Google+

Arama formu

İstanbul'da Gezilecek Yerler

İstanbul gezilecek yerler listemizi sizin için hazırladık. Derler ya “Ömür biter İstanbul bitmez” diye... Gerçekten de İstanbul’da o kadar çok gezilecek görülecek yer var ki anlatmakla bitmez. Yine de siz İstanbul gezilecek yerler listemize bir göz atmadan geçmeyin.

İstanbul'da Gezilecek Yerler

İstanbul şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en çok tavsiye edilenleri Derpa Suite Hotel Osmanbey, Favori Hotel, Pullman Airport Hotel Convention Center. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz The Macan Hostel, Nokta Suites Hotel, Hotel Şafak. gibi otelleri tercih edebilir ya da en yüksek indirime sahip olanları merak ediyorsanız Alrazi Hotel, Manolyam Otel Ağva, Harbiye Residence tesislerini incelebilirsiniz.

İstanbul otellerini Tatilsepeti.com üzerinden incelemek için tıklayın.
İstanbul otellerini Jolly Tur üzerinden incelemek için tıklayın.

İstanbul tarihî ve doğal zenginlikleri bakımından dünyanın en önde gelen şehirlerinden biridir. Günden güne artan nüfusu ve buna bağlı olarak karmakarışık bir hal alan kent dokusuyla; kaos içinde kendine özgü bir düzen oluşturmuştur. Genellikle turistik noktalar "Tarihî Yarımada" denen bölgede toplanmıştır. Geçmişte bu bölgenin trafiğe kapatılması konuşulmuş olsa da bu doğrultuda bir karar alınmış değildir. Batı'nın ve Doğu'nun kesiştiği bu şehrin hemen her noktasında iyi ve kötüyü, güzel ve çirkini, eski ve yeniyi yan yana görebilirsiniz.

İstanbul Gezilecek Yerler:

Bu kent tarihte iki büyük imparatorluğa ve iki kutsal dine merkez olmuştur. Bu geçmişin geride kalan izleri, her ne kadar korunmak için özen gösterilmese de, şehrin dört bir yanında görülebilmektedir. İstanbul, hem İslam’ın hem de Ortodoks Hristiyanlığın en önemli mabetlerine ev sahipliği yapar. İstanbul'un gezilecek yerleri arasında yer alan şehrin en ünlü yapıları bir arada yürüme mesafesindedir. Tarihî Yarımada diye adlandırılan bölge Bizans İstanbul’unun sınırlarını oluşturur. Fatih kente at üstünde büyük karşılama töreniyle girmiş ve Ayasofya’yı ziyaret etmişti. Onun ardından bir gelenek olarak kentte ilk ziyaret noktası Ayasofya olarak kalmıştır. Bu nedenle İstanbul gezilecek yerler listemize Ayasofya ile başladık. Gezilecek yerler listemizin kalanı Galata Kulesi, İstanbul Arkeoloji Müzesi, Sultan Ahmet Cami, Süleymaniye Cami gibi tarihî yapılar, Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı gibi saraylar, Gülhane Parkı, Emirgan Parkı gibi parklar, meydanlar ve müzelerden oluşan en önemli gezi noktalarını içeriyor. Adını andığımız bu yerler ile ilgili detaylı bilgiye yazının devamında ulaşabilirsiniz.


İstanbul Turları

Ayasofya Müzesi

Ayasofya Müzesi

İstanbul gezilecek yerler listemizin başında bulunan Ayasofya, dünya mimarlık tarihinin en gösterişli yapılarından biridir. Türkler Orta Asya’da Orhun Abideleri'ni dikerken Konstantinopolis’te Ayasofya’nın inşasına başlanmıştı. Kuşkusuz geçmişte ve günümüzde Ayasofya şehrin en büyük sembolü olmuştur.

Ayasofya’nın tarihi Konstantin’e kadar uzanır. İmparator şehre büyük bir kilisenin yapılmasını ister ve 360 yılında üstü ahşap ile örtülü bazilikal planlı bir kilise (Megale Ekklesia) inşa edilir. Ancak 404 yılında bu kilise çıkan halk ayaklanması sonucunda yakılıp yıkılmıştır. Bunun ardından ikinci kilise, İmparator II. Theodosios tarafından 415 yılında yaptırılmıştır. Bu yapı ise beş nefli ve ahşap örtülü bir bazilikadır. İkinci kilise de Nika İsyanı sonucunda 13 Ocak 532’de yıkılmıştır.

Günümüzdeki yapının temelleri ise İmparator Jüstinianus döneminde mimar İsidoros ve Anthemios’a yaptırılmıştır. Bu dev mabet 5 yıl gibi kısa bir sürede tamamlanmış ve İmparator Jüstinianus açılış töreninde “Ey Süleyman seni geçtim” diye bağırmıştır. Bu yapıda diğer iki yapının mimarisine istinaden bazilikal plan ile merkezî kubbeli plan birleştirilmiştir. Ayasofya’nın mermer kaplı duvarlarının dışındaki tüm iç mekan mozaiklerler süslenmişti. Ancak Bizans’taki dinî yapılarda resmin ve ikonanın yasaklandığı İkonoklast Dönem'de (730-842) erken döneme ait mozaikler kaldırılmıştır. Bugün yüzeyde mevcut olan mozaikler ise bu dönemden sonraki dönemlere aittir.

Ayasofya, Fatih’in şehri almasıyla beraber şehirde yapılan ilk işlerden biri olarak camiye çevrilmiş, mozaikler ve ikonalar tahrip edilmeyecek şekilde üzeri kapatılmıştır. Yapı tarih boyunca birçok kez restore edilmiştir. Osmanlı döneminde de en büyük restorasyonu Mimar Sinan yapmış yapının kubbesi payandalarla güçlendirilmiştir.

Ayasofya 1 Şubat 1935’de Mustafa Kemal’in de isteği üzerine müzeye çevrilmiştir. İstanbulda gezilecek müzeler arasında bulunan yapı yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine açıktır.

  • Konum: Sultanahmet Mah. Ayasofya Meydanı, Fatih/İstanbul
  • Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

Galata Kulesi

Galata Kulesi

Galata Kulesi

Kuşkusuz Galata Kulesi, İstanbul gezilecek yerler içindeki en romantik yapılardan biridir. Onun hakkında birçok efsaneler üretilmiş konuşulmuş ve de konuşulmaktadır. Galata Kulesi şehrin siluetini oluşturan en önemli unsurlardan biridir. Bu görkemli kulenin ne zaman yapıldığı kesin olmasa da İmparator Jüstinianus zamanında inşa edildiği varsayılmaktadır. Galata Kulesi, Cenevizliler tarafından İsa Kulesi, Bizanslılar tarafından Büyük Kule isimleriyle de anılmıştır. Kulenin yüksekliği 69,90 metre, duvar kalınlığı 3,75 metre, yarıçapı ise 16,45 metredir. Kulenin yaklaşık ağırlığı 10.000 ton olarak tahmin edilmektedir. Kule Osmanlı döneminde hapishane, sığınak, yangın ihbarı ve rasathane gibi amaçlarla kullanılmış ve sık sık restore edilmiştir.
 

İstanbul Arkeoloji Müzesi

İstanbul Arkeoloji Müzesi

İstanbul Arkeoloji Müzesi

İstanbul gezilecek yerlerin ilk duraklarından biri olan İstanbul Arkeoloji Müzesi, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne miras kalan nadide kurumlardan biridir. Müze 1869 yılında Müze-i Hümayun ismiyle kurulmuştur. İstanbul Arkeoloji Müzesi bugün dünyanın en büyük müzelerinden biridir. Müze kompleksi içerisinde yer alan Çinili Köşk, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul yaptırdığı sivil mimari örneklerindendir. Bugün bu yapı Türk çini ve seramiklerinin sergilenmesinde kullanılmaktadır. Çinili Köşk’ün çevresinde yer alan iki binadan biri Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk Güzel Sanatlar Akademisi olarak inşa edilmiş ve daha sonra Eski Şark Eserleri Müzesi olarak düzenlenmiştir. Müze 1881’de Osman Hamdi Bey’in müdür olarak atanması ile büyük bir gelişme kaydetmiştir. Müze'nin en ünlü eserlerinden İskender Lahdi’de bu dönemde müze koleksiyonuna dahil edilmiştir.

İstanbul Arkeoloji Müzesi, II. Dünya Savaşı sırasında savunma amacıyla boşaltılmıştır. Bundan sonraki süreçte Osman Sümer Müze'yi Unger ilkelerine göre tekrar düzenlemiştir. İstanbul Arkeoloji Müzesi 1963 yılında tadilata ve yeniden düzenlemeye alınmış ve 1974 yılında tekrar ziyarete açılmıştır.

Sultanahmet Camii

Sultanahmet Camii

İstanbul gezilecek yerler listemizde yer alan diğer tarihî yapı olan Sultanahmet Camii, İstanbul’un en önemli siluetlerinden biridir. Yapı 1609-16 yılları arasında Sultan I. Ahmet tarafından Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa’ya yaptırılmıştır. Sultanahmet Camii, Klasik Dönem'in son büyük camisi olarak kabul edilmektedir. Yapıda çok açık bir şekilde Ayasofya’nın mimarî etkisi söz konusudur. Osmanlı mimarisi erken dönemlerden itibaren açık bir şekilde Bizans mimarîsinin ve devşirmenin etkisi altında kalmıştır. Dolayısıyla Sultanahmet Camii’nde de bu Bizans mimarî unsurlarının görülmesi anormal bir durum değildir.

Sultanahmet Camii bu zamana kadar Osmanlı mimarisinde görülen mütevazılığa aykırı olarak son derece gösterişlidir. Caminin mihrabı, minberi, hünkâr mahfeli özel olarak işlenmiş birer sanat eseri niteliği taşır. Sultanahmet dünyada 6 minareli olan tek camidir. Minarelerin dördü üç şerefeli, diğer ikisi de iki şerefelidir. Caminin yapıldığı dönemde Kâbe’de bulunan Mekke Camii de 6 minareli idi. Sultanahmet Camii tamamlandıktan sonra "Mekke Camii ile yarışıldı" gibi bir algı oluşmaması için Mekke Camii’ne bir minare daha eklenmiştir.

  • Adres: Sultanahmet Mh., At Meydanı No:7, 34122 Fatih/İstanbul
  • Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

Süleymaniye Camii

Süleymaniye Camii

Süleymaniye Camii

İstanbul'un gezilecek tarihî yerleri arasında yer alan Süleymaniye Camii, Kanuni Sultan Süleyman adına 1551-57 yılları arasında Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Süleymaniye Camii, bir bakıma Ayasofya’nın Mimar Sinan tarafından daha akılcı bir şekilde yeniden inşa edilmesidir. Süleymaniye’nin inşasında tüm devlet birimleri seferber olmuş ve Sultan’ın tüm ilgisi üzerine olmuştur. İnşaatta serbest işçilerden, acemi oğlanlardan ve esirlerden oluşan bir işçi ordusu yıllarca çalışmıştır. Süleymaniye bir kurum olarak her türlü hizmeti veriyor ve bütün toplumsal etkinlikleri bünyesinde barındırıyordu. İbadet dışında eğitim ve sağlık hizmeti veriliyor, sosyal yardım yapılıyor, insanlar ağırlanıyor, bir araya geliyor, hatta Sinan’ın alt katta inşa ettiği ve hemen aşağıdaki ve güneybatıdaki medresenin altında bulunan çarşıyla bütünleştirdiği dükkânlar aracılığıyla ticaret bile yapılıyordu. Şu bir gerçektir ki Süleymaniye Külliyesi, Sinan’ın ve Kanuni Sultan Süleyman’ın İstanbul’a vurduğu bir damgadır.

Topkapı Sarayı

Topkapı Sarayı

İstanbul'un gezilecek yerleri listemizin bir diğer seçeneği Topkapı Sarayı'dır. Sarayda bulunan bugünkü yapıların büyük çoğunluğu 17. yüzyılın sonunda tamamlanmıştır. Sarayın inşaatı I. Bayezid, I. Selim ve bir ölçüde I. Süleyman ve ondan sonra başa geçen sultanların hükümdarlık dönemleri boyunca sürmüştür. Pierre Gilles 16. yüzyılın ortalarında Topkapı Sarayı’nı şöyle tarif etmiştir;

“Gördüğüme göre Konstantinopolis’in bütün tepelerinden güzel manzaralar algılanır. Fakat insana, sultanın zevk ve lüks içinde yaşadığı birinci tepe kadar kendine özgü bir haz veren başka bir yer yoktur. İster bahçede gezinsin, ister sarayın odalarında, önünde bütün Boğazı ve yemyeşil, komşu çiftliklere ait korulukların bulunduğu iki yakayı görebiliyor. Sağ yanda, kendine ait bahçelerin bulunduğu geniş araziler var; Sultan buradan Marmara’yı, sayısız adayı ve Asya’nın ormanlık dağlarını görüyordu. Arkasında ta uzaklarda, her zaman karla kaplı Olympos Dağı [Uludağ] var. Eğer daha yakınlara bakarsa kendi kentinin harikaları, Ayasofya ve Hipodrom ayakları altında. Gözlerini sola çevirirse kentin üstüne kurulduğu yedi tepeyi ve daha uzaklarda da Trakya’nın uçsuz bucaksız geniş çayırlarını görüyor. Eğer gözlerini denize çevirirse, önünden gelip geçen gemileri, Haliç boyunca aşağı yukarı giden yelkenlileri ve bir kıyıdan diğerine geçen sayısız kayığı seyrediyor”

Günümüzde müze olarak kullanılan yapı ziyaretçilere açıktır. Ancak harem bölümünün giriş ücreti ayrı olarak ödenir.

Dolmabahçe Sarayı

Dolmabahçe Sarayı

Dolmabahçe Sarayı

Dolmabahçe Sarayıİstanbul gezilecek yerler arasında akla ilk gelen yerlerden biridir. Sultan Abdülmecit tarafından 1843-1856 yılları arasında yaptırılmıştır. Dolmabahçe Sarayı Batı etkisinde Barok stilde yapılmıştır. Bazı tarihçiler Dolmabahçe Sarayı’nın batıdan alınan borçlarla yaptırılmış olmasını eleştirmektedir. Ancak Osmanlı bu sarayı yaptırarak bir güç gösterisi yapmayı hedeflemiştir. 
Ancak Dolmabahçe Sarayı bugün Ankara’dakine nispeten gerçekten de zarif bir mimariye sahiptir. Saray 1856’dan hilafetin kaldırıldığı 1924’e değin 6 padişaha ve Osmanlı Halifesi Abdülmecid Efendi’ye ev sahipliği yapmıştır. 1927 - 1949 yılları arasında ise Cumhurbaşkanlığı makamı olarak kullanılmıştır. Türk devriminin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk de 1927-1938 yılları arasında bu sarayı kullanmış ve son nefesini 10 Kasım 1938’de burada vermiştir.
Dolmabahçe Sarayı bugün bazı resmî işlerde halen kullanılmaktadır. Saray 1984’den itibaren müze-saray olarak ziyarete açılmıştır.

 

Yerebatan Sarnıcı

Yerebatan Sarnıcı

İstanbul’un gezilecek yerleri yeryüzünde olduğu gibi yer altında da oldukça büyüleyicidir. Halk arasında sayısız gibi görünen mermer sütunlar nedeniyle “Yerebatan Sarayı” olarak anılan yapı Jüstinianus tarafından kentin su ihtiyacını karşılamak için yaptırılmıştır. Yapının bulunduğu yerde daha önce bir bazilikanın olmasından dolayı, Bazilika Sarnıcı olarak da anılır. Sarnıcın tuğladan örülmüş 4,8 metre kalınlığındaki duvarları ve zemini Horasan harcından kalın bir tabakayla sıvanarak su geçirmez bir hale getirilmiştir. Yerebatan Sarnıcı yaklaşık 100.000 ton su depolama kapasitesine sahiptir.
Günümüzde müze statüsünde işlev gören sarnıç çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.
 

  • Adres: Alemdar Mah. Yerebatan Cad. 1/3, 34410 Fatih / İstanbul
  • Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

Kariye Müzesi

Kariye Müzesi

Kariye Müzesi

Kariye Camii ya da özgün adıyla Hora Manastırı ve Kilisesi 534 yılında Justinianus döneminde Aziz Teodius tarafından bir manastır olarak yaptırılmıştır. Hora Manastırı ve Kilisesi’ndeki boyalı bezemeler, Paleologos Rönesansı’nın en önemli sanatsal çabasını temsil eder. Bizans resminin en başarılı örneklerinden birinin devletin büyük tehditler içinde olduğu bir dönemde yaratılmış olması şaşılacak bir olgudur. İkonoklazma hareketine karşı etkinlikler gösteren bir merkez olarak bilinen manastırın kilisesi, 11. yüzyılın ikinci yarısında, I. Aleksios’un kayınvalidesi tarafından yapılmış, ama sonradan 1120 dolaylarında, İoannes II. Komnenos tarafından yıktırılarak genişletilmiştir. 1316-21 arasında, II. Andronikos’un dostu ve sivil yönetimin başı Teodoros Metohites tarafından yeniden daha büyük olarak yaptırılan Hora Manastırı Kilisesi, geç Bizans sanatının en önemli ürünüdür.

Orta nefte ve nartekslerdeki mozaikler, son dönem üslubunu örneklemekle birlikte, Bizans geleneğinin bir uzantısı olmanın yanı sıra, olası gelecek gelişmelere de yeni açılımlar içerirler. Bu eğilim özellikle Parekklesion resimlerinde kendini gösterir. İsa’nın yetmiş atası, Meryem Ana’nın yaşamından sahneler, son derece güzel betimlenmiş olan Son Yargı panoları ve asker-azizlerin portreleri, Bizans sanatının olağanüstü yaratıcılığının örnekleridir.

Kariye Müzesiİstanbul‘un Fatih ilçesinin Karagümrük semtinde bulunan bir müzedir. Bizans döneminde kilise, İstanbul’un fethinden sonraki süreçte de cami olarak kullanılmıştır. Tarihi yapının geçmişi 6. asıra kadar gitmektedir. 1956 yılından beri de müze olarak hizmet vermektedir. Freskleri ve mozaikleriyle yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Kariye Müzesi‘ni, İstanbul‘a yolunuz düşerse rotanıza mutlaka ekleyin..
 

Türk ve İslam Eserleri Müzesi

Türk ve İslam Eserleri Müzesi

40.000’den fazla eserin sergilendiği Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Kanuni Sultan Süleyman’ın en yetenekli sadrazamlarından olan Pargalı Damat İbrahim Paşa’nın (1493-1536) sarayına kurulmuştur. İbrahim Paşa, Kanuni’nin kız kardeşi Hatice Sultan’la evlenmiştir. 19. yüzyılda oluşturulmaya başlayan koleksiyonda, tarihi, İslam’ın ilk dönemlerindeki Emevi (661-750) hanedanından modern çağlara kadar uzanan çeşitli eserler yer alır.

Her salon İslam dünyasının farklı bir dönemine ya da bölgesine ayrılmıştır. Eserlere ayrıntılı Türkçe-İngilizce açıklamalar eşlik eder. Müze özellikle halı ve kilim koleksiyonuyla ünlüdür. Koleksiyonda 13. yüzyıl Selçuklu halılarından sarayın büyük salonunun duvarlarını süsleyen ipek İran halılarına kadar uzanan göz alıcı parçalar bulunur.

