Kıbrıs'taki Mavi Köşk'ün Hikayesi

Kıbrıs'taki tartışmasız en ilginç yer olan Mavi Köşk'ten bahsedeceğim bu yazımda : ) Paulo Paolides adlı bir silah tüccarına ait olan Mavi Köşk gerçekten hayatımda gördüğüm en ilginç yer.

Bir evin her bir tuğlası bu kadar akıl dolu olabilir mi? Oturulan koltuktan, takılan perdeye kadar her şey o kadar akıl dolu ki anlatamam. Hani 'Anlatılmaz yaşanır.' derler ya cidden öyle. Evin girişinden salona doğru ilerlediğinizde ortada ihtişamlı bir havuz görüyorsunuz. Gelen konukların burada süt banyosu yaptığı (konuklardan birinin Sophia Loren olduğu) söyleniyor. Salonun sağ tarafı bekleme sol tarafı ise müzik odası. Tabi dönemin modasına göre döşenmiş. Bekleme bölümünün duvarında duran tabloda ressamın parmak izlerini görebiliyorsunuz.

Salondan geçelim kütüphaneye : ) Yine akıl doluluk burada da devam ediyor. Kütüphanede bulunan koltuk ve masa ceylan derisinden yapılmış. Koltuğun özelliği belli süre sonunda insanı çivi gibi yapıp uyumasını engellemesi. Bileydim sınav dönemlerimde yaptırırdım böyle bir şey dedim : ) (Tabi öğrendikten sonra yaptırabildim mi? 'Hayır' :))  Kütüphanenin perdesi de 5 kat elyaftan yapılmış. Kapatıldığı an en ufak bir ses ya da ışık demeti göremiyorsunuz. Sonra üst kata çıkıyoruz. Üst katta galoş giymek gerekiyor. Koridorlardaki süs eşyaları dikkati çekiyor başta. Özellikle 'Denge Heykeli'. Evin merkezinde duran bu heykel deprem sırasında ev ahalisini uyarıyormuş. Sonra odalara geçiyoruz.

Odaların renkleri de vasıfları da ayrı. Mesela:

Mavi oda; misafir odası. Köşesindeki çiçek şeklindeki aynada odanın tüm köşelerini görebilirsiniz.

Kırmızı oda; mafya adamlarıyla yaptığı toplantılar için kullandığı oda imiş. Ortada olan masada olayları konuşup kendi masasında da kararları verirmiş. Kırmızı odadaki Meryem Ana tablosu da ilgi çekici detaylardan. Tabloda Meryem Ana'ya hangi açıdan bakarsanız bakın gözleri size bakıyor. Paolides'in evine farklılığı bu önemli detaylar katıyor.

Sarı oda; çocuğu olmayan ama çocukları çok sevdiği söylenen Paolides'in çocuklar için yaptırdığı oda. Bu odanın en önemli özelliği depreme dayanıklı oluşu. Ayrıca odadaki çekmece kulpları da çocukların cinsiyetine göre mavi ya da pembe.

Yeşil oda;  salon takımı ve yemek masası bu odada bulunuyor. Dinlenme ve keyif odası olarak kullanılan bu odada koltuklar yeşil renk ve belli bir süre sonra insanın uykusunu getiren bir kumaştan yapılmış. Yani bunlarda da bir sihir var : ) Ayrıca bu odada televizyon da bulunuyor.

Pavlo Paolidesin'in yatak odası; Oldukça sade döşenmiş. Mobilyaların kullandığı renkler bile sadeliği çağrıştırıyor.

Odaları bolca gezdikten sonra çıkıyoruz terasa : ) Tabi burada da ince düşünülen şeyler olmasaydı şaşardım diyeceğim detaylara rastladım. Mesela bukalemun yağıyla yağlanıp her mevsim değişen dolaptan, insan figürü olan sehpalara ve hatta kadın, erkek heykeli şarap şişelerine kadar... Terasın manzarası süper!

Taverna; böyle farklı döşenen bir taverna ilk defa gördüm. Tavernadaki sandalyeler oda renklerine uygun konulmuş. Misafirler mavi, çocuklar sarı ve mafya babaları kırmızı olan masalarda otururmuş.

Bu akıl dolu evi bölüm bölüm gezdikten sonra bahçesine çıkıyoruz. Ev bu kadar akıl dolu olur da bahçesi olmaz mı? : ) Bu arada ek bir bilgi Paolides bu evi yapan arkadaşını da öldürmüş sırrını kimseye vermesin diye. Adamdaki arkadaş sevgisine bak! Ayrıca kendisinin 13 rakamına da bir sempatisi olduğu söyleniyor. Evdeki birçok şey bu sayıya göre yapılmış.

Bu bilgilerden sonra evin bahçesine geçelim. Bahçede aslanlı bir çeşme bulunuyor. Bu çeşmeden şarap akıyormuş. Çeşmenin daha ilerisinde başka bir çeşme daha var İtalya'daki Aşk Çeşmesi'ne benzeyen. Burada dilek diliyorsunuz. Yüzünüz eve dönük olmalı, çeşmeye arkanızı dönüp bozuk para atıyorsunuz. Hangisi gelince dileğiniz kabul oluyordu hatırlamıyorum ama ben ilk başta denediğimde olmadı ikinci deneyişimde oldu ama dileğim tutmadı. Neyse : )

Daha ilerisini de geçince küçük bir amfitiyatro var. Kendisi aynı zamanda bir avukat olan Pavlo duruşmalardan önce amfi tiyaronun olduğu yerin ortasında prova yaparmış. Orta yerde mavi bir daire var ve bu dairenin özelliği; o bölüme geçince sesiniz yankılanıyor, o bölümden uzaklaşınca yankı bitiyor. Kaç kere denedim hatırlamıyor ama bayağı eğlenceliydi : ) Bir de her yer yeşillik bir güzel bir güzel... Orada duruşma için on numara beş yıldız hazırlık yapılır : ) Hem ortam hem yapı muhteşem! Amfitiyatro bölümünden ilerledikten sonra köşkün son bölümüne geliyoruz. Köşkün bahçesi dağları ve boğazı görüyor hatta kasınca akşamları Anamur'daki ışıklar bile görünüyormuş. Anamur kısmını umarım doğru hatırlıyorumdur! Ama daha görebilen yokmuş ışıkları : ) Işıklar görülmese de gündüz manzarası görülmeye değer. Fotoğraf çektirmek için gayet ideal. Ayrıca çevresindeki dağların tepelerinden bile görülmeyen gizli bir alan. Ben ne kadar abartıldığı kadar gizli bulmasam da yine de gizli bir yer köşkün olduğu yer.

Yani uzun lafın kısası bu ilginç köşkü gidin, görün. Dünya üzerinde mutlaka görülmesi yerlerden... Siz de benim verdiğim tepkilere yakın tepkiler verirsiniz diye düşünüyorum : )

Sevgilerimle...

Etiketler