Google+

​YEŞİL CENNET - DOĞU KARADENİZ’İN EFSANE KENTİ TRABZON

614108 Kas 2016Gezi Notu
nevinsalmannevinsalmanGold Yazar08 Kas 201661410 Yorum

Tabiatı ve yeşili sever misiniz? Elbette herkesin cevabı "evet"...  Peki, yeşilin kaç tonu var dersiniz, hiç düşündünüz mü? Hayal etmesi, sayması bile zor. Yeşilin her tonunu görmek için İsviçre Alplerine gitmeye gerek yok. Karadeniz'e geldiğinizde yeşilin kaç tonu olduğuna çok ama çok şaşıracaksınız.

Trabzon

Karadeniz’in birçok yöresini, özellikle de doğusunu görmedim, dünyanın birçok köşesine gidip de Karadeniz’e gitmemek olmaz diye düşünüyordum. Çok gecikmiş bu geziyi nihayet gerçekleştirmeye karar verdim ve rotamı belirledim. Son yıllarda "Karadeniz’in yeşili yok ediliyor, betonlaşma başladı" sözlerini daha sıkça duyuyor, okuyor ve çok üzülüyordum. Gitim, gördüm ve bu haliyle bile Karadeniz’e hayran oldum, hatta aşık oldum diyebilirim. Önceki halini düşünemiyorum bile. Gördüklerimi, yaşadıklarımı, insanını, yemeklerini, yöre müziğini ve dansını; hepsini sizlerle paylaşacağım. Benim gibi bu bölgeye hiç gitmemiş okurlarım için şunu da söylemeliyim: Rotamız çok güzeldi ve görülebilecek yerlerin tamamı (zor tabii) olmasa da çoğunu gördük.  
 
İstanbul'dan Karadeniz'e doğru gezimiz başlarken heyecanlıyım... İlk durağımız, yüzyıllar öncesinin bir ticaret merkezi ve ihraç limanı özelliğini halen sürdürmekte olan ve Karadeniz bölgesinin en önemli liman kenti Trabzon.

Trabzon-1

İpek Yolu'nun anahtarı Trabzon (Lazca adını merak ederseniz T'rapuzani)
Sabah erken saatteki uçağımız deniz kıyısına paralel uzanan piste indiğinde hırçın bildiğim ve ilk adı Yunanların dediği gibi "Pontus", yani “misafir sevmeyen deniz” olsa da, Karadeniz oldukça sakin karşılıyor bizi. Biz de bu güzel manzara karşısında uykusuzluğumuzu hemen unutuyoruz. Karadeniz ile Zigana Dağları arasında kurulmuş şehir, hızlı bir büyüme göstermiş muhtemelen; zira havaalanı neredeyse şehir merkezinde.

Trabzon şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Cephanelik Boutique Hotel, Köşk Villa, Yesilhisar Aydin Pavilion. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Canary Apart Otel, EDM Apart gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Safely Residence, PEMBE KÖŞK, Taif Villa tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Trabzon aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Şehzadeler Şehri Trabzon’a içimden “aynı zamanda camiler şehri” demek geliyor. Zira birçok kilise camiye dönüşmüş burada. Ayasofya Camisi, Gülbahar Hatun Camisi, Ortahisar Fatih Camisi, Semerciler Camii, Nakip Paşa Camii, Yeni Cuma Camii...
Küçük Ayvası Kilisesi (Azize Anna), Kostaki Konağı (Trabzon Müzesi), Atatürk Evi gibi her biri ayrı bir mimari harikası olan eserleri, yapıları, şehrin tepelerinden sahile uzanan hisarların arasındaki surları, kuleler arasındaki eski kentin evleri ve ünlü hamamları ile tarih kokan şehri gezmeye başlıyoruz. Gezimize şehrin camileri ile başlıyoruz.

Ayasofya Camii:
Sahile kuş bakışı  manzarasıyla, müthiş bir işçilik ve Hıristiyan sanatının en güzel örneklerini sergilerken; Ermeni, Gürcü ve Selçuklu Dönemi İslam sanatının da etkilerinin (nişlerdeki mukarnaslar) görüldüğü yapı, geç Bizans kiliselerinin güzel ve görkemli taş işçiliği örneklerinden.

