Bratislava'da Bir Gün

BratisLOVE, Partyslava, Bartyslava, BRAtyslava ya da Little Big City.

Bratislava tatil planlarım arasında yoktu aslına bakarsanız. Zaten ülkemizdeki Slovak sporculardan dolayı Slovakya'ya karşı bir sempatim vardı. Bunu da bahane ederek dört günlük kısa tatilime Bratislava'yı da eklemiş oldum. Ülkemize benzer birçok yönü olması sebebiyle Slovakya'yı ve başkentini çok sevdim. Örneğin burada da sürücüler yayalara öncelik vermiyor! Slovak mutfağı da bizimki kadar olmasa da lezzetli.

Bratislava’ya Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler

Bratislava'ya Türkiye'den direkt uçuş bulunmuyor. Bu sebeple eğer Bratislava'ya gidecekseniz Viyana üzerinden yaklaşık elli dakikalık bir otobüs yolculuğu ile 1-7.5 euro aralığında değişen fiyatlarla bu şehre ulaşmak mümkün. Trenle gitmek isterseniz fiyat 15 euro civarında. İki Schengen ülkesi arasında kara yoluyla seyahat ederken hiçbir şekilde pasaport, vize veya kimlik sorgulaması yapılmıyor.  

Ülkenin para birimi euro. Ben gezi sırasında genelde kredi kartı kullandım; fakat bazı yerlerde kredi kartı geçerli değil. Eğer kredi kartı kullanacaksanız, öncesinde geçerli olup olmadığını sormanızda fayda var.

Şehir diğer Avrupa  şehirlerine kıyasla çok pahalı sayılmaz. Türkiye'nin bir tık üstü pahalı desek yanılmış olmayız. 

Bunun dışında şehri beş saat gibi kısa bir sürede yürüyerek keşfedebilirsiniz. Ulaşım araçlarını kullanmaya gerek bile yok.

Slovakya ve Slovenya ayrımı sadece bizim için değil, Slovakyalılar için de bir baş ağrısı. Çünkü Slovakçada; Slovakya,"Slovensko", Slovenya ise "Slovinsko". Bu faydasız bilginin ardından kısaca tarihinden bahsetmek gerekirse, tarih boyunca Moravia İmparatorluğu'nun hüküm sürdüğü bu topraklar daha sonra beş yüz yıl boyunca Macaristan'da kalmış. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu 1. Dünya Savaşı sonunda yıkılınca 1918 yılında Slovakya; Bohemya, Moravya, Silezya, ve Karpat Rutenya ile birleşerek Çekoslavakya adında bir ülke haline geldi.  1 Ocak 1993 tarihinde Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olmak üzere ikiye ayrıldı ve böylelikle Bratislava Slovakya'nın başkenti oldu. Slovakya 29 Mart 2004 tarihinde NATO'ya, 1 Mayıs 2004 tarihinde de Avrupa Birliği'ne katıldı. Yaklaşık 450.000 nüfusa sahip olan Bratislava, diğer Avrupa başkentlerine kıyasla oldukça küçük. Bu sebeple bir gün, şehir hakkında bilgi sahibi olmak ve yerel lezzetleri tatmak adına yeterli olacaktır.

Şimdi gelelim benim  talihsizliklerle dolu fakat bir o kadar da güzel Bratislava gezimin hikayesine.

Bratislava'ya Yolculuk 

 Viyana'dan saat 10.30'da otobüse bindim ve Bratislava'ya doğru yola çıktım. Yolculuk yaklaşık elli dakika sürdü. İki gün Viyana'da sıcaktan durulmuyordu; fakat Bratislava'ya vardığımda bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. Bir köprü altına sığınıp yağmurun durmasını bekledim. Yağmur durmamaya yeminli gibiydi. Ertesi sabah Budapeşte'ye gideceğim için vakit de oldukça kısıtlıydı. Bu sebeple attım kendimi denizlere.  Bir gün önce Viyana'da tanıştığım Amerikalı bir arkadaşım bana 'free walking tour'lardan bahsetmişti.  Bratislava'ya gelmeden önce şehirde nereler gezilir, ne yenip içilir konusunda detaylı bir araştırma yapmıştım gerçi ama yine de internetten saat 14.30'da başlayacak bir tura ismimi yazdırdım. Yağmur sebebiyle tur iptal olunca hostelin yolunu tutmaya karar verdim. Hostel odasına vardığımda içerisi Birleşmiş Milletler mülteci kampı gibiydi. Yaşları 18-30 arasında değişen Alman (2), Portekizli, Amerikalı, Brezilyalı, Rus, Hollandalı ve Avusturyalı sekiz günübirlik gezgin yağmurdan muzdarip bir şekilde hostel odasına sığınmışlardı. Ortak bir noktada buluşmamız çabuk kaynaşmamıza sebep oldu ve hostel odasına vardıktan yaklaşık yirmi dakika sonra radikal bir kararla dışarı çıkmaya karar verdik.

Bu kadar kısa sürede fazla sıkı fıkı olmak pek hoşuma gitmeyen bir durum olsa da ortak çıkarlarımız doğrultusunda yola koyulduk. 

