Google+

TANRILARIN ADASI BALİ BÖLÜM 4- BALİ GEZİ REHBERİ

273217 Mar 2017Gezi Notu
bir metalcinin gezi notlarıbir metalcinin gezi notlarıGezgin17 Mar 201727320 Yorum

Her güzel şeyin bir sonu vardır maalesef. Gezmelere, yazmalara doyamadığım Bali seyahatimiz gibi. Bu son bölümde artık adayı en baştan keşfe çıkmanın zamanı geldi.

Bali Endonezya’nın en turistik adası diyebileceğimiz, küçükmüş gibi algılansa da aslında oldukça büyük olan bir ada. Konum olarak Cava ile Lombok Adaları'nın arasında kalıyor. Adanın etrafı mercan kayalıkları ile çevrili. Güney sahilleri beyaz, batı sahilleri ise siyah kumlarla kaplı. Uçağınız denizin üzerinden aheste aheste iniş yaparken gördüğünüz manzara ise insana huzur verecek derece yeşil.

Bali (Denpasar)

Adanın ekonomisi her ne kadar geçmişte tarım üzerine kurulu olsa da günümüzde ekonomilerinin neredeyse tamamı turizme dayanıyor. Bu sebepten ülkenin refah seviyesi en yüksek sayılabilecek bölgelerinden biri Bali Adası. Bali’de aynı zamanda hala aktif olan iki yanardağ var. Bunlardan bir tanesi Agung Yanardağı diğeri ise Batur Yanardağı. Okyanusun kıyısında konumlanmış ve üzerinde iki adet aktif yanardağ bulunan bir ada kulağa biraz ürkütücü geliyor. Yani tsunami riskinin oldukça yüksek olduğu anlamına geliyor bu durum. Bu bölge deprem bölgesi olduğu için ne yazık ki her daim risk taşıyor. Hatta biz Bali seyahatinde iken Endonezya’dan başlayıp Hint Okyanusu'na kıyısı olan pek çok ülkeyi vuran bir dizi sarsıntı ve tam biz dönmeden bir gün önce verilen tsunami alarmı, biz Bali’de keyif yaparken Türkiye’de bizi bekleyen ailelerimize epeyce bir keyif kaçırtmış. Tabi ki bizim bunların hiçbirinden haberimiz dahi olmadı.

Yerel halkın çok büyük bir çoğunluğu Hinduist. Geri kalan kesiminde çok büyük bir kısmı Müslüman. Adaya bu mistik havayı veren şey bu işte. Adımınızı attığınız anda bu mistik hava sizi sarıp sarmalıyor. Her köşeden bir Hindu Tanrısı sizi kucaklıyor. Önceki yazılarda bahsettiğim gibi dini görevlerini yerine getirmek Hinduların günlük hayatlarının olmazsa olmaz rutini. Gerekirse kendileri aç kalıp tanrılarına adaklar bırakmaktan asla ama asla çekinmiyorlar. Turizm en büyük geçim kaynakları olduğu için yabancılar ile iletişimleri mükemmel. Halkın neredeyse tamamı (dişleri döküldüğü için konuşamayan yaşlı teyzeden daha ‘anne’ bile zor diyebilen çocuğa kadar) İngilizce konuşabiliyor. Bu yüzden yerel halk ile iletişim kurmakta hiç zorlanmıyorsunuz. Tabi ki bu kuvvetli iletişimin arkasında yatan tek sebep turistleri geçim kaynağı olarak görmeleri değil. Asya insanı zaten genel olarak sıcakkanlı ve yardımseverdir. Bir o kadar da misafirperverdir. İletişim kurmaktaki tek sıkıntı hepsinin size konuşma fırsatı vermeyi unutacak derecede konuşmayı seviyor olması. Bir de aksanları. Adada iki dil konuşuluyor. Biri Endonezce diğeri ise Balice.

Bali (Denpasar)-1

Teknolojik imkanları ya da paraları yetersiz olduğundan mı yoksa başka bir sebepten mi bilmiyorum ama şehirde metro hattı yok. Hatta doğru düzgün toplu taşıma bile yok. Yerel halkın kendine ait vasıtaları var. Bunlar da genellikle motosiklet ya da bisiklet gibi küçük araçlar. Hiçbir ülkede bu kadar çok motosikleti bir arada görmemiştim desem abartmış olmam. Yerel halk gözlemleyebildiğim kadarıyla mutlu. Eğitim seviyeleri ve gelirleri çok yüksek olmasa da ellerindeki ile yetinmekten ve her daim şükretmekten asla vazgeçmiyorlar.

Bali (Denpasar) şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Puri Segina Residence, L'mawar Residence, Sicla House. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Hotel Warta Dua, Bali Tulip Hotel gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz AA Residence, Bali Aga Villa, Amerta Home Stay Bali tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Bali (Denpasar) aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Bali (Denpasar)-2

