Hafta Sonunda Hızlıca Atina Turu

Akropolisi Müzesi'ni gezdikten sonra Dıonıssıou Arepagıtou'dan Zeus Olympias Tapınağı yönüne doğru yürümeye başlıyoruz. Bu patika yürümesi kolay ve popüler mekanların olduğu bir yol o yüzden çevrenize bakınırarak yürürken Hadrianus'un kapısına nasıl geldiğinizi anlamayacaksınız.

131 yılında yapılmış. Antalya'da da Üçkapılar olarak bilinen Hadrianus kapısı var. Roma İmparotoru Hadrionus Antalya'ya geldiğinde yapılmuş o da gene Atina'daki benzeri gibi.

HADRİANUS KAPISI

Burda karşınıza çıkan bir diğer yapı da Zeus Olympias Tapınağı. 108 m. uzunluk ve 43 m. genişlikteki bu yapı antik dünyanın en büyük tapınağıymış. Yapıldığında 108 adet sütunla çevriliymiş. Bugün geriye sadece 15 sütunu kaldığından pek popüler değil tabi şimdilerde. Tapınakların anası olarak adlandırılabilecek bu yapı biraz hayal gücü ile eski günlerini hayal edebilenler için hâlâ görkemli ve görülmeye değer bir yapı.

Bu yapı MÖ 6.yy da Antik Çağda yapılmaya başlanmış ve yapımı 650 yıl sürerek Hadrian döneminde bitmiş.


Akropolis'den görünüşü OLIMPIAN ZEUS TAPINAĞI

Zeus Tapınağı'ndan çıkıp Ulusal Bahçe'yi sağımıza alarak yolumuza devam ettiğimizde Panathinaiko Stadyumuna geliyoruz. Akropolis'den aldığınız bilet burda geçerli değil ayrıca bilet almanız gerekiyor. MÖ 330 yılında yapılan antik Lykurgos Stadyumu üzerine 1896 olimpıyatları için inşa edilmiş bu U biçimli stadyum. Hem tarihteki ilk olimpıyatlar hem modern çağdaki ilk olimpiyatların burda yapılmış olması ayrı bir değer katıyor tabi. 2004deki yeni olimiyat yapılarının yapılmasından sonra sadece atıcılık ve maroton koşularına ev sahipliği yapıyor şimdilerde. 3 euro vererek içeri girebilirsiniz. Ancak biz sıcağın etkisiyle üşengeçlik yaptık ve içeri girsek nolcak burdan da aynısı gözüküyor diyerek fotoğraflarımızı çekip Ulusal Bahçenin gölge alanına kaçtık.

Ethnikos Kıpos yani Ulusal Bahçe Atinanın yeşillikten yoksun yapısı içinde kurtarılmış bölge. 1839 yılında planlamış burası. Çeşmeler, taş yollar, o dönemdeki şairlerin heykelleri barındıran kocaman bir alan. İçerde bilgilendirici panolardan yönünüzü bulabilirsiniz. İçerde küçük bir hayvanat bahçesi de bulunuyor. Amerika, Güney Afrika, Avustralya ve Çin’den getirilen bitki türlerine ek olarak Güney Yunanistan’dan getirilen birkaç endemik bitki türleri ile zenginleştirilmiştir. Parkta yaklaşık 7000 ağaç (yaprakları dökülmeyen ) ve 102’si endemik olmak üzere 519 çeşit bitki bu parkta bulunuyor. Mermer güneş saati, su kaynaklarıda parkın diğer tarihi yerleri.

Parkın içinden geçerek Sindagma Meydanına çıktık. Burada Parlemonta Binası bulunuyor. Dev mitinglerin düzenlendiği bu alan televizyonlardan, haber programlarından oldukça tanıdık geliyor.

Parlamentonun önündeki meçhul asker anıtı önünde bekleyen ulusal muhafızlarınkendine has giysileri ve ritüelleriyle adeta bir şov havasında gerçekleştirdikleri nöbet değişimi ise asıl turistlerin ilgisini çeken mevzu. Saat başı olmaktaymış bu nöbet değişimi her gün ama biz gittiğimizde daha saat başı olmadığı halde başlamıştı .

Sintagma Meydanının karşısında Kolonaki denilen bizdeki Nİşantaşına benzertilen bölge var. Ever hoş kafeler var ve lüks mağazalar var. Ama herhangi bir kozmopolit şehirden farkı olmayan bir bölge. Gezi yaparken böyle yerleri göreyim ama almayım modunda olduğum için şöyle bir dolaşıp buradan çıkıyoruz.

Kolonaki bölgesinden yukarı doğru çıktığınızda Arıstopou sokağında Lofos Likavitou'ya çıkaran füniküler bir sistem mevcut. Yürüyerek de çıkılabilir aslında ama tüm gün gezerek yorulduğumuz için biz gidiş-dönüş finüküler biletini 7,5 euroya aldık. 30 dakikada bir kalkıyor ve kısa bir yolculuk. Yoğun olduğu gün batımı saatlerinde daha sık kalkıyor. Yukarda cafeler var ve kilise var. Kilisenin avlusu en popüler mekan. Tüm şehrin panoromik görüntüsü ve gün batımı burdan seyredilmeli. Eğer vaktiniz de varsa Akropolis manzaralı masalardan birine oturup içiceğinizi yudumlayarak hava yavaş yavaş kararırken manzaranın tadını çıkarmanızı öneririrm. Cafesindeki fiyatlar normaldi. Garsonlar hadi bişey al yada kalk ısrarcılığında değildi. Ben burada keyif yapmayı çok sevdim. Buraya güneş batımına yakın bir zamanda gelinki güneş yüzünden hemen kaçmayın.

AKROPOLİS MANZARASI

Cumartesi gecemizi ise taverna eğlencesine ayırarak Plaka bölgesindeki Anafiotika kısmına gittik. Buradaki yerler hemen hemen birbirinin aynısı ve oldukça kalbalık. Aşırı turistik ve fiyatlara da yansıyor bu durum. Ben otelimiz sokağında bulunan başka bir mekanı tesadüfen önünden geçerken görüp daha çok beğendim ve geceyi biraz da burda oturarak sonlandırdık. Ama bilseydim daha erken gelirdim buraya. Müzik çok başarılıydı, ortam samimiydi. Kahve içip tatlı yedik çok da lezizdi hem. Mekanın adı Dipylo. Ermou caddesi üzerinde tam köşede kalıyor Astingos sokağına bağlandığı yerde.

Pazar sabahının olmazsa olmaz ritüeli ise bitpazarıydı.