Müzenin zemin katında, İç Anadolu ve Doğu Anadolu yörükleri başta olmak üzere, Anadolu’da yaşayan farklı halkların yaşam tarzlarına ayrılmış etnografik bir sergi vardır. Bu bölümde göçebe yörüklerin “yurt” olarak bilinen yuvarlak keçe çadırlarını ve geleneksel bir kahverengi çadırı görebilirsiniz.
 

  • Adres: Sultan Ahmet Mahallesi, At Meydanı Sok. No.46, 34122 Fatih / İstanbul
  • Ayrıntılı bilgiwww.tiem.org

Kalenderhane Camii

Kalenderhane Camii

Fırtınalı bir geçmişe sahip olan tarihî Bizans kilisesi, Bozdoğan Kemeri’nin yakınlarında, eskiden bir Roma hamamının bulunduğu yere yapılmıştır. Yapı 6. ve 12. yüzyıllar arasında birkaç kere yeniden inşa edilmiş ve İstanbul’un 1453 yılında fethedilmesinden kısa bir süre sonra camiye dönüştürülmüştür. Cami adını, kentin ele geçirilmesini izleyen birkaç yıl boyunca burayı toplama yeri olarak kullanan Kalenderi tarikatından almıştır.

Bina, dönemin diğer Bizans kiliseleri gibi haç şeklinde bir plana sahiptir. Yapının Theotokos Kiriotissa (Bakire Meryem) kilisesi olarak kutsandığı dönemden kalma bazı dekoratif unsurlar hala görülebilir. Bunlar arasında narteksi (giriş salonu) süsleyen fresk parçaları ve mermer paneller dikkat çekicidir. Assisili Aziz Francesco’nun hayatından kesitlerin tasvir edildiği bir fresk dizisi, 1970’lerde yıprandıkları gerekçesiyle kaldırılmış ve daha sonra, ne yazık ki, yerine konmamıştır.
 
Adres: 16 Mart Şehitleri Cad, Saraçhane

Emirgân Parkı

Emirgân Parkı

Emirgân Parkı, özellikle nisan ayındaki Lale Festivali sırasında rengârenk olan lale bahçeleriyle bilinir. Lale, Asya steplerinde yetişen yaban bir çiçek türüydü. Büyük miktarlarda ilk kez Hollanda’da üretilen laleler Osmanlı’ya, IV. Mehmet (1648-87) tarafından sokulmuştur. III. Ahmet dönemi, padişahın bu çiçeklere düşkünlüğü yüzünden Lale Devri olarak bilinir.

Sultan Abdülaziz, parkı, 19. yüzyılın sonlarında Mısır Hıdivi İsmail Paşa’ya hediye etmiştir; arazideki üç köşk bu dönemden kalmadır. Köşkler renklerine göre adlandırılır. İsviçre dağ evleri tarzında yapılan Sarı Köşk, 1954 yılındaki bir yangında ağır hasar görmüştür.; Bbina, orijinaline benzeyen ön cephesiyle betonarme olarak yeniden inşa edilmiştir. Terası harika Boğaziçi manzaraları sunan Beyaz Köşk, neo-klasik, terası harika Boğaziçi manzaraları sunan; Pembe Köşk ise geleneksel Osmanlı konağı tarzındadır. Üç köşk günümüzde kafe olarak hizmet verir.

Adres: Emirgân Sahil Yolu, Avrupa Yakası.

Sakıp Sabancı Müzesi

Sakıp Sabancı Müzesi

Harika bir manzaraya sahip olan Sakıp Sabancı Müzesi, Atlı Köşk olarak da bilinir. Ünlü işadamı ve sanat hamisinin adını taşıyan koleksiyonda 16. yüzyıla kadar uzanan gözalıcı hat eserlerinin yanı sıra, diğer dini ve dindışı sanat hazineleri bulunur. Müze, saray ressamları ve bazı Batılı sanatçıların eserlerinin yer aldığı seçkin bir resim koleksiyonuna ev sahipliği yapar. Sakıp Sabancı Müzesi giriş için tam bilet 30 TL, indirimli bilet ise 20 TL'dir. Grup indiriminden faydalanmak için en az 10 kişilik katılım göstermeniz gerekiyor ve bu durumda bilet 25 TL oluyor. Sabancı Müzesi'nde 2004'ten beri Mutfak Sanatları Akademisi'nin (MSA) restoranı hizmet vermektedir. Restoran pazartesi hariç her gün 08.00-23.00 arası açıktır.  Ayrıca sıcak-soğuk içecek servisi yapan MSA Dükkan da müzenin terasında hizmet veriyor.

Fatih Camii

Fatih Camii

İstanbul ilinde yer alan Fatih Camii, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1462 ile 1470 yılları arasında, fetihten 10 yıl sonra, mimar Sinaüddin Yusuf bin Abdullah’a (Atik Sinan) yaptırılmıştır. Bizans döneminde bu noktada Hagioi Apostoloi Kilisesi yer aldığı bilinmektedir. Bu açıdan Fatih Camii ve külliyesinin buraya inşa edilmesinde; burada yeni bir inancın hâkim olduğunu vurgulama gayesi bulunmaktadır. İçinde medrese, darüşşifa, tabhane, aşevi, hamam, kütüphane ve caminin bulunduğu yapılar topluluğundan meydana külliyede simetrik bir plan izlenmiştir. Külliye, o güne kadar inşa edilmiş Türk - İslam mimarisinde en büyük yapılar topluluğu olma özelliği taşımıştır. Külliyenin ortasında yer alan cami, dini ve kültürel bir merkez olarak sembolik bir işleve de sahiptir.
Fatih Camii’nin de içinde bulunduğu külliyedeki diğer yapılar günümüze kadar ulaşamamıştır. 1509, 1557, 1754 ve 1766 yıllarında gerçekleşen depremlerin sebep olduğu yıkımlar, binaların uzun ömürlü olmasını engellemiştir. 1509 yılındaki büyük depremin ardından II. Beyazıt döneminde onarım faaliyetleri gerçekleştirilmiştir. 1776 yılındaki depremle de harabe haline gelen Fatih Camii, Sultan III. Mustafa tarafından Mimar Mehmed Tahir Ağa’ya 1767 ile 1771 tarihleri arasında tamir ettirilmiştir. Bu sebeple günümüzdeki Fatih Camii, orijinal halini yansıtamamaktadır.
Fatih Camii, 29 Ocak 1932’de ilk Türkçe ezanın okunduğu cami olma özelliğine de sahiptir.

Fatih Camii

Haydarpaşa Garı

https://tr.wikipedia.org/wiki/Haydarpa%C5%9Fa_Gar%C4%B1Haydarpaşa Garı

Haydarpaşa Garı,deniz kıyısındaki konumu, görkemli mimarisi ve yakındaki çinili iskele binasıyla kente gelenlere etkileyici bir karşılama sunar. 1873 yılında kurulan Anadolu’nun ilk demir yolu hattı buradan başlayıp İznik’e kadar uzanıyordu. Bu hattın uzatılması II. Abdülhamit’in Osmanlı İmparatorluğu’nu modernleştirme çabalarında önemli bir yer tutuyordu. Projesi için gerekli maddi kaynağı bulamayan padişah müttefiki Kayzer II. Wilhelm’den yardım istedi. Deutsche Bank’ın demir yolunun yapımına ve işletmesine yatırım yapma kararı alması üzerine Alman mühendisler, 1898 yılında Anadolu’yu boydan boya kat eden ve imparatorluğun daha uzak bölgelerine kadar uzanan demir yolu hatlarının inşasıyla görevlendirildiler.; Bu sırada bir dizi istasyon binası inşa edildi. Bunların en büyüğü olan Haydarpaşa 1908’de tamamlandı ve buradan Anadolu’ya tren seferleri başladı.

  • Adres: Haydarpaşa İstasyon Cad, Haydarpaşa.
  • Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Çamlıca Tepesi

Çamlıca Tepesi

Çamlıca Tepesi

Büyük Çamlıca Tepesi’nden açık havalarda Marmara Denizi, Adalar, Haliç, Beyoğlu, Boğaziçi, hatta Karadeniz’e uzanan geniş bir manzara gözler önüne serilir. Güneye bakıldığında bazen Bursa’daki Uludağ’ın karla kaplı zirvesini bile görebilirsiniz. Üsküdar’ın 4 km doğusunda yer alan büyük Çamlıca, İstanbul’un en yüksek noktasıdır. Yamaçları kaplayan televizyon ve radyo vericileri ormanı bile bu nefes kesici manzarayı bozamaz.
1980 yılında Türk Turing ve Otomobil Kulübü tarafından düzenlenen zirvedeki parkta hoşça vakit geçirebileceğiniz bahçeler, zarif mermer kameriyeler ve 18. yüzyıl tarzı iki kahvehane bulunur.
Güneydeki Küçük Çamlıca daha mütevazi bir parka sahiptir; bu yüzden tepedeki küçük çay bahçesinin ziyaretçisi pek azdır. Öte yandan, burası da güzel manzaralar eşliğinde yürüyüş yapmak için idealdir. 