Trabzon-2

İstanbul'un Latinler tarafından işgal edilmesinden sonra kaçarak Trabzon’da yeni bir devlet kuran Kommenos ailesi tarafından 13. yüzyıl yapımı binanın hepsi de revaklı üç girişi var. Adem ile Havva'nın yaratılışının kabartma olarak anlatıldığı güney kapısı, şehre cepheli olması nedeniyle ana girişten çok daha görkemli bir cephe. Kapı kemerin kilit taşı üzerindeki, Trabzon’da 257 yıl hüküm süren Kommenosların sembolü olan, tek başlı kartal motifinin hemen altındaki kuş, haç, geometrik ve yıldız motifleri yapının güzelliğine güzellik katmış.

Trabzon-3

Trabzon-4

17. yüzyılda bölgenin Osmanlılar tarafından fethedilmesinden sonra da önemini koruyarak faaliyetlerine devam eden ve daha sonra camiye çevrilen yapının kaderi olmuş değişim. 1. Dünya Savaşı yıllarında Ruslar tarafından işgal edildiğinde askeri karargah, hastane, depo, savaştan sonra yine cami olarak kullanılmış; 1964 yılında müzeye çevrilmiş olsa da günümüzde tekrar cami olarak hizmete açılmış. Büyükçe ve denize cepheli çok hoş, yemyeşil, asılık ağaçlarıyla çok güzel bahçesinde yer alan gözetleme kulesi, takılan bir hoparlör ile caminin minaresi görevini almış. 

Gülbahar Hatun Camii ve Türbesi:
Yavuz sultan Selim'in annesi, güzelliğinin yanı sıra hem Müslümanlara hem Hıristiyanlara yardımları ile ünlenmiş bir Komnenos kızı Gülbahar Hatun anısına 16. yüzyılda yaptırdığı külliyeden bugüne sadece bir türbe ayakta kalmayı başarmış. Mihrabında yer alan mukarnaslar bize yine Selçuklu mimarisini anımsatıyor. Bahçe avlusunda yer alan şadırvanın az ilerisindeki ilginç bir ahşap kulübe ilgimi çekiyor. Burası eskiden ambar olarak kullanılan ahşap direkli bir serender-nayla (yöreye özgü, kırsalda  görülen, yüzyılı aşkın süredir kullanıldığı tahmin edilen, evlerin dışında yerden yüksek, dört direk üzerine oturtulmuş bir tür oda, yiyeceklerin saklandığı depo). 

Trabzon-5

Çarşı Camii:
Çarşı içinde ve şehrin en büyük camisi, Haznedarzade Osman Paşa tarafından yaptırılmış. Muazzam bir taş işçiliği olan caminin mermer mihrabı bütünüyle barok süslemeli. Kubbe, vitray camlar, avizeleri, kolonlarıyla iç mekan görülmeye değer; girip gezin derim.

Taşhan (Vakıf Han) – Caminin arkasında yer alan, kesme taş Hhn 16. yüzyıla ait. Tonozlu bir giriş, kare avlu ve etrafını saran revakların arkasındaki dükkanları ile kervansarayları anımsattı bana.

Semerciler Camii:
18. yüzyıl eseri caminin giriş kapısı, tavan ve minberi, yıldız, lale ve gül motifli ahşap işçiliğiyle muazzam.

Nakip Paşa Camii:
Trabzon’a Hiristiyanlığı getiren Aziz Andrea adına yaptırılan kilise, daha sonraları camiye çevrilmiş.

Yeni Cuma Camii:
13. yüzyıldan kalma bir kilise-cami olan bu yapı, şehrin önemli yapılarından, Trabzon’un kurtarıcı ve koruyucu Azizi Eugenios’a adanmış.

Fatih Camii:
Kiliseden çevrilmiş bir camii 15. yüzyıl yapımı. Altınbaşlı Meryem Kilisesi 13. yüzyılda ait oldukça etkileyici.
 
Yarın şehrin eski bölümünü, kiliselerini ve hamamlarını, müzesini görüyoruz; şehri geziyoruz, geziyoruz.

Etiketler: 
-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar