Kuzey Hindistan - 2: Taj Mahal - “Dünyada Aşk İçin Dikilmiş En Büyük, En Muhteşem Anıt”

Çok uzun yıllar ardından, bu kez daha bilinçli olarak, TAÇ MAHAL’e gidiyor olmanın heyecanı var içimde. Görmeden ölmemeli listesi isterseniz kesinlikte bu listede yeri üst sıralarda.

UNESCO Dünya Mirası listesine yerin uzun yıllar önce alan TAÇ MAHAL, sarayların tacı, Pers ve Türk Kültürünün iç içe geçtiği Babür İmparatorluğu’nun zirve eseri. 17. yy. yapımı, Hint-İslam türbe mimarisinin en önemli ve en güzel eserlerinden. Mükemmel bir uyum ve müthiş bir işçiliğin en güzel örneklerinden, Babür İmparatorluğu’nun en güzel ve zirve yapmış eseri. Dünyanın yeni yedi harikasından biri olarak kabul edilen bu muhteşem eser Yamuna Nehri kıyısında, dünkü Agra Fort yazımda da bahsettiğim gibi bu iki eser uzaktan birbirlerini görmekte. Şah Cihan daha sonra oğlu tarafından Agra Fort’a hapsedilince eşini ve bu güzel eseri uzaktan izlemek zorunda kalmış, ancak öldüğünde buraya çok sevdiği eşinin yanına gömülmüş.

Asırlık ağaçlar ve bin bir renkli çiçekler, havuzlarla bezenmiş bir bahçeye açılan ihtişamlı kapısından göründüğü andan itibaren büyüsü sizi atıp sarmalayacak.

Kapıdan adim attığınız anda ise etkilenmemek büyülenmemek olası değil.

Tac Mahal birçok yapılardan oluşmuş bir kompleks aslında ve Unesco kriterlerine de uygun olarak çok iyi korunmakta. Anıta ulaşmak için 1 km. yakınında araçlardan inerek yürümeniz gerekiyor, ya da bisiklet taksilere, elektrikli otobüse binebilirsiniz. Ana giriş kapısındaki sıkı güvenlik kontrolü var, profesyonel makine, sigara, çakmak, her türlü yiyecek (su hariç) yasak, kısacası sadece ufak bir çanta içinde cüzdan, pasaport ve cep telefonu ile fotoğraf makinenizi alabilirsiniz. Ana binaya girmek için de galoş giymek şart.

Daha sonra karşınıza çıkan bir kapıdan fotoğraflarda gördüğünüz havuzlu bahçe Charbah ve gerisinde muhteşem Tac Mahal’in görüntüsü karşınıza çıkacak. Bu kapı içinden bu müthiş görüntüyü mutlaka fotoğraflayın. 

Bembeyaz mermer üzerine renkli değerli taşlarla bezenmiş, dört yanındaki kuleleri ile önündeki havuza düşen siluetine hayran kalıyorum.

Bu mimari harikası muhteşem eser, müthiş mimarisi nedeniyle mi yoksa dünyanın en ünlü  efsanevi bir aşk hikayesine sahip olduğu için mi bu denli etkileyici diye düşünmekten kendimi alamıyorum.. Sanırım her ikisinin harmanlanmış hali.

Hikayeyi duymamış olanlar için bir kez daha keyifle anlamak isterim. Hint - Türk İmparatorluğu’nun Hükümdarlarından Cihangir Şah’ın oğlu “dünya şahı” anlamına gelen ismiyle Şah Cihan, çok özellikleri olan bir devlet adamı, bir komutan ve büyük bir sanatkar. Doğruysa birçok eşi olan Şah Cihan’ın ölümsüz aşkı, eşlerinin içinde en çok sevdiği eşidir Banu-Begüm Mümtaz Mahal. Bir doğum esnasında vefat eden, “Saray’ın mücevheri” anlamına gelen Mümtaz Mahal’e duyduğu sevginin anısına yaptırdığı bu eser, bilinenin aksine bir cami değil bir anıt mezar. “Romantik bir aşkın mahsulü”, bir “Aşk Anıtı”... ne isterseniz diyebilirsiniz ama gerçek bir şaheser olduğu tartışılmaz. 

Hemen yanında bir de cami var elbette.

Kompleksdeki tüm yapılar birer mimari harikası ama elbette en güzeli ana yapı Taç Mahal. Bir de gururlanıyorum ki sormayın. Yapımı yaklaşık 22.000 işçi ile 20 yıldan fazla süren inşaat için dünyanın en ünlü mimarları davet edilmiş. Bu mimarların arasında Mimar Sinan’ın talebeleri Mehmet İsa ve Mehmet İsmail Efendi de var. Hatta kubbenin onların eseri olduğunu duymuştum ama yerel hatta rehberimiz bunu doğruluyor.

Ayrıca, yine dünyanın her yerinden getirttiği yakut, zümrüt, pırlanta gibi dünyanın en değerli taşlar da iç mekandaki mermerlere gömülerek oya gibi işlenmiş. Yapının dört bir köşesine ama binanın biraz uzağına ve dışarıya meyil verilerek inşa edilen 75 metrelik kubbeler neden binaya yapışık değil derseniz, depremde binanın üstüne yıkılıp bu güzel yapıya zarar vermesin diye böyle planlanmış.

Taç Mahal’in gün içinde farklı renklere büründüğü söylenir, biz iki saate yakın zamanda gezerken çok az gözlemleyebildik ve ne yazık ki bu güzel mekana veda ediyor, Jaipur’a doğru yola koyuluyoruz. Bu değişimi merak ederseniz biraz fazla zaman ayırarak bu muhteşem görüntüleri fotoğraflayabilirsiniz. Cennet bahçesinde dolaşmak da büyük keyif ve inanın fotoğraf çekmeye de doyamayacaksınız, muhteşem yapının önündeki havuza iz düşümünü fotoğraflamayı da unutmayın.

Böylesine bir aşka sevilmek, ardından böyle muhteşem bir eser yapılması her eşe, hatta her kraliçeye bile nasip olmaz sanırım...

nevinsalman

Yazar Hakkında

nevinsalman

Ankara da doğdum, TED Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık fakültesi mezunuyum. 6 sene Londra'da yaşadım, sonraki yıllarda İstanbul'a yerleştim ve serbest çalıştım.