Cunda'da Çadır Kampı

Havalar ısındığında çoğumuzun içinde 'şöyle iki günlüğüne sevimli, huzurlu bir yerlere kaçsak, hem denizin tadını çıkarsak hem de dinlensek' hissi yeşillenir ya... İşte benzer bir dönemde beş kafadar az bütçeyle ne yapabiliriz diye beyin fırtınası yaptığımız bir akşam buluşmacasının sonunda Cunda'da bulduğumuz sevimli bir kamp alanında 2 günlük bir çadır kampı yapmaya karar kıldık. Aramızda gerekli kamp ekipmanı eksik olanlar için akıllı telefonlardan hızlı bir araştırmayla uygun fiyata çadır ve uyku tulumu bulundu (Uygun fiyatlı çadır ve uyku tulumu için Decathlon önerilir.) Sıra geldi Cunda'ya ulaşımı planlamaya...

Cunda'da kamp ekibi

İstanbul'dan Cunda'ya Ulaşım

Cunda'ya ulaşmanın birkaç farklı yolu olduğunu öğrendik.

Uçakla Cunda: Balıkesir Edremit'e oradan da 2,5 saatlik kara yolu seyahatiyle Cunda'ya gidilebilir.

Feribotla Cunda: Yenikapı'dan binerek iki saatlik feribot yolculuğuyla Bandırma'ya, oradan da yaklaşık üç saatlik kara yolu ile Cunda'ya varabiliyorsunuz. Feribot sonrası uygun saatte otobüs bulamadığımız için bu yolu elemek durumunda kaldık.

Otobüsle İstanbul-Cunda: Bazı otobüs firmaları Tekirdağ üzerinden (475 km) bazıları ise İzmit üzerinden (525 km) gidiyor Ayvalık'a. Yol Tekirdağ üzerinden çok daha kısa sürüyor. Cuma gecesi otobüse atlayarak, Ayvalık'a kadar uyuyarak gidiyorsunuz. Sonrasında tercihinize göre taksi, otobüs, dolmuş ya da iskeleden tekne ile Cunda'ya ulaşım mevcut. Ayvalık Cunda arası yaklaşık 8 km. İstanbul'dan toplam karayolu yolculuğunuz yaklaşık 8 saat sürüyor.

Cunda'ya vardığımızda merkeze yine 8 km mesafedeki kamp alanımız olan Ada Camping'e ulaşmanın yollarını sorguluyoruz. Tek yolun 30 liraya taksiyle çıkmak olduğunu öğrenince üzülüyoruz; ama başka yol olmadığı için razı oluyoruz.

Cunda'da Nezih bir Çadır Kampı

Ada Camping'deki ultra lüks çadırlarımız

Kamp alanımızı görünce hepimiz yol yorgunluğumuzu unutuyoruz. Ada Camping beklediğimizden çok daha düzenli, keyifli bir sahile sahip, baya tatlı bir yer çıkıyor. Burada çadır dışında konaklama seçenekleri var. Dileyenler için çimler üzerinde bungalovlar veya oda gibi döşenmiş dışardan çiçeklerle ve sevimli bahçe süsleriyle tatlandırılmış karavanlar da mevcut. Bir sonraki sefer karavanlardan yer ayırtalım diye planlıyoruz. Etraftakilerin de güler yüzlü yardımıyla hızlıca çadırlarımızı kuruyoruz ve vakit kaybetmeden sabah denizinin tadını çıkarmaya sahile atıyoruz kendimizi...

Beklentimizin üstünde güzel olan Ada Camping'in sahilinden oldukça memnun kalığımızı söylemeliyim. Doğal yaşamı seven insanlar için istanbul'dan kaçıp dinlenmeye gelinecek güzel bir kaçış noktası burası. Hatta bu şekilde gelen ünlüler de oluyor. Örneğin biz Rasim Öztekin'le karşılaştık.

Cunda'da doğa

Temmuz sıcağında suya girdiğinizde 'coss' sesini duyabilirsiniz, zira deniz biraz soğuk burada. İster çimler üzerindeki şezlonglarda uzanıp ağaçların üstünüzde salınışını dinleyerek demlenin, ister kumsaldaki şezlonglarda güneşin keyfini çıkarın ya da çarşaf gibi denizin tadını... Burası şehrin gürültüsünden uzaklaşıp kısa bir tatil için oldukça uygun bir belde.

