Tadında geziyoruz dedik, bu seferimizde yine ters köşe yapıp bakın nerelere geldik. Yukarı Kızılca neresi, New York neresi! Tadım ve gezme duygularının sana hangi oyunları oynayacağı hiç belli olmaz. Şahane bir gezi planlarsın, aksilikler seni yoldan çıkarır. En güzel restoranda ağzımızın tadı ile bir yemek yiyelim dersin, şansına ne çıkacağı belli olmaz, tak ağzının tadı bozulur. Onun için sen önce pozitif ol, yol arkadaşını iyi seç, sonra da kendini akışa bırak, hayatın tadını almaya bak.

Bu seferimizde New York’a, dünyanın görülmesi gereken #1 şehrine gittiğinizde nasıl ucuza gezeceğinizi ve ağzınızın tadıyla neler yiyebileceğiniz üzerine naçizane tavsiyelerde bulunacağım.

New York, Amerika kıtasına gitmek için bulabileceğiniz en ucuz uçak bileti destinasyonudur. Zamanında biletinizi alırsanız uygun fiyatlara New York’a, hatta oradan da tüm Amerika, Kanada ve Küba ile Güney Amerika aktarmalarınızı gerçekleştirebilirsiniz.

New York deyince kalınacak yer bellidir. Manhattan; şehrin ışıltısı, cıvıltısı, karmaşası ve görülecek yerleri hep bu adadadır. Yalnızca bu adayı keşfetmek için bile en az 4 gününüzü ayırmanız gerekir. Türkiye’den programınıza uygun zaman için biletinizi aldıktan sonra otel rezervasyonunuzu da buradaki otellerden birinden zaten yaptırdınız. Haydi o zaman ağzımızın tadıyla gezelim!

Hava limanına inince eğer 1 veya 2 kişi iseniz hemen kapı çıkışındaki stantlardan sizi otelinize bırakacak dolmuş usulü çalışan super shuttle minibüsleri ile ucuz ve rahatça otelinize kadar gidebilirsiniz. İsterseniz metro ve shuttle bus’lar ile de şehir merkezine de gidebilirsiniz, ama niye o bavullarınızı kendinize yük edip bir de otelinize ikinci ulaşım çıkarasınız ki? Binin havalimanında 15-20$’a super shuttle’lara sizi otelinize kadar bıraksın, hatta dönüş gününüz belli ise, yine sizi otelinizden alsın. Çok rahat oluyor tavsiye ederim. Tabii 3-4 kişiyseniz, her zaman en iyi yol taksidir.

Şimdi otelinize yerleştiniz ve evinizdeyken yaptığınız programı uygulamak istiyorsunuz değil mi? Onları boş verin. Siz beni dinleyin, güzelce bir istirahat edin kendinize gelin ve çevrenin tanınması da bittikten sonra, sokaktaki seyyarlardan, otelinizden veya gazete büfelerinden bile satın alabileceğiniz “Hop On Hop Off Bus” iki katlı üstü açık otobüs bileti ile ucuz ve rehberli 2-3 günlük kendi turunuzu ve dolayısıyla da tüm şehir içi ulaşımınızı yapın. Bu turları 2,3 firma yapıyor. Bileti alırken araştırın ve sıkı pazarlık yapın. 10-20$ kadar indirim alabilirsiniz. Bu turlar limitsiz indi bindili oluyor ve sabah 10.00 akşam 20.00 saatleri arasında sürekli belirledikleri 3 rotada dönüp duruyorlar. En görülmesi gereken yerlere sizi götürüyor ve anlatarak bilgilendiriyorlar.  Araçların ve taksilerin giremedikleri yerlere giriyorlar ve o trafikte bile üst kattaki açık veya kapalı terasınızdaki koltuğunuzdan size iyi bir şehir seyri sağlıyorlar. Öncelikle tüm durakları inmeden bir turlayın derim. Daha sonra duraklarda inerek keşfedeceğiniz noktalarda detaylı bir gezi zaten yapacaksınız.

New York’un kalbinin attığı Broadway ve Times Square’de ilk keşiflerinizi yapıp şehrin kokusunu bir kere içinizde hissedin. Etrafınıza, insanlara, ışıklara evet her şeye içinizdeki göz ile dikkatlice bakın.

