Google+

SAKLI VE GÜZEL ÜLKE: LAOS (4. BÖLÜM)

250903 Tem 2014Gezi Notu
Çağlar ErözgenÇağlar ErözgenSilver Yazar03 Tem 201425090 Yorum

Bir sonraki sabah, Luang Prabang’da yine erkenden kalkıp Alms Round’u bir kez daha izlemek için gün doğmadan dışarı çıktım. Fakat bu kez fotoğraf çekmeden, sadece izledim. Anın tadını çıkardım yani…
 
Kahvaltı sorası para bozdurmak için bir döviz bürosu önünde sıra beklerken, Avustralyalı bir kadın ve Güney Koreli bir erkekten oluşan genç çiftle ayaküzeri sohbet ettim. Luang Prabang’daki ilk saatleriymiş. Benim üçüncü günüm olduğunu öğrenince Alms Round’u sordular, ben de onlara gerekli tüyoları verdim. Muhabbet klasik “Where are you from?” noktasına gelince de araya sıkıştırıp onlara Kapadokya’dan söz ettim. Koreli cebinden bir defter çıkarıp hemen notunu aldı. İstanbul’u biliyorlardı tabii ki ama Kapadokya’yı duymamışlardı. Ülkemizi tanıtmak adına, her fırsatta üzerimize düşeni yapmalı değil mi?
 
Üzerimize düşeni yapmak derken; Laos yazılarımda, bu güzel ülkenin tarihinden hiç söz etmediğimi fark ettim. Hele de önceki bölümlerde Vietnam’ın yakın tarihini, özellikle de de Amerikan Savaşı’nı ayrıntılı sayılabilecek bir biçimde anlattıktan sonra, Laos’a haksızlık etmemeli değil mi? İşte meraklısı için Kısa Laos Tarihi… (Tamam, bunu ilk bölümde yapmalıydım haklısınız)
 
Muang Sua (günümüzdeki Luang Prabang) Prensi Fa Ngum; tarihteki Laos hükümdarlarının ilki olarak kabul ediliyor. Fa Ngum çok genç yaşlarda Khmer İmparatorluğu’na yani bugünkü Kamboçya’ya gitmiş ve imparatorun kızlarından biriyle evlenmiş. Ardından ülkesindeki karışıklıkları fırsat bilip, 1349 yılında “kayınpederi” Khmer İmparatoru sayesinde yanında topladığı 10 bin silahlı adamla birlikte Angkor’dan ülkesi Laos’a yola çıkmış. 1354 yılında da Vientiane’da yanındaki 50 binden fazla asker ve destekçisiyle taç giyip Lan Xang hükümdarı ilan edilmiş. Lan Xang; yani “Beyaz Şemsiye Altındaki Bir Milyon Fil”
 
Yukarıdaki hikâyeyi anlatmamın nedeni Laos için söylenen “Bir Milyon Filin Ülkesi” tanımını açıklamaktı. Daha fazla ayrıntıya inmeye gerek yok sanırım. Sonrasında 18. yüzyıl başlarında krallık parçalanmış ve Laos; Birmanya, Siyam (Bugünkü Tayland) ve Vietnam tarafından işgal edilmiş. Ardından da ülke, Fransız sömürgesi olmuş.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Laos önce Tayland’a bırakılmış, ardından Japonlar işgal etmişler. Bu dönemde Lao halkı Japonlara karşı direnirken Özgür Laos Düşüncesi de yavaştan ortaya çıkmaya başlamış. İkinci Dünya Savaşı sonucunda Japonlar yenilince ülke yeniden Fransızların eline kalmış. Fransızlar Laos’a sınırlı özgürlük tanıdılarsa da Lao halkı buna pek yanaşmamış. Vietnam da sömürgeci Fransızlara karşı direnen Viet Minh (Vietnam Bağımsızlığı Oluşumu) ile birlikte hareket edip,  Pathet Lao yani “Lao Ülkesi Hareketi” olarak bağımsızlıkları için mücadele etmişler. 1954 yılında, Fransızlara karşı savaşı sonlandıran Cenevre Konferansı ile Vietnam gibi, Laos da bağımsızlığını ilan etmiş.
 
Bağımsızlık sonrası yine karışık… Ülkede iç çalkantılar sürmüş; koalisyon hükümetleri, askeri darbeler, komşusu Vietnam’daki Amerikan Savaşı hepsi üst üste gelmiş.
 