 

Kız Kulesi

Kız Kulesi

Kız Kulesi

Kız Kulesi, İstanbul’un Üsküdar ilçesine bağlı ve denizin ortasındaki küçük bir ada üzerine inşa edilmiş zarif bir kuledir. Yapımı çok eski yıllara dayanan ve efsanelere konu olan bu kule tüm ihtişamıyla çok sayıda yerli ve yabancı turiste ev sahipliği yapıyor.
Ulaşımın günümüzde teknelerle sağlandığı Kız Kulesi, özel günlerinizi unutulmaz kılmak için gidebileceğiniz bir restoran olarak hizmet veriyor. Denizin ortasında şık bir yemek ve sonrasında kulenin üst kısmından İstanbul manzarasını seyretmek için Kız Kulesi’ne mutlaka gitmelisiniz.
Galata Kulesi‘nde karadan bir manzaranız varken bu seyir keyfi Kız Kulesi’nde denizin ortası olarak karşınıza çıkar. Bulunduğu konumuyla, efsanesiyle ve denizin ortasındaki güzelliğiyle sizi kendine hayran bırakmayı başaracak olan Kız Kulesi’ni ziyaret etmek istediğiniz yerler listesine eklemelisiniz.

İstiklal Caddesi

İstiklal Caddesi

Araç trafiğine kapalı olan İstiklal Caddesi, Beyoğlu’nun ana caddesidir. Bir zamanlar “Grand Rue de Pera” olarak bilinen yolun iki yanında, 19. yüzyıl sonlarında yapılmış apartmanların yanı sıra, görkemli kapıları ve cepheleriyle dikkat çeken elçilik binaları sıralanır; elçilikler, Ankara’nın 1923 yılında başkent olmasından bu yana yalnızca konsolosluk olarak işlev görmektedir. Pera’nın (bölgenin eski adı) arka sokaklarında kalan kiliselerin bazıları hala ibadet etmeye gelenlerle dolar, bazılarıysa geçmişin yankılarıyla ıssızlığa bürünmüştür. Bir dönem pek tekin olmayan Beyoğlu’nun arka sokakları, günümüzde caz barlar, el yapımı takılar ya da ahşap işleri satan tezgâhlar ve dükkânlarla yeni bir çehre kazanmaktadır. Bölge artık çevresindeki çok sayıda sinema ve şık restoranla cıvıl cıvıldır.
 

Çinili Cami

Çinili Cami

Zarif Çinili Cami, buraya adını veren çinileriyle tanınır. 1640 yılında inşa edilen yapı 17. yüzyıl tarihli diğer imparatorluk eserlerinden küçüktür. Bu, kısmen yüzyılın ortalarında İstanbul’un önemli yerlerinin çoğunun imar edilmiş olmasından, kısmen de caminin bulunduğu arsanın daha geniş bir yapıya izin vermesinden kaynaklanır. O dönem kentte artık devasa külliyeler vakfetmemek yönünde bir eğilim de vardı.

Cami, Mahpeyker Kösem Valide Sultan tarafından yaptırılmıştır. I. Ahmet’in eşi ve IV. Murat ile Deli İbrahim’in annesi olan Kösem Sultan, devlet yönetiminde etkisi güçlü harem kadınları kuşağının son temsilcisidir.

Avluda geniş, çatılı bir şadırvan vardır. Bitişikteki medrese ise küçüktür. Cami'nin ön cephesi ve iç mekanı turkuaz, beyaz, kurşunî ve mavi renklerin farklı tonlarındaki İznik çinileriyle kaplıdır. Burada, İznik çiniciliğinin altın çağındaki kırmızı ve yeşil renkli figürler kullanılmamış olmamasına karşın mekanı süsleyen çiniler zarif desenleriyle etkileyicidir. Mermer minberin konik başlığı da çiniyle kaplıdır ve minberdeki oymalarda yeşil, kırmızı ve altın rengi süslemeler dikkat çeker. Cami'nin hamamı Çinili Hamam Sokağı’nda yer alır. Yenilenen hamam semt sakinleri tarafından kullanılmaktadır.

Adres: Çinili Cami Sok. Üsküdar

Boğaziçi

Boğaziçi

Ortaköy ve Beylerbeyi arasında uzanan köprü sayesinde İstanbul’un iki yakası ve dolayısıyla Asya ile Avrupa ilk kez birbirine bağlanmış oldu. (Aslında kuzeyde Rusya üzerinden bu iki kıta sözde birbirine bağlıdır.) Yapımına Şubat 1970’te başlanan köprü cumhuriyetin ilan edilişinin 50. yıldönümü olan 29 Ekim 1973’te trafiğe açılmıştır. Boğaziçi Köprüsü 1.560 m’lik uzunluğu ve deniz seviyesinden 64 m’lik yüksekliğiyle dünyanın altıncı en uzun asma köprüsüdür.

Adres: Ortaköy ve Beylerbeyi

Ahrida Sinagogu

Ahrida Sinagogu

İstanbul’un en eski ve en zarif sinagogunun adı, ilk Yahudi yerleşimcilerin geldiği Makedonya’daki Ohrid kasabasından türetilmiştir. Yaklaşık 500 kişilik bir cemaate sahip olan Ahrida, Bizans döneminde kurulmuştur ve o günden bu yana ibadete açıktır. Sinagog sadece tur acentelerinin önceden alacağı randevuyla ve rehber eşliğinde ziyaret edilebilir. Yapının Barok ihtişamını yansıtan rengârenk boyalı tavanı ve duvarları 17. yüzyıl sonunda restore edilmiştir. İç mekânın en dikkat çekici öğesi, üzeri gösterişli goblenlerle kapılanmış ve içindeki nadir parşomenlerin saklandığı Kutsal Sandık’tır.

17. yüzyılda kendini mesih ilan eden dini önder Sebetay Sevi (1629-76) vaazlarını bu sinagogda vermişti. Bu dönemde meydana gelen karışıklıklar kentteki Yahudi nüfusunun azalmasına yol açtı. Kentten sürülen Sevi ise daha sonra Müslüman oldu. Ancak Yahudilerin çoğu liderlerinin takiyye yaptığına inanıyorlardı. Onun ardılları olan Sebataycılar, küçük bir cemaat halinde bugün de varlıklarını sürdürmektedirler.

Adres: Gevgili Sok. Balat

Beyazıt Meydanı

Beyazıt Meydanı

Her zaman kent sakinleri, ziyaretçiler ve güvercinlerle dolu olan Beyazıt Meydanı, eski kent merkezinin en hareketli bölgelerinden biridir. Tarihî meydan, hafta boyunca halıdan Orta Asya ipeklerine ve ufak tefek süs eşyalarına kadar hemen her şeyin satıldığı bir bitpazarı görünümüne bürünür. Alışveriş yapmaktan yorgun düşerseniz, çınar ağaçlarının gölgesindeki kafelerden birinde mola verebilirsiniz.

Meydanın kuzeyinde İstanbul Üniversitesi’nin Mağribi kapısı dikkat çeker. Üniversitenin 19. yüzyılda inşa edilen ana binası, imparatorluk döneminde Harbiye Nezareti’ne ev sahipliği yapıyordu. Ağaçlıklı yerleşkede bütün zarafetiyle Beyazıt Kulesi yükselir. 1828 tarihli mermer yangın gözetleme kulesi, kentin fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan Eski Saray’ın bulunduğu araziye inşa edilmiştir. Aynı yerdeki iki eski ahşap kule 1756 ve 1826 yıllarındaki yangınlarda kül olmuştu. Kulenin seyir terası ziyarete kapalıdır.

Meydanın doğusunda, II. Beyazıt tarafından yaptırılan ve inşası 1506 yılında tamamlanan Beyazıt Camisi bulunur. Burası kentin günümüze ulaşan en eski imparatorluk camisidir. Etkileyici dış kapı, ortadaki zarif kubbeli şadırvanıyla hoş bir avluya açılır. Granit ve yeşil-kırmızı Mısır somakisi sütunlarla çevrili avlunun zemin döşemelerinde çok renkli mermer kullanılmıştır. Ortadaki ana kubbesi ve onun etrafında sıralanan yarım kubbeleriyle iç mekanın tasarımında Ayasofya’dan esinlenilmiştir.

Sahaflar Çarşısı

Sahaflar Çarşısı

Bizans Dönemi'nin kitap ve kâğıt pazarının yerinde bulunan Sahaflar Çarşısı’na Beyazıt Meydanı’ndan ya da Kapalıçarşı’nın içinden girilir. Raflarda seyahat rehberlerinden akademik çalışmalara kadar hemen her türde kitap dizilidir.

Matbaada basılan kitaplar, Osmanlı’nın ilk dönemlerinde yerel kültürü yozlaştıracağı gerekçesiyle yasaklanmıştı. Bu yüzden çarşıda yalnızca elyazmaları satılırdı. 31 Ocak 1729 tarihinde Macar asıllı İbrahim Müteferrika’nın (1674-1745), Türk dilindeki ilk basılı kitabı yayınlanmasıyla eski anlayış terk edilmiştir; bu kitap bir Arapça sözlüktü. Bugün çarşının ortasında Müteferrika’nın bir büstü vardır. Kitap fiyatları genellikle sabittir ve pazarlık yapılmaz.

Adres: Sahaflar Çarşısı Sok. Beyazıt.

Bozdoğan Kemeri

Bozdoğan Kemeri

İmparator Valens tarafından MÖ 4. yüzyıl sonlarında yaptırılan devasa su yolu, iki büyük kemer sırasıyla desteklenmektedir. Bizans sarayları ve çeşmelerine kesintisiz olarak su sağlayan sistemin bir parçası olan kemer, Belgrad Ormanları ve 200 km’den daha uzak olan Yıldız Dağları’ndan bugünkü Beyazıt Meydanı civarındaki büyük bir sarnıca su taşıyordu.

Bozdoğan Kemeri 19. yüzyıl sonlarına kadar kente su getirmeye devam etmiştir. Orijinal açık kanalları önce toprak, sonra da demir borularla değiştirilmiş olan kemer, daha sonra modern bir su dağıtım şebekesinin kurulmasıyla kullanım dışı kalmıştır.

Kemer tarih boyunca, son ikisi II. Mustafa ve III. Ahmet tarafından olmak üzere, defalarca onarılmıştır. 1.000 metre uzunluğundaki yapının 625 metrelik bir bölümü günümüze ulaşabilmiştir.

Adres: Atatürk Bulvarı, Saraçhane
Metro: Laleli, Otobüs: 28, 61B, 87

Rumeli Hisarı

Rumeli Hisarı

Rumeli Hisarı

Rumeli Hisarı, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1452 yılında, İstanbul’un fethinin ilk adımı olarak inşa edilmiştir. Boğazın en dar noktasına yaptırılan hisar, Bizanslıların ana levazım yolunu kontrol altına almıştı. Hemen karşı kıyıda 14. yüzyılda I. Beyazıt tarafından yaptırılan Anadolu Hisarı bulunur.
Rumeli Hisarı’nın planları bizzat Fatih tarafından çizilmiştir. Ortaya konan iş bölümüne göre sadrazamı ile diğer iki veziri üç büyük kuleden birinin yapımından sorumluydu. Fatih de surların yapımıyla ilgilenecekti. Hisar, bu görev dağılımının getirdiği rekabet havası sayesinde dört ay gibi kısa bir sürede tamamlandı. Boğazkesen adı verilen yeni hisara Yeniçeri birlikleri yerleştirildi. Yeniçeriler kuşatma sırasında Bizans’a yardıma gelen yabancı gemilerin geçişini top atışlarıyla engellediler. Bir Venedik gemisinin batırılması üzerine Bizans’a yardımlar kesildi.
İstanbul’un fethinden sonra askeri üs olarak önemini yitiren Rumeli Hisarı, daha çok gözden düşen yabancı elçiler ve savaş esirlerinin tutulduğu bir hapishane olarak kullanıldı.
1953 yılında restore edilen hisardaki açık hava tiyatrosu, günümüzde Uluslararası İstanbul Müzik ve Dans Festivali gibi etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.

 

İstanbul Modern

İstanbul Modern

İstanbul Modern, bünyesinde modern sanatın en güzel örneklerinden bazılarını barındırır. Müze aynı zamanda Türkiye’nin ilk modern sanat müzesidir. Eczacıbaşı ailesi ve İKSV öncülüğünde 2004’de açılmıştır. 14 yıl Karaköy'deki 4 numaralı antrepoda ikamet eden müze, yeni binası yapılana kadar Beyoğlu'ndaki Union Française binasına geçici olarak taşınmıştır. Sergi salonları, fotoğraf sergileri, eğitim programları, kütüphane, sinema, restoran ve mağazası ile hizmet veren İstanbul Modern, mayıs ayından itibaren 3 yıl süre boyunca Beyoğlu Meşrutiyet Caddesi'nde geçici adresinde ziyarete açılacaktır. Bugüne kadar 7 milyonun üzerinde sanatseveri ağırlayan müzenin yeni binası Pritzker ödüllü mimar Renzo Piano tarafından tasarlanacak.

Galataport projesi kapsamında yenilenen Müze'nin yeni binasının ise 36 ayda tamamlanması planlanıyor. İstanbul Modern,18 Mart 2018'den itibaren geçici olarak kapalı. Müze, mayıs ayında Beyoğlu'ndaki geçici binasında hizmet vermeye başlayacak.
 
Müze'nin ziyaret saatleri ve giriş ücretleri internet sitesinden takip edilmelidir. Her perşembe özel programlarla, daha uzun saatlerle ve ücretsiz olarak kapılarını tüm ziyaretçilere açan müze, 18-25 yaş arasındaki gençlere ise her salı​ ücretsiz giriş sağlamaktadır.

İstanbul Rahmi Koç Müzesi

İstanbul Rahmi Koç Müzesi

İstanbul Rahmi Koç Müzesi

Rahmi Koç Müzesi, Haliç’teki Hasköy semtinde bulunmaktadır. 1994 yılında açılmıştır ve 27 bin metrekarelik alanda, üç ayrı bölümde ziyaretçi kabul etmektedir. Osmanlılarda, gemiyi demirlerken denize atılan zincirin ucundaki çapaya Lenger denilirmiş. Bu lengerlerin üretildiği yerler ise lengerhane diye anılırmış. İşte Sultan III. Ahmet zamanında yapılan bu lengerhaneler 1991 yılında Rahmi M. Koç Müzecilik Vakfı tarafından alınarak kurulmuştur.

Atatürk Arboretumu

Atatürk Arboretumu

Atatürk Arboretumu

Arboretum, bilimsel araştırma ve gözlemler için oluşturulmuş ağaç koleksiyonlarıdır. Arboretumlara daha yaygın kullanımıyla sadece ağaçlardan oluşan botanik bahçeleri diyebiliriz. Atatürk Arboretumu Belgrad Ormanları'nın güneydoğusunda 296 hektarlık bir alan üzerinde oluşturulmuştur. Bu alanda Osmanlı döneminden kalan Kirazlıbent ve 1916 yılında oluşturulan Türkiye’nin ilk fidanlığını da barındırır.

Atatürk Arboretumu Orman Genel Müdürlüğü İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü’nün Bahçeköy Orman İsletme Müdürlüğü’ne bağlı bir işletme şefliğidir. İdaresi bir danışma kuruluna bağlı olup İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi ve Orman Genel Müdürlüğü’nden oluşur. Mülki haklar ve finans kaynakları ise Orman Genel Müdürlüğü’ne aittir.
1949 yılında Bahçeköy’e arboretum kurulması kararlaştırıldıktan sonra projelendirme için Sorbonne Üniversitesi Botanik Bahçesi enspektörlerinden Mösyö Camille Guinet İstanbul’a davet edilmiştir ve çalışmaları 1959-1961 yılları arasında aralıklı olarak devam etmiştir. 1982 yılına kadar devam eden altyapı ve dikim çalışmaları sonlandığında Atatürk’ün 100. doğum yılı vesilesiyle Atatürk Arboretumu ismini almıştır.
Türkiye’de bulunan iki adet arboretumdan biri olan Atatürk Arboretumu, İstanbul’da Sarıyer ilçesinin sınırları içerisinde yer alıyor. Kemerburgaz – Bahçeköy yolu üzerindeki bu doğa harikası alan, özellikle İstanbulluların şehir karmaşasından kaçtığı sakin ve keyifli bir yer. Yerli ve yabancı turistlerin de sıkça tercih ettiği 345 hektarlık bir alana kurulu olan Atatürk Arboretumu ziyaretinde 1500 adedi aşkın bitki türünü keşfetmek ve incelemek mümkündür.

 

Taksim Meydanı

Taksim Meydanı

Aynı adlı geniş meydanın etrafında uzanan Taksim semti Beyoğlu’nun en hareketli bölgesidir. Semt adını, 18. yüzyılın başlarında burada bulunan ve Belgrad Ormanları’ndan gelen suyun kente “taksim” edildiği, yani dağıtıldığı su terazisinden alır. 1732’de I. Mahmut tarafından yaptırılan taş su terazisi İstiklal Caddesi’nin hemen başındadır. Meydanın güneybatısında İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica’nın eseri olan Taksim Zafer Anıtı (1928) yer alır; anıtta Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk ve dönemin diğer önemli devlet adamları tasvir edilmiştir.
Taksim Meydanı, çevresindeki lokanta, mağaza, otel ve eğlence merkezleri ile tam bir turistik cazibe noktasıdır. Pek çok siyasi ve toplumsal olay için ev sahipliği yapan meydan, toplum hafızasında geniş yer edinmiştir. Ulusal bayramlar, yılbaşı, futbol kutlamaları, barış ve kardeşlik gösterileri deyince İstanbul'da ilk akla gelen yer kuşkusuz Taksim Meydanı'dır.

Ortaköy Esma Sultan Yalısı

Ortaköy Esma Sultan Yalısı

Ortaköy Esma Sultan Yalısı

Esma Sultan Yalısı İstanbul'da, Ortaköy’ün sahil kısmında bulunan ve 32. Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz’in kızı Esma Sultan için yaptırılan tarihi bir yapıdır. Neo-klasik tarzdaki yalının mimarı Sarkis Balyan‘dır. Günümüzde Marmara Otel zinciri tarafından işletilen mekan tarihi atmosfer içinde bahçesinde 1.000 kişiye, zemin katında 180 kişiye ve birinci katında 330 kişiye organizasyonlar için hizmet vermektedir.

Adalar

Adalar

Adalar’ın Tarihi

Adalar

Antik dönemde Halkın Adaları (Demonisia) olarak anılan adalar, Bizans Dönemi’ndeki keşiş manastırları sebebiyle Papadonisia olarak anılmaya başlanmıştır. Bizans tarihçisi Kedrenos’a göre İmparator II. Justin, 569 yılında adaların en büyüğünde kendisine manastır ve saray inşa ettirmiştir. Öncesinde Megale veya Büyük olarak anılan bu ada, imparatorun buraya yerleşmesi ile Prens’in Adası (Prinkipo) adını almıştır.

Gülhane Parkı

Gülhane Parkı

Gülhane Parkı

Zamanında Topkapı Sarayı’nın dış bahçesi olarak kullanılan ve içerisinde gül bahçelerinin yer aldığı Gülhane Parkı, günümüzde İstanbul’un şehir merkezinde yaşayanlara nefes aldıran doğası ve güzelliği ile dikkat çekiyor. Sadece yerel halkın değil, yabancı turistlerin de ilgisini çeken Gülhane Parkı, İstanbul’un görülmesi gereken yerleri arasında ön sıralarda yer alıyor.

Otağtepe Sosyal Tesisleri

Otağtepe Sosyal Tesisleri

Otağtepe Sosyal Tesisleri

Otağtepe, İstanbul’un fethi hazırlıkları yapılırken Bizans İmparatorluğu’na Karadeniz üzerinden geçebilecek Rus ve Avrupa Devletlerinin yardımlarını engelleyebilmek için Yıldırım Beyazıd Han’ın, Anadolu Hisar’ının planlarını ve inşaat hazırlıklarını yaptığı yerdir.
Anadolu Hisarı’nın karşısına Rumeli Hisarı yaptırılırken Fatih Sultan Mehmet’in buradaki hazırlıkları Otağtepe’den takip ettiği rivayet edilmiştir. İstanbul’un fetih hazırlıklarını da burada yapmış ve Otağ-ı Hümayun’u da yine bu bölgede kurmuştur.

Panorama 1453 Müzesi

Panorama 1453 Müzesi

Panorama 1453 Müzesi

Yılda 1 milyondan fazla ziyaretçinin gezdiği Panorama 1453 müzesi 31 Ocak 2009 tarihinde açılmış olsa da müzenin tasarımı ve projelendirmesi 2003’te, uygulama çalışmaları ise 2005 yılında başladı. Müzenin yapımı 5 milyon dolarlık bir maliyetle tamamlandı. Türkiye‘nin ilk panoramik müzesi olma unvanına sahip olan Panorama 1453’ün fikir sahibi ve aynı zamanda projenin koordinatörü ise ressam Haşim Vatandaş‘tır.
Müzenin panoramik resim çalışmaları 8 sanatçının ortak çalışmasıyla yapılmıştır. Panoramik olan bu resimde 10.000 adet figür bulunmaktadır. Resmin surlarındaki yıkık bölümler ve bu bölgelerin büyüklükleri, İstanbul’un ilk belediye başkanı Hızır Bey’e, sunulan sur tamiri ile ilgili rapor baz alınarak çizilmiştir.
 

Anadolu Kavağı

Anadolu Kavağı

Anadolu Kavağı

Anadolu Kavağı, İstanbul‘un Beykoz ilçesinde İstanbul Boğazı’nın kuzey kıyı sahilindeki bir mahalledir. Turistik bir balıkçı kasabası olmasıyla göz önünde bulunur. Turistik bir yer olması sebebiyle yazın kendi nüfusunun yaklaşık 4-5 katı turist ağırlar. Şehrin gürültü ve karmaşasından uzak bir gün geçirmek isterseniz, İstanbul merkeze çok da uzakta olmayan Anadolu Kavağı’nı ziyaret edebilirsiniz.

Yoros Kalesi

Yoros Kalesi

Yoros Kalesi

Yoros Kalesiİstanbul‘da Anadolu Kavağı’nın tepe kesiminde yer alan ve Doğu Roma döneminden kalma tarihi bir kaledir. Özellikle bahar ve yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağındadır. Çünkü bulunduğu konumdan harika bir Boğaz manzarası görülmektedir. Bir diğer güzelliği de doğasında piknik yapılabilme imkanıdır.
 

Aydos Ormanı

Aydos Ormanı

Aydos Ormanı

Aydos Ormanı İstanbul’un akciğeri olan doğal güzelliklerden biridir. Ormanın çevresi Kartal, Pendik ve Sultanbeyli ilçelerine bağlı yerleşim alanlarıyla çevrilidir. Aydos Ormanı şehir stresinden, kalabalıktan bunalanların tercih ettiği bir yerdir. Özellikle haftasonları çok daha fazla yoğun olan doğal alan İstanbul içinde yer aldığı için cazip bir alternatif oluşturmaktadır. Siz de gürültüsüz bir yerde biraz dinginleşmek ve keyifli bir gün geçirmek istiyorsanız burada piknik yapabilir, göl kenarında mangal yakabilir, balık tutabilir, doğadan farklı fotoğraflar çekebilirsiniz. Aydos Ormanı yürüyüş parkurunda turlar atabilirsiniz. Her mevsim ayrı güzelliği ve görseli olan Aydos Ormanı’nı gidilecek yerler listenize ekleyebilirsiniz.

Kariye Müzesi

Kariye Müzesi

Kariye Müzesi

Kariye Camii ya da özgün adıyla Hora Manastırı ve Kilisesi 534 yılında Justinianus döneminde Aziz Teodius tarafından bir manastır olarak yaptırılmıştır. Hora Manastırı ve Kilisesi’ndeki boyalı bezemeler, Paleologos Rönesansı’nın en önemli sanatsal çabasını temsil eder. Bizans resminin en başarılı örneklerinden birinin devletin büyük tehditler içinde olduğu bir dönemde yaratılmış olması şaşılacak bir olgudur. İkonoklazma hareketine karşı etkinlikler gösteren bir merkez olarak bilinen manastırın kilisesi, 11. yüzyılın ikinci yarısında, I. Aleksios’un kayınvalidesi tarafından yapılmış, ama sonradan 1120 dolaylarında, İoannes II. Komnenos tarafından yıktırılarak genişletilmiştir. 1316-21 arasında, II. Andronikos’un dostu ve sivil yönetimin başı Teodoros Metohites tarafından yeniden daha büyük olarak yaptırılan Hora Manastırı Kilisesi, geç Bizans sanatının en önemli ürünüdür.

Orta nefte ve nartekslerdeki mozaikler, son dönem üslubunu örneklemekle birlikte, Bizans geleneğinin bir uzantısı olmanın yanı sıra, olası gelecek gelişmelere de yeni açılımlar içerirler. Bu eğilim özellikle Parekklesion resimlerinde kendini gösterir. İsa’nın yetmiş atası, Meryem Ana’nın yaşamından sahneler, son derece güzel betimlenmiş olan Son Yargı panoları ve asker-azizlerin portreleri, Bizans sanatının olağanüstü yaratıcılığının örnekleridir.

Kariye Müzesiİstanbul‘un Fatih ilçesinin Karagümrük semtinde bulunan bir müzedir. Bizans döneminde kilise, İstanbul’un fethinden sonraki süreçte de cami olarak kullanılmıştır. Tarihi yapının geçmişi 6. asıra kadar gitmektedir. 1956 yılından beri de müze olarak hizmet vermektedir. Freskleri ve mozaikleriyle yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Kariye Müzesi‘ni, İstanbul‘a yolunuz düşerse rotanıza mutlaka ekleyin..
 

Küçüksu Kasrı

Küçüksu Kasrı

Küçüksu Kasrı

Küçüksu Kasrı, diğer adıyla Göksu Kasrıİstanbulun Küçüksu semtindedir. Bu şık mimari yapı, Göksu Deresi ile Küçüksu Deresi arasında, Boğaziçi’nde Üsküdar-Beykoz sahil yolu üzerinde bulunur. İnşasının 1856 yılında tamamlandığı kasır, Sultan Abdülmecit‘in isteği üzerine Nigoğos Balyan‘a yaptırılmıştır. İlk zamanlarında Göksu Kasrı adıyla anılan bu yapı, padişahların Boğaziçi kıyısındaki tekne biniş noktalarından biridir. Yalnızca hünkarların malı sayılan ve sarayların haricinde inşa edilen, köşkten büyük olan bu yapılar devamlı kalınmayan, sadece padişahların dinlenmeleri için kullandıkları yapılardı. Günümüzde İstanbul’daki Küçüksu Kasrı‘nı gezerek, hem tarihi bir gezintiye çıkıp hem de boğaz havası alarak güzel zaman geçirebilirsiniz.

 

Fatih Camii

Fatih Camii

İstanbul ilinde yer alan Fatih Camii, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1462 ile 1470 yılları arasında, fetihten 10 yıl sonra, mimar Sinaüddin Yusuf bin Abdullah’a (Atik Sinan) yaptırılmıştır. Bizans döneminde bu noktada Hagioi Apostoloi Kilisesi yer aldığı bilinmektedir. Bu açıdan Fatih Camii ve külliyesinin buraya inşa edilmesinde; burada yeni bir inancın hâkim olduğunu vurgulama gayesi bulunmaktadır. İçinde medrese, darüşşifa, tabhane, aşevi, hamam, kütüphane ve caminin bulunduğu yapılar topluluğundan meydana külliyede simetrik bir plan izlenmiştir. Külliye, o güne kadar inşa edilmiş Türk - İslam mimarisinde en büyük yapılar topluluğu olma özelliği taşımıştır. Külliyenin ortasında yer alan cami, dini ve kültürel bir merkez olarak sembolik bir işleve de sahiptir.
Fatih Camii’nin de içinde bulunduğu külliyedeki diğer yapılar günümüze kadar ulaşamamıştır. 1509, 1557, 1754 ve 1766 yıllarında gerçekleşen depremlerin sebep olduğu yıkımlar, binaların uzun ömürlü olmasını engellemiştir. 1509 yılındaki büyük depremin ardından II. Beyazıt döneminde onarım faaliyetleri gerçekleştirilmiştir. 1776 yılındaki depremle de harabe haline gelen Fatih Camii, Sultan III. Mustafa tarafından Mimar Mehmed Tahir Ağa’ya 1767 ile 1771 tarihleri arasında tamir ettirilmiştir. Bu sebeple günümüzdeki Fatih Camii, orijinal halini yansıtamamaktadır.
Fatih Camii, 29 Ocak 1932’de ilk Türkçe ezanın okunduğu cami olma özelliğine de sahiptir.

Fatih Camii

Yedikule Zindanları

Yedikule Zindanları

Yedikule Zindanları

Yedikule Zindanlarıİstanbul‘un ve aynı zamanda Türkiye‘nin en eski açık hava müzelerinden biridir. Bir gözlem kulesi görünümünde olduğu için Yedikule Hisarı olarak da bilinir. Oldukça eski bir tarihi olan yapının ilk yapılış amacı zindan değildir. Burası Bizans döneminde misafir olarak gelen kralları ve başka ülkelerin önemli misafirlerini görkemli bir şekilde ağırlamak için inşa edilmiştir. Bizanslıların inşa ettiği 4 kulenin ardından, Fatih Sultan Mehmet de İstanbul‘un fethinden sonra 3 kule daha ekleyince kule sayısı 7’ye çıkmıştır. Bizans ve Osmanlı uygarlıklarının bir yapıda bütünleştiği bu mimari eser, yüzyıllar boyunca ilgi çeken bir yer olarak bilinmiştir. Günümüzde de müze olarak ziyaret edebileceğiniz bir yer halini alan Yedikule Zindanları‘nı İstanbul içinde gidilecek yerler listenize ekleyebilirsiniz.

Adile Sultan Sarayı

Adile Sultan Sarayı

Adile Sultan Sarayı

Adile Sultan Sarayıİstanbul‘un Üsküdar ilçesinde yer alan tarihi bir yapıdır. 1856 senesinde Sarkin Balyan’ın öncülüğünde inşa edilen saray, Abdülmecit’in kız kardeşine bir armağanıdır. Mekan tarih boyunca okul, hastane, yetimhane, prevantoryum olarak kullanılmıştır. Pek çok yaşanmışlıktan sonra günümüzde düğün, mezuniyet, gala yemekleri, toplantı, konferans, seminer, öğle ve akşam yemekleri için kullanılabilen bir mekandır. Eşsiz boğaz manzarasıyla Adile Sultan Sarayı özel günlerinizi unutulmaz kılan mekanlar arasında bulunur. Kandilli sırtlarında bir düzlükte yer alan sarayı görmediyseniz gezilecek yerler listenize ekleyebilirsiniz.
Adile Sultan Sarayı’nda 500 kişilik ziyafet ve toplantı salonu, 200 kişilik küçük toplantı salonu, 1300 metrekarelik kokteyl ve sergi salonu, 20 adet 30-40 kişilik seminer salonları, 150 kişilik lokanta, 60 kişilik kafeterya, müze, yönetim ve çeşitli servis birimlerini içeren toplam 5 bin 625 metrekare kullanım alanı mevcuttur. Burada şık bir akşam yemeği yiyebileceğiniz gibi özel günlerinizi de organize edebiliyorsunuz. Üç bölümden oluşan saray doğu batı doğrultusunda inşa edilmiştir. Uzun ve dikdörtgen yapıdadır. Sarayın merkezinde harem selamlık bölümü bulunur. Dış cephede sadelik bulunurken, iç mekanda geç rokoko dönemine ait işlemeler yer alır. 1868 yılında Adile Sultan Sarayı terk eder. 1916 yılında saray, dönemin ilk yatılı okulu olarak kullanılmaya başlanır.

Eyüp Sultan Camii

Eyüp Sultan Camii

Eyüp Sultan Camii

Eyüp Sultan Camii İstanbul‘un Eyüp semtinde yer alan ve Haliç kıyısından boğazı selamlayan bir cami. Yalnızca bir cami olmakla kalmayan bu yapı, çok sayıda ziyaretçiyi ağırlayan bir ibadethane konumundadır. Caminin içinde çok sayıda kabir, türbe, lahit bulunur. Çevresindeki serviler ve mezarlıklar sayesinde caminin çehresi değişik bir atmosfere bürünür. Camide mezar bulunan kişilerin arasında Necip Fazıl, Fevzi Çakmak, Ferhat Paşa, Mehmet Paşa, Siyavuş Paşa, Beşir Fuad, Ahmet Haşim, Ziya Osman Saba, Sokullu Mehmet Paşa vardır. Osmanlı Dönemi boyunca çok fazla önem verilen bu cami, Fatih Sultan Mehmet‘ten sonra yüzyıllar boyunca padişahların kılıçlarını kuşandığı bir yer olmuştur. İnşa edildiği dönemden bu yana kutsal bir yere sahip olan, Haliç’in kıyısındaki Eyüp Sultan Camii’ni, İstanbul’da gezilecek yerler listenize ekleyebilirsiniz.

Harbiye Askeri Müzesi

Harbiye Askeri Müzesi

Harbiye Askeri Müzesi

Harbiye Askeri Müzesiİstanbul‘un Harbiye semtinde bulunan bir müzedir. Harbiye semti adını, bu müzenin Osmanlı İmparatorluğu‘nun son döneminde Harp Okulu olarak kullanılmasından alır. Mustafa Kemal Atatürk‘ün de mezun olduğu okul, günümüzde askerî kültür varlıkları kapsamına giren eserleri toplar, sınıflandırır; bu malzemelerin restorasyonunu yaptıktan sonra çağdaş yöntemlerle sergiler, depolar ve arşivler. Askeriyeye bağlı kültür sitesi komutanlığının bu bağlamda yaklaşık olarak 55.000 objesinin 5000’i müzede teşhir edilir. Müzeye gittiğiniz zaman dünyanın en eski bandosu olan, Mehteran Birlik Komutanlığı‘nın mehter konserlerini de izleyebilirsiniz.
Oldukça eski bir müze olan Harbiye Askeri Müzesi‘nin temeli 15. yüzyıla kadar dayanıyor. Zamanında bünyesinde çok fazla eser barındırdığı için mekana sığmayarak, objelerin bir kısmı Çinili Köşk‘e taşınmıştır. Bu sayede de İstanbul Arkeoloji Müzesi‘nin açılmasına neden olmuştur. Müzenin ilk eserleri Aya İrini‘de ziyarete açılmıştır. 1940 yılına kadar burada kalmıştır. 2. Dünya Savaşı‘nda ise müze faaliyetlerini devam ettirememiştir. Savaş riski ortadan kalkınca tekrar faal olmaya başlayan askeri müze, 1966 senesine gelindiğinde nitelik olarak ziyaretçi ihtiyacını karşılayamadığı gerekçesiyle bakım ve onarıma alınmıştır. Yenilendikten sonra, 1993 senesinin 10 Şubat’ında ziyaretçilerini selamlamaya başlamıştır. Müze sineması, kütüphanesi, yayınları ve mehteri günümüzdeki müzecilik anlayışına uygun ve modern bir hâldedir.

İstanbul Deniz Müzesi

İstanbul Deniz Müzesi

İstanbul Deniz Müzesi

Deniz Müzesiİstanbul’un Beşiktaş ilçesinin sahil kesiminde yer alanda ve Türkiye’nin denizcilik alanında en büyük müzesi olma unvanını elinde bulunduran müzedir. Sahip olduğu eserler ve içerdiği koleksiyon çeşitliliği açısından dünyanın sayılı müzeleri arasındadır. Müzede teşhir edilen yaklaşık 20 bin tane eser görmek mümkündür. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı olarak ziyaretçilerini ağırlayan İstanbul Deniz Müzesi aynı zamanda Türkiye’de kurulan ilk askeri müze özeliğini taşımaktadır.
Birbirinden farklı tekne, kayık ve denizcilik ürünlerini yerinde ziyaret etmek ve günümüze kadar olan serüvene tanıklık etmek isterseniz Deniz Müzesi’ni gezilecek yerler listenize ekleyebilirsiniz.

Pera Müzesi

Pera Müzesi

Pera Müzesi

Pera Müzesiİstanbulun Beyoğlu ilçesinde 2005 yılından beri sanatseverlerin tutkunu olduğu bir müzedir. Geniş ölçekli kültür ve sanat hizmeti vermek amacıyla kurulan müze, Tepebaşı‘ndaki tarihi Bristol Oteli’nin cephesi korunarak inşa edilen bir yapıda misafirlerini ağırlar. Müzenin ilk amaçlarından biri ise Suna ve İnan Kıraç Vakfı’na ait “Oryantalist Resim”, “Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri” ve “Kütahya Çini ve Seramikleri” koleksiyonlarını ve bu koleksiyonların simgelediği değerleri sanatseverlerle paylaşıp gelecek kuşaklara aktarmaktır. İstanbul’da yaşayan her sanat meraklısının mutlaka görmesi gereken Pera Müzesi’ni henüz görmediyseniz vakit kaybetmeden ziyaret etmelisiniz.
Müze binasının ilk ve asıl hali ise 1893 yılında inşa edilen Bristol Oteli’dir. Kurulduğu günden beri pek çok sergiye ev sahipliği yapan sanat evi bugüne kadar Jean Dubuffet, Henri Cartier-Bresson, Rembrandt, Niko Pirosmani, Josef Koudelka, Joan Miró, Akira Kurosawa, Marc Chagall, Pablo Picasso, Fernando Botero, Frida Kahlo, Diego Rivera, Goya, José Sancho, Mersad Berber ve daha pek çok dünyaca üne sahip sanatçının eserlerini meraklılarıyla buluşturmuştur.
Müze ayrıca Tate Britain, Victoria ve Albert Müzesi, St. Petersburg Rus Devlet Müzesi, JP Morgan Chase Koleksiyonu, New York School of Visual Arts, Maeght Vakfı gibi adını duyurmuş vakıflarla ortak projeler üretmesiyle bilinir.
 

Pierre Loti Tepesi

Pierre Loti Tepesi

Pierre Loti Tepesi

Pierre Loti Tepesi, İstanbul’un Eyüp ilçesinde bulunan ve göz alıcı Haliç manzarasının seyredilebildiği bir tepedir. Adını Fransız bir yazar ve doğu bilimci olan Julien Viaud’dan alan tepe, yerli ve yabancı turistlerin akın ettiği bir tepedir. 1876 yılında İstanbul’a yerleşip sürekli burada bir kıraathaneye gelip romanını yazan, daha sonra adını Pierre Loti olarak değiştiren Fransız yazar bu gün hala bu turistik tepeyle anılmaktadır.
Pierre Lot Tepesi, büyülü atmosferi ve muazzam manzarasıyla sizi kendine hayran bırakacak bir yer. Eyüp’ten teleferikle çıkılan, çevresinde pek çok kafe ve restoranın bulunduğu Pierre Loti Tepesi İstanbul’a gittiğinizde uğramadan geçilmemesi gereken yerler arasında bulunuyor.

 

Fethi Paşa Korusu

Fethi Paşa Korusu

Fethi Paşa Korusu

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yer alan Fethi Paşa Korusu muazzam doğası ve içerisinde yer alan köşkteki sosyal tesis ile yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken bir yer. Her ne kadar şehir merkezinde ve ulaşımı çok kolay olsa da, şehrin karmaşasından ve gürültüsünden fazlası ile uzak ve sakin olması ise onu daha da çekici kılıyor. Güzel bir sabah kahvaltısı, arkadaşlarınız ile beş çayı ve nezih bir akşam yemeği yemek için içerisinde mekanlar barındıran koru, gittiğiniz zaman favorilerinizin arasına mutlaka eklenecektir. 
 

İstanbul Rahmi Koç Müzesi

İstanbul Rahmi Koç Müzesi

İstanbul Rahmi Koç Müzesi

Rahmi Koç Müzesi, Haliç’teki Hasköy semtinde bulunmaktadır. 1994 yılında açılmıştır ve 27 bin metrekarelik alanda, üç ayrı bölümde ziyaretçi kabul etmektedir. Osmanlılarda, gemiyi demirlerken denize atılan zincirin ucundaki çapaya Lenger denilirmiş. Bu lengerlerin üretildiği yerler ise lengerhane diye anılırmış. İşte Sultan III. Ahmet zamanında yapılan bu lengerhaneler 1991 yılında Rahmi M. Koç Müzecilik Vakfı tarafından alınarak kurulmuştur.

Çırağan Sarayı

Çırağan Sarayı

Çırağan Sarayı

Çırağan Sarayı, İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde yer alan ve Osmanlı döneminden günümüze miras kalan görkemli bir saraydır. Barok mimarisinin görüldüğü sarayın müteahhitliğini Sarkis Balyan ve ortağı Kirkor Narsisyan üstlenmiştir. Zengin görünümlü sütunlar, odalardaki seçkin halılar, altın yaldızlı mobilyalar ve sedef işlemeleri ile bezeli Çırağan Sarayı‘nın caddeye bakan tarafı yüksek duvarlarla kapatılmıştır. Günümüzde otel olarak işletilen ve pek çok sosyal etkinliğe ev sahipliği yapan Çırağan Sarayı, boğaz manzarasında konaklama yapmak isterseniz ya da özel günlerinizi ölümsüz kılmak isterseniz tercih edebileceğiniz lüks mekanlar arasında yer alıyor.
 

Yuşa Tepesi

Yuşa Tepesi

Yuşa Tepesi

Yuşa Tepesi, İstanbul’un Beykoz İlçesi‘nde yer alan denize en yakın ve 200 metre ile en yüksek tepesidir. Tepede bulunan Yuşa Türbesi tüm inançlar tarafından kutsal kabul edilen bir adak noktasıdır. Civarda yer alan diğer yapılar ve caminin 3. Osman’ın sadrazamlarından 28. Çelebizâde Mehmet Said Paşa tarafından yaptırıldığı, sonrasında ise 1863 yılında Sultan Abdülaziz tarafından restore ettirildiği bilinir.
Tarihin ilk zamanlarından beri bölge kutsal olarak kabul edilmiş ve alana tapınaklar yapılmıştır. Yuşa Tepesi daha önceleri Zeus tapınağına ve Hagios Michael Kilisesine de ev sahipliği yapmış olsa da yapılar deprem yüzünden günümüze gelememişlerdir. Kutsal kabul edilen ve manzarasıyla da büyük beğeni toplayan Yuşa Tepesi’ni gezmediyseniz gezi rotanıza eklemenizde fayda var.

Florya Sosyal Tesisleri

Florya Sosyal Tesisleri

Florya Sosyal Tesisleri

Florya Sosyal Tesisleri, İstanbul’un Bakırköy ilçesinde yer alan sosyal tesislerinden biridir. Güzel manzarası ve lezzetli yemekleri ile güzel bir gün geçirebileceğiniz Florya Sosyal Tesisleri arkadaşlarınızla, tek başınıza ya da ailenizle gidebileceğiniz yerler arasında bulunuyor.
Tesiste kahvaltı hizmeti de veriliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilen tesis belediyecilik anlayışı gereği uygun fiyatlarla hizmet veriyor. İç ve dış görselliği ile gidenlerin beğenisini toplayan Florya Sosyal Tesisleri, nezih bir ortam ve güzel atmosferde yemek tercihleriniz için güzel bir alternatif olarak karşınıza çıkıyor. Mekana kahvaltıya gidecek olursanız, deniz manzaralı cam kenarı masalarda oturmak için erken gitmenizde fayda var. Güzel çevre düzenlemesi ile farklı alanlarında özel günlerinizi de organize edebileceğiniz şık tesis İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nin en büyük sosyal tesisi olma unvanını elinde bulunduruyor. Tesis, yemek yemenin dışında pek çok etkinliğe de olanak tanıyor. Buraya çocuklarınızla gidecek olursanız oyun alanı sayesinde onlar da keyifle zaman geçirebiliyorlar. Elit bir semtte deniz manzaralı ve uygun fiyatlı bir yemek düşünürseniz aklınıza ilk gelmesi gereken yerlerden biri Florya Sosyal Tesisleri’ni vakit kaybetmeden deneyimlemelisiniz.

Kidzmondo

Kidzmondo

Kidzmondo

Kidzmondoİstanbul‘un Avrupa yakasındaki Trump Alışveriş Merkezi içinde bulunan bir çocuk şehridir. Çocuklar buraya giderek hem eğlenceli hem de kaliteli zaman geçirebilirler. Farklı meslek gruplarına ait oluşturulan platformlarda meslek kollarını deneyimleyebilir, ilgi ve yeteneklerini keyifli zaman geçirirken fark edebilirler. Gerçek bir şehrin çocuklar için simülasyonu olan Kidzmondo‘da çocuklar birer Kidizen, yani Kidzmondo vatandaşı olurlar. Kendi içinde kuralların olduğu bu dünyada çalışarak para kazandıktan sonra yine aynı alanda harcayabilirler. Hayat döngüsünün çocuklar tarafında eğlenceli şekilde kavranması amacıyla kurulan Kidzmondo, siz alışveriş yaparken çocuklarınız için ideal bir alternatif olabilir. Ailelerin yoğun ilgi gösterdiği Kidzmondo‘ya çocuklarınızı götürmediyseniz zaman kaybetmeyin.

Kilyos Plajları

Kilyos Plajları

Kilyos Plajları

Kilyos, İstanbul‘un Avrupa yakasında yer alan ve Sarıyer‘e bağlı olan bir yerleşim yeridir. Karadeniz kıyısındaki Kilyos, İstanbul’dan çıkmadan farklı bir yere gitme algısı yarattığı için özellikle yaz sezonlarında ziyaretçi akınına uğrar. Piknikten uçurtma sörfüne pek çok aktivite yapabileceğiniz Kilyos, farklı konserlere de ev sahipliği yapan bir tatil cenneti olarak bilinir. Karadeniz kıyısında olması sebebiyle plaj seçeneklerinin de çok olduğu Kilyos, konaklama ve restoran alternatifleri açısından da zengin bir yer olarak yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeker. Gündüz deniz ve plaj keyfi akşamları ise eğlenceli partiler düşünüldüğü zaman Kilyos, vakit kaybetmeden gezilmesi gereken yerler arasında bulunuyor.

Mihrabat Korusu

Mihrabat Korusu

Mihrabat Korusu

Mihrabat Korusu, Anadolu Yakası’nda bulunan ve eşsiz bir manzaraya sahip İstanbul korularından biridir. Beykoz ilçesindeki Kanlıca‘da bulunan koru pek çok sanatçıya ilham kaynağı olmuştur. Koru, Sultan II. Abdülhamit’in Berlin Büyükelçisi olan Sadullah Paşa’nın eşi tarafından, bir paşa kızı olan Rukiye Hanım’a hediye edilmiştir. Boğaz’da bulunan ve iki köprü manzarasına da hakim olan korudan özellikle Fatih Sultan Mehmet Köprüsü çok rahat seyredilebilmektedir. Koru, günümüzde nefes almak ve keyifli bir gün geçirmek için fazla uzaklaşmadan gidebileceğiniz alternatifler arasında bulunmaktadır. 200 dönüm alana ev sahipliği yapan koruda oturma alanları, büfeler, koşu parkurları, çocuk oyun alanı ve mesire yerleri gibi alanlar da yer alır.
 

Mısır Çarşısı

Mısır Çarşısı

Mısır Çarşısı

Mısır Çarşısıİstanbul Eminönü’nde yer alan ve 1660 yılından beri hizmet veren bir çarşıdır. Baharat Çarşısı olarak da bilinen bu büyük çarşı, İstanbul’un en eski çarşıları arasında popüler bir yere sahiptir. Tarihi yapı, Türkiye’ye gelen turistlerin ilk sırada ziyaret ettiği yerler arasında bulunur. Rengarenk baharatların yanı sıra yöresel kıyafetler, kuruyemişler, çiçek tohumları ve kahve bulabileceğiniz Mısır Çarşısı misafirlerine güzel fotoğraflar da sunmaktadır. Çarşı, Eminönü turunuz sırasında bir ihtiyacınız yoksa bile o atmosferi tatmak için girip gezebileceğiniz yerler arasındadır. İstanbul’un tarihine tanıklık eden Mısır Çarşısı ve çevresindeki yerler, gitmediyseniz zaman kaybetmemeniz gereken nadide güzellikler arasında bulunmaktadır.