Sonra araştırın bakalım tiyatrolarda hangi şovlar var. Hangilerine gidebilirim ve daha önemlisi hangilerine bilet bulabilir diye Times Square’de bulunan TKTS (tickets)panosu önündeki son dakika bilet kuyruğuna da bir girin derim. Hem ucuz, hem de son dakika biletlerini buradan bulabilirsiniz. Bu akşam ne yiyeceksiniz diye düşünmenize gerek yok. Artık Amerikalılar ne yiyorsa onu yiyeceksiniz. Tabii ki Hamburger! FİVE GUYS’a uğrayın ve gerçek bir hamburger nasıl olur, ağız tadıyla bir yiyin bakalım. Times Square civarındasınız, yan sokakta Theater District’de zaten Five Guy’u göreceksiniz. Tabii bir de 6/7 avenue arasında JOINT BURGER var. Kendilerini dünyanın en iyi hamburgercisi olarak tanıtıyorlar, artık deneyin ve siz karar verin hangisinin daha güzel olduğuna. Afiyet olsun.

2. gününüzde eğer benim tavsiyeme uyup HOHO Bus’ların birinden mesela 3 günlük All City Super Tour 40$’a alıp, sabah saat 10.00’da otelinize yakın duraktan bindiyseniz (bu tura Downtown, Uptown, Brooklyn, Night Tour ile Central Park’da bisiklet turu ve NY Şehir müzesi girişi dâhildir) 3 günde bakın nereleri göreceksiniz.

İsterseniz kısaca geçtiği yerleri size bir özet geçeyim; Central Park, Guggenheim Müzesi, Metropolitan Müzesi, Apollo Tiyatrosu, Ulusal Tarih Müzesi, Rockefeller Binası, Carnegie Hall, Times Square, Empire State Binası, 5th Avenue, Macy’s alışveriş merkezi, dünyanın ilk ve en ince ütü (Flat Iron) gökdeleni, Soho, Canal caddesi ki burada Çin mahallesi ile Little Italy mahalleleri var, belediye binası, Battery Park, Wall Street, Madison Garden Square, Brooklyn köprüsü ile Staten adası feribot terminali.

Gece turunda da ışıl ışıl gökdelenler ve Hudson nehri ile Brooklyn Köprüsü’nden nefis NY Skyline görüntüleri var. Daha ne söyleyeyim ki… İşte bütün bu yerleri görmeyi 3 günlük turunuzda indi bindi yaparak, diğer ulaşım araçlarını kullanmanıza gerek kalmadan, Manhattan’ı yani New York’un kalbini kısa sürede bu kadar ucuza rahatça gezebilirsiniz. Bu arada Metropolitan Müzesi girişi ile Özgürlük Heykeli’nin en iyi görüntüsünü alabileceğiniz Staten Island feribotu biletlerinin ücretsiz olduğunu bilmenizi isterim. İsterseniz Metropolitan Müzesi’ne bağış yapabilirsiniz.

Sizlere bu gezilecek yerleri detaylı olarak anlatmak istemiyorum, zaten siz de uzun araştırmalarınızda ve diğer bloglardan okuduklarınızı tabii ki tatbik edeceksiniz. Ben buraları gezerken sizlere tat da almanız için birkaç mekân ismi daha vermek istiyorum; mesela DALLAS BBQ Restaurant. Burada tezgâhtan seçeceğiniz etleri, ızgaraya veriyorsunuz.

Dallas usulü koca bir et, zevkinize uygun pişirilip açık masada önünüze geliyor. Nefis tat, enfes lezzet. Kapıda sıra olabilir, ama beklemeye değer. Web sitesinden rezervasyon da yaptırabilir, değişik semtlerdeki şubelerinin yerini de buradan öğrenebilirsiniz. Mesela Trump Tower’ı geziyorsanız, hemen içeresindeki grill restoranından 26$ lık bir akşam yemeği menüsü alabilir, 5th Avenue’da gezerken, önünüze çıkan STARBUCKS kafelerden birinde kahve ve aperatif kekler tadarken wi-fi ihtiyacınızı da giderebilirsiniz. Çin mahallesinden geçerken alışık iseniz bir Çin yemeği veya Pekin ördeği de yiyebilirsiniz. Ama Little Italy’deki pizzalar alelade ve çok pahalı.

