Google+

Arama formu

BUDAPEŞTE ÜZERİNE MÜLAHAZALAR

Ferenc Liszt Havalimanı’na sorunsuz inmemizin akabinde ilk işimiz “İnformation”dan şehir merkezine nasıl gidileceğinin bilgisini edinmek oldu. Pek de nazik olmayan görevli kızdan hangi vasıtaları nasıl kullanacağımızı öğrendikten sonra toplu ulaşım araçlarını tercih ettik. Evvela havalimanından metroya ulaşabilmek için 15-20 dakikalık bir otobüs yolculuğu yapmak gerekiyor. Bu arada 24 saat geçerli olan biletlerden edinebilir ve bu süre boyunca tüm toplu taşıma vasıtalarından faydalanabilirsiniz. Otobüsten inip metroya (Köbanya Kispest İstasyonu) vardığınızda kısa süreli bir şaşkınlık yaşayabilirsiniz. Zira metro buram buram Sovyet mühendisliği kokuyor. Gideceğiniz yere göre ya ilk istasyondan (havalimanından vardığınız istasyonu kast ediyorum) mavi hattı takip edebilir yahut da Deak Ter İstasyonu’nda sarı ve kırmızı hatlara aktarma yapabilirsiniz. Siz de göreceksiniz ki Budapeşte’nin ulaşım ağı gayet iyi. Peşte tarafında yer alan Hösök Tere’deki otelimize varmak için sarı hat üzerindeki Hösök Tere İstasyonu’nda indiğimizde ve çıkıştaki merdivenleri tırmandığımızda yüksekçe bir Cebrail heykeli ve ardı sıra paralel halde uzanan Macar kahramanları ile karşılaşmak hoş bir deneyimdi.

Budapeşte

Otele yerleştikten sonra ilk işimiz tabii ki Kahramanlar Meydanı ve civarını keşif oldu. Kral İstvan’ın -sonradan Aziz İstvan olarak da anılacaktır- rüyasında Macar tahtını Cebrail’in elinden almasına binaen dikildiğini düşündüğüm ve dahi tüm mutlak monarşilerin biricik meşruiyet kaynağı olan Tanrı ve Tanrı adına yürütülen yeryüzündeki siyasal hakimiyet  anlayışını metaforik olarak kullanan, yüksekçe, elinde haç tutan Cebrail heykeli dikkatinizi celp eder. Cebrail’in bulunduğu sütunun alt tarafında 7 Macar Beyi’nin heykelleri bulunur ki bunlar başını Arpad’ın çektiği bugünkü Macaristan topraklarına gelen ilk Macar topluluklarının beyleridir. Arkada ise Hristiyanlık sonrası kralların heykelleri yer alır. Meydanın sağında ve solunda ise ihtişamlı iki bina karşılıklı olarak durmaktadır. Biri Güzel Sanatlar Müzesi’dir. Diğeri de çağdaş sanat eserlerine ev sahipliği yapan Sergi Sarayı’dır.

Kahramanlar Meydanı’nı geçtiğinizde sağ tarafınızda Vajdahunyad Kalesi’ni göreceksiniz. Transilvanya çağrışımları uyandıran kale bilhassa gece görülmeye değer. Yine kale içindeki kilise ve tarım müzesi olarak kullanılan binalar ziyaret edilmelidir. Yine aynı yerde bir Ortaçağ tarih yazıcısının sureti belli olmayan bir heykeli vardır ki eminim orada birkaç poz fotoğraf çekineceksinizdir. Meydanın solunda ise kent parkı uzanıyor. Oldukça yeşil ve aynı zamanda güvenli olan bu parkta kısa bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Kahramanlar Meydanı’na sırtınızı verip yolun karşısına geçtiğinizde önünüzde uzanan cadde, Andrassy Utca olacaktır. Caddenin geniş yol ve kaldırımları üzerinde yavaş yavaş seğirterek cadde mimarisinin keyfini çıkarabilirsiniz. Cadde üzerinde naçizane mühim bulduğum üç yeri zikretmek isterim; biri Terör Müzesi’dir. Terör Müzesi olarak kullanılan bina önce Nazi yanlısı Macar Arrow Cross Partisi tarafından daha sonra kızıl ordunun Budapeşte’yi ele geçirmesine mukabil komünist parti tarafından kullanılmıştır. Bu iki ceberut ve kan emici totaliter rejimin burgacındaki Macarlar, mevzu bahis dönemleri çalışma kampları, sorgular, işkenceler, düzmece mahkemeler ve idamlar ile hatırlıyorlar. Bu müzeyi ziyaret etmenizi mutlak surette salık veririm. Andrassy Utca boyunca yürümeye devam ettiğinizde ikinci görülmesi gereken yer  Opera Binası’dır. Cadde boyunca yürüdüğünüzde caddenin bittiği yolun sağındaki şuan ismini hatırlamadığım bir cadde üzerinde Aziz İstvan Bazilikası’nı göreceksiniz. Kilisede ücretli olarak iki kısım ziyaret edilebiliyor. Birincisi Budapeşte manzarası için kulelere çıkabiliyorsunuz. İkincisi ise hazine kısmını ziyaret edebiliyorsunuz. Takdir sizin elbet ama Budapeşte manzarası için benim favorim Gellert Tepesi’dir. Hazine kısmında Aziz İstvan’ın sağ eli olduğu iddia edilen ve  mahfaza içinde saklanan bir el göreceksiniz. Bu ilginç bir deneyim olabilir.

Budapeşte şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Otel yerine ev kiralamak isterseniz Panka-Lak, Budapest Apartment, Buda Castle Studio Apartment güzel bir seçim olacaktır. Bunlardan en iyileri Apartment L&A, The Grand Budapest Apartment, Apartman on Gellért Hill. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Mercure Budapest Buda, Limara apartment, Y Generation Downtown gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Casa Nora, Just Like Home Hostel, HomePlus Hostel tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Budapeşte aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Andrassy Utca sizi Oktagon’a ulaştıracaktır. Burada yemek yiyecek ya da bir şeyler içip soluklanacak mekânlar mevcuttur. Ama tabii bu ihtiyaçları görmek için en iyi yer Vaci Utca’dır. İfadelerimizi mukayeselerle somutlaştırmayı sevdiğimiz için olsa gerek muhtelif mecralarda Vaci Utca’nın Budapeşte’nin İstiklal Caddesi olduğu vs. şeyler yazar. Her ne kadar hem fiziksel hem de atmosfer olarak İstiklal Caddesi’nin fersah fersah uzağında olsa da burada zaman geçirmek güzeldir. Gideceğim yer biraz daha genç işi ve cıvıl cıvıl olsun istiyorsanız Deak Ter’deki kafe  ve barları tercih edebilirsiniz.

Şu satırlar vasıtasıyla muhayyel seyahatimize Peşte tarafından devam edelim. Mutlaka görülmesi gereken bir yer var ki o da Parlamento Binası. Tuna’nın hemen dibindeki bu Neo-Gotik bina oldukça vakar, ihtişamlı ve otoriter. Meydanında şöyle bir turlayıp parlamentonun çeşitli cephelerinden fotoğraflar çekebilirsiniz. Parlamento binasının hemen karşısında kısa bir köprü üzerinde 1956 Macar isyanının lideri ve Macaristan eski Başbakanı İmre Nagy’nin heykeli bulunmaktadır. Kendisi de eski bir sosyalist ve aynı zamanda Komünist Parti’nin liderlerinden biri olan Nagy, liberal bir pozisyon alarak  Sovyet totalitarizmine bayrak açar. Sovyet tanklarının Budapeşte’ye girişinin akabinde tutuklanır ve iki sene sonra idam edilir. Bu ilgilenmeye değer cesur adamı da bir ziyaret edin derim.

Budapeşte-1

Şehrin Buda tarafına değinirsek… Elbette kraliyet sarayı ve eski Buda’yı gezmenizi tavsiye ederim. Her ne kadar kraliyet sarayının muhteviyatının değerli materyal anlamında çok güdük olduğunu düşünsem de bu sarayın mimarisini zevkle izleyeceğinizi tahmin ediyorum. Sarayın eski şehre giden yolu üzerinde Matias Kilisesi ve Balıkçılar Burcu’nu  göreceksiniz. Buda Kalesi’ne uğramış bir turist olarak buraları zaten yeterince tavaf edeceksiniz. Eski şehrin sokaklarında dolaşmak ise oldukça hoşunuza gidecektir. Yine Buda tarafında Gellert Tepesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Gerçekten çok hoş bir Tuna ve şehir manzarası sizi bekliyor. Şehrin bu yakasında ziyaret edilmesi gereken bir başka yer var ki o da Gül Baba Türbesi’dir. Gül Baba, Budin’in (Osmanlılar Buda şehrini bu şekilde ifade ederlerdi) fethi ve akabinde ordu ile birlikte Budin’e gelmiş manevi karakteri yüksek ve etrafında -Macar ya da Türk fark etmeksizin- çokça sevilen ve sayılan bir Bektaşi dervişi. Bu zat-ı muhteremin cenaze namazını  devrin şeyhülislamı Ebussuud Efendi’nin kıldırdığı ve Kanuni Sultan Süleyman’ın da cenazede saf tuttuğunu belirtirsek ne kadar mühim biri olduğunu daha fazla ifade etmeye gerek kalmaz sanırım. Macar kültürel hayatında da oldukça önemli bir figür aynı zamanda. Memleketten binlerce km uzakta sana ait bir şeyler bulmanın tatmini ve manevi hazzı bir başka Gül Baba Türbesi’nde. Buraya ulaşabilmek için tramvayla Margit Hid İstasyonu’nda iniyor ve sağa dönüyoruz. Zaten döner dönmez sağınızdaki duvara bakarsanız Török Utca (Türk Caddesi)  tabelasını görürsünüz. Biraz yürüdükten sonra yolun karşısında yokuş yukarı uzayan dar bir cadde görecekseniz ki adı da Gül Baba Utca’dır (Gül Baba Caddesi). Yanlış hatırlamıyorsam ilk soldan döndüğünüzde o yol sizi Gül Baba Türbesi’ne götürüyor.

Son olarak bu şehirle ilgili gözlem ve tespitlerime gelirsek… Her şeyden önce Budapeşte garip bir cazibesi olan bir şehir. Ben çok sevdiğimi söyleyebilirim. Sistemli ve düzenli bir şehir. Trafiğinde yaya önceliği var. Etrafındaki Bratislava ve özellikle Viyana gibi şehirlere mukayesen oldukça ucuz bir şehir. Bira sudan ucuz diyebilirim. Kadın yahut erkek fark etmez Budapeşte sokaklarında dolaşırken şık ve güzel kadın popülasyonunun fazlalığı dikkatinizi çekecektir.  

Menfi gözlemlere gelirsek; oldukça fazla sayıda evsizi barındıran bir şehir. Evsiz insanlara şehrin her yanında rastlamanız mümkün. Fakat zararsız olduklarını söyleyebilirim. En fazla sizden sigara isteyebiliyorlar. Reddedip yolunuza devam edebilirsiniz. Özellikle gece yarısından sonra Budapeşte taksicilerine dikkat etmelisiniz. Zira otelin 300 metre ötesinde olduğunu kestiremeyen arkadaşım bir taksi çeviriyor ve taksici onu dolaştırarak 6000 Forint’ini alıyor ki bu da aşağı yukarı 18 Euro ediyor. Tatilde paralarınız boşa savurmamak için bu noktaya ehemmiyet vermekte yarar vardır diye düşünüyorum. Bir başka ikazım; paranızı şehir merkezindeki herhangi bir döviz bürosunda Forint’e çevirmeniz. Kesinlikle havalimanındaki döviz bürosundan değil. 100 Euro’da 15 Euro komisyon alıyorlar. 15 Euro’nuz cebinizde kalsın istiyorsanız şehir içini tercih edin.

Umarım en kısa zamanda yolunuz Budapeşte’ye uğrar ve keyifli anlar geçirirsiniz. Esen kalın…


Yazar Hakkında

Oben Hüseyin Sazaner

1984 Bursa doğumlu.Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu.Yıllık izinlerinde seyahat eder.