Şimdi gelelim Bratislava'da nereleri gezdiğimize...

Bratislava'da Gezilecek Yerler

Tarihi Şehir (Stare Mesto)

Eğer orta çağ mimarisini seviyorsanız, Avrupa'nın en güzel tarihi şehirlerinden biri olan Bratislava'nın tarihi şehrini de seveceğinizden şüphe yok. Tarihi şehirde takip etmeniz gereken bir rota yok aslında. Bir saatinizi vererek parke taşı sokaklarda dolaşabilir ve hatta kaybolabilirsiniz. 

Slovaklar gerçekten sanatçı bir toplum. Sokaklarda dolaşırken bunu hissedebiliyorsunuz.

 

St. Martin Katedrali

Kaybolmanızda bir sakınca yok; fakat St. Martin Katedrali'ni gezmeyi de unutmayın. Bu gotik katedral, Bratislava'daki en eski ve en büyük katedraldir. Tarihi şehrin batısında, Bratislava Kalesi'nin altında yer alan bu katedral, özellikle 1563-1830 yılları arasında taç giyme törenlerine ev sahipliği yapmıştır.

Heykeller

Tarihi şehir bölgesinde birçok ilginç heykel görmeniz mümkün. Bunlardan en ünlüsü "man at work",  Čumil.  Kanalizasyon deliğinden çevreyi seyreden bir heykel. Bu heykelin ne anlama geldiği hakkında iki söylenti ön plana çıkıyor. Birincisi yoğun bir iş temposunun ardından hava almaya çıkmış olması, ikincisi ise kızların etek altlarını seyretmesi. Yüz ifadesine bakılırsa ikincisi daha olası geldi bana.

Slovak Ulusal Tiyatrosu

Tiyatro, bale ve operayı seviyorsanız buraya mutlaka uğramanızı tavsiye ederim.

Slovak Ulusal Tiyatrosu'nun iki binası bulunuyor. Aşağıda fotoğrafını paylaştığım tarihi bina, Avusturya - Macaristan İmparatorluğu döneminde Viyanalı mimarlar Helmer ve Fellner tarafından tasarlanmış ve 1886’da şehir tiyatrosu olarak inşa edilmiştir. 14 Nisan 2007’de açılışı yapılan yeni bina ise, Slovak mimarlar Martin Kusý, Pavol Paňák ve Peter Bauer'in eseridir.

Michael Kapısı

14.Yüzyıl şehir giriş kapısı. Şehri çevreleyen surlardan geriye kalan dört kapıdan birisi olan Michael Kapısı 51 metre yüksekliğinde kuleye sahip. Buraya ülkenin sıfır noktası diyorlar. Michael Kapısı'nının hemen altında km sıfır taşını göreceksiniz. Burada dünyadaki diğer önemli şehirler gibi İstanbul'a olan mesafe de belirtilmiş.

Bratislava Kalesi

Aşağıda fotoğrafını göreceğiniz, şehre hakim tepelerden birinde bulunan, askeri liseyi andıran bu yapı Bratislava kalesi. Kale, 1526 yılından itibaren Macar monarşisine hizmet etmeye ve soylu ailelere ev sahipliği yapmaya başlamış. Kalenin içinde dönemin eşyaları ve değerli kraliyet mücevherleri sergileniyor. Panaromik seyir noktası, mahzenler ve  kuleler görmeniz gereken yerler arasında. 

Mavi Kilise (St.Elisabeth Kilisesi)

İlginç mimarisiyle dikkat çeken St.Elisabeth Kilisesi, Mavi Kilise olarak da bilinir. 1913’de ünlü Macar mimar Ödön Lechner tarafından inşa edilmiştir ve Macar Kralı II. Andrew’ın kızı Elizabeth’e ithaf edilmiştir. Dikkatli baktığınızda illüminati detaylarını görmeniz mümkün. Kilisenin içerisine girdiğimde vaftiz törenine denk gelmiştim. İlk defa vaftiz törenine denk gelmem sebebiyle olsa gerek bu kilisenin bendeki yeri ayrı.

UFO Gözlem Kulesi

Novy Most Köprüsü üzerine inşa edilmiş, 95 metre yükseklikte uçan tabağı andıran bu yapı, her ne kadar turist tuzağı olduğu söylense de şehri panaromik olarak seyretme fırsatı sunduğu için ziyaret edilmesi gereken yerlerden. Kuleye çıkmadan önce size nereli olduğunuz soruluyor. Türk olduğumu söylediğimde sebebini anlayamadığım bir şekilde girişteki adam uzun uzun yüzüme bakmıştı. Kuleye giriş 7.4 euro. Kulenin tepesinde yer alan restoranda akşam yemeği yemek isterseniz fiyatı kişi başı yaklaşık 50 euro. Gün batımınında gözlem kulesi size eşsiz bir Tuna Nehri manzarası da sunuyor.  

 

Bu saydıklarımın dışında vaktiniz olursa gezi planlarınız arasına Radyo Kulesi, Slavin Anıtı, Devin Kalesi ve Grassalkovich Sarayını da dahil edebilirsiniz.