Laos Amerikan Savaşı’na görünürde katılmamış fakat 1964’den 1973’e kadar Amerikalılar Laos’a 2 milyon tondan fazla bomba atmışlar. Amerikalılar bir yandan, Kuzey Vietnam’dan Laos topraklarından geçerek Saigon’a giden Ho Chi Minh yolunu bombalamışlar. Diğer bir yandan da Viet Cong’un yanında savaşan komünist Pathet Lao hareketine karşı kraliyet yanlısı Lao hükümetine destek vermişler. Amerikalıların savaşı kaybetmesi ve hemen ardından Vietnam’da kurulan Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti’nin etkisiyle de komşusu Laos’ta, Pethet Lao Hareketi önderliğinde “sosyalist” Lao Demokratik Halk Cumhuriyeti kurulmuş.
 
Amerikalıların attığı bombalar binlerce köyü yerle bir edip, Lao halkının da yüz binlercesini öldürmüş. Fakat hala bu güzel ülkenin topraklarında patlamamış binlerce bomba mevcut. Savaş sona erdiğinden bu yana yaklaşık 20 bin kişi bu patlamamış bombalar nedeniyle hayatını kaybetmiş. Bugün üzerinden neredeyse 40 yıl geçmesine rağmen bu bombaların sadece % 1’i imha edilebilmiş. Dünyadaki her yıl patlamamış mühimmatlara bağlı ölümlerin yarıdan fazlası Laos’ta ve her yıl bu bombalar nedeniyle yaşamını kaybeden yaklaşık 100 kişinin de maalesef 40’ı çocuklar… Amerika hala öldürmeye devam ediyor anlayacağınız…

1975’in ikinci yarısında SSCB sona yaklaşırken, Sosyalist Kamp’a katılan son ülke oluyor Laos. Günümüzün Laos'u tek partili bir sosyalist cumhuriyet, Marksizm’i benimsiyor ve generallerin ağırlıkta olduğu bir “Politbüro”ları var. Orak çekiçli eski SSCB bayrağıyla ülkede sıklıkla karşılaşıyorsunuz.
 
İnsan “gerçekten” mutlu görünen Lao halkının, bu dingin ve mutlu hallerinde Budizm kadar sosyalizmin de etkisi var mıdır acaba diye düşünmeden edemiyor açıkçası. Biliyorum, bu oldukça naif bir düşünce. Hele de bu yorumu topu topu 5 gün geçirdiğim bir ülke için yapmak. Büyük ihtimal benimkisi sadece gerçek olmasını istediğim bir hayal. Hayal çünkü Laos, çalışan sınıfın ekonomik ve politik yapıyı kontrol ettiği bir ülke olmaktan çok uzak. Komşuları “sosyalist” Vietnam’da özel sektör almış başını gidiyor, sahillerinde yabancı yatırımcıların inşa ettiği oteller birbiri ardına yükseliyor ve sıra mutlaka Laos’a da gelecek, hatta çoktan geldi. Sanırım yukarıda sözünü ettiğim naif hayal için artık dünyadaki tek adres Küba. Castro’ya daha da uzun ömürler dileyelim bari…
 
Luang Prabang’daki son günümüzde önce Ulusal Müze’ye gidiyoruz. Diğer ismi de Ho Kham veya Royal Palace, yani Kraliyet Sarayı. Saray 1904 yılında, Fransız sömürge döneminde Kral Sisavang Vong ve ailesi için inşa edilmiş. 1975’de monarşi komünistler tarafından yıkıldığında, sarayın son sakinleri olan Veliaht Prens Savang Vatthana ve ailesi eğitim kamplarına götürülmüşler. Tabii ki bir daha onlardan haber alınamamış. Saray kompleksini oluşturan binalardan bir tanesi tiyatro olarak hizmet veriyor. Müze haline dönüştürülmüş bir zamanlar kraliyet ailesinin ikametgâhı olan binayı gezerken ayakkabılarınız çıkarmalısınız, ayrıca fotoğraf çekmek de yasak. İçeride kraliyet ailesine ait özel eşyalar ve nadir bulunan Buddha heykelleri var. Kraliyet ailesinin bir zamanlar ibadet ettiği, müzeye komşu Wat Mai Suwannaphum Aham tapınağını bir önceki gün görmüştük zaten. Müzeden, bir fotoğraf sergisini gezdikten sonra ayrılıyoruz.

Luang Prabang

Luang Prabang-1

Luang Prabang-2

Ardından Kuzey Çin kökenli bir etnik grup olan “Hmong”ların yaşadığı Ban Na Oune isimli bir köye gidiyoruz. Hmonglar her şeyin “Da” ismini verdikleri bir ruhu olduğuna inanıyorlar. Şamanların, köy yaşamında önemli bir yeri var. İnançlarına göre, kötülük ve hastalıklardan uzak durabilmek için “Da” sürekli olarak teskin edilmeli. Bu görev de şamanlara düşüyor. Ayrıca ev ruhlarına inanan Hmongların evlerinde, korunmak de için birer sunak var.
 
