Floyen Tepesi ve Bergen

Buradan sonra Floyen tepesine çıkmak için finüküler’lerin kalktığı bölgeye gidiyoruz. Floyen tepesi kentin manzarasını en güzel izleyebileceğiniz ve fotoğraflayabileceğiniz alan. Tepenin denizden yüksekliği 320 metre. Finüküler ile 26 derecelik bir eğim ile 830 metre yol giderek tepeye ulaşacağız. Yerden tepeye ulaşmamız yaklaşık 3,5 – 4 dakika sürüyor. Finüküler sistemde, kabinin her tarafı camlı ve panoramik bir görüntü sunuyor. Oldukça keyifli kısa yolculuk sonrasında tepedeyiz.

TepedeBergen’in muhteşem manzarası ayaklarınızın altına seriliyor. Bu görüntüyü hem objektiflerimize hem de belleklerimize sabitliyoruz.

Tepede çocuklar için bir de park alanı bulunuyor. Parkta kuzeyin sembolü olan Troy’lerin devasa heykelleri bulunuyor. Tepede manzaraya karşı kahvelerimizi yudumlayıp yine finüküler sistemle aşağıya iniyoruz.

Daha sonra 1873’e tarihlenen Lepra Müzesine doğru gidiyoruz. Bir dönemler kentte çok fazla lepralı hasta varmış. Tüm lepralı hastaları burada barındırmışlar daha sonra da tedavi merkezine dönüştürülmüş, şu an ise müze. İlgilenenler ziyaret edebilir.

Artık yavaş yavaş karnımız acıktı. Tabii ki rota balık pazarı… Balık pazarındaki somonlar, ıstakozlar ve envai çeşit deniz ürünü bizi bekliyor. Biz burada jumbo karides, somon, yengeç bacağı, ıstakoz ve ringadan oluşan bir menü seçtik, hepsinin tadına bakmalıyız. Nefisti. Tabakta bir de koyu kahve renkli bir et geldi. Çok sert olan bu etin ekşimsi bir tadı vardı. Ne olduğunu bir türlü anlayamadık. Meğerse balinaymış. Burada balina da yiyorlar. Ama bana çok sıcak gelmedi bu durum.

Karnımızı doyurup, merkezdeki Byparken bölgesine gitmeye karar verdik. Bergen çok küçük ama çok güzel bir şehir. Her yer yürüme mesafesinde. Byparken bölgesi, oldukça geniş ve büyük bir park. Parkın çevresinde Parlamento binası, Kültür ve Kongre Merkezi ve pek çok müze yer alıyor.

Kültür ve Kongre Merkezi’nin önündeki ferforje ağırlıklı, çiçeklerle donatılmış çardak çok güzel. Kültür ve Kongre Merkezi önünde Bergen Flarmoni orkestrası kurucularından Edvard Greeg’in heykeli bulunuyor. Greeg ilk flarmoni orkestrasını 1786’da kurmuş. Bergen’den çok ünlü caz ustaları yetişmiş. Kültür Merkezi etrafından müzik aleti satan pek çok mağaza bulunuyor. Burada pek çok müzik ve caz festivalleri düzenleniyormuş. Madonna, Rolling Stones gibi ünlü sanatçılar 2-3 yılda bir buraya gelip konser veriyorlarmış. Dolayısı ile bu dönemlerde Bergen, tüm Kuzey Avrupa gençlerinin akınına uğruyormuş.

Bergen Hansa Evleri, Balık Pazarı, Floyen Tepesi, pek çok müze ve sanat galerileri ile hafızamda yer eden küçük ama yaşanılası bir kent.

Bergen'de havalanına yakın, konaklamak için çok tercih edilen Beccy Bergen Apartment ve Hotel Park Bergen otellerinde kalabilirsiniz.

NURHAN YILMAZ

Yazar Hakkında

NURHAN YILMAZ

1951 İstanbul doğumluyum. Yıl içinde dönüşümlü olarak Sinop, Bodrum ve İstanbul’da yaşamaktayım.Küçük yaşlarda babamın mesleği gereği, Türkiye’nin pek çok farklı şehirlerinde yaşadım.