Google+

Arama formu

MISIR GÜNLÜKLERİ - KAHİRE 3. GÜN

6 saatlik yarı uyuyarak yarı koltukta dönüp durarak yaptığım yolculuk Kahire merkezde Tahrir Meydanı’na 700 metre mesafedeki GoBus firmasının durağında son buldu. İndiğim yer merkezi bir yerdi, sabah programımda yer alan Mısır Müzesi’nin 300 metre mesafede yer alması benim için avantajdı.

Kahire

Yola çıkmadan önce hemen GoBus’tan ertesi gece için Luksor’a bilet baktım. Benim niyetim gece 00.30’daki en lüks tarifesi olan Elite Plus ile yolculuk yapmaktı ancak ertesi gün otel rezervasyonum olmadığından sırtımda çantayla o saate kadar ne yapacağım düşüncesi ve yolculuğun 9 saat sürecek olması sebebiyle Luxor’daki tek günün tapınaklar için yetmeyeceği korkusu birleşince 21.45 otobüsüne 205 L.E. / 44 TL‘ye bilet aldım. Yine orta ayarda ama bu sefer yemek ikramı ve içinde Wi-Fi olan bir tarifeydi. Gel gör ki Wi-Fi bozuk dediler açmadılar.

Bileti aldıktan sonra Mısır Müzesi’ne doğru yürümeye başladım. Karşıdan karşıya geçerken benim sırt çantasının kolu kopmasın mı? Al başına belayı, zaten -Ankara - İstanbul uçuşundan sonra alttaki denge kolları kopmuştu, hatta havayollarına konuyla ilgili tutanak bile tutturdum ama üst kolların kopacağı aklıma gelmemişti. Neyse sabahın 06.30 u olduğu için açık mekân bulamadım haliyle. Ona sor buna sor derken Omar adında biri gel benim şurada işyerim var orada bekle mekânlar açılınca ben sana yaptıracak yer gösteririm dedi. Bir yanım saf işte inandım ve birlikte yürüyerek bunun mekâna gittik.

Mekân kapalıydı, kuzenimde anahtar o gelince gireriz deyip bana yakındaki kahvede çay söyledi sohbet muhabbet ederken Giza’da bana uygun rehber bulabileceğinden, kendi çalıştığı yerin bölgedeki en iyi hediyelik eşya dükkânı olduğundan falan bahsetti. Ben işin bana kötüye patlayacağını hissetmeye başladım ama adamın çayını içtik sohbete de devam ediyoruz diye kaçamıyorum. Saat 07.30 gibi kuzenim dediği ama bununla alakası olmayan tahminim bunun patronu olan biri geldi ve biz içeri girdik. Papirüs satıyorlar ama fiyatlar benim dün Hurghada keşif turumda sorduklarıma göre 10 kat falan yüksek. Neymiş onlar sahteymiş bunlar sertifikalıymış ondan böyle imiş. Almak istemiyorum ama adam yapıştı ille satacak belli. Baktım vaktim boşa gidiyor planımın gerisinde kalacağım kızdım ver şu 4 tanesini dedim, fiyatı benim için sözde 800 L.E.’ye indirdi ama ben 200 L.E.’den fazla vermem deyince o da bana çok pazarlık ettiğim için kızsa da 200 L.E. / 43 TL’yi kabul etti. Oradan güç bela kurtulduktan sonra çanta tamircisi aramaya devam ettim ama sorduğum yerlerde ya İngilizce bilen yoktu ya da bu saatte bulamazsın 10.00’dan sonra bak diyenler moralimi bozuyordu. Bir yandan vaktimi çalan Omar’a küfrederek sokaklarda dolanırken bir fuul’cuya (bezelyeden yapılan kahvaltıda tükettikleri bulamacımsı yemek) son bir kez şansımı deneyip sorayım dedim. Elemanın İngilizcesi yoktu ama işaret diliyle anlaştık sanırım ki beni kolumdan tutup izbe karanlık bir apartman boşluğuna götürdü. Labirent gibi koridorlarda ilerleyip küçük bir delik gibi bir yerde dikiş makinesi ile çalışan bir amcaya geldik. Arapça bir şeyler söyledi ve gitti. Amcayla Tarzanca anlaşmaya çalıştım adının Hüseyin olduğunu öğrendim. Neyse çantamı yan taraftaki boş dikiş makinesinin üstüne boşalttım sonra birlikte çantamı sağından solundan gerdirerek yamultarak diktik. Ben hazır çanta boşalmışken ayakkabılarımı ve üstümü de değiştirdim. Hüseyin Amca para istemedi ya olur mu öyle şey diyorum vereyim yok almam diyor ben de çıkardım 20 L.E.’yi masanın üstüne attım kaçtım. Gezim boyunca sevdiğim 3-4 adamdan biri olan Hüseyin Amca'yı geride bırakıp koşarak Mısır Müzesi’ne geçtim.

Aman Allah’ım o da ne yer gök turist kaynıyor girişte sanki BarcelonaReal Madrid maçına bilet alacakmış gibi toplanmış bir kalabalık görünce dedim ki ayvayı yedin Erkan, sittin sene giremeyeceksin müzeye girsen de zamanlama tutmayacak senin planlar yalan oldu. Neyse sonra Allahtan sıra hızlı ilerledi de yarım saat içinde hem biletimi aldım hem de çantamı emanete bıraktım. Bilet Mısırlılar için 10 L.E. turistlere 120 L.E. / 26 TL. Fotoğraf çekmek için ayrıca para ödeniyor ama ben onu istemedim. Öğrenciler için tüm müzelerde %50 indirim var ama yanınızda uluslararası bir belge olması lazım. Emanet için ücret ödenmiyor ancak tabi ki görevliler bahşiş istiyor. 15 L.E. / 3,25 TL verdim içeri geçtim.

Kahire-1

Kahire şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Sun Hostel Cairo, Mandarin Hostel, Guardian Guest House. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Beirut Hotel Cairo, Hotel Concorde Dokki gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Berlin Hotel, Richmond House Hostel, Isis Hostel 2 tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Kahire aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Mısır Müzesi’nde ülkenin çeşitli yerlerinden toplanmış firavunlara ve eski tapınaklara ait 120.000 farklı eser sergileniyormuş. Tutankamon Odası ve mumya odaları ücretli, girmek için 100 L.E. / 22 TL ödemek gerekiyor ancak zaman daraldığı için ben onları es geçmeye karar verdim. Ama yanlış anlamadıysam o gün Tutankamon’un mumyası bakımda olduğu için o odaya giriş de ücretsizdi ve ben o şekilde onu da görmüş oldum. Müze çok büyük gez gez bitmiyor tam bitirdim diyorsun ki görmediğin başka bir odada buluyorsun kendini.

Kahire-2

Ben piramitlere geç kalmamak için koşar adım gezdiğimden çok detaylı vakit harcamadım ona rağmen 2 saat sürdü. Müzeden çıkınca meydandaki Sadat yeraltı treni durağına girdim. Kahire’de Careem yaygın değil onun için Uber kullanacağım. Uygulamadan baktım fiyatlar da çok uygun ama ben yeraltı trenini deneyimlemek istedim. 6 durak ilerleyip El Giza durağında indim. Amacım buradan Uber çağırmaktı. İner inmez bir sürü adam “Piramit piramit” diye etrafını sarıyor ben aradan kaçmaya çalışırken 40’lı yaşlarında bir adam yanında 6-7 yaşlarında kızıyla bana seslendi. Ben İskenderiye’den geliyorum daha önce geldim ama şimdi kızım için ikinci kez geldim o ilk defa piramitleri görecek isterseniz siz de benimle gelin boşuna çok ücret ödemeyin dedi. Kendisi İngilizce öğretmeniymiş 6 çocuğu varmış Türkleri çok severmiş. Adam güvenilir geldi değişik şeyler deneyimleme manyağı olarak iyi bakalım halkın arasına karışalım hadi dedim.

Sohbet güzel gidiyor otobüse bindik bildiğin tepeleme ama sorun yok halktan iyi biriyle karşılaştım ne de olsa. Sabahki yaşadığım yardım bahanesiyle papirüs satma hikâyesini anlattım özür üstüne özür diledi insan olmak önemli karakter önemli diyerek bana Türkleri seven bir Mısırlı olarak yardımcı olacağını söyledi. Bir durakta indik bana ayaküstü fuul ve falafel aldı parasını vereyim dedim “manyak mısın oğlum misafirsin sen ben ödeyeceğim” dedi. İşin ilginç tarafı 10 L.E. uzattı üste bir sürü para üstü aldı kaç para ulan bi falafel bi fuul? Neyse oradan ara bir sokağa girdik bir sürü tuk tuk geçiyordu bunlardan birine bineceğiz dedi atladık hemen.

Ben yorgun olduğumu önce otele gidip çantamı bırakıp bir duş alıp öyle piramitleri gezeceğimi söylesem de bu yok birlikte gezelim diye diretmeye başladı. Orada yine ben anladım bir dolandırıcı ile karşı karşıya olduğumu. Adam iyi niyetli sanki orada rastgele karşılaşmış taktiği ile beni piramitlerde geziye ikna edecek bir profesyonel dolandırıcıymış oysaki. Daha önce internette benzer bir olay okumuştum ama 6 yaşında çocuğu bu işe alet edecek bir karaktersize denk geleceğimi düşünmemiştim. Ben istemiyorum dedikçe ama çok uygun kendin gidersen kazıklanırsın gel ben sana anlatırım gibi sıkboğaz etmeye devam ediyordu. Telefondan otelin konumuna baktım çok yakın dedim durdur tuk tuk’u ben ineceğim. Bu hemen yanıma geldi gelmeyecek misin sen şimdi diyor yok dedim otelime gideceğim sen gezdir kızını. Ne kadar dedim tuk tuk ben vereceğim sen çekil. Tuk tuk şoförü ile Arapça bir şeyler konuştular ve şoför 100 L.E. dedi. Dedim “are you crazy man?” Bu mümkün değil dedim piyasayı fiyatları biliyorum taksi bile bu kadar tutmaz. Ama neymiş tuk tuk’lar özel araçlarmış onların fiyatı böyleymiş tamam ben misafirmişim yarısını verecekmişim o üstünü tamamlayacakmış benim yerime diye bana masal anlatıyor. Cebimde bozuk 28 L.E. vardı al bunları dedim son param başka da yok. Olmaz molmaz dedi dinlemedim döndüm arkamı yürümeye başladım. Bekleyeyim mi seni birlikte gidelim mi piramitlere diyor hâlâ yok dedim sen git. Sinirle otelime vardım. Otelin terası piramitleri görüyor zaten sırf bu yüzden seçtim. Banyo ve tuvaleti içinde değildi bir tek bunu sevmedim ama yatak çok büyük ve rahattı sanırım kaldığım oteller içinde en iyi yataktı diyebilirim. Geceliğine 15 dolar verdim.

Kahire-3

Fazlalıklarımı bıraktım hazırlandım ve piramit turu için kapıdan çıktım. Yalnız daha önce araştırmayanlar için söyleyeyim piramitlerin bulunduğu bölge gecekondu bölgesi, her taraf pislik içinde leş gibi hayvan dışkısı kokuyor. Sokaklar dar ve pis gece geçmeye korkarsın. Piramitlerin arka tarafı çöl olsa da ön tarafı pis bir mahallenin komşusu. Neyse kapıdan çıkar çıkmaz hemen tur için at, deve, at arabası sahipleri seslenmeye başlıyor. Benim niyetim kimseye eyvallah etmeden yayan gezmek ancak piramitlerin giriş kapısına yaklaştıkça gördüm ki içerisi çok geniş bir alan ve yokuş yürümek lazım. Dedim hiç gerek yok hemen kapının yanındaki iki elemana at arabası ne kadar diye sordum saati 200 L.E. / 43 TL’ymiş tamam dedim kabul çağır gelsin araba. Yok dedi bileti al sen gir içeri o gelecek dedi. Gişeden 120 L.E. / 26 TL verip biletimi aldım ve girişten at arabasına binip ilerlemeye başladık. Binerken arabayı kiraladığım eleman at arabacıya da bahşiş vermem gerektiğini söylemeyi unutmadı, hoş at arabacı yol boyu ailevi ve ekonomik sorunlarından o kadar çok bahsetti ki bahşiş vermem gerektiğini söylemeye gerek yoktu. Tur 1 saat sürüyor arabacı sizi alıp panoramik görüntü alınan yukarıdaki bir noktaya götürüyor ve istediğiniz kadar fotoğrafınızı çekiyor.

Kahire-4

Dönüşte de yine istediğiniz yerlerde durup fotoğraf çekilebiliyorsunuz. Piramitlerin yanına durup sütunlardan 2-3 kat yukarı çıkıp fotoğraf çekildim ve 4.000 yıldır orada duran bu dev yapılara dokunmanın hazzını yaşadım. Sonra sallana sallana bir saati tamamladık. Son durakta 20 L.E. bahşiş verip yayan olarak Sfenks’in yanına gittim. Sfenks’in bulunduğu açıdan piramitler de arka planda göründüğü için çok hoş bir manzarası var. Orada bir gençten rica ederek Sfenksle komik fotoğraflar çekilip piramitlerden ayrıldım.

Kahire-5

Piramitlerin bulunduğu gecekondu semtini keşfetmek için açtım navigasyonu düştüm yollara. Yer yer ıssız dar sokaklarda, yer yer kalabalık caddelerin kenarında ilerleyip vakit geçirdim. Bir fırında çalışan gençlerle İngilizce bilmemelerine rağmen Tarzanca sohbet ettik, selfie bile çektik. Esnaflarla sohbet etmeye çalışırken tanıştığım Mahmud ile yolun kenarında oturup çay içtik. Sonra baktım hava kararıyor o geçtiğim yollardan gece geçmeyi göze alamadığım için dönüş yoluna geçtim. Otele gitmeden yoldan meyve salatası, poğaça, su, kola aldım. Akşam piramitlerde ışık gösterisi olacağı söylendiği için hava karardığında terasta olmalıydım. Aldıklarımı odaya bıraktım terasa çıktım otelin barından 25 L.E. / 5 TL’ye bir Stella bira aldım başladım beklemeye ama saat 19.00 olacak denen gösteri 20.00 oldu hala başlamadı bir bira daha içtim. Otel görevlisi her akşam gösteri olmadığını bugün de olmayabileceğini söyleyince moralim bozuldu ve dışarı attım kendimi. Yolda askerlere de sordum aynı cevabı aldım bugün gösteri yoktu ve ben boşuna bu dandik semtte konaklamıştım. Burayı seçmemdeki tek etken gece piramitleri ışık gösterisi altında izlemekti yoksa merkezde kalmak benim yarınki planım için daha uygundu.

Moralim bozulunca karnım acıktı yürürken ufak bir kebapçıdan mangal kokuları geldi burnuma. Girdim, karışık kebap, patates, kolalı menüden istedim. Tavuk şiş, iki kalem pirzola ve bir şiş kebap geldi yanında da tabina denen tahin mezesi, salata ve lahana sarması vardı. 80 L.E.’ydi fiyat ama Türk olduğumu öğrendi ya salatalar ücretli oluverdi birden. 85 L.E. / 18 TL verdim çıktım. Burada aklınızda olsun Türküm dememeye çalışın. Türkleri sevdikleri falan yok yüzünüze gülerler “yavaş yavaş Hasan Şaş” tekerlemesini söylerler ve sonra kazıklarlar. Gezi boyunca bu ritüeli defalarca yaşadım. Kıbrıslıyım deyin orası hakkında pek bilgileri olmadığından sanırım onu deyince piton görmüş sincap gibi kalıyorlar söyleyecek bir şey bulamıyorlar. Oradan çıktıktan sonra ıssız semtte yapacak pek bir şey olmadığından odama dinlenmek için çekildim. Tam üzerimi çıkarmaya başladım ki müzik sesleri yükseldi. Hemen üstümü giyinip terasa fırladım ve başka bir şey istesen olacakmış derler ya o hesap, ışık şovu başlamıştı sanırım tanrı Horus sesimi duydu. Yarım saat kadar sürdü gösteri. Gösteri şu şekilde işliyor arka planda tok sesli bir adam Mısır’ın tarihi hakkında bilgiler veriyor onun anlatımına göre ses ve farklı zamanlamada farklı renk ışıklarla piramitlere ışık tutuluyor. Piramitlerin en etkileyici olduğu an uzaktan görüldüğü an olduğu için bir de bu ışık gösterileri eklenince mükemmel oldu. Artık huzur içinde uyuyabilirim.

Kahire-6

Yazı dizisinin 1. gününe buradan ulaşabilirsiniz.
Yazı dizisinin 2. gününe buradan ulaşabilirsiniz.
Yazı dizisinin 4. gününe buradan ulaşabilirsiniz.
Yazı dizisinin 5. gününe buradan ulaşabilirsiniz.
 

Etiketler