Ada Beach'in en keyifli kısmı ise güneşlenmekten sıkıldığınızda birkaç adım uzağınızdaki püfür püfür esen kafede oturup soğuk bir şeyler içip karnınızı doyurabilme şansı. A la Carte ve açık büfe imkanları mevcut. Camping alanının da kullanıma uygun temiz bir mutfağı bulunmakta.

Ada Camping'de kahvaltı masamıza gelen tatlı misafir

Ben lüks bir yerler istiyorum derseniz, aynı sahilde Cunda'nın en lüks oteli olarak bilinen Ortunç Otel yer almakta. Ada Camping günlük giriş ücreti 25 TL. Ortunç Otel'in sahiline  giriş ücretinin daha yüksek olacağını tahmin ediyorum. Eğer Cunda'da konaklıyorsanız günübirlik bu plajlara girebilirsiniz. Ada Camping'le ilgili ayrıntılı bilgiye ise buradan ulaşabilirsiniz.

Güzel Ada Cunda

Kamp alanımıza yerleştikten ve sahilin tadını çıkardıktan sonra sıra Ayvalık'ın incisi Cunda'yı kesfetmeye geliyor. Taksiyle çıktığımız 8 km'lik ağaçlı yolu, mis gibi doğanın bize verdiği enerji ve keyifle yürümeye karar veriyoruz. Rumlar'ın adaya kokulu ada (moshonisia) demesine şaşırmamak gerek çünkü burnunuza mis gibi çiçek kokuları doluyor yürürken.

Ayvalık'a bağlı olan Cunda (Alibey) Adası cumbalı taş evleri, arnavut kaldırımları, manastır ve kiliseleriyle tarihi bir geziye çıkartıyor bizi. Taş sokakları arasında gezerken kendimizi hep orada yaşıyormuş gibi hissetmemizi sağlayan sıcacık samimi bir ortamı ve insanları var. Deniz kokusuna karışarak bizi takip eden mis gibi çiçek kokularıysa soluk alıp verdiğimizin bilincine vardırıyor. Cunda'da keşfedilmeyi bekleyen pek çok mekan, sahil, sokak var...

 (ekipten)

Cunda'da Ne Yapmalı?

Hızlı ve özenli araştırmalarımız neticesinde oluşturulmuş listemize göz atıyoruz. Cunda'da yapılması gerekenler listemiz şu şekilde:

1- Balıkçı Bahtiyar'da Ege mezeleri ve balık yenecek.

Balıkçı Bahtiyar/Cunda

Cunda'dan akşam manzaraları

Cunda'dan aklımda kalanlar listesinin başında buradaki enfes Ege (Girit) mezeleri geliyor. Burada papalina balığı, kabak çiçeği dolması, ahtapot, teneke peynirinden yapılmış güzel bir salata, tereyağında karides, cibes, aquadis, sübye paça ve nice güzel yemeği yiyebilirsiniz. Balıklarsa tazelikleriyle mest ediyor. Balıkçı Bahtiyar'a hizmet, mekan ve yiyeceklerin lezzetinden dolayı geçer not veriyoruz.

2- Vino Şarap Evi'nde sakız likörü denenecek.

Efenim Cunda'nın huzur dolu taş sokaklarında dolanırken listemize sebat ederek her notumuzu uyguluyoruz. Cunda'da (Sakız Adası'na yakınlığından olsa gerek) sakızdan yapılan envai çeşit yiyecek/içecek bulabiliyoruz. Likör de bunlardan birisi... Reçetesinin Vino Şarapevi'ne ait olduğunu duyduğumuz sakız likörüyle akşamüstünüzü keyiflendirebilirsiniz. Vino rengarenk sıcacık dekoru, harika müzikleri ve çeşit çeşit likörleriyle içinizi ısıtan bir mekan. (2. gün çekilen fotoğrafların başına uğursuz teknik bir kaza geldiği için sizlerle paylaşamıyorum :( İlk fırsatta bu post yeni fotoğraflarla güncellenecek.)

3- Sakızlı Girit dondurması tadılacak.

Sahil boyunca dizilmiş dondurmacıları görünce ağzınızın suyu akıyor zaten, ister kavun içi, ister külahta leziz sakızlı dondurma gerçekten keyifle yeniyor.

4- Cunda Taş Kahve'de kahve içilecek.

Cunda'nın denize nazır, mimari güzelliğiyle göze hitap eden Taş Kahvesi meşhur. Yer bulabilirseniz burada köz kokulu dumanı üstünde damla sakızlı bir kahve içiniz. Cunda insanının gün sonu buluşma mekanı Taş Kahve samimi atmosferiyle sizi kendine çekiyor. Yiyecek yeriniz kalırsa bal gibi lokmalarından da atıştırabilirsiniz.

5- Cunda'yı Cunda yapan kilise ve manastırlarından en az bir kaçı ziyaret edilecek.

Taş sokaklar ve birbirinden güzel eski evlerin yanı sıra Rum Ortodoks kiliseleri ve manastırlar adanın tarihi dokusunu ön plana çıkaran ayrıntılar. İçlerini birbirinden güzel fresklerin süslediği bu taş yapıları gezmek öğretici ve keyifli. Özellikle fotoğraf çekmekten hoşlananlar için Cunda biçilmiş kaftan, lakin ortamın büyüsü yer yer vizöre bakmayı unutturuyor insana...

6- Cunda'dan zeytinyağı alınacak.

Cunda'da yerli halkın geçim kaynağı zeytin yetiştiriciliği olunca adada elinizi neye atsanız zeytinyağına çarpıyor desem abartmış olmam sanırım. Çokça zeytin ağacına rastlayacağınız adadan muhakkak küçük de olsa zeytinyağı alınız. En azından şarap eşliğinde ekmeği banmalı zeytinyağını tadınız. Karşınıza çıkacak olan butik mağazalardan ya da Cumartesi pazarından zeytinyağından üretilmiş sabun, vücut kremi, şampuan ve benzeri pek çok doğal ürünü almanız tavsiye edilir. Sabunlar hediye için birebir.                                           

7- Sevim-Necdet Kent Kütüphanesi ziyaret edilecek.

Cunda'nın yükseklerine kondurulmuş olan taş mimarisiyle ve tepesindeki değirmeniyle dikkat çeken manastır Cunda'da görülmesi gereken en güzel yerlerden. Manastır içinde yer alan Sevim -Necdet Kent Kütüphanesi Rahmi Koç tarafından restore edilmiş. Kütüphane'nin ismi ise Necdet Kent'in (Muhtar Kent'in babası) tüm kitaplarını buraya bağışlaması sonucu kitaplığa eşi Sevim Kent'in adının verilmiş olmasından geliyor. Burada serin bir şeyler yudumlarken Cunda'nın ve denizin keyifli manzarasını tepeden izlemenin tadı bir başka. Manzaraya doyunca püfür püfür esen bu tepede kitabınızın sayfalarını çevirirken huzura doyacaksınız.

8- Cumartesi Pazarı'na gidilecek.

Cumartesi pazarı Cunda'da alınabilecek her türlü sevimli incik boncuk, el yapımı süs eşyaları, sabunlar, peynirler, zeytinyağları gibi bol çeşidi ayağınıza getiriyor. Dolanması çok keyifli. Alışverişe kendinizi kaptırmadan keyifli atmosferin tadını çıkarmakta fayda var.

Burada ister taş evlerden yapılmış butik otellerde kalın ister daha uygun fiyatlı pansiyonlarda, dilerseniz çadırınızı kapıp denize sıfır bir kamp alanında konaklayın, Cunda'dan tazelenmiş ve dinlenmiş olarak ayrılacaksınız.

Rotasız Kuş'un diğer seyahatleri için tıklayınız: www.rotasizkus.blogspot.com

Etiketler

Çiğdem Yıldız

Yazar Hakkında

Çiğdem Yıldız

Merhaba! Ben Çiğdem Yıldız, 1986 doğumluyum, İstanbul'da yaşıyor ve bir sivil toplum kuruluşunda çalışıyorum. Aynı zamanda yüksek lisans yapıyorum. Bir başka rotasız kuş'la evliyim.