Tüm ada tapınaklar ile dolu. Mimariye hayran kalmamak elde değil. Geleneksel mimari aynı zamanda adaya bir kimlik de kazandırmış. Mimari genellikle Hint esintileri taşıyor. Adada yaşayan yerel halkın genelinin Hindu olduğunu göz önünde bulundurursak mimarinin Hint esintileri taşıması çok da şaşılacak bir durum değil. Tüm bu kültürel esintiler coğrafi, tarihi ve doğal unsurlar ile birleşince ortaya çıkanlar ise sanki bu dünyaya ait değil gibiler. Ahşap işçiliği zaten adanın en önemli zanaatlarından bir tanesi. Doğal olarak mimaride de ahşap ve bambu el üstünde tutulan materyaller haline gelmiş. Bunlara bir de taş eşlik ediyor. Ahşap ve bambunun sıcaklığı, taşın soğukluğu ile dengeleniyor. Kuzey ülkelerindeki soğuktan korunma gereksinimi burada tam tersi sıcaktan korunma gereksinimi olarak kendini gösteriyor. Taşın soğukluğuna duyulan ihtiyaç işte bu yüzden. Yani coğrafik sebeplerden ötürü. İnsanlar yaşadıkları ve ibadet ettikleri mekanları serin tutmak ihtiyacı hissediyorlar ve bununla ilgili en işe yarar materyal taş. Tapınaklarda sizi karşılayan gösterişli taş işçiliği taşıyan girişler ve sunaklar, taş işçiliğinin de bu adanın en değerli zanaatlerinden biri olduğunu kanıtlıyor.

Bali (Denpasar)-3

Endonezya, 30 günden az kalacaksanız vize ücreti almıyor. Vizenizi ise gümrükte alıyorsunuz. Yani uçaktan indiğiniz gibi elinizi kolunuzu sallaya sallaya gümrük kapısına gidiyorsunuz. Kaç gün kalacağınızı söylüyorsunuz. Damganızı pasaportunuza yapıştırıp sizi gönderiyorlar. Yani vize sıkıntınız yok. Fakat konumu sebebiyle Bali her canınız istediği vakit ulaşabileceğiniz bir ada değil maalesef. Gümrükten çıkışta valizlerinizi almanız ise epeyce uzun sürüyor. Yaklaşık 30 dakika gibi bir süre valizlerimizi beklemek durumunda kaldık. Valizleri aldıktan sonra çıkışa doğru ilerlerken pek güler yüzlü olmayan bir grup polis kafalarına göre yolcuları valizlerini x-ray cihazından geçirmeye zorluyor. Tamamen polislerin o günkü ruh haline göre seçiliyor, güvenlik kontrolünden geçiyor ve hoşlarına gitmeyen eşyalarınız varsa bunları onlara teslim etmek zorunda bırakılıyorsunuz.

Ekonomik olarak çok büyük bir ülke değil Endonezya. Bu sebepten Bali bize göre oldukça hesaplı bir memleket. İstanbul’da olsa kişi başı 500 TL ödeyeceğiniz kategoride mekânlardan oldukça komik rakamlara ayrılıyorsunuz. Dolar ve Euro geçerli değil genellikle. Bu yüzden bozdurup Rupi almanız gerekli. 1 Türk Lirası yaklaşık 3000 Rupi’ye denk geliyor. Bali’ye ulaşım için havayolu dışında çok fazla seçeneğiniz yok. Varsa da açıkçası araştırmış değilim. İstanbul’dan ulaşmak isterseniz direkt seferle Jakarta’ya gidebilir, daha sonra buradan Garuda Indonesia veya Air Asia gibi havayolları ile Bali’ye ulaşabilirsiniz. Biz Singapur Havayolları ile Singapur aktarmalı olarak ulaşım sağladık. Jakarta’dan 90 dakika, Singapur’dan 2 saat 30 dakika gibi sürelerde ulaşım sağlanabiliyor. Hem bu sayede aktarmalar arası süreleri uzun tutarak aktarma yapacağınız noktayı da keşfe çıkma imkânı bulabilirsiniz.

Bali’de şehir içi ulaşım oldukça sıkıntılı. Özellikle bizim gibi bir şehri yürüyerek ya da uzak yerlere gidilecekse toplu taşıma kullanmayı seven insanlar için. Taksiler hesaplı, fakat hangi taksilere bindiğinize çok dikkat etmelisiniz. Şehirde taksiler mavi renkli. Üzerinde ‘Blue Bird’ amblemi bulunan ve ön camda sürücünün ‘Blue Bird’ üyesi olduğunu gösterir bir kart asılı olan taksileri tercih etmelisiniz. Bu taksiler kesinlikle güvenilir. Zira Bali’de inanılmaz bir pazarlık kültürü var ve buna taksiler de dâhil. Taksiciler nereye gideceğinizi söylediğinizde sizinle pazarlık yapıyor. Yani misal 1000 Rupi’ye gideceğiniz yere sizi 2500 Rupi’ye götürmeyi teklif eder, pazarlıkla bu fiyatı 2000’e indirirler. Bu sebepten en güvenilir taksiciler sizinle pazarlık yapmayan ve taksimetrede ne yazarsa onu ödeyeceğiniz Blue Bird taksiler. Ayrıca taksi fiyatları zaten öyle uçuk falan da değil. Tabi ki bütün gezinizi taksi ile yapın demiyorum. Ama Kuta’da ya da Jimbaran’da eğlenmeye çıktığınız gecenin sonunda Nusa Dua’da bulunan otelinize taksiyle dönmeniz size çok pahalıya patlamayacaktır. Bunun dışında motosiklet veya bisiklet kullanmayı biliyorsanız, çok uygun fiyatlara kiralayabilirsiniz. Fakat trafiğin ters akışı ve araç yoğunluğu sebebiyle çok ama çok dikkatli olunmalı. Motor kullanmayı ne ben ne eşim bilmediği için kendimize bu konuda güvenemedik ne yazık ki. Trafik yoğunluğu ve ters yönden akışı da gözümüzü oldukça korkuttu.