Grand Central Station taraflarında iseniz hemen aynı binanın dışında bulunan MELISSA’nın cup cake’lerini de ayaküstü deneyin derim. Ama bu kek ve hafif tatlıların ben hasını istiyorum diyorsanız, o zaman size tavsiyem Rockefeller binası civarında W49 str./Americas Av. köşesindeki MAGNOLIA BAKERY’dir. Nefis şeyler var, kendinizi tutamayacaksınız. Limonlu pudingini, küçük atıştırmalık sütlü çikolatalı tatlıları ve cup cake’leri hele bir deneyin. Bir akşam da 1501 Broadway’de bulunan BUBBA GUMP karides ve deniz ürünlerinin tadına bakmak ister misiniz? Tom Hanks’in meşhur Forrest Gump filmindeki karides avlanma sahnelerini ve restoranı hatırlarsınız herhalde. İşte bu sayede meşhur olan restoranlardan birinde karides menüsü deneyin derim. Fiyatlar o kadar pahalı değil. Amerika’da yeme-içme sektörü ucuz. Avrupa’da bu lezzetleri, bu fiyatlara yiyemezsiniz. Bir de porsiyonlar büyük olduğu için, iki kişi rahatlıkla bir yemeği paylaşabilir.

Şimdi size bir de 5th Avenue’daki EATALY’i tavsiye edeceğim. İstanbul’da da bir şubesi açıldı biliyorsunuz ama buradaki bir başka. Hem yiyecek içecek alışverişi yapabiliyorsunuz, hem de raftan aldıklarınızı oracıkta açık bar şeklindeki masalarda hazırlattırıp yiyebiliyorsunuz. Hemen raftan bir şişe şarap alın ve tezgâhtan biraz da peynir dilimlettirip keyfinize bakın, gününüzün yorgunluğu da gitsin.

Şimdi kış ayında NY’a geldiyseniz o zaman Central Park ve Bryant Park’taki buz pistlerinin de seyir keyfini yaşayacaksınız demektir. Hele Noel zamanı buraların keyfine ve ışıltısına doyulmaz. Bilhassa Bryant Park içerisinde kurulan küçük kulübe dükkânlarda çeşitli lezzetler ve hediyelikler bulabilirsiniz. Yanındaki NY Kütüphanesi’ni de gezmeyi unutmayın.

Bir akşamınızı da Radio City müzikholüne gitmeye ayırmanızı öneriyorum. Efsanevi Rockefeller Center’da bulunan ve 1932 yılından bu yana hizmet veren music hall’ü görmeden ve bilhassa gittiğiniz mevsime uygun spectecular showlardan birini seyretmeden dönmeyin diyorum. 40$’a üst balkondan alacağınız bir bilet size şahane bir manzara ve dinleti sunacaktır. İnternetten programlarını takip edebilirsiniz.

New York bu kadarla bitmez tabii ki, yoruldum şimdilik yeter, ama gelmişken şu koca AMERİKA’da birkaç yer daha görelim diyor musunuz? O zaman sıkı durun, işte geliyoooor, bu tavsiyeme de kulak verin. Ben aslında bir Cruise anı yazarıyım. CRUISE İLE DÜNYANIN KEŞFİ yazı dizimde www.gezimanya.com sitesinde dünyanın dört bir yanına yaptığım Cruise seyahatlerimi anlatıyorum ve bilgilendirmeler de yapıyorum. Şimdi işte NY’dan Karayip adalarına, Bahama adalarına, Bermuda Şeytan üçgenine veya kuzeye Kanada ve göller bölgesine ilave bir cruise turu ve 7 gün için 500-800$ daha full pansiyon için ödemeyi göze alırsanız, hem dinlenecek hem de okyanus havasını hissederek, lüks ve eğlencenin keyfini yaşayacaksınız. İşte o zaman gezi diye ben buna derim ve Amerika’ya geldiğimize değdi yahu derim. Siz siz olun, bu tavsiyeme de uyun ve gitmeden programınızı ona göre yapın ve gerekirse beni de arayın, hatta önce anılarımı bir okuyun derim. Google amcaya beni sorabilirsiniz. Hepinize sağlıklı ve mutlu gezmeler diliyorum.

H. Oğuz Esen[email protected]

YAZI DİZİSİNİN DİĞER BÖLÜMLERİ
gezimanya.com/GeziNotlari/tadinda-geziyoruz-beyrut
gezimanya.com/GeziNotlari/tadinda-geziyoruz-beyrut-2-bolumgezimanya.com/GeziNotlari/tadinda-gezelim-yukari-kizilca-koyu-kemalpasa

Etiketler

H. OĞUZ ESEN

Yazar Hakkında

H. OĞUZ ESEN

İş güç ve çoluk çocuk işlerini bitirdikten sonra emeklik günlerimi tadında geçirmek için, sıhhat ve akıl fikir yerinde iken gezmeyi seçenlerdenim.