Savaş mağduru şehir Saraybosna

Bosna-Hersek’in başkenti, asırlar boyunca Balkanlar’ın kültür başkentliğini yapmış, 1914’te Avusturya-Macaristan veliahtı Arşidük Franz Ferdinand’ın Sırplar tarafından burada öldürülmesi sonucu I.Dünya Savaşı’nın çıktığı yer olmuş, 1992 yılında savaşta Sırp, Hırvat ve Boşnakların kendi aralarındaki yıkıcı savaşları sonucu tahribata uğramış, ama yine de güzelliğinden bir şey kaybetmemiş şehir Saraybosna...

Yugoslavya döneminde Bosna-Hersek’te Müslüman, Sırp ve Hırvatlar yaşıyordu. Sırpların gözünde 1389 yılında bölgeyi fetheden Boşnaklardır. 1914 yılında Saraybosna'da I. Dünya Savaşı başlamıştır. Savaşın amacı, Devlet-i Aliye’yi çökertmek ve sömürgecilere karşı direnen son kaleyi tarumar etmekti. Yugoslavya parçalandığında, Bosna-Hersek bağımsızlığını ilan etmek istediğinde Avrupa, referandum yapılmasını ister. Referanduma Boşnak, Sırp ve Hırvatlar katılır. %64,40 oyla Bosna-Hersek bağımsızlığını ilan eder ancak bu olaydan sonra Sırplar tarafından işgal edilir. 1200 gün boyunca elektrik, gaz, odun vs. bulunmaz. Birleşmiş Milletler yardım (!) olarak 30 yıl önceki pirinç paketlerini ve konserve kutularını göndermiştir ve köpekler tarafından koku ile tespit edilmiştir o kadar eski olduğu.

1300 cami ve kütüphane yıkılmıştır ki Avrupa mimari tarzına göre inşa edilen bir kütüphanedir. 200.000 civarı kişi ölmüş, sağ kalanlar da açlık ve yokluktan kaçmak zorunda kalmışlardır. Saraybosna’da hiçbir yerde park bulunmaz. Çünkü bütün parklar şehitlerin istirahatgahlarıdır.

Yugoslav yönetmen Emir Kusturica’nın film müziklerini yapmış, 1950 doğumlu ünlü müzisyen Goran Bregoviç de anne ve babasının ayrılmasından sonra annesiyle birlikte Saraybosna’da yaşamış, 16 yaşında kendi ayakları üzerinde durmaya başlamıştır.

Şehirde birçok noktada binaların üzerinde bombalanma izleri var. Tam anlamıyla tepelerle çevrili bir şehir, dolayısıyla da kuşatmanın tam ortası.

Şehrin en meşhur meydanı sebil meydanı. Tepesi yeşil, büyük bir çeşme var o meydanda ki, şehrin simgesi sayılabilir.

Baş Çarşı denilen yer, Osmanlı döneminin kalıntılarını taşıyan bölge. Yürüyüş yaparak tüm yapıları görebilirsiniz. Çarşıdaki her yapı, o dönemin (16.yy) valisi, ileri görüşlü Gazi Hüsrev Bey tarafından yaptırılmıştır. Kendi adına yapılan camii, savaş döneminde bombalanmış, daha sonra restore edilmiş ancak 16. yy’daki orijinalliği yakalanamamıştır. Caminin önünde bulunan çeşme, diğer şehirlerde olduğu gibi su içenin bir kez daha oraya geleceği mesajını vermesinin yanında bir efsaneye daha sahiptir: Bu çeşmeden su içenin evleneceğine inanılır.

Tarihi Morica Han, Osmanlı dönemi eserlerinden, şu anda içinde kafe, restoranlar ve daha çok halıcılar bulunuyor. Bir başka yapı Bedesten Çarşı da yine Gazi Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmış ve içerisinde turistik ürünlerin satıldığı dükkanlar var.

Üzerinde “Galatasaray” yazan bir bina çıkıyor ki karşımıza, bir zamanların ünlü Galatasaraylı futbolcusu Tarık Hodziç’e ait bir köfteci olduğunu öğreniyoruz. Bosnalı futbolcu, futbolu bıraktıktan sonra burada köfteci dükkanı açmış. Baş Çarşı'nın tam ortasına geldiğimizdeyse asfalt zeminde “Sarajevo Meeting Of Cultures” yazısı var. Bu nokta, Osmanlı Baş Çarşı'nın bittiği ve Avusturya-Macaristan mimarisiyle inşa edilmiş Modern Çarşı’nın başladığı nokta. Sadece belirleyici nokta olmasından ziyade, doğu ile batı kültürünün birleştiği yeri sembolize ediyor.

Modern Çarşı dediğimiz cadde, modern Avrupa şehirlerinden farksız. Lüks mağazalar, banka şubeleri ve hediyelik eşya dükkanları var. Ziraat Bankası’nın da birçok yerde şubesi var. Buradaki yürüyüşümüz esnasında gördüğümüz, şehrin belirli noktalarındaki etrafı demirlerle çevrili kırmızı lekeler, o noktaya düşen bir bomba sonucu yaralanan ve sonrasında hayatını kaybeden insanların kanlarını sembolize ediyor. “Saraybosna Gülü” deniyor bu kırmızı boyalara da...

“Kutsal Ateş” denilen, hiç sönmeyen ateş de caddenin en sonunda yer alıyor. II. Dünya Savaşı'nda bağımsızlığı ilan edilen Bosna-Hersek’i temsil etmek adına yakılan ateş, 1944’ten bu yana hiç sönmemiş.

Son olarak tavsiye edebileceğim bir yer daha var. 1994'te Sırp ordusu tarafından yapılan saldırıda çok sayıda insanın yaralandığı ve hayatlarını kaybettiği “Markela Pazarı” da arka caddelerden birinde...

markela pazarı

Saraybosna’da yenilecek ne var, tabi ki köfte.. Dana etinden yapılmış, dikdörtgen şeklinde köfteler, dürüm içerisinde servis ediliyor.

Etiketler

Nil Kurt

Yazar Hakkında

Nil Kurt

Tam anlamıyla bir seyahat tutkunuyum. Aktif olarak çalışıyor olmam sebebiyle sadece hafta sonlarımı,yıllık izinlerimi ve özel dönemleri kullanarak seyahat etmeye çalışıyorum.