Şehri gezmek için vasıta şart demiştik. Fakat bizim gibi motor kullanmak ile aranız yok ise internetten sürücülü bir şekilde araç kiralayabiliyorsunuz. Seyahate çıkmadan önce internetten yaptığım ufak çaplı bir araştırma sonucu ‘’Yor Bali Excursion’’ isimli bir yerel rehber sayfası ile karşılaştım. Adı Wayan olan bir yerel rehber kendisi. 2-4 yolcu kapasiteli bir minibüsü var. Mailleşmeler ve Whatsapp konuşmaları ile 2 günlük bir program çıkardık. Biz gidip görmek istediğimiz yerleri söyledik kendisi de güzergâhımızı çıkardı. Genellikle götürmüş olduğu yerlerde size eşlik etmiyor. Bir yerde oturup kahve içmeyi ya da yemek yemeyi tercih ediyor. Oldukça samimi, sıcakkanlı ve konuşkan bir arkadaştı. 2 gün bize aracı ile servis vermesi karşılığında 130 Dolar ödedik. Adanın cayır sıcağı ve neminde bizi klimalı araçta oradan oraya taşıdı bütün gün. Aracında Wi-fi bile vardı hatta. Kendisine Instagram üzerinden veya info@yourbaliexcursion.com mail adresi üzerinden ulaşabilirsiniz.

Bunun dışında Bali’de bazı otellerin shuttle hizmetleri de olduğunu öğrendim. Hangi otellerde ve hangi güzergâhlarda olduğu ile ilgili bilgim yok ama bu küçük dipnotu ben buraya bırakayım… Bali tam bir konaklama cenneti diyebilirim. Hilton’dan Sheraton’a kadar her türlü zincir otelden, küçük sevimli hostellere kadar her türlü konaklama seçeneği emrinize amade. Biz Tanjong Benoa bölgesinde bulunan The Bali Khama Resort and Spa Otelde konakladık. Konakladığımız otel denize sıfır konumlu oldukça güzel bir oteldi. Bizim kaldığımız otel de dâhil pek çok otelde çeşit çeşit oda tipi seçenekleri var Bali’de. Otelimizin tek kötü yanı ise konumuydu zira bu bölge yan yana sıralanmış otelleri ve deniz kıyısı dışında hiç de gezgin veya turist dostu bir bölge değil. Yani Jimbaran, Kuta veya Seminyak gibi bölgelerde olduğu gibi alışveriş ve yeme-içme imkânları çok çeşitli değil maalesef. Kıyı şeridindeki otellerin tam karşısında bulunun restoranlar çok sayıda var ama ben gördüğüm birkaç görüntüden sonra temizlikleri konusunda şüpheye düşünce akşam yemeklerini ya bu bölge dışında yiyip otelimize öyle döndük ya da bölgedeki süpermarketlerden hazır noodle ve bira alarak odamızın terasında yedik.

Bali (Denpasar)-4

Bali’de balayı çiftleri çok seviliyor. Çünkü bir çok çift balayı için tercih ediyor bu adayı. Bizi havalimanında karşılayan yerel rehber gerçek çiçeklerden yapılmış birer kolye ile bize ‘Hoşgeldiniz’ hediyesi verdi. Otelimize gittiğimizde ise klasik bir balayı odası ve tatlı ikramlar ile karşılandık.

Bali (Denpasar)-5

Bali’ye sörf yapmak için Avustralya’dan bile turist geliyor. Kuta ve Seminyak sörf için en güzel bölgeler. Aynı zamanda yoga severler için de birçok yoga okulu mevcut bu bölgelerde. Eğer daha mütevazı bir Bali seyahati geçirmek istiyorsanız bu bölgelerdeki uygun fiyatlı küçük otelleri ve hostelleri değerlendirmekte fayda var. Toparlamak gerekirse Bali’de ilgilenebileceğiniz çok fazla aktivite olabilir bu sebeple konaklama seçiminizi yaparken yapmak istediğiniz aktiviteleri ve kalacağınız süreyi mutlaka göz önünde bulundurun. Gerekirse seyahat sürenizi bölümlere ayırarak farklı farklı bölgelerde kalın. Ayrıca bazı otellerin shuttle servisleri de olduğunu yeniden hatırlatayım. Otelinizi seçmeden önce bunu da araştırmak faydalı olacaktır.

Yeme-içme konusuna gelince… Uzakdoğu mutfağı Türk insanını her zaman korkutuyor bu acı ama gerçek. Fakat Bali yeme-içme konusunda zorlanacağınız bir yer değil aslında. Domuz eti tüketmeyenler özellikle çok rahat edecekler. Zira ülkede Müslüman nüfusun yoğun olmasından ötürü domuz eti çok fazla tercih edilen bir besin değil. Yeme-içme için en çok çeşidi bulacağınız bölgeler yine Seminyak, Kuta ve Jimbaran olacaktır. Her zevke uygun restoran, kafe ve barlar mevcut. Tam nerede olduğunu hatırlayamadığım bir Kebap restoranına bile denk geldik. Hatta Seminyak’ta Yunan restoranı bile var. Yerel işletmelerden yemek yiyemeyeceğinizi düşünüyorsanız bence bu çok önyargılı bir yaklaşım fakat yine de bu konuda ısrarcıysanız dünyanın her yerinde denk geleceğiniz fast-food zincirleri de mevcut.

Bali (Denpasar)-6

Endonezya mutfağı oldukça renkli. Yerel tatlardan benim en çok hoşuma giden ‘Mie Goreng’ dedikleri noodle. Aslında bildiğimiz noodle. Kızarmış hali. Bunun bir de pirinç versiyonu olan ‘Nasi Goreng’ de denemeye değer. Bu da tıpkı noodle gibi kızartılmış olarak servis ediliyor. İster sebzeli, ister deniz ürünlü, ister tavuklu… Dilediğiniz gibi sipariş edebiliyorsunuz.

Bali’de yemek ve içki son derece ucuz. Ve daha önce belirttiğim gibi seçenek çok fazla. Ülkemizde olsa 33’lük birayı 25 TL gibi bir rakam ödeyeceğiniz kalibrede mekânlarda değişik kokteyller içebiliyorsunuz aynı paraya. Endonezya’nın yerel birası olan Bintang, bira severleri oldukça memnun edecektir. Ayrıca Seminyak, Jimbaran ve Kuta bölgelerinde bulunan mekânlarda kokteyl içmeyi de ihmal etmemelisiniz. Kokteyl konusunda oldukça başarılılar.

Denemeden dönmeyin diyebileceğim en önemli şey ise Luwak kahvesi. Ubud Bölgesi'nde Luwak kahvesi üretimi ve satışı yapan Merta Harum adında bir tesis bulunuyor. Bu tesiste hem Luwak kahvesinin nasıl üretildiğini görebilir hem de Luwak kahvesi ile birlikte değişik çay ve kahve çeşitlerinin tadına bakabilirsiniz. Kahve zor bir üretim sürecinden geçmesi, emek isteyen bir ürün olması, çok güçlü antioksidan etkisi ve kanser önleyici özellikleri sebebiyle oldukça pahalı. Biz küçük bir fincan kahveye 16 TL ödedik ve iki kişi içtik. İstanbul’a dönerken bir paket evimize ikişer paket de iş yerlerimize götürmek üzere aldık. Bu kahveyi üretim tesisinden alabileceğiniz gibi süpermarketlerde de bulabilirsiniz.

Bali (Denpasar)-7

Yeme içme konusuyla alakalı son olarak bizim denediğimiz ve oldukça sevdiğimiz birkaç mekân ismi vermek, Bali yolcularının işini kolaylaştıracaktır diye düşünüyorum.

   1-Seminyak bölgesinde Char Char isimli mekân. Caddeye doğru bakan amfi düzenindeki terasta küçük masaların üzerinde içkinizi içebilir ve Seminyak’ın hareketli saatlerinin tadını çıkarabilirsiniz. Fiyatlar inanılmaz derecede ucuz bu kategoride bir mekâna göre.

Bali (Denpasar)-8

2-Yine Seminyak Bölgesi'nde The Bistrot. Vintage konseptli, iç mimari harikası bir mekân. Yeme-içmeden ziyade insanlar fotoğraf çekmek için bile geliyor olabilirler. Alkolsüz kokteylleri fena değil. Gittiğimiz saatlerde çok aç olmadığımız için yemekleri konusunda bilgimiz yok. Ama eminim lezzetlidir.

Bali (Denpasar)-9
                                                                                             
3-Kuta Bölgesi'nde yurtdışına sık çıkan kesimin çok yakından tanıdığı ve birçoğunun müdavimi bile olduğu Hard Rock Cafe. Menü İstanbul’da da aynı Chicago’da da. Ama bununla birlikte lezzetler de hep aynı kalitede. Yalnız Bali’de getirilen porsiyonlar diğer ülkelerdekinin 3 katı büyüklüğünde. Kokteyllerinden ‘Tears of the Dragon’ benim bir numaram. Bali’de aynı zamanda Hard Rock Hotel de var. Cafe otelin havuzuna bakıyor zaten. Oldukça davetkar yani.

Bali (Denpasar)-10                     

4-Seminyak Bölgesi'nde The Bistrot’un komşusu Red Carpet… Dışarıdan baktığınız zaman pahalı bir mekân gibi gözükse de aslında çok uygun fiyatlı. Lezzetli bir Sushi tabağı ve yanında şarap ile biraz keyif yapmak için güzel bir yer. Mekânın en ilginç yeri tuvaletleri. Çünkü tuvaletlerde iç çamaşırı, parfüm, peruk, pullu elbiseler, makyaj malzemeleri gibi ürünler satılıyor. Erkekler tuvaleti nasıl bilmiyorum ama kadınlar tuvaleti küçük bir mağaza gibi.

Bali (Denpasar)-11

5-Jimbaran Bölgesi'nde sahildeki restoranlarda mutlaka deniz ürünleri denemelisiniz. Fakat dikkat etmeniz gereken çok önemli bir nokta var. Temizlik… Sahil boyu yürürken ön taraftan gördüğünüz mekânlar gayet davetkâr fakat yolunuz yanlışlıkla arka tarafa düşerse burada yemekten vazgeçmeniz olası. Bu yüzden Jimbaran’da akşam yemeği yemek niyetindeyseniz salaş restoranları değil, biraz daha pahalıya kaçanları tercih edin. Fiyat olarak fark ediyor ama yapacak bir şey yok maalesef. Balayı çiftlerine en önden masa ayırılıyor ve şemsiyeler ile özel süslemeler yapılıyor fakat bunun için para ödemelisiniz. Biz balayı çifti olduğumuz halde gerek duymadık. Güzel olabilirdi aslında. Balık ve deniz ürünleri bizdeki gibi kilo ile satılıyor bu bölgedeki restoranlarda… Bilgilerinize sunulur.

Bali (Denpasar)-12

Sıra Bali’de yeme-içme, konaklama alternatiflerinden sonra sıra alışveriş tüyolarında. Endonezya tam bir tekstil cenneti. Benim Bali dönüşü İstanbul’a en fazla getirdiğim şey kıyafet oldu. Gideceğiniz her yerde adım başı hediyelik eşya satın alabileceğiniz yerler var bu yüzden kendinize ya da yakınlarınıza hediye götürme konusunda hiç zorlanmayacaksınız. Üstelik hediyelik eşya konusunda oldukça da yaratıcılar. Çok fazla seçeneğiniz var. Eğer daha emek isteyen el yapımı ürünler ile dönmek isterseniz Ubud’dan ahşap, gümüş, taş veya batik örnekleri satın almanızı tavsiye ederim. Bu tarz ürünler daha lüks ve turistik bölgelerde şık döşenmiş mağazalarda da satılıyor fakat göreceksiniz ki ciddi anlamda fiyat fark edecek.

Alışveriş ile ilgili çok önemli bir unsur ise pazarlık. Endonezya’da tıpkı bizdeki gibi pazarlık kültürü var. Bu durumu Avrupa, Amerika veya Avustralya’dan gelen pek çok gezgin bilmiyor. Bilse bile uygulayamıyor. Fakat Ortadoğu’dan veya bizim gibi Türkiye’den giden gezginler için pazarlık çocuk oyuncağı. Zira burada halk üçe beşe bakmıyor. Tek dertleri ellerindeki malları satmak ve kazanabildiği kadar çok kazanmak. Biraz acı bir durum ama yerel halk gerçekten maddi anlamda sıkıntılı. Çok sıkı pazarlık yeteneğiniz var ise aldığınız ürünlerin üzerine esnaf size para bile verebilir. Size kendi istedikleri fiyattan satma konusunda ısrar edeceklerdir fakat vazgeçmiş gibi yapıp dükkândan çıkmaya kalkarsanız pazarlık iyice kızışacak ve kazanan siz olacaksınız. Fakat lütfen pazarlık yaparken bu insanların başka hiç bir geçim kaynakları olmadığını göz önünde bulundurarak vicdanlı davranın.

Sıra geldi gezilecek yerlere… Fakat Bali öyle 3-4 günde gezilip bitecek bir ada değil işte. Ben aylarca kalmak isterdim bu gizemli adada. Keşfedilecek çok fazla şey var çünkü.

1-Kuta: Kuta özellikle Bali’de deniz, kum, güneş tatili için gelenlerin ve sörfçülerin sevdiği bir bölge. Sahil elinde sörf tahtaları ile koşturan binlerce insan kaynıyor. Ayrıca her üç dükkândan ikisi sörf malzemeleri satıyor. Zincir otellerin bir kısmı bu bölgede. Ayrıca dünya markalarının mağazaları da bulunuyor burada. Hediyelik eşya dükkânları, restoran ve kafeler. Ne ararsanız var. Denize girmek için de oldukça ideal.

Bali (Denpasar)-13

2-Seminyak: Seminyak da tıpkı Kuta gibi Bali’nin turistik ve diğer bölgelerine göre daha lüks olan bir semt. Kuta ile kıyaslayacak olursam biraz daha mütevazı diyebilirim aslında. Daha çok midelere hitap eden bir yer olduğunu da belirteyim. Hostel seçeneklerinin de adada en çok olduğu bölge burası. Ayrıca spa ve masaj merkezleri de bu bölgede çok başarılı.

3-Jimbaran: Deniz-kum-güneş için adada bulunan en güzel bölgelerden biri. Ayrıca sahil boyu gördüğünüz küçük kafeler akşama doğru tüm masalarını dışarı yerleştiriyor. Kumsalda, denize karşı gün batımı eşliğinde deniz ürünleri ve balıktan oluşan bir akşam yemeğinin yenebileceği en güzel yer.

Bali (Denpasar)-14

4-Ubud: Bu bölge halkın daha geleneksel yaşadığı, turistlerden ziyade gerçek anlamda keşfe çıkan gezginlerin uğradığı bir yer. Ayrıca şehrin kültür merkezi de aslında burası. Endonezyalıların gerçek yaşamını görmek istiyorsanız Ubud’da en az bir gün geçirmeden dönmeyin. Adanın yeşilliği en bol olan bölgelerinden biri de burası. Geleneksel el sanatları, yerel danslar, Luwak kahvesi, fil safarisi, Kutsal Maymun Ormanı gezintisi gibi aktiviteler için uğramanız gereken yer tam olarak burası.

Bali (Denpasar)-15

5-Tegallalang Köyü ve pirinç terasları: Hayatımda en çok görmek istediğim manzaralardan biriydi bu kat kat yeşillik. Bali’de görmek kısmet oldu. Tegallalang köyü Ubud Bölgesi'nde bulunan küçük bir köy. Ulaşımı biraz zor çünkü yolları oldukça kötü. Ya da bizi kötü yoldan götürdüler bilemiyorum tabi. Teraslara inmeden önce aracınızı park edip yolun karşı tarafına (terasların başladığı yere) geçtiğinizde pek çok küçük kafe göreceksiniz. Dilersiniz bu teraslara nazır bir şekilde biranızı içebilir ya da yemek yiyebilirsiniz. Ardından ufak ufak aşağılara doğru minik bir keşfe çıkabilirsiniz. Fakat uyarmam gerekir ki burada yürümek çok da kolay değil. Tüm zemin çamur ve haşarat bol. Önleminizi almalısınız.

Bali (Denpasar)-16

6-Tirta Empul (Kutsal Su) Tapınağı: Bu tapınak bana göre Bali’de mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Fakat sizin Bali’ye gidiş amacınız sadece deniz-kum-güneş, sörf ise ya da bu tarz yerleri gezmek ilgi alanınıza girmiyorsa tabi ki bir şey diyemem. İlginç mimarisi ise hayran kalmanız için yeterli. Giriş ücreti 3,5 TL civarı. İçeri girerken kurallar gereği kadın-erkek herkes Sarong giymeli. Giriş kapısından temin edebilirsiniz. Çıkışta ise iade ediyorsunuz. Tapınaktan akan su sıcak kaynak suyu. Bu yüzden ismi Kutsal Su tapınağı. Tanrı Vishu’ya adanmış olan tapınak üç kısımdan oluşuyor. İlk kısımda bulunan havuzdan kaynak suyu akıyor ve bu suda yıkananların tanrıların huzuruna çıkmadan önce günahlarından arındığına inanılıyor. Ayrıca bu tapınaktan akan suyun hastalıklara iyi geldiği de söyleniyor. İkinci kısımda Hindular, tanrıları için adaklar bırakıyor. Son kısımda ise dua etmeye geçiyorlar. Adak kültürünün Hindular için ne kadar önemli olduğundan daha önce bahsetmiştim. Bu tapınağa geldiğimiz saatlerde şansımıza kalabalık bir grubun kadın, erkek, çocuk bir arada, ellerinde hazırladıkları kocaman adak sepetleri ve Gamelan müziği eşliğinde mantra söyleyerek tapınağa girişlerine şahit olabildik. Gerçekten gördüğüm en mistik ve huzur verici sahnelerden biriydi diyebilirim.

Bali (Denpasar)-17

7-Tegenungan Şelalesi: Bu şelale Tegenungan Köyü'nde yer alan oldukça gösterişli bir doğa harikası. Şelalenin altında duş keyfi bile yapabilirsiniz dilerseniz. Fakat Bali’nin yağmurlu sezonunda şelaleden akan su çok da davetkar değil. Bulanık ve çamurlu akıyor. Buraya girişin de ücretli olduğunu belirtelim. Şelaleyi gezdikten sonra köyde küçük bir gezintiye çıkabilir, Legong Dansı gösterisi de izleyebilirsiniz.

Bali (Denpasar)-18

8-Uluwatu Tapınağı: Bu tapınak Hint Okyanusu’ndan yaklaşık 70 metre yukarda yer alıyor. Üç kutsal hindu tanrısı Brahma, Vishnu ve Shiva’nın bu tapınakta bir olduklarına inanılıyor. Konum olarak o kadar güzel ve ilginç bir yerdeki bir anlam taşıyıp taşımadığını sormadan edemedim. Bunun gibi 6 tapınak daha olduğunu (Uluwatu dâhil) ve bu tapınakların adanın koruyucuları olduklarına inanıldığını söylediler. Yani adayı okyanustan gelen kötülüklere karşı koruyan surlar. Bu tapınaklardan bir tanesi de Bali’de görmeden dönülmemesi gereken yerlerden biri olan Tanah Lot tapınağı. Küçük bir ormanla kaplı etrafı. Yeşilliklerin içinden yürüyerek uçurum kenarındaki bir yola ulaşıyorsunuz. Ve bu yolun uçuruma bakan tarafı taş duvarlar ile kapatılmış. Bu duvarların ötesinden Hint Okyanusu'nun sonsuz  manzarasını izleyebilirsiniz. Okyanus manzarasının tadını çıkararak tapınağa doğru ilerliyoruz. Fakat içeri sadece Hinduların girişine izin veriliyor. Çünkü bu tapınakta sadece ibadet amaçlı bulunulması isteniyormuş. Tapınak ve çevresi yüzlerce maymuna ev sahipliği yapıyor. Tapınağın adanın koruyucusu olduğu gibi bu maymunlarında tapınağı kötü ruhlardan koruduğuna inanılıyor. Bu maymunlar nedense en çok otoparkta geziyorlar. Oldukça sevimli görünen bu minnoş maymunlara fazla yaklaşmamakta, çanta, cep telefonu, cüzdan, pasaport ve özellikle GoPro gibi küçük kayıt ekipmanlarını çok dikkatli muhafaza etmekte fayda var. Zira bu minnoş görünümlü maymunlar bir hayli saldırganlar. Gayet iyi niyetli sevmek için yanına yaklaşmanız Bali seyahatinizi hastanede sonlandırmanıza sebep olabilir. Annesinin kucağındaki küçük bir kız çocuğunun bacağına saldırıp her iki ayakkabısını birden çalıp yemeye çalışan maymuna şahit olduk. Sonradan öğrendik ki maymun hamileymiş. Ayakkabı aş ermesi değişik bir durum tabi. Özetle dikkatli olun. Benden söylemesi.

Bali (Denpasar)-19

9-Tanah Lot Tapınağı: Bir daha eşini benzerini göremeyeceğinizi garanti edebileceğim mimari yapıdır bu tapınak. Git gel etkisi ile şekillenmiş bir kayanın üzerine oturtulmuş inanılmaz bir mimari harikası. Zamanla oluşan deformasyonlar sebebiyle yenileme çalışmaları yapılmış. Bu tapınak da tıpkı Uluwatu gibi adanın koruyucusu olduğuna inanılan tapınaklardan biridir. Bali’de gün batımının ya da doğumunun izlenebileceği en güzel noktalardan biri bu tapınak.

Bali (Denpasar)-20

10-Taman Ayun Tapınağı: Diğerleri gibi fazla bir esprisi olmadığını düşünebilirsiniz. Fakat Hinduizm ve tapınaklar ilginizi çekiyor ise Taman Ayun Tapınağı da görülmeye değer bir yapı.

Bali (Denpasar)-21 

11-Merta Harum Luwak Coffee: Luwak kahvesi tadabileceğiniz ve nasıl üretildiğini görebileceğiniz yeşillikler içinde, sevimli bir yer. Luwak kahvesi dünyanın en pahalı ve en az üretilen kahvesi olarak bilinir. Üretim şekli bazı kişiler için rahatsız edici olsa da denemekten bir zarar gelmez diye düşünüyorum. Luwak kahvesi tohumları olgunlaştığında rengi kırmızıya dönüyor. Olgunlaşmış olan tohumlar ‘Palmiye Misk Kedisi’ yani ‘Luwak’ tarafından afiyetle mideye indiriliyor. Kedinin dışkıladığı kahve tohumları toplanıyor ve önce dışkıdan temizleniyor. Ardından kaynar suda bir güzel kaynatılıp, güneşte kurumaya bırakılıyor. Güneşte güzelce kurumuş olan tohumların dışındaki kabuklar temizleniyor. Ve bu işlemden sonra kahve kavrulmaya ve çekilmeye hazır hale geliyor. Bu kahvenin çok güçlü bir antioksidan olduğunu ve kanser önleyici etkisinin bulunduğunu söylesem belki denemek istersiniz. Merta Harum’da yüzlerce çeşit bitki yetiştiriliyor. Hepsinden çay ve kahve üretimi yapılıyor. En doğal bitki çaylarının ve kahvelerinin tadına bakıp satın alabileceğiniz bir yer burası. Luwak kahvesi içmek fikri sizi rahatsız ediyorsa bile en azından bu tesisi gezmek, üretimini görmek, çay ve kahve yapımında kullanılan diğer bitkileri tanımak ve en doğal haliyle bitki çayların ya da kahveleri denemek için mükemmel bir yer. Bütün samimiyetimle söyleyebilirim ki burada denediğim tüm çay ve kahvelerin tadı damağımda kaldı.

Bali (Denpasar)-22

12-Garuda-Wishnu Kencana: Burası aslında yeni sayılabilecek bir kültür parkı. Belirli saatlerde dans gösterileri izleyebileceğiniz, dev boyutlardaki Vishnu ve Garuda heykelleri ile fotoğraf çektirebileceğiniz güzel bir yer. Diğer kültürel yapılara kıyasla girişi biraz daha pahalı. Fakat kredi kartı ile ödeme yapabiliyorsunuz.

Bunlar benim ‘Yapmadan/Görmeden Dönme’ listemde olanlardı. Tabi ki Bali sadece bunlarla sınırlı değil. Çok çok daha fazlası sizi bekliyor. Bizim yapmadığımız fakat önerebileceğimiz şeyler de var tabi ki.

-Batur Volkanın’da güneşin doğuşunu izleyip kahvaltı keyfi yapabilirsiniz.

-Kutsal Maymun Ormanı'nda maymunlar ile küçük bir gezintiye çıkabilirsiniz. Buradaki maymunlar da saldırgan. Dikkatli olunuz.

-Bali’nin en ikonik tapınağı Ulun Danu mutlaka ziyaret edilmeli. Bedugul Bölgesi'ndeki bu tapınak biraz uzakta kalıyor. Eğer görmek istiyorsanız planlamanızı buna göre yapın. Ne yazık ki ben bu konuda biraz planlama hatası yaptığım için bu tapınağı göremedik.

-Ubud’da fil safarisine çıkabilirsiniz. Biz bu tarz şeylerden pek hoşlanmadığımız için yanaşmadık.

-Sörf ve su sporlarına ilginiz varsa mutlaka deneyin. Fakat uyarmalıyım ki fiyatları ülkemizdeki fiyatlar ile eşdeğer.

-Ayung Nehri'nde rafting yapılabilirsiniz.

-Zaman yeterliyse birkaç günü Gili Trawangan Adası'nda geçirebilirsiniz.

-İlgi duyuyorsanız mutlaka yoga ve meditasyon sınıflarına katılın. Özellikle Ubud Bölgesi yoga ile ilgilenenler için çok özel bir yer.

Bali’de mutlaka yapılması gerekenler ve dikkat edilmesi gerekenleri de sıralayıp bize ayrılan sürenin sonuna gelelim artık.

-Bütün ada masaj ve spa merkezi kaynıyor. İstanbul’da olsa fırsat sitelerinden en az 100 TL’ye satın alacağınız masaj hizmetini 10-20 TL gibi komik rakamlara alıyorsunuz. Özellikle Seminyak ve Jimbaran’da bulunan salonlar benim daha çok hoşuma gitti. Yalnız bu hizmetleri satın almadan önce masaj yaptıracağınız salonun temizliğini kontrol edin ve ayakkabıların çıkartılarak girildiği salonları tercih etmeye özen gösterin. Önünüze koyulan menüden istediğiniz masajı ve süresini seçmek kalıyor geriye. Seyahatimiz boyunca her gün farklı salonlarda farklı masaj türlerini denedik. Klasik Bali masajından, sıcak taş masajına kadar… Siz de oraya kadar gitmişken mutlaka farklı masaj türlerini deneyimleyin. Dipnot olarak belirteyim… Hiçbir masör karın bölgenize dokunmuyor. Spritüal bir sebebi olduğunu düşünmüştüm ama aslında çok basit bir sebebi varmış. Birçok kişi karın bölgesine masaj yapıldığı zaman rahatsız oluyor ve istifra ediyormuş. Eğer karın bölgenize masaj istiyorsanız bunu masörlere mutlaka söylemelisiniz.

-Alışverişlerinizde mutlaka pazarlık yapın. Ürünlerin etiketli olduğu yerel mağazalar ve dünya markaları hariç yerel esnaftan alışveriş yapacaksanız mutlaka pazarlığa girişin. Aksi takdirde ederinden çok daha yüksek fiyatlara alışveriş yapmış olursunuz.

-Taksicilerin büyük çoğunluğu günübirlik turlar için arabalarını kiralıyorlar. Arabalarında katalogları oluyor, siz istediğiniz turu seçiyorsunuz. Güvenilir olduğunu düşündüğünüz birine denk gelirseniz satın alabilirsiniz.

-Jimbaran’da gün batımını mutlaka görün. Ve deniz ürünleri ağırlıklı bir akşam yemeği yiyin.

-Bira seviyorsanız Bintang’i mutlaka deneyin. Yalnız çok hızlı ve arka arkaya içmemeye dikkat edin çünkü ağır bir bira.

-Hava Bali’de inanılmaz derecede sıcak ve nemli. Sürekli kendinizi yapış yapış ve pis hissederseniz bu gayet normal. Biz Aralık ayında gittiğimiz ve her gün yağmura yakalandığımız halde durum böyleydi. Başka mevsimleri bilemiyorum. Ama bize göre kış aylarında Bali’ye gitmeyi planlıyorsanız mutlaka yanınıza yağmurluk ya da şemsiye alın.

-Özellikle Kuta Bölgesi'nde çok sayıda korsan taksi var. Çok dikkatli olunmalı. En güvenilir taksiler Blue Bird olanlar.

-Yanınıza gelip size ‘free’ diye kart uzatan kişilerden de uzak durun. Çünkü dolandırıcılar. Özellikle de tur sattıklarını söyleyip turistleri hedef alıyorlar.

-Ahşap ürünler kendiniz ya da yakınlarınız için inanılmaz güzel hediyelikler olacaktır.

-Ayrıca tekstil ürünleri bu kadar ucuzken birkaç parça edinmekte fayda var.

-Yerel danslardan en az birini mutlaka izleyin.

Bali (Denpasar)-23

-Pirinç teraslarını görmeden Bali’yi gördüm diyemezsiniz…Dememelisiniz.

-Hinduist bir ülkede keşfe çıktığınıza göre bu da demektir ki bol bol tapınak gezmelisiniz. Bali’de sayısız tapınak var. Haliyle hepsini görmek imkânsız. Ama en azından Tanah Lot ve Tirta Empul tapınaklarını mutlaka görün. Benim ilgi alanıma çok fazla girdiği için sağda solda gördüğüm tüm tapınaklara girmeye kalkışınca eşim  ‘’5 yıllık tapınak ihtiyacımı karşıladım yeter girmeyelim artık.’’ şeklinde isyan etmemiş olmasaydı bütün seyahat boyu tapınak gezerdim sanırım.

-Denk gelirseniz eğer tapınaklarda dini törenleri mutlaka izleyin.

-Tapınaklara girerken Sarong giymelisiniz. Kadın-erkek fark etmiyor. Lütfen bu konuda saygılı olun.

-Yine Hinduist bir ülkede yaşadığınızı hatırlatan ve halkın günlük ritüeli olan adaklara dikkat edin. Sokaklar adak kaynıyor. Lütfen yürürken dikkat edin ve üzerlerine basmayın.

-Bir şehrin içinde bu kadar çok horozun ne işi var diye soracak olursanız cevabı çok basit. Endonezyalılar horozun sesini çok seviyorlar. Bu yüzden de bahçelerinde besliyorlar. Açık alanlarda serbestçe gezen bol miktarda horoz göreceksiniz.

-Gamelan müziğinin mistik büyüsü dinlediğim hiçbir müzikte yok. Dinlemeden dönmeyin.

Bali (Denpasar)-24

Bali ile ilgili bizim deneyimlerimiz bunlardı. Bir kere daha imkânım olursa yeniden gitmeyi, yeniden keşfetmeyi çok isterim. Umarım paylaştığım bilgiler rotasını Bali’ye çevirmiş olanların işini kolaylaştırmış ya da size yeni bir macera için ilham vermiştir. Takipte kalın…

Bali (Denpasar) şehrini rahat ve hızlı gezmenin yolu yerel turlara ve turistik noktalarda önceden yerinizi ayırtmak. Bu şehir için önerdiğimiz deneyimler şöyle; Bali Safari ve Deniz Parkı: Gece Safari (58.45 €), Bali: 2 Gün Günbatımı ve Sunrise Kampında Mt. Batur (117.77 €), Bali: Öğle ile Ayung Nehri Rafting (66.735 €), Waterbom Bali: Hızlı Giriş Paketi (36.64 €). Bu şehirdeki tüm turları görmek için tıklayın.
-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar