Google+

Arama formu

Antalya Gezilecek Yerler

Antalya şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en çok tavise edilenleri Hoyran Wedre Köy Evleri, Q Spa Resort Premium Residence, Rüya Villen Park Hotel. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Exporoyal Hotel, Role Street Hostel, Ahsen Hotel. gibi otelleri tercih edebilir ya da en yüksek indirime sahip olanları mereak ediyorsanız Smartline Numa Konaktepe Hotel, Asrın Beach Hotel, The Xanthe Resort tesislerini incelebilirsiniz. Bir de Tatilsepeti.com'un Antalya aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.
Ülkemizin en turistik noktalarından biri olan Antalya'da pek çok gezilecek yer bulunmaktadır. Sizler için hazırladığımız Antalya'da gezilecek yerlerin bir listesini aşağıda mevcut. Bir sahil şehri olan ve bu özelliğiyle dünyanın dört bir yanından çok sayıda turist çeken Antalya'da deniz tatili için çok sayıda güzel plaj bulmanız mümkündür. Ayrıca doğal ve tarihi alanlar da oldukça etkileyici ve görülmeye değerdir. Dolayısıyla seyahat amacınız ne olursa olsun Antalya'da yapacak bir şey bulabilirsiniz. 

Antalya Gezilecek Yerler

Antalya ilçeleriyle olduğu kadar şehir merkeziyle de görülmeye değer bir yerdir. Şehir merkezindeki gezilerin pek çoğu Muratpaşa ilçesi sınırları içerisinde bulunan Kaleiçi ile başlar. Deniz ve kara surları tarafından kuşatılan kent merkezinin bir diğer ismi olan Kaleiçi rengarenk atmosferiyle ziyaretçileri karşılar. Şehir merkezinden biraz uzaklaşmak isteyenler için isminin eski Yunanca'da "ulu dağ" anlamına geldiğine inanınlan Olympos Antik Kenti ya da rafting başta olmak üzere doğada yapılabilen pek çok aktiviteyi yapabileceğiniz Köprülü Kanyon önerilebilir. Bunlar dışında Antalya daha pek çok yer sizlere hem doğanın hem de mitolojinin mutlaka keşfedilmesi gereken yüzlerini sunacak! Antalya'daki gezilecek yerleri sizler için listeledik.

Kaleiçi

Kaleiçi

Kaleiçi, Antalya’nın en sık ziyaret edilen tarihi evlerinin olduğu yerdir. Kaleiçi yerli ve yabancı bir çok turistin en uğrak yeridir ve Antalya'da gezilecek yerlerin başında gelmektedir. Kaleiçi’nde hemen hemen her sokak denize çıkar. Tarihi Osmanlı evleri oldukça görkemli yapıya sahiptir. Kaleiçi Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde yer alır. Burası renkli dükkanlarıyla, ışıltılı restoranları ve hareketli caddesiyle ilgi çekmektedir. Kaleiçi çarşısına gidip hediyelik eşya dükkanları gezilebilir, çarşısında keyifli vakit geçirilebilmektedir.
 
Sokakları dar olan Kaleiçi'nde bazı evler otel, pansiyon, cafe, restoran, hediyelik eşya mağazası, halıcı olarak hizmet vermektedir. Evler sahiplerinin ekonomik güçleri ve kullanılış amaçlarına göre farklılık gösterebilmektedir. Genelde evlerin alt katlarında daha az cam vardır ve mutfak, depo gibi hizmet alanı olarak kullanılmaktadır. Üst katlar ise oturma odası, yatak odası için tercih edilmektedir. Evler genellikle yığma taştan ve ağaç bağlantılı olarak yapılmışlardır. Evlerin hepsinin bir sokak cephesi ve bir de sokak görmeyen bahçesi bulunur. Evlerin üst katında "Cumba" denilen ve hem ev, hem de sokak mimarisine uygun olarak yapılmış çıkmalar vardır. Evlerin merkezini, zemin katta, bahçeye açılan ve taş zeminli "Taşlık"lar oluşturmaktadır. Kaleiçi'nde birçok ev aslına uygun restore edilmiştir.

Kaleiçi sınırlarında yer alan Yivli Minare bölgenin merak uyandıran tarihi yapısıdır. Şehrin hemen hemen her yerinden görülür. Yivli Minare Antalya’nın ilk İslami yapılarından biridir ve Selçuklu zamanından günümüze kadar varlığını korumuştur. Minare ilk yapıldığında Bizans kilisesiydi fakat daha sonra Alaattin Keykubat tarafından minare eklenerek camiye çevrilmiştir. Kaleiçi günümüzde, eğlence yerlerinin, pansiyonların, restoranların, hediyelik eşya satan dükkânların ve antika halı satan mağazaların bulunduğu bir turizm merkezi olmuştur.
 

Olympos Antik Kent

Olympos Antik Kent

Tarihi dokusuyla doğa harikalarından biri olan Olympos Antalya’nın gezilmesi gereken yerlerin bir diğeridir. Tanrılar kenti olarak da anılmaktadır. Olympos kelimesinin anlamı eski Yunanca’da “ulu dağ” demektir. Dünya üzerinde yirmiden fazla dağ ve tepe bu adı taşımaktadır ve bazılarının yakınlarındaki kasaba ve şehirler de bu adı almıştır. Olympos antik Likya medeniyetinin  en önemli kenti özelliğini taşımıştır. M.Ö. şehir korsanların eline geçmişse de Roma Komutanı Servillius M.Ö 78’de kenti korsanlardan temizleyerek Roma topraklarına katmayı başarmıştır. Korsanlardan biri olan Zeniketes burada adeta korsan krallığı kurmuş. Kral Zeniketes Roma ile olan savaşını  kaybedince kalesini, kendisini ve ailesini ateşe vererek  öldürmüştür. Büyük İskender’in  fetihe çıktığı ilk zamanlarını, Olympos’a yakın liman şehri olan Phaselis’te geçirdiği bilinmektedir. Zamanında Olympos şehrinin kurucu tanrısı olarak bilinen Hephaistos için burada festivaller düzenlenmekteydi.

Olimpos (Olympos) şehri, Osmanlı donanmasının 15. yüzyılda doğu Akdenizi hakimiyeti altına aldığı sıralarda terk edilmiş ve Osmanlı’nın eline geçmiştir. Önemli  tarihinin yanında aynı zamanda  ünlü bir plaj haline gelen Olympos hala yaşayan bir tarihi şehir gibidir. Olimpos, Türkiye’nin güney sahilini kapsayan, Antalya şehrine bağlı Olympos-Bey Dağları Milli Parkı’nın bir bölümünü oluşturmaktadır. Bey Dağları, Toros sıradağlarının batı kanadında bulunmaktadır. Karlı tepelerinden aşağıya inildikçe yemyeşil çam ve sedir ağaçları arasından Akdeniz’in turkuaz rengi görülebilmektedir.
 

Yanartaş

Yanartaş

Olympos’un sönmeyen ateşi… Antalya Çıralı’da  bulunan yanartaş,  adeta büyüleyici görüntüsüyle turist akınına uğramaktadır. Yanartaşı görmek için kısa süreli  bir tırmanış yapmanız gerekecektir. Yanartaş, adını doğal gaz  sıkışması sonucu oluşan küçük parçalardan almaktadır. Denize yakın manzaralı bir konumda yer alır, taşlar arasından çıkan alevler hiçbir zaman sönmez.

Çıralı plajının kuzeyindeki kayalıklarda yer alan doğalgaz kaynağı, eski Yunan mitolojisi'ne konu olmuştur. Yunan Mitolojisi'ne göre efsane şu şekildedir: Ephyra Kralı Glaukos’un oğlu Hipponoes bir av partisinde kardeşi Belleros’u öldürür ve “Belleros’u Yiyen” anlamına gelen Bellerophontes adını alır. Ephyra’dan sürülen Bellerophontes, Argos kralına sığınır. Kendisine sığınan bu genci öldürmeyi kendine yakıştıramayan Argos Kralı onu Likya Kralın'a gönderir. Likya Kralı acınacak haldeki bu genci öldürmek istemez ve onu Olympos dağında yaşayan arslan başlı, keçi gövdeli, yılan kuyruklu ve ağızdan alevler saçan canavar Chimera ile dövüşmeye gönderir. Bellerophontes, Pegassos adlı kanatlı atına binerek Chimera ile dövüşmeye gider. Chimera saldırdığında Pegassos havalanır ve Bellerophontes yere inerken mızrağı ile canavarı yerin yedi kat dibine gömer. Fakat Chimera yerin 7 kat altından alevler saçmaya devam eder. Anadolu’da binlerce yıldan beri anlatılagelen ve Homeros’un bize bu şekilde aktardığı efsaneye göre hala yanan alevler, Chimera’nın yerin yedi kat dibinden fışkıran alevleridir.

Khimaira 'nın bulunduğu yer Lykia'da Olympos (bugün Çıralı) kentinin arkasındaki Yanartaş diye gösterilir. Burada ilkçağda olduğu gibi bugün de dağdan doğal gazlar fışkırır ve bunlar kendiliğinden ya da bir kibritle tutuşturulup hiç durmadan yanar. Dağda yer yer yanan ateş denizden bile gözüküp gemicilere kılavuz olmaktadır. 

Aspendos

Aspendos

Türkiye’de antik tiyatro denilince akla gelen ilk yerlerden  birisi şüphesiz Aspendos’tur. Aspendos veya diğer adıyla Belkıs, Antalya ili Serik ilçesinde bulunan Belkıs köyünde yer alan antik tiyatrosuyla meşhur bir antik kenttir. Tiyatro M.S. 2. yüzyılda  Romalı’lar tarafından yapılmıştır. Aspendos Serik ilçesinin 8 km doğusunda Köprüçay Nehri’nin yanında bulunmaktadır. M.Ö. 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulmuş ve antik devrin mamur zengin kentlerinden biridir. Kent biri büyük, biri küçük iki tepe üzerine kurulmuştur. Yunan efsanesine göre de Truva Savaşı’ndan sonra Pamphylia’ya gelen Mopsos lideriğindeki koloniciler  tarafından kurulmuştur.
 
Aspendos’un en önemli yapısı elbette tiyatrosudur. Burası antik tiyatrolar arasında en iyi şekilde korunarak gelmiş bir açık hava tiyatrosudur. Tanrı ve dönemin imparatorlarına uzanan  Roma mimarisinin son örneklerinin sergilendiği  yapı 15-20 bin kişilik kapasitedir. Mimarı Aspendos'lu Theodorus'un oğlu Zenon'dur. Antonius Piu zamanında yapımına başlanmış Marcus Aurelius zamanında tamamlanmıştır ve kentin yerli tanrıları ile imparator ailesine sunulmuştur. Burası da Antalya'nın görülmesi ve gezilmesi gereken yerlerinden biridir. Her yıl binlerce yerli-yabancı turist Aspendos'u gezmektedir. Antik tiyatro ayrıca konserler, etkinlikler için kullanılmaktadır.
 
Aspendos Antik Tiyatrosu'nun bir hikayesi de vardır: Aspendos kralının bir zamanlar herkesin evlenmek istediği çok güzel bir kızı vardır. Kral kızını kime vereceğini bilemediği için halka, "Kim halkımız, kentimiz için en yararlı şeyi yaparsa kızımı ona vereceğim" diye duyurur. Bunun üzerine iki ikiz kardeş iki büyük yapı yaparlar. Biri kente çok uzaklardan, karmaşık yolları birçok zorluğu geçerek, su getiren su kemerleri; öteki ortasında yere metal para atıldığında üst sıralardan bile sesinin duyulduğu dünyanın akustik olarak en iyi tiyatrosudur. Kral su kemerlerini gördükten sonra kızını su kemerlerini yapana vermek ister. Bunun üzerine tiyatronun mimarı Zenon krala bir oyun oynar. Kral tiyatronun üst sıralarında gezerken bir fısıltı duyar: "Kral kızını bana vermeli." Akustiğe hayran kalan kral kızını büyük bir kılıçla ikiye ayırır ve kardeşlere verir.
 

Side Antik Kenti

Side Antik Kenti

Antalya’nın en önemli antik kentlerinden biridir. Side kelimesi eski dilde bereketin sembolü olan  “nar” anlamına gelmektedir. Side tarihinin Hititlere kadar uzandığı bilinmektedir.  Side Antalya’nın 80 kilometre doğusunda yer almaktadır. M.Ö VII. yüzyılda yerleşim merkezi olan Side, önce Likyalı’ların ardından Pers’lerin hakimiyetine girmiştir. Bu dönemde özgürlüğü simgeleyen Side kenti adına sikke basılmıştır. 

Sideli’ler Apollon ,Athena, Afrodit, Ares gibi pek çok tanrıya tapmışlardır. İ.S. 4. yüzyılda Hristiyanlığı kabul etmişlerdir. Side, 15. yüzyılda Türklerin eline geçmişse de burada yerleşimleri olmadığı için Osmanlı’ya ait eser bulunmaz. Bizans, Roma, Helen döneminin mimari özelliklerini taşımaktadır. Kent, tarihi tiyatrosu, Apollon Tapınağı, büyük ihtişamlı kent kapısı, hamamları, agorası, eski evleri ve müzesi ile her yıl çok sayıda turisti ağırlamaktadır.

Side Müzesi de burada bulunmaktadır. Side Müzesi’nde  1947 ve 1967 tarihleri arasında yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkan eserlerin büyük bir bölümü sergilenmektedir. Side Antik Kenti’ni gezdikten sonra buradaki Roma, Bizans dönemine ait  heykelleri, portreleri , sütun başlıklarını görmek mümkündür. Pazartesi günleri dışında kış aylarında 09.30-12.00 / 13.00-17.30 saatleri arasında ziyarete açık olan müze yaz aylarında 09.00-12.00 / 13.00-19.30 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir. Müze, Manavgat ilçesine bağlı Side Beldesi'ndedir. Manavgat'a 8 kilometre uzaklıktadır.
 

Köprülü Kanyon (Manavgat)

Köprülü Kanyon (Manavgat)

Köprülü Kanyon, Isparta’dan doğup Antalya’dan denize dökülen Köprüçay’ın aktığı vadidir. Rafting yapmanın popüler olduğu kanyonda iki adet köprü yer almaktadır. Bu iki tarihi köprüden küçük olan ustanın, büyük ve kemerli olan ise ustanın çırağının eseridir. Rafting alanının başlangıcında yer alan bu köprüler kanyona adını vermiştir.

Köprülü Kanyon (Manavgat)

Köprülü Kanyon, 1973 yılında Milli Park ilan edilmiştir. 35.719 hektarlık bir alana sahip olan Köprülü Kanyon Milli Parkı, 14 kilometre uzunluğa ve 100 metreyi aşan duvar yüksekliğine sahip kanyonuyla Türkiye’nin en uzun kanyonu olma özelliğine sahiptir. Kanyonda akan suyun derinliği bazı noktalarda arttığından buralardan yürüyerek geçmek zorlaşmaktadır. Fakat yaz aylarında su yüksekliği azalmaktadır. Milli Park’ın içinde sedir ormanları, kızılçam ve makilik alanların yanı sıra Kapadokya’daki peri bacalarına benzer taş oluşumlar da bulunmaktadır. Bol oksijenli Köprüçay alabalıklara yaşam alanı sunarken Milli Park içindeki doğal alanlarda kurt, geyik, dağ keçisi, ayı, tilki, tavşan ve porsuklar yaşamaktadır. Milli Park, doğal güzelliklerin yanı sıra tarihi varlıkları da bünyesinde barındırmaktadır. Bölgede Selge Antik Kenti’nden kalma tiyatro, agora, Artemis ve Zeus tapınakları, sarnıçlar ve su kemerleri görülebilir.

Beldibi Mağarası

Beldibi Mağarası

Beldibi Mağarası Antalya’nın Kemer ilçesine bağlıdır. Antalya-Kemer sahil yolunun yaklaşık 40. kilometresinde Çamdağ tünelinin hemen çıkışında yer alan bir kaya altı sığınağıdır. Denize yüz metre uzaklıktaki mağarayı yıl içinde çok sayıda turist ziyaret etmektedir. Aşağı ve yukarı mağara olarak ikiye ayrılan mağarada sığınaklar yer alır. Bu sığınakların duvarlarındaki dağ keçisi, geyik gibi hayvan  resimleri görülmeye değer niteliktedir. Tarihin izlerini taşıyan bu mağaranın hem doğal güzelliği hem de tarihi yüzü hayranlık bırakmaktadır. Doğal tahribatla büyük ölçüde zarar gördüğünden içindeki dolgu tabakaları yağmur suları ve rüzgarla sürüklenerek akıp gitmiştir.

Beldibi Mağarası, Antalya bölgesinin ikinci önemli Prehistorik merkezidir. Burada tümü Mezolitik kültürleri içeren 6 tabaka tespit edilmiştir. Yerli ve yabancı turistlere devamlı açık olan bir arkeolojik SİT alanıdır. Beldibi Mağarası'nda bulunan malzemelerle Mezolitik Çağ'ın, seramikli ve seramiksiz bölümleri en güzel biçimde tanınmaktadır. Burası çakmaktaşı gereçlerin yanı sıra, çanak-çömlek parçaları ve özellikle aşı boyası ile kayalar üzerine yapılmış yaban keçisi ve benzeri hayvan figürleri ile ilgi çekicidir. Buluntular arasında, beyaz kalker ve deniz hayvanı kabukları, katkılı hamurdan iyi fırınlanmamış çanak çömlek parçaları, dar ağızlı kaplar ve çeşitli biçimli tutamaklarda vardır.

Beldibi Mağarası'nda yaşayan toplulukların avcı ve toplayıcı oldukları, ancak çevrelerindeki yabani tahılları orak-bıçaklarla topladıkları, ele geçen diğer bulgulara bağlı olarak söyleyebilmek mümkündür. Antalya merkezden Beldibi Mağarası’na gitmek için terminalden otobüslerle ya da Kemer’den kalkan minibüslerle ulaşım sağlanabilmektedir. Antalya çevresinde gezilecek yerlerden biri olan bu mağarayı mutlaka ziyaret edin.
 

Karain Mağarası

Karain Mağarası

Karain Mağarası, Antalya’nın Yağca adlı köyünde yer almaktadır. Mağaranın Antalya'ya uzaklığı 27 kilometredir. Türkiye'nin en büyük doğal mağaralarından biridir. Karain Mağarası tarih boyunca insanların barındığı yerler arasındadır. Yaklaşık 50 bin yıl öncesine uzanan bu tarihi mağara Paleolitik, Neolitik, Klasik çağ, Tunç Çağ gibi yüzyıllar öncesine uzanan dönemlerin izlerini taşımaktadır. Burada 1946 yılından beri kazılar yapılmaktadır. Karain Mağarası, Türkiye'nin içinde insan yaşamış en büyük mağarasıdır. Buradaki buluntular mağaranın hemen yakınında bulunan Karain Müzesi'nde ve Antalya Müzesi'ndeki tarihöncesi bölümde sergilenmektedir.

Anadolu ve Yakın Doğu tarihi açısından önemli bir paleolitik merkez olan Karain Mağarası’nda yapılan kazılarda elde edilen arkeolojik buluntular alt paleolitikten geç Roma dönemine kadar görülen yerleşim izleri ile Anadolu arkeolojik çalışmalarında önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Mağaranın mağara alnı ve dış duvarları üzerinde Grekçe kitabe ve nişler bulunmaktadır. Karain'den ele geçirilen Anadolu'da bilinen en eski insan kalıntılarının yanı sıra mağarada ortaya çıkarılan taşınabilir sanat ürünleri Anadolu sanatının ilk örnekleri olarak bilinmektedir. Mağaraya giriş ücretlidir. Giriş ücreti ise 2017 fiyatlarıyla 3 TL ile 5 TL arasında değişmektedir. Verdiği bitki ve hayvan kalıntıları ile Batı Akdeniz'in eski çevresinin ortaya konmasında önemli bir rol üstlenen Karain, doğal ve kültürel özellikleri dolayısıyla karma sit olarak Dünya Miras Listesi'ne önerilmektedir. Karain ve Antalya müzeleri gezilerek bu mağarayı yansıtan eserler  incelenebilir. Ayrıca mağaradaki kazı çalışmaları hala devam etmektedir.
 

Patara Antik Kenti

Patara Antik Kenti

Patara, Batı Akdeniz'de bulunan eski çağlarda Likya Uygarlığının başkentliğini yapmış bir sahil kasabasıdır. Dünyanın ilk meclis binasını içinde bulunduran Antalya’nın Kaş ilçesinde bulunan Likya kentidir. Likya Birliği toplantıları burada yapılmaktaydı. M.Ö 8. yüzyıllara kadar uzanan  antik kent köklü bir tarihe sahiptir. İskender’in kuşattığı kent olduğu bilindiğinden önemi büyütür. Patara Limanı hububat deposu bakımından da önem taşımaktadır. Bu sebeple Akdeniz’deki üç hububat deposundan biri Patara’da yer almaktadır. Patara Limanı sonraları kumla dolmaya başladığı için önemini yitirmeye başlamıştır. Kentle ilgili kalıntıların büyük çoğunluğunu kumlar altında kalmıştır ama buna rağmen kazı çalışmaları burada devam etmektedir.

Patara antik kentin Hristiyanlar için de yeri ve önemi büyüktür. Noel Baba olarak bilinen Saint Nicholas’ın  Pataralı olduğu söylenmektedir. Ayrıca Patara’ya giriş yaparken Roma devrine ait anıt mezarlara da rastlamak mümkündür. Likya Uygarlığının önemli sahil kasabası olan ve tarihe tanıklık etmiş bir kenttir. El değmemiş plajlara sahip olan kentte geçtiğimiz yıllarda keşfedilen tarihi deniz fenerinin, bilinen en eski deniz feneri olduğu söylenmektedir. Patara antik kent yakınındaki Patara Plajı bu çevredeki en çok tercih edilen en güzel plajlardan biridir. Kumu incedir denizi ise sığdır. Pek çok turistin tercih ettiği plajlardan biridir.

Antalya Arkeoloji Müzesi

Antalya Arkeoloji Müzesi

Antalya’nın gezilmesi gereken yerlerinden birisi de Antalya Arkeoloji Müzesi’dir. Tarih meraklıları için çok sayıda eski dönemlere ait  eserlerin sergilendiği, Türkiye’nin önemli müzeleri arasında yer almaktadır. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından İtalya’nın işgali altında kalan Antalya’da, bazı arkeologlar  antik  eserleri toplamaya başlamışlar. Fakat o dönemde Antalya tarihine ilgi duyan öğretmen Süleyman Fikri Erten, bu duruma karşı çıkmaya başlamış ve başarılı  olmuştur. Eski eserleri toplamaya başlayarak müzenin ilk temellerini atmaya başlar. 1922 yıllarında Yivli Camii’de faaliyet gösteren müze daha sonra 1972 yılında yeni binasına taşınmıştır.

Müzede çok sayıda salon yer almaktadır. Tanrılar salonu, Küçük Eserler Salonu, Tabiat Tarihi ve Prehistorya Salonu, İmparatorlar Salonu gibi pek çok eseri barındıran ve ziyarete açık olan salonlardır. Ayrıca müze içinde çocuk bölümüne de yer verilmiştir. Bu ülkemizde ilk uygulamadır. Antik çağlara ait çocuk oyuncakları sergilenmektedir. Müzede tarihin en kalıcı eserlerinden olan üzeri oymalı ve insan modelli sandık şeilli perge kazılarında ortaya çıkarılmış olan eser de yer almaktadır. Salonda, Zeus, Afrodit, Athena ve İsiş gibi tanrıların heykelleri bulunmaktadır. Heykeller 2. yüzyıla ait Yunan heykellerinin kopyasıdır ve geçmişte bir kazı çalışması sırasında keşfedilmiştir. Müze bütün yıl boyunca hizmet vermektedir ve kış aylarında 17.00 yaz aylarında ise 19.00 arasında açıktır.

Antalya'da diğer gezilecek yerler:

  • Şadırvanlı Medrese 
  • Düden Şelalesi 
  • Karaalioğlu Parkı 
  • Manavgat Şelalesi
  • Theimussa (Kale İskelesi) 
  • Alarahan Kalesi