Google+

Arama formu

​TANRILAR ŞEHRİ MARAKEŞ’TEN KURU TOPRAKLARA YOLCULUK

Sevdiğim müziklerin başında Endülüs Halk Müziği olan flamenko gelir ki oldum olası Türk Halk Müziği’ne çok benzettiğim yanları olmuştur. Hatta üniversite yıllarımda arkadaşlarımla müzikli sohbetler yaparken bağlama ile gitarı sık sık yan yana getirirdik, çalıp söylerdik. Kendi türkülerimizi bağlama gitar ile çalsak da flamenko formatında bu türkülerin çalınabileceğini savunurdum. Yıllarca gizli bir proje olarak içimde sakladığım bu hayali ileride gerçekleştirmeyi umut ediyordum. Bu umut içimde diri iken, Bursa'da 2005 yılının Haziran ayından bir afiş gördüm. “Gerardo Nunez ile Arif Sağ Aynı Sahnede.” O hayatım boyunca unutamayacağım konsere gittim ve yıllardır kafamdaki bu projeyi kim benden duyup hayata geçirdi diye de düşündüm durdum.

Şu an bulunduğumuz ülke Fas’ın müziklerindeki melodiler Arap ve Endülüs müziklerini andırırken ritimler açık ara Afrika’ya benziyor. Yanımda getirdiğim Endülüs Halk Şarkıları’nı, şoförümüz Muhsin’in arada bir açtığı Fas radyolarını ve buradan satın aldığım yerel müzikleri dinleyerek tanrılar şehri olan bu kızıl şehir Marakeş’ten yola koyulduk.

Marakeş

Marakeş-1

Marakeş bölgesine uygun ulaşım yollarından biri de havayolu. En uygun fiyatlı uçak biletlerini görmek için tıklayın

Yola henüz çıkmıştık ki ciddi bir trafik kazası atlattık. Bizim aracımızın sürücüsünün tecrübesizliği ile arkadaki araçtaki sürücünün ustalığı bir araya gelince iki aracın birbirine sürtmesi ile kurtardık.

Marakeş-2

Marakeş-3

Marakeş şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Otel yerine ev kiralamak isterseniz Riad Dar Kader güzel bir seçim olacaktır. Bunlardan en iyileri Riad Al Bushra, Riad Les Nuits de Marrakech, Dar Andamaure. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Maison Aicha, Dar la Cle de la Medina, Riad Amanouz gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Backpackers Grapevine Hostel, Riadbelko, Palais de l'O tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Marakeş aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Marakeş'ten güneye yani Batı Sahra'ya, o uçsuz bucaksız çöllere dönsek de yönümüzü, o görmek için heyecanlandığımız görüntüleri Atlas Dağları'nın saatlerce saklayacağından haberimiz yoktu. Hava sıcaklığı fazla olmasına ve daha kızgın kumlardaki develeri hayal etmemize rağmen Atlas Dağları'nın tepesindeki karlar bize ayrı bir mevsim karmaşası yaşattı.

Marakeş-4

Marakeş-5

Gün boyu tırmandığımız bu sıra dağları öyle küçümsemeyin çünkü Türkiye’nin bir ucundan bir ucuna olan mesafeden daha fazla bir mesafeye uzanmış (2.400 km), Fas, Cezayi ve Tunus’u kapsayan sıra dağlardan bahsediyorum. Bu sıra dağların en yüksek bölgesi ise Fas sınırları içerisinde (4.167 mt). Bu sıra dağlara mükemmel bir kıvrımla tırmanıyorsunuz. Bizim başımıza güneş geçmişken yanı başımızdaki Atlas Dağları’nın başına kar geçmiş durumda. Öğle yemeğini adını hatırlamadığım küçük bir kasabada yedik.

Marakeş-6

Marakeş-7

Fas’ta bizim Türk olduğumuzu anlayan yerli halk hemen kendi söyleyiş tarzı ile “marhaba” diyor. Geçirdiğimiz dört günde onlarca kişi bize “marhaba”dan sonra “Polat Alemdar” diyorlar. Anlıyorum ki bir bölümünü bile izleyemediğim bu dizinin müdavimi olan kişi sayısı hiç azımsanmayacak ölçüde. Türkiye’nin nerede olduğunu, hangi dili konuştuğunu, başkentini ara ara sorup yanıt alamadığımızda ama buna rağmen Polat Alemdar ismini herkesin duyması açıkçası beni hiç üzmedi. Çünkü bizim ülkemizde yapılan halk röportajlarından bilirsiniz, halkımızın hangi sorulara cevap veremediğini ve dalga konusu olduğunu. En azından Polat Alemdar sayesinde Fas’lılar Türkiye diye bir ülke olduğunu biliyorlar.

Marakeş-8

Marakeş-9

İşte öğlen saatlerinde Fas sosları ile kızartılan tavuklarımızı yedikten ve yarım saat telefonlarımızı şarj ettikten sonra tam çıkacaktık ki beyaz entarili olan bir Fas’lı nereden geldiğimizi sordu. Sonra aracımıza binmek üzereydik ki arkamızdan bağırdı: “Mustafa Kemal”. Tüylerim diken diken oldu…

Marakeş-10

Marakeş-11
 
Büyük Sahra’yı görmeden önce ilk durağımız Varzazat (Quarzazate). Burası tam Fas fotoğraflarında gördüğünüz toprak rengi kerpiç evlerle dolu tarihi bir kent. Kent girişinde yılan oynatıcıları ve hediyelik eşya satan seyyar satıcılar bizi karşıladı. Buradan yılanı ikinci kez boynuma aldım ve yere eğildiğimde o kendine özgü sesi çıkararak elimin arasından kaydı. Derisi pul pul ve oldukça sert ama tiksindirici bir hayvan değil, en azından benim için. Bu şehrin önemli bir özelliği var çevresinde bizim gezip görebildiğimiz iki tane çok büyük film stüdyoları var. Örneğin Russell Crowe’un oynadığı Gladyatör dahil çok fazla film bu stüdyolarda çekilmiş. Bu filmler için adeta Roma dönemini andıran oldukça gerçekçi bir şehir devleti inşaa etmişler ve bunu da turizme açmışlar.

Marakeş-12

Marakeş-13

Varzazat’tan sonraki rotamız daha da güneyde ve Sahra’nın başlangıcı olan Zagora. Bu şehre vardığımızda hava kararmak üzereydi ve burda bir restoranda akşam yemeğimizi yedik. Adını ve tadını bilmediğimiz yerel yemeklerden ziyade bildiğimiz karışık ızgarayı söylesek bile tadı ve pişirme şekli itibariyle damağımıza farklı bir ülkede olduğumuzu haber veriyor. Biz yemekte iken yanımıza kendisinin rehber olduğunu söyleyen bir kişi geldi ve çöle 100 km’lik bir yolumuz kaldığını, bizim cipimizin o yollara gidemeyeceğini, yolu bulamayacağımızı söyledi ve bir gecelik bir çöl turu için bizimle pazarlığa oturdu.

Marakeş-14

Marakeş-15

Gezi arkadaşlarımın üçüne bu konuda muhalefet etsem de tek kaldığım için o arkadaşla anlaştık. Onların getirdiği sekiz kişilik Toyota Prodo marka cipe atladık ve iki saate yakın bir sürede karanlıkta çöle ulaştık. Yarın sabah güneşi ile develeri fotoğraflayacak olsak bile bana çölün bu gece hali huzur verdi. Bedevi çadırı yumuşak kumun üzerinde keçe kaplı bir şekilde çok güzel hazırlanmış.

Asıl olan çadır değil de çadırın dışı! Yıldızlar bir geceyi ancak bu kadar aydınlatabilir. Köyüme gittiğimde dedemlerin evinin dam başında yatarım ve geceleri kayan yıldızları izleyerek uyumak kadar güzel bir şey yok. Ama gece yıldızlara bakarak sayısız uyuma tecrübeme karşılık Fas’ta gördüğüm yıldız manzarasını hayatımda hiç görmemiştim. Farklılığı sadece gökyüzünde değil 20 derecelik açıda bile sayısızca parlak yıldız görebiliyorsunuz. Çıplak ayağınızın altında serin bir ince kum, başınızı yukarı kaldırmasanız bile görebileceğiniz binlerce parlak yıldız ve tertemiz bir hava. Bu güzel bedevi çadırında huzur dolu bir uykuya dalıyorum bugün.
 
Umarım gece şansımız yaver gider ve kutup ayısına denk gelmeyiz.

https://www.facebook.com/ali.yeniay.395


Yazar Hakkında

Ali Yeniay

"Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?" sorusuna "Gezerek, okuyan ve hatta gezi yazılarını paylaşan" diye cevap veren bir seyyahım ben...