Sonraki durağımız yine farklı etnik bir kabile olan Khumu azınlığının yaşadığı Ban Tha Pane köyü oluyor. Khumu halkı, Laos’ta büyücü olarak biliniyor ve bazı aileler hala büyü yaparak veya fal bakarak hayatlarını sürdürüyorlarmış. Bir de ben görmedim ama yaşlı Khumularda dövme ve gümüş pipo ile tütün ve afyon içmek çok yaygınmış.

Luang Prabang şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Kiridara Villa Ban Kili, Golden Lotus Guesthouse, Belmond La Residence Phou Vao Luang Prabang. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Sayo Xieng Mouane, Tephavong Guesthouse gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Sayo River, Soutikone 2 Guesthouse, Mylaohome Boutique Hotel tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Luang Prabang aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Luang Prabang-3

Luang Prabang-4

Luang Prabang-5

Günün ikinci yarısında gerçekten çok keyif aldığım bir yere; Kuang Si Şelaleleri’ne gidiyoruz. Şelaleler, Luang Prabang’a yaklaşık 30 kilometre mesafede. Önce güzel bir parkta kuş sesleri arasında bir süre yürüdükten sonra şelalelere varıyorsunuz. Neredeyse bir “cangıl” sıklığındaki yemyeşil ormanın içerisinde 60 metre kadar yüksekten akan su, birkaç kez daha küçük şelaleler ve havuzlar oluşturarak ilerliyor. Bu turkuaz renkli havuzlarda yüzmek de mümkün. 2008’de çok sevdiğim Kuang Si, itiraf etmeliyim geriye dönüp de baktığımda, bugün çok da etkileyici gelmiyor. Çünkü bu süre içinde Hırvatistan’da Plitvice Milli Parkı’ndaki şelaleleri ve Iguazu’yu gördüm. Fakat çok etkileyici olmasa da Kuang Si, tıpkı bulunduğu şehir Luang Prabang gibi insana huzur veren bir mekân...

Luang Prabang-6

Luang Prabang-7

Luang Prabang-8

Son gecemizde Laos yemeklerinden fazlaca sıkıldığımızdan, Night Market’in kurulduğu Sisavangvong Road’daki bir pizzacıya gittik. Yemek sonrasında pazarda son bir kez daha dolaştım. Öylesine girdiğim bir kuyumcuda, yıllardır Luang Prabang'da yaşayan ve kendi tasarladığı takıları satan dükkân sahibi Fransız beyefendi ile ayaküzeri sohbet ettim. Gecenin ilerleyen saatlerinde otele doğru yürürken, adamın biri karşıma çıkıp “You want Lao Lady, Sir?” deyiverdi. Bunu derken bir yandan da yolun yanındaki evlerden birinin kapısına dayanmış ve bana gülümseyerek bakan bir kadını işaret ediyordu. Adama biraz da şaşırarak hayır derken, Laos için hep söylediğim “henüz turizmle kirlenmemiş” tanımlamasının gerçek olup olmadığını ilk kez düşündüm.
 
Gerçek ya da değil, ben bu ülkeyi ve insanlarını çok sevdim. Dilerim ileride bir kez daha gelme fırsatım olur.
 
Normalde bu tip şeyler yapmam ama kuralı bozup ben de bir liste yaptım. İşte size “Yolunuz düşerse Luang Prabang’da yapılacak 7 şey listesi;

7. Sadece takılın, sokaklarda yürüyün, günlük yaşamları içerisindeki keşişleri izleyin ve fotoğraflarını çekin, Mekong manzaralı bir barda Beerlao için, yavaş, dingin, huzurlu yaşamın tadını çıkarın.

6. Gece Pazarı, Night Market’te turlayın, el sanatlarına ve hediyelik eşyalara bakın, bir şeyler alın veya almayın ama mutlaka turlayın.

5. Phou Si tepesine tırmanıp gün batımını izleyin.  

4. Mekong’da tekne turuna çıkın, Pak Ou Mağaraları’nı ve pirinç şaraplarıyla ünlü Ban Xanghai Köyü’nü görün.

3. Gitmeden araştırın, herhangi 3 “wat”ı gözünüze kestirip, onları adamakıllı gezin, bir sürü fotoğrafını çekin.

2. Kuang Si Şelaleleri’ni görmeye gidin ve yapabilirseniz turkuaz renkli havuzlarda yüzün.

1. Mutlaka sabah gün doğmadan kalkıp Alms Round’u izleyin.

-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar