniz. Tramvayla gidemeyeceğiniz yerlerden olduğu için taksi parasını göze almalısınız. Belki de bu yüzden kent sakinleri buraya pek uğramaz. Başta heyecanlı gelse de özellikle yapay plaj biraz hayal kırıklığı yaratabiliyor. Eğer kısıtlı zamanınız varsa Şelale Park’ı es geçebilirsiniz ama Kent Park’a ne yapıp edip uğrayın. Pazar günleri bile kendinize piknik yapacak küçük bir köşe bulabiliyorsunuz.

3

Eskişehir Türkiye’nin Venedik’i ise, Eskişehir’in DisneyLand’ı da Sazova Parkı. Özellikle çocuğu olan gezginler, buralarda güzel anılar biriktirebilirler. Ayrıca Masal Şatosu’nun dışında piknik yapabileceğiniz geniş ağaçlık alanları da var.

Birlikte eğlenmeye gelmiş ve piknikle pek arası olmayan genç gruplarınsa uğrak mekanları, elbette Eskişehir Barlar Sokağı. Neredeyse 40’tan fazla barın olduğu bu sokakta kendinize uygun bir mekân bulmanız oldukça kolay. Metal müzik sevenler kendilerini hemen Beer O’clock’ta bulacaklardır. Barlar sokağının dışında kalan önermek istediğim birkaç yer de şöyle:

Friends ve How I Met Your Mother tarzı, arkadaş gruplarının oturabileceği, sohbete elverişli geniş masaları ile Museum. Baba oğulun işlettiği tatlı küçük Drunken Duck. Türkçe ağırlıklı hip hop müziğin çaldığı SPR PUB. Ve gecenin kapanışında tüm Eskişehir’in toplandığı Replik PUB. Barlar Sokağı’ndan sonra genellikle soluğu çibörekçilerde ya da hamburgercilerde alırsınız ama Gorill Burger’in hamburgerlerini kesinlikle lezzetine varabileceğiniz bir zamanda yemelisiniz. Özellikle sebzeli burgerleriyle vejetaryenlerin de kalplerini çalan bu mekânda masa bulabilmek için çoğu zaman önünde sıra beklemeniz gerekiyor. Fakat bu bekleyişe her seferinde değdiğinden emin olun.

Eskişehir gezi yazımı bitirmeden önce kahvesini sütsüz ve şekersiz sevenler için önermek istediğim Keçi Geçti Kahve Atölyesi’nden bahsetmeden edemeyeceğim. Özellikle kahvesini sütsüz ve şekersiz sevenler diyorum çünkü bu küçük çılgın dükkân sütlü kahve servis etmiyor. Zaten masalarında duran “Sugar is for losers” çıkartmalı kolonyaları hemen gözünüze çarpacaktır. Yapmadıklarıyla dikkat çekse de tabii ki asıl keramet yaptıklarında. “Türkiye’nin ilk adil kahvesi” olduklarını iddia eden bu mekân organik ve Fair Trade sertifikalı kahve çekirdeğinden kahve yapıyor.