Google+

Arama formu

Bursa Gezilecek Yerler

Bursa Gezilecek Yerler

Bursa, hem Osmanlı’nın hem de birçok tarihi dönemin en önemli kentlerinden biridir. Bursa’da gezilecek yerler denince akla mimari, camiler, medreseler, hanlar ve kiliseler gelir... Uludağ’ı, Ulu Camii’yi ya da Tirilye'yi görmeden Bursa’yı gezmek olmaz. Bursa tarihi çarşılarıyla, bembeyaz karla kaplı kayak merkezleriyle ve tüm tarihe tanıklık etmiş eski yapılarıyla sizi bekler.

Bursa Gezilecek Yerler:

Zengin tarihi, doğası ve şirin köyleri ile Bursa'da gezilecek birçok yer mevcut. Ulu Camii, Bursa şehrinin en önemli tarihi sembollerinden biridir. Türk İslam Eserleri Müzesi ise Osmanlı'nın ilk medreselerinden biri olan Yeşil Medrese olarak bilinir. Atatürk Evi, Bursa'daki eski bir caddede yer alan bir köşk olup Atatürk'ün Bursa'yı ikinci ziyareti sırasında kendisine hediye edilmiştir. Bursa Hanları, Osmanlı'nın ticaret merkezi olan Bursa'da pek çok meşhur han bulunmaktadır. Uludağ, Türkiye'nin en ünlü kayak merkezi olan Uludağ Bursa'da bulunmaktadır. Cumalıkızık, UNESCO Dünya Mirasları listesine girmeyi başaran Osmanlı mimarisinin hakim olduğu tarihi bir köydür. Tirilye, Bursa'nın en güzel Rum köylerinden biridir. İznik, Çini işçiliği ile bilinen arkeolojik alanları ile açık hava müzesini andıran Bursa'nın bir ilçesidir. Mudanya, Bursa'nın en gelişmiş merkez ilçelerinden biri olup deniz yoluyla ulaşım açısından kolay bir konuma sahiptir.

Bursa şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en çok tavise edilenleri Mercure Bursa The Plaza Thermal Spa Hotel, Boyugüzel Termal, Marigold Thermal Spa Hotel. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Derya Hotel Bursa, Hotel Efehan, Waha Hotel. gibi otelleri tercih edebilir ya da en yüksek indirime sahip olanları mereak ediyorsanız Gönlüferah City Hotel, Montania Town Hotel, Gönlüferah Thermal Spa Hotel tesislerini incelebilirsiniz. Bir de Tatilsepeti.com'un Bursa aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Listede adı geçen noktalarla ilgili detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.
 

Ulu Camii

Ulu Camii
 

Bursa’nın tarihi sembollerinden biri olan Ulu Camii, eski şehir merkezinde, Atatürk Caddesi üzerinde yer almaktadır. Çok ayaklı cami şemasının en klasik ve anıtsal örneği sayılan bu eser, Yıldırım Bayezid tarafından Niğbolu Zaferi sonrasında yaptırılmıştır. İnşaatı 1396-1399 yılları arasında tamamlanmıştır. Mimarının ise Ali Neccar olduğu sanılmaktadır. Her ne kadar cami, yüzyıllar içerisinde istila, deprem ya da yangın gibi felaketlerden oldukça zarar görmüş olsa da yapılan pek çok onarım çalışmaları ile günümüzdeki ihtişamlı halini korumaktadır. Dikdörtgen bir plana sahip olan Ulu Camii, aynı zamanda erken dönem Osmanlı mimarisi çok kubbeli camileri arasında en büyük ve en anıtsalı olma özelliğine de sahiptir. 20 kubbe ile örtülü olan caminin orta kısmındaki kubbesinin üstü camlıdır ve alt kısmında 16 köşeli büyük mermer bir şadırvan yer almaktadır. Toplam iç alanı 3.165,5 metrekaredir. Kündekari tekniği ile Antepli Hacı Mehmed bin Abdülaziz ed-Devvaki tarafından yapılmış olan minber, caminin en özgün ve en güzel eserlerinden biridir. Minberin doğu yakasında güneş sistemi, batı yakasında ise galaksi sistemi yer alırken evrenin kül olarak tasvir edildiği ileri sürülür. Ayrıca gezegenlerin büyüklük oranları ve yörüngeleri gerçek oranlarla örtüşür. Mihrabı ise, 1571 yılında Mehmed Usta tarafından yaptırılmıştır. Caminin ilk imam-hatibi, Mevlid-i Şerif yazarı Süleyman Çelebi olmuştur. Bursa Ulu Camii içerisinde 19. yüzyılın ikinci yarısında ve 20. yüzyılın başlarında duvarlara yazılmış olduğu tespit edilen 192 adet yazı, hat sanatının özgün örnekleri arasında gösterilmektedir.

Türk İslam Eserleri Müzesi (Yeşil Medrese)

Türk İslam Eserleri Müzesi (Yeşil Medrese)
 

İlk Osmanlı medreselerinden biri olan Yeşil Medrese, Sultaniye Medresesi olarak da anılmaktadır. Yeşil Külliyesi birimlerinden bir tanesi olan medresenin kitabesi mevcut değildir. Külliyenin yapım tarihleri olan 1414-1424 yılları arasında yapıldığı bilinmektedir ve mimarı Hacı İvaz Paşa'dır. Yapısal açıdan Anadolu Selçuklularının açık eyvanlı medreselerinin devamı niteliğindedir. Moloz ve kesme taş ile tuğla kullanılarak inşa edilmiştir. Sivri kemerli bir kapı ile girilen avlusunu üç taraftan çeviren revaklardaki sütun ve sütun başlıklarının bir kısmı Bizans devrine aittir. Revakların arkasında 13 adet medrese odası, iki yan eyvan ve merdiven boşlukları vardır. Külliyenin diğer yapılarına göre medresedeki çini süslemesi çok azdır. Var olanlarda mozaik çini ve renkli sır teknikleri kullanılmıştır.

Günümüzde Türk İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılan Yeşil Medrese’de, 13. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar uzanan Selçuklu, Beylik ve Osmanlı dönemlerine ait çini ve seramik eserler, ahşap, oyma ve kakma eserler görülebilmektedir. Ayrıca Türk maden sanatından örnekler, tombak ve diğer metal eserler ile Selçuklu ve Osmanlı sikkeleri, geleneksel Türk elişleri ve giysileri teşhir edilmektedir. Örneğin birinci odada Osmanlı dönemine ait sedef, kemik kakmalı ve lake işi ahşap eserler ile kapı tokmaklar, kilit ve anahtarlar görülebilmektedir. İkinci odada tüm İslami devirleri kapsayan altın, gümüş, bronz sikkeler ile Osmanlı nişan ve madalyaları yer alırken dördüncü odada hamam kültürü bakımından zengin olan Bursa yöresinden toplanmış hamam eşyaları ile canlandırılmış bir hamam odası mevcuttur. Hat sanatına ilgi duyanların ziyaret etmesi gereken yer ise sekizinci odadır. Burada İbn Hilal İbn el-bavvab'ın 365H./975 M. tarihli dua kitabı, 14. yüzyıl Beylikler devrine ait zengin tezhipli "Bakara Suresi" ve 723 H./1323M. tarihli Kur'an-ı Kerim, Memluk Sultanı Berkok'un Sultan Yıldırım Beyazıd'a hediyesi olan Kur'an-ı Kerim, Sultan II. Murad devrine ait Kur'an-ı Kerim, Sultan II. Mehmet (Fatih) için hazırlanan ve baş sayfasında sultanın adının yazılı olduğu 871 H./1466 M. tarihli dua kitabı, Şeyh Hamdullah, Hafız Osman gibi büyük ustaların hatlarından örnekler bulunmaktadır. Medresenin bahçesinde 15. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar tarihlenen Bursa mezar taşlarından örnekler ile bazı taş kitabeler de sergilenmektedir.

Atatürk Evi

Atatürk Evi

Bursa’nın ünlü ve eski Çekirge Caddesi üzerinde yer alan köşk Atatürk Evi’dir. Yapının 19. yüzyılın sonlarında yapıldığı tahmin edilmektedir. Köşk bodrum ve çatı katının dışında iki katlıdır.

Atatürk'ün Bursa'yı ikinci ziyareti esnasında, 20-24 Ocak 1923, Bursa Belediyesi bu binayı Miralay Mehmet Bey'den satın alarak kendisine hediye etmiştir. Bundan sonraki dönemlerde Atatürk Bursa'yı ziyaret ettiğinde bu evde kalmıştır. Atatürk’ün ölümünün ardından, yani 1938 yılından sonra bu değerli ev, Bursa Belediyesi tarafından T.C. Emekli Sandığı'na satılmış ve 6 Şubat 1968 tarihinde Emekli Sandığı Köşk'ün kullanımını Müzeler Genel Müdürlüğü'ne devretmiştir. 29 Ekim 1973 tarihinde, yani Cumhuriyet'in 50. yılında köşk müze haline dönüştürülerek halkın ziyaretine açılmıştır. 19. yüzyılda Fransız mimarlık anlayışının etkisiyle yapılmış olan köşkün sahip olduğu balkonlar, alınlık saçaklar ve akroterler ahşap işçiliğinin özgün örneklerinden sayılmaktadır. Ev, bodrum ve çatı katının dışında iki kata daha sahiptir. Bodrum katı mutfak ve hizmet için ayrılmıştır. Birinci kattaki girişin sağında kabul salonu, solunda yemek salonu ile buraya açılan dinlenme ve çay, kahve içme odasından oluşmaktadır. İkinci katın sağında yatak odası, solunda çalışma odası yer almaktadır. Çalışma odasının sağ yan tarafından geçilerek limonluk bölümüne ulaşılır. Evin bodrum katı, mutfak ve hizmet için kullanılmıştır. Bahçenin doğu bölümünde, iç tarafı kalem işleriyle bezenmiş bir kameriye bulunmaktadır. Köşk'ün eşyalarının tamamına yakını Atatürk'ün burayı ziyaret ettiği dönemlerde kullandığı orijinal eşyalardır.

Bursa Hanları

Bursa Hanları

Yüzyıllar boyunca önemli bir ticaret merkezi olan Bursa şehrinde haliyle pek çok tarihi han yer almaktadır. Günümüze kadar kalanların sayısı onlarcadır. Daha çok eski şehir merkezi bölgesinde görülebilen hanların şimdilerde hepsi popüler olmasa da turistik açıdan görülmesi gereken önemli hanlar mevcuttur. 
Bursa’nın en büyük hanı olan İpek Hanı, bunlardan biridir. Yeşil Külliye’ye gelir sağlamak adına Çelebi Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Hanın duvarları taş ve tuğla ile örülmüştür. Hanın zemin katında 39, üst katında ise 42 adet oda bulunmaktadır. Klasik Osmanlı hanları tarzında yapılan bu hanın odalarının önünde bulunan revakların üzeri kubbe ve tonozla örtülmüştür. Yapılan onarımlar ile hanın sadece batı bölümü özgündür; diğer bölümleri restorasyon görmüştür. İpek Hanı, İvaz Paşa Camii’nin yanında yer almaktadır.
Bir diğer popüler olan han ise Koza Hanı’dır. Ulu Cami ile Orhan Camii arasında yer alan hanı, II. Bayezıt İstanbul'daki hayır kurumlarına gelir sağlamak amacıyla 1490 yılında yaptırmıştır. Bursa'nın en güzel ve günümüzde en yoğun olarak kullanılan hanıdır. Duvarları tuğla ve taşla örülmüş olan bu han, dikdörtgen bir avlunun çevresinde yer alan iki katlı bir yapıdır. Doğusunda ahır ve depoların bulunduğu ikinci bir avlulu bölüm daha mevcuttur. Yapıya, Kapalı Çarşı tarafından bir taç kapıyla girilmektedir. Alt katında 45, üst katında ise 50 adet oda bulunmaktadır. Avlusunun ortasında taştan yapılmış, altında şadırvan bulunan, sekiz ayak üzerine oturtulmuş bir köşk mescit bulunur.
Ulu Cami’nin hemen altında görülebilen Emir Hanı, Orhan Bey tarafından, 14. yüzyılın ikinci yarısında yaptırılmıştır. İç avlu çevresine sıralanan iki katlı revak ve buraya açılan odalardan oluşan bu han, Osmanlı hanlarının ilk örneklerindendir. Alt katında eşya depoları olarak kullanılan penceresiz 36 adet mahzen yer almaktadır. Üst katta ise 38 adet oda vardır. Hanın ortasında bir şadırvan ile tarihi çınarlar bulunmaktadır.

Oylat Kaplıcaları

Oylat Kaplıcaları

Oylat Kaplıcaları, Türkiye Cumhuriyeti’nin Marmara Bölgesi’nin Güney Marmara bölümünde yer alan Bursa ilinin İnegöl ilçesinde, ilçe merkezine 25 kilometre mesafede yer almaktadır. Bursa kent merkezine ise 72 kilometre mesafede olan Oylat Kaplıcaları, İnegöl’ün önde gelen turistik cazibe merkezidir.

Oylat Kaplıcaları, denize 100, Uludağ’a 130, Bursa Yenişehir Havalimanı’na 50 kilometre mesafededir.

Oylat Kaplıcaları

Uludağ

Uludağ

Uludağ’ın Tarihi

Uludağ, 1961 yılında millî park ilan edilen kayak merkezi ile Türkiye’nin önemli bir kış turizmi noktasıdır. MÖ 490-420 yılları arasında yaşamış olan Antik Çağ’ın ilk tarihçilerinden Heredot, Heredot Tarihi adlı kitabında Uludağ’dan Olympos ismi ile bahsetmiştir. Kitabında Olympos’ta yaşayan Lidya kralı Kroisos’un oğlu Atys’in trajedisini ele almıştır. MÖ 64 ile MS 21 yılları arasında yaşamış olan Amasya doğumlu Strabon ise Heredot’tan 400 yıl sonra, Coğrafya isimli kitabında Uludağ’dan Olympos ve Mysia Olymposu olarak bahsetmektedir. Strabon’un belirttiğine göre Mysia; Lidyalılarda gürgen ağacı anlamına gelmektedir.

Uludağ​​​​​​​

Cumalıkızık

Cumalıkızık

Cumalıkızık’ın Tarihi

Cumalıkızık

Cumalıkızık, Osmanlı Dönemi’nden günümüze kadar taşıdığı tarihî binaları ile ün salmış bir köydür. Osmanlı’nın Bursa’da ilk yerleştiği bölgelerden biri olan Cumalıkızık, Bizans Dönemi’nden kalma bir kiliseye de ev sahipliği yapmaktadır. Cumalıkızık’taki Osmanlı dönemine ait 270 adet evin 180’i hala kullanılmakta, diğerlerinde ise koruma ve restorasyon çalışmaları yürütülmektedir.

Tirilye

Tirilye

Bursa’nın Mudanya ilçesinin 12 kilometre batısında yer alan çok güzel bir beldedir Tirilye. Yüzyıllara dayanan tarihi dokusunu günümüze kadar korumuş olması sayesinde halen pek çok yerli ve yabancı turistin ilgisini çekmektedir.Temiz havası, denizi, sahildeki balıkçı lokantaları ve çay bahçeleri, eski binaları, dar ve taş sokakları ile ziyaretçisine huzur veren bir yer Tirilye. II. Bayezid döneminde İstanbul’dan 30 hane Türk’ün yerleştirildiği belde, Osmanlı döneminde Rumların büyük çoğunlukla yaşadıkları zengin bir yerleşim yeri idi.  Beldede bu dönemlerin ardından Rumlardan kalma yedi kilise, üç manastır ve üç de ayazma mevcuttu. Ancak günümüzde kiliselerden sadece 3 tanesi ayaktadır. Üç manastırdan da Aya Yani Manastırı kısmen günümüze kadar gelmiştir. Sözü edilen ve geçmişi Bizans’a uzandığı bilinen üç manastırın kalıntısı Tirilye’nin dışında bulunmaktadır. Hagios Sergios Manastırı, Kasabanın çıkışında, Eşkel köyü yolu üzerindedir. Tirilye’ye 5 km uzakta olan Aya Yani Manastırı’na 3 kilometrelik toprak bir yoldan, zeytinliklerden ve günebakan tarlalarından geçerek ulaşılır. Batheos Rhyakos Soteros Manastırı, Halk arasında Aya Sotiri olarak adlandırılan mevkidedir. Diğer bir kilise Hagios Ioannes Rum Kilisesi’dir. Yuannes Kilisesi, Dündar Evi olarak bilinir. Rumların bölgeyi terk etmesinin ardından özel mülkiyete geçmiştir. Panagia Pontobasilissa Kilisesi ise Kemerli Kilise adıyla anılır. St. Stephanos Kilisesi (Fatih Camii) 14. yüzyılda camiye dönüştürülmüştür. Fatih Camii ile aynı yapı adasında ve caminin güney cephesinde yer alan Tirilye Hamamı’nın kesin adı ve yapım tarihi bilinmemekle birlikte, 16. yüzyılın ilk yarısında, Yavuz Sultan Selim zamanında, Kastamonu ve Üsküdardan getirilen Türklerin yaptırdığı yolunda söylentiler vardır.
Bölgede görülmeye değer bir diğer yapı ise Taş Mektep’tir. Tirilye’de doğan ve Yunanistan’da eğitim gördükten sonra Türkiye’ye dönen Chirisostomos tarafından 1904- 1909 yılları arasında yaptırılan Taş Mektep, Tirilye’nin en görkemli yapılarındandır. Kurulduğu ilk dönemden bu yana özellikle zeytin ve zeytinyağı dünyaca tanınmış olan Tirilye, aynı zamanda geçmişte ipekböcekçiliği ve şarap üretimi ile de öne çıkıyordu.

İznik

İznik

Sadece Türkiye değil, tüm dünyada adını çinileri ile duyurmuş bir ilçedir İznik. İznik çinisi ilk olarak 15. yüzyılda ortaya çıkmıştır. O dönemde yapılan Bursa Yeşil Camii ve Türbesi’nde (1421), Bursa Muradiye Camii'nde (1426) ilk örneklerine rastlanmaktadır. 16. yüzyıldaysa Osmanlı Devleti'nin de güçlenmesi ve yeni yapıların ortaya çıkmasıyla İznik çinisi en ihtişamlı günlerini yaşamıştır. Bu dönemde yapılan Süleymaniye Camii’nde ve Selimiye gibi eserlerde İznik çinisiyle süslemeler yapılmıştır. 17. yüzyılda ise İznik Çinisi kaybolmaya başlamış ve 18. yüzyıl başlarında tamamen yok olmuştur. 300 yıl aradan sonra 1985′de Faik Kırmılı Usta, İstanbul’dan İznik’e gelerek Eşref Eroğlu ve eşi Seyhan Eroğlu ile birlikte bir atölye kurmuştur. İznik çinileri tekrar üretilmeye başlanmıştır. “5 ve 16. yüzyıllarda Osmanlı Türk Medeniyet Sanatı’nın zirvelerinden biri olan İznik çinisinin camilerde, saraylarda, Türk ve dünya müzelerinde mevcut örnekleri hâlâ hayranlıkla izlenmektedir.
Bu güzelliğin doğduğu İznik ilçesi, halen bir açık hava müzesi gibidir. İlçeyi çevreleyen 114 burçlu surların hemen hepsi halen ayaktadır. Uzunluğu 4.970 metre olan surlar tarihin eski günlerinden muhteşem bir görüntü vermektedir.
İznik Gölü’nde yüzmeden optimiste kadar her türlü su sporunu yapmak mümkündür. Ayrıca Sansarak Vadisi’nde doğa içinde trekking yapılabilmektedir. Ayrıca İznik’e gidildiğinde, İznik Gölü’nde yetişen yayın, sazan, sarı balık, ıstakoz ya da gümüş balıklarını yemeden dönmek olmaz.
İznik, Hristiyan alemi açısından da ayrı bir öneme sahiptir. Zira ilk ekümenik konsil, M.S. 325 tarihinde 218 piskoposun katılımıyla burada yapılmış ve Hristiyanlık dinine hayat veren ve "İznik Yasaları" adıyla bilinen 20 maddelik karar Senatüs Sarayında alınmıştır.

Mudanya

Mudanya

Özellikle Bursa’ya deniz yoluyla gelenlerin sıkça geçtiği Mudanya, Bursa’nın en gelişmiş merkez ilçelerinden biridir. M.Ö 700'lerde İyonlu Kolonistler’den Kolofonlular tarafından kurulmuş bir sahil kentiydi Mudanya. Ardından 1321 yılında Orhan Bey tarafından fethedilerek Osmanlı topraklarına katıldı. Bu köklü geçmişinin izlerini ise halen günümüzde varlığını sürdüren tarihi yapılarda görmek mümkün.
Örneğin, 11 Ekim 1922’de Mudanya Mütarekesi’nin (Mudanya Ateşkes Antlaşması) imzalandığı ve Türk Kurtuluş Savaşı’nın zaferle taçlandırıldığı yapı, günümüzde Mütareke Evi Müzesi olarak hizmet veriyor. 19. yüzyılda Rus kereste tüccarı Aleksandr Ganyanof tarafından inşa ettirilen bina, daha sonra bir zamanlar ailesinin kiracı olduğu bu evde doğan Mehmet Hayri İpar tarafından satın alınarak 1936 yılında müze haline dönüştürüldü. 
Mudanya Merkez'de Şükrüçavuş Mahallesi'nde yer alan Tahir Paşa Konağı ise, 18. yüzyıl Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyan özel bir yapı. 1724 yılında inşa edilen konak, günümüzde Mudanya Belediyesi himayesinde müze evi olarak ziyarete açık tutuluyor. Konağın 2. katında yer alan Baş Oda’nın tavan ve duvarlarını süsleyen Lale Devri’nde yapılmış kalem işi süsleme ve motifler, uzmanlar tarafından da nadide eserler olarak kabul ediliyor.
Mudanya’dan görülmesi gereken bir diğer yapı da Mudanya Ortodoks Kilisesi. Kent merkezinde yer alan bu eski Rum kilisesi şimdilerde Uğur Mumcu Kültür Merkezi olarak kullanılıyor. Her ne kadar kilisenin kesin yapılış tarihi bilinmiyor olsa da, kuzey cephesinde orta sıralardaki pencerelerden batıdan üçüncüsünün alınlığında 1834 tarihli yedi satırlık bir yazıt bulunuyor. Bu yazıtta, Anastas oğlu İordanes'in, kiliseye işlenmiş taş bağışladığı ve bu nedenle kendisine şükran duyulduğu belirtiliyor. Kilise, Rumlar’ın mübadele ile Mudanya’dan ayrılmasının ardından ibadethane özelliğini yitirmiş, uzun süre sinema olarak kullanıldıktan sonra, 1993’te Mudanya Belediyesi tarafından onarılarak Uğur Mumcu Kültür Merkezi adıyla hizmete açılmış.

Gölyazı

Gölyazı

Gölyazı Nerededir?

Gölyazı, Türkiye Cumhuriyeti’nin Marmara Bölgesi içinde yer alan Bursa il merkezinin batısında, Nilüfer ilçesinde yer almaktadır. Uluabat Gölü’nün kıyısında küçük bir yarımada olan Gölyazı, Bursa’nın kent merkezine 40 kilometre mesafededir